AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu: “Gıdanın bir silah olarak kullanılması asla kabul edilemez”

AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu: “Gıdanın bir silah olarak kullanılması asla kabul edilemez”

Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, 16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında İzmir Ticaret Odasında düzenlenen etkinlikte küresel açlık, gıda israfı, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir tarıma ilişkin açıklamalarda bulundu. Gıdaya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, gençlerin ve kadınların tarımsal üretimde daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini belirterek teknoloji, bilim ve üretim iş birliğinin önemine dikkat çekti.

Ekim 17, 2026 - 11:35

Önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla İzmir Ticaret Odasında düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, küresel gıda güvenliğinden israfla mücadeleye, sürdürülebilir tarımdan su ve toprak verimliliğine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Gıdanın yalnızca belirli günlerde gündeme getirilecek veya tek bir kurumun sorumluluğuna bırakılacak bir mesele olmadığını belirten Kasapoğlu, gıda güvenliğinin bütün insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.

“Açlık, kader değildir”

Dünyada milyonlarca insanın açlıkla mücadele ettiğini, milyarlarca insanın ise sağlıklı ve yeterli gıdaya erişemediğini belirten Kasapoğlu, teknolojik gelişmelerin ulaştığı seviyeye rağmen açlığın devam etmesinin insanlık açısından ciddi bir çelişki oluşturduğunu söyledi.

Kasapoğlu, “Açlık, kader değildir.” sözleriyle gıda güvensizliğiyle mücadelede ortak sorumluluk üstlenilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Küresel gıda raporlarında yer alan verilere işaret eden Kasapoğlu, üretilen gıdanın önemli bir bölümünün tarladan sofraya ulaşmadan kaybedildiğini veya tüketim aşamasında israf edildiğini belirtti.

Gıda israfının yalnızca yiyeceklerin çöpe atılmasından ibaret olmadığını ifade eden Kasapoğlu, israf edilen her ürünle birlikte üretimde kullanılan suyun, toprağın, enerjinin ve çiftçinin emeğinin de kaybedildiğini dile getirdi.

Kasapoğlu, “Çünkü bereket sadece üretmek değildir. Bereket, üreticinin kıymetini bilmek ve üretileni hakkaniyetle, adilce paylaşmakla olur.” ifadelerini kullandı.

Gıda kaybı ve israfıyla mücadelenin toplumun bütün kesimlerini ilgilendirdiğini kaydeden Kasapoğlu, geleceğin gıda güvenliğini sağlamanın ilk şartının alın teriyle üretilen ürünleri korumak olduğunu belirtti.

“Sıfır Atık, küresel gıda güvenliği açısından stratejik bir adım”

Emine Erdoğan'ın himayelerinde yürütülen Sıfır Atık çalışmalarına değinen Kasapoğlu, projenin çevre duyarlılığının ötesine geçerek uluslararası ölçekte karşılık bulan bir harekete dönüştüğünü ifade etti.

Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Sıfır Atık Günü'nün kabul edilmesinin Türkiye'nin bu alandaki yaklaşımının küresel düzeyde önem kazandığını gösterdiğini belirten Kasapoğlu, gıda kayıplarının kaynağında önlenmesinin tarımsal verimlilik açısından da önemli olduğunu söyledi.

Tarladan sofraya uzanan üretim ve tüketim zincirinde ortaya çıkan atıkların yeniden toprağa, gübreye ve enerjiye kazandırılması gerektiğini vurgulayan Kasapoğlu, kaynakların etkin kullanımının sürdürülebilir üretimin temel unsurlarından biri olduğunu dile getirdi.

Kasapoğlu, “İsrafı yönetemiyorsak kıtlığı yönetmemiz mümkün değil.” sözleriyle gıda israfıyla mücadele edilmeden küresel gıda sorunlarının kalıcı biçimde çözülemeyeceğine dikkat çekti.

“Gıdanın bir silah olarak kullanılması asla kabul edilemez”

Savaşların ve çatışmaların küresel gıda güvensizliğinin önemli nedenleri arasında bulunduğunu belirten Kasapoğlu, özellikle Gazze'de sivillerin gıdaya ve temiz suya erişiminin engellenmesine tepki gösterdi.

Açlığın ve kıtlığın insan eliyle oluşturulmasının kabul edilemeyeceğini vurgulayan Kasapoğlu, “Gıdanın bir silah olarak kullanılması asla kabul edilemez.” ifadeleriyle gıdaya erişimin çatışmalarda baskı aracı hâline getirilmesine karşı çıktı.

Gıdanın yalnızca ekonomik değer taşıyan bir ürün olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Kasapoğlu, “Bizler için gıda ticari bir emtia değil; bir insan hakkı, yaşam hakkı ve insanlık onurudur.” dedi.

Türkiye'nin küresel gıda krizleri karşısında üstlendiği diplomatik role de değinen Kasapoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın öncülüğünde hayata geçirilen Karadeniz Tahıl Koridoru Girişimi sayesinde milyonlarca ton tahılın dünya pazarlarına, özellikle Afrika'daki ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını hatırlattı.

Kasapoğlu, Türkiye'nin krizlerin ve adaletsizliklerin yaşandığı bölgelerde barış, diplomasi ve insanlık vicdanı doğrultusunda hareket etmeyi sürdüreceğini ifade etti.

“Üretimi korumak, geleceği korumaktır”

İzmir'in tarımsal üretim potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kasapoğlu, Bakırçay'dan Gediz'e, Küçük Menderes'e uzanan verimli toprakların Türkiye'nin tarımsal üretiminde önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

İklim değişikliği, azalan su kaynakları, artan kuraklık baskısı ve toprak yapısındaki bozulmaların tarımsal üretimin geleceğini doğrudan etkilediğini ifade eden Kasapoğlu, değişen koşullar karşısında yeni üretim yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

“Üretimi korumak, geleceği korumaktır.” mesajını veren Kasapoğlu, tarımsal üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması için suyun, toprağın ve diğer doğal kaynakların daha verimli kullanılması gerektiğine dikkat çekti.

“Su, hayatın ta kendisidir”

Küresel ölçekte tüketilen tatlı suyun yüzde 72'sinin tarımsal üretimde kullanıldığını hatırlatan Kasapoğlu, su kaynaklarının korunmasının gıda güvenliği açısından kritik önem taşıdığını belirtti.

Sulama sistemlerinin geliştirilmesi, su kayıp ve kaçaklarının azaltılması, yağmur suyunun değerlendirilmesi ve atık suların yeniden kullanılması gerektiğini ifade eden Kasapoğlu, tarımda daha az kaynakla daha verimli üretim yapılmasının zorunluluk hâline geldiğini kaydetti.

Kasapoğlu, “Su ve toprak verimliliği hepimiz için çok ama çok önemli bir konu.” diyerek su yönetiminin yalnızca tarımsal üretim açısından değil, gelecek nesillerin yaşam koşulları bakımından da ele alınması gerektiğini vurguladı.

“Tarımda teknoloji bir tercih değil, ihtiyaçtır”

Tarımsal üretimde bilimsel bilgi ve teknolojik yeniliklerin önemine değinen Kasapoğlu, Anadolu çiftçisinin kuşaklar boyunca edindiği deneyimin üniversiteler, teknoparklar ve araştırma kurumlarının bilgi birikimiyle buluşturulması gerektiğini söyledi.

Geleneksel tarım bilgisinin modern üretim teknikleriyle geliştirilmesinin verimliliği artıracağını belirten Kasapoğlu, tarımda teknolojinin bir tercih değil, ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Üniversitelerde üretilen bilginin tarlaya, tarladaki tecrübenin sanayiye, sanayide ortaya çıkan katma değerin ise üretime ve ihracata dönüşmesinin önemine dikkat çeken Kasapoğlu, tarımsal kalkınmanın kurumlar arası güçlü iş birliğiyle mümkün olacağını ifade etti.

