Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran: “Hakikatin Muhafazası Millî Güvenlik ve Stratejik Varoluş Meselesidir”
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nde düzenlenen 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Konferansı’nda stratejik iletişim, kamu diplomasisi, dezenformasyonla mücadele ve küresel dönüşümün Türkiye’ye etkilerini değerlendirdi. “Hakikate, gerçeğe ulaşmak kolay değil ama imkânlar dâhilinde mümkün” diyen Duran, gençlere sorgulayan bir düşünce yapısı geliştirme ve hakikatin izinden ayrılmama çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Sezai Karakoç Salonu’nda düzenlenen “Küresel Dönüşüm Çağında Stratejik İletişim, Kamu Diplomasisi ve Türkiye’nin Gelecek Vizyonu” başlıklı 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Konferansı’nda konuştu. Akademik yılın açılış dersini gerçekleştiren Duran, küresel sistemde yaşanan dönüşümün siyasi, ekonomik, teknolojik ve toplumsal etkilerine dikkat çekerek stratejik iletişim, dezenformasyonla mücadele ve hakikatin korunmasının millî güvenlik açısından taşıdığı önemi vurguladı.
“ÜNİVERSİTE, DOĞRU SORULARIN PEŞİNE GİDİLEN BİR YERDİR”
ASBÜ’nün akademik hayatta iddialı bir konuma sahip olmasının heyecan ve gurur verici olduğunu belirten Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde dile getirdiği “Akademide yolda olmak, kimi zaman menzile ulaşmaktan daha faydalıdır” sözlerini hatırlattı.
Üniversitenin yalnızca cevaplara ulaşılan bir yer olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Duran, “Üniversite, doğru soruların peşine gidilen bir yerdir” mesajını verdi. Üniversite eğitiminin öğrencilerin keşfetme duygusunu geliştirdiğini ve kendi düşüncelerini gerekçeleriyle savunabilmelerine imkân sağladığını belirten Duran, farklı fikirlerle karşılaşmanın ve gerektiğinde kişinin kendi düşüncelerini yeniden değerlendirmesinin önemini vurguladı.
Uluslararası ekonomik ilişkilerden devletlerin güvenlik anlayışına, teknolojinin gündelik yaşama entegrasyonundan kültürel üretime kadar geniş bir alanda yapısal dönüşüm yaşandığını kaydeden Duran, teknolojik gelişmelerin hızına karşılık bu gelişmelerin ortaya çıkardığı sorunlara yönelik araştırmaların, hakları koruyan kuralların ve eğitim imkânlarının aynı hızla oluşturulamadığına işaret etti.
Duran, değişimin etkilerini anlayacak kavramların ve kurumların geliştirilmesinde üniversitelere, fikir insanlarına ve bilgi üreten kesimlere önemli sorumluluklar düştüğünü dile getirdi.
“BENLİK GÜVENLİĞİ OLARAK DA GÖRÜYORUM”
Dijital iletişim araçlarının yalnızca bilgi ve haber aktarımıyla sınırlı olmadığını belirten Duran, bu platformların insanların kişilikleri ve benlikleri hakkında da veriler oluşturabildiğini ifade etti. Dijital ortamda elde edilen bilgilerin farklı şekillerde işlenerek yeniden kullanıldığına dikkati çeken Duran, bireylerin dijital kimlikleri üzerindeki kontrolü sorgulaması gerektiğini söyledi.
Dijital kimlikle fiziksel benlik arasındaki etkileşimin önemine değinen Duran, “O hâlde bunu sadece bir devlet güvenliği olarak da görmeyelim. Ben, bunu benlik güvenliği olarak da görüyorum.” ifadelerini kullandı.
İnsanlara ücretsiz sunulan dijital hizmetlerin arka planının ve kullanıcıları hangi yönlere sevk edebileceğinin daha fazla sorgulanması gerektiğini belirten Duran, kurumların ve sektörlerin yeni stratejiler geliştirirken bütüncül ve çok disiplinli bir perspektifle hareket etmesinin artık bir tercih değil, zorunluluk hâline geldiğini kaydetti.
KÜRESEL KRİZLER VE DEĞİŞEN GÜVENLİK ANLAYIŞI
Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan gelişmelerin ekonomik dengeleri kısa sürede değiştirebildiğini belirten Duran, uluslararası siyasi ilişkilerin, ittifak yapılarının ve devletler arasındaki dengelerin de bu süreçten etkilendiğini söyledi.
Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşa ve diğer çatışma alanlarına değinen Duran, bu gelişmelerin dünya düzenine ilişkin mevcut varsayımları değiştirdiğini ifade etti. Çok kutuplu dünya düzeninin beraberinde belirsizlikler getirdiğini belirