Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş: “Aileyi, çocuğu ve yaşlıyı merkeze alan anlayış uluslararası standartlara yansımalı”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş: “Aileyi, çocuğu ve yaşlıyı merkeze alan anlayış uluslararası standartlara yansımalı”

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Uluslararası Sosyal Sorumluluk Forumu’nda Türkiye’nin sosyal politika ve kurumsal sosyal sorumluluk yaklaşımını anlattı. Göktaş, aile, çocuk ve yaşlı odaklı sosyal sorumluluk standartlarının güçlendirilmesi gerektiğini belirtirken, “İyilik Var” Gönüllülük Platformu ile kamu, özel sektör ve vatandaşlar arasında kurulan yeni iş birliği modelinin ayrıntılarını paylaştı.

Ekim 5, 2026 - 11:37


Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Uluslararası Sosyal Sorumluluk Forumu’nun “Küresel Ölçekte Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Geliştirilmesi” başlıklı Bakanlar Oturumu’na katılarak Türkiye’nin sosyal sorumluluk politikaları, kamu-özel sektör iş birlikleri ve gelecek dönem hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Foruma ev sahipliği yapan Suudi Arabistan’a teşekkür eden Göktaş, ülkenin Vizyon 2030 kapsamında sosyal sorumluluğu kalkınmanın merkezine taşıdığını belirtti. Türkiye’nin insani yardım alanında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunduğunu ifade eden Göktaş, bu yaklaşımın köklü yardımlaşma ve dayanışma geleneğinin bugüne yansıması olduğunu söyledi.

“İyiliği toplumu ayakta tutan ortak bir değer olarak görüyoruz”

Vakıf medeniyetinden gelen anlayışın iyiliği yalnızca bir görev olarak değerlendirmediğini kaydeden Göktaş, “Bugün bu mirası, modern sosyal politikalarla ve güçlü kurumsal ortaklıklarla geleceğe taşıyan çalışmalar yürütüyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefleri çalışmalarımızın temel dayanaklarından biridir.” dedi.

Türkiye’de uygulanan politikaların temelinde toplum refahını yükseltmeyi amaçlayan sosyal devlet anlayışının bulunduğunu vurgulayan Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu anlayışın sahadaki güçlü temsilcilerinden biri olduğunu ifade etti.

“Aile dostu ekosistem anlayışını yaygınlaştırmak öncelikli hedeflerimiz arasında”

Göktaş, 86 milyon vatandaşa ulaşmayı ve kimseyi geride bırakmamayı hedefleyen hizmetler yürüttüklerini belirterek, kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum arasında oluşturulan iş birliklerinin önemine dikkati çekti.

Bakanlığın aile, çocuk, kadın, engelli ve yaşlılar, sosyal yardımlar ile şehit ve gazi hizmetleri alanlarında paydaşlarla projeler gerçekleştirdiğini aktaran Göktaş, “Aile dostu ekosistem anlayışını yaygınlaştırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Bugün 1.200’ü aşkın şirketimiz, evlenen ve çocuk sahibi olan çalışanlarına destek olmayı taahhüt etti.” ifadelerini kullandı.

Kadınların her alanda güçlenmesine yönelik iş dünyasının taahhütlerini içeren “Sürdürülebilir Kalkınmada Kadın Hamlesi İlkeleri”nin kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlatan Göktaş, otomotiv sektörünün öncü firmalarıyla engelli bireylerin çalışma hayatına katılımını destekleyen istihdam projeleri yürütüldüğünü söyledi.

Mobil operatörlerle yapılan çalışmalar kapsamında huzurevlerinin dijital dünyaya bağlandığını ve yaşlıların sevdikleriyle ve toplumla bağlarının güçlendirildiğini kaydeden Göktaş, “Aile ve Nüfus 10 Yılı” vizyonu doğrultusunda söz konusu iş birliklerini daha da genişletmeyi hedeflediklerini bildirdi.

“Gerçek değişim kısa vadeli kampanyalarla değil, kararlı ortaklıklarla mümkün”

Kurumsal sosyal sorumluluğun son çeyrek asırda önemli bir dönüşüm geçirdiğine işaret eden Göktaş, geçmişte büyük ölçüde şirket kârının bir bölümünü topluma aktaran gönüllü hayırseverlik anlayışıyla değerlendirilen kavramın artık şirketlerin iş modellerinin, yatırım kararlarının ve tedarik zincirlerinin ayrılmaz parçası hâline geldiğini belirtti.

Yatırımcıların yalnızca finansal sonuçlarla değil, şirketlerin toplum ve çevre üzerindeki etkileriyle de ilgilendiğini vurgulayan Göktaş, kurumsal sosyal sorumlulukta taahhütten etkiye geçiş için ölçüm, uyum ve süreklilik olmak üzere üç temel koşul bulunduğunu söyledi.

Göktaş, “Birincisi, ölçüm. Sosyal etkinin de çevresel etki kadar şeffaf ve karşılaştırılabilir göstergelerle ölçülmesi gerekiyor. İkincisi, uyum. Şirketlerin sosyal sorumluluk çalışmalarının, ülkelerin sosyal politika öncelikleriyle uyumlu olması, kaynakların en doğru alana yönelmesini sağlıyor. Üçüncüsü, süreklilik. Gerçek değişim, kısa vadeli kampanyalarla değil, uzun soluklu ve kararlı ortaklıklarla mümkün oluyor.” dedi.

Sivil Toplum Vizyon Belgesi ve II. Eylem Planı ile yeni mekanizmalar

Bu yaklaşımın hayata geçirilmesi amacıyla Bakanlık bünyesinde somut mekanizmalar oluşturulduğunu belirten Göktaş, tüm paydaşlarla gerçekleştirilen iş birliklerini güçlendirmek üzere hazırlanan Sivil Toplum Vizyon Belgesi ve II. Eylem Planı’nın önem taşıdığını kaydetti.

Eylem planı kapsamında şeffaflık, hesap verebilirlik, gönüllülük kültürünün yaygınlaştırılması ve dijitalleşme başlıklarında çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Göktaş, sosyal taraflarla ilişkilerin daha kurumsal bir zemine taşındığını ve destek mekanizmalarının daha etkin biçimde devreye alındığını ifade etti.

“İyilik Var dijital bir köprüdür”

Dezavantajlı kesimlere yönelik hizmetlerin toplumun ortak emeğiyle güçleneceğini vurgulayan Göktaş, Bakanlık tarafından hayata geçirilen “İyilik Var” Gönüllülük Platformu’nun bu yaklaşımın önemli araçlarından biri olduğunu söyledi.

Göktaş, “İyilik Var, Bakanlığımızın güvencesinde vatandaşlarımızın zamanını, emeğini, bilgisini ve mesleki birikimini gerçek ihtiyaçlarla buluşturan dijital bir köprüdür.” ifadelerini kullandı.

Platformun “İyilik Kapısı” modülü aracılığıyla şirketlerin, esnafın ve serbest meslek mensuplarının ihtiyaç sahiplerine doğrudan ayni bağış ve hizmet desteği sunabildiğini açıklayan Göktaş, “İnanıyorum ki bu iyilik ekosistemi, Aile ve Nüfus 10 Yılı’nda ailelerimize güç, topluma güven ve geleceğimize umut katan en kıymetli dayanaklarımızdan biri olacak.” dedi.

“Kurumsal sosyal sorumluluğu toplumsal refaha yapılan stratejik yatırım olarak görüyoruz”

Türkiye’nin küresel düzeyde sosyal sorumluluk alanındaki deneyimine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Göktaş, iklim ve çevre başlıklarının küresel gündemde güçlü biçimde yer bulmasına karşın sosyal boyutun, insanın, ailenin ve toplumun zaman zaman ikinci planda kaldığına dikkati çekti.

Dünyanın ciddi sosyal dönüşümlerle karşı karşıya bulunduğunu belirten Göktaş, birçok ülkede doğurganlık hızının nüfusun yenilenme seviyesinin altına düştüğünü, nüfusun yaşlandığını ve bakım ihtiyacının arttığını kaydetti.

Dijital dünyanın çocuklar açısından büyük fırsatların yanı sıra yeni riskler de barındırdığını ifade eden Göktaş, “Bu nedenle, kurumsal sosyal sorumluluğun önümüzdeki dönemdeki asıl sınavının sosyal alanda olacağına inanıyorum. Kurumsal sosyal sorumluluğu, insan kaynağına ve toplumsal refaha yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz.” diye konuştu.

Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi yedi ülkeye ulaştı

Türkiye’nin sosyal sorumluluk alanındaki deneyiminin uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu belirten Göktaş, 2016’dan bu yana yürütülen Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi’nin “Global Engineer Girls” adıyla farklı ülkelere yayıldığını bildirdi.

Göktaş, projenin Suudi Arabistan dahil yedi ülkede genç kadınlara burs, mentorluk ve istihdam imkânı sunduğunu belirterek sosyal boyutun küresel sürdürülebilirlik gündeminde daha güçlü yer edinmesi gerektiğini ifade etti.

“Tecrübelerimizi paylaşmaya ve iş birliğimizi derinleştirmeye hazırız”

Aile, çocuk ve yaşlıların kurumsal sosyal sorumluluk politikalarının merkezinde bulunması gerektiğini vurgulayan Göktaş, “Aileyi, çocuğu ve yaşlıyı merkeze alan bir kurumsal sosyal sorumluluk anlayışının, uluslararası standartlara daha güçlü biçimde yansıması gerekiyor. Türkiye olarak, bu alandaki tecrübelerimizi paylaşmaya ve dost ülkelerle iş birliğimizi derinleştirmeye hazırız.” dedi.

Göktaş, Riyad’daki Uluslararası Sosyal Sorumluluk Forumu’nun daha adil, kapsayıcı ve müreffeh bir gelecek için yeni iş birliklerinin kurulmasına katkı sağlamasını temenni etti.