İzmir'deki üniversitelerin, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının ve üreticilerin ortak çalışmalar yürütmesini önemli bulduğunu belirten Kasapoğlu, bilim ve üretim arasındaki bağın güçlendirilmesinin hem İzmir'e hem de Türkiye ekonomisine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Kadın üreticilerin finansmana ve teknolojiye erişimi güçlendirilmeli

Tarımsal kalkınmanın yalnızca üretim araçlarıyla değil, güçlü insan kaynağıyla mümkün olacağını belirten Kasapoğlu, kadın çiftçilerin ve kadın kooperatiflerinin üretim süreçlerinde daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.

Kadın üreticilerin finansmana, teknolojiye ve üretim kaynaklarına erişiminin artırılmasının önemine değinen Kasapoğlu, tarımda kadın emeğinin desteklenmesi ve başarılı üretim modellerinin yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.

Kadınların üretim gücüyle gençlerin yenilikçi yaklaşımının bir araya getirilmesinin tarımsal kalkınmayı güçlendireceğini belirten Kasapoğlu, tarımın yeni girişimlerin geliştirildiği stratejik bir alan olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

“Gençleri tarımın merkezine almalıyız”

Gençlerin tarımsal üretimden uzaklaşmasının önüne geçilmesi gerektiğini vurgulayan Kasapoğlu, günümüz tarımının yalnızca geleneksel üretim yöntemleriyle veya fiziksel emekle sınırlı olmadığını belirtti.

Biyoteknoloji, yazılım, veri analizi, dron teknolojileri ve gastronomi gibi alanların tarımsal üretimle doğrudan ilişkili hâle geldiğini ifade eden Kasapoğlu, gençlerin bilgi ve becerileriyle tarım sektörüne yeni bir yön verebileceğini söyledi.

Kasapoğlu, “Gençlerimizi pasif izleyiciler ve tüketiciler olarak görmememiz gerekiyor. Gençleri bizzat direksiyonun başında, Türkiye'ye istikamet çizen, yol veren aktörler olarak görmemiz; onları bu sürece hep birlikte dâhil etmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Gençler tarımın geleceğine yön vermeli”

Gençlerin tarımsal kalkınmanın yalnızca takipçisi değil, doğrudan karar vericisi ve üreticisi olması gerektiğini belirten Kasapoğlu, genç girişimcilerin tarım teknolojileri ve yenilikçi üretim modelleriyle desteklenmesinin önemine dikkat çekti.

Tarım sektörünün gençler için yeni fırsatlar sunan bir alana dönüştürülmesi gerektiğini ifade eden Kasapoğlu, kadın üreticilerin güçlendiği, gençlerin yeni girişimler geliştirdiği ve teknolojinin üretimin her aşamasında kullanıldığı bir tarımsal yapının oluşturulması gerektiğini söyledi.

Kasapoğlu, gençlerin üretim süreçlerine aktif katılımının hem tarımsal sürdürülebilirlik hem de Türkiye'nin gelecek hedefleri bakımından önemli olduğunu kaydetti.

Dünya Gıda Günü'nde ortak sorumluluk çağrısı

Dünya Gıda Günü'nün yalnızca gıda sorunlarının hatırlandığı bir gün olarak görülmemesi gerektiğini belirten Kasapoğlu, açlıkla mücadele, israfın önlenmesi, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilir üretim konusunda ortak bir bilinç oluşturulmasının önemini vurguladı.

Gıda güvenliğinin gelecek nesillere karşı önemli bir sorumluluk olduğunu ifade eden Kasapoğlu, üreticilerin emeğinin korunması, kaynakların verimli kullanılması ve gıdaya adil erişimin sağlanması gerektiğini dile getirdi.

Kasapoğlu, konuşmasının sonunda toprağa emek veren çiftçilere, gıda alanında çalışanlara, bilim insanlarına ve sanayicilere teşekkür ederek Dünya Gıda Günü'nün gıda güvenliği ve israfla mücadele konusunda toplumsal farkındalığın güçlenmesine katkı sağlamasını temenni etti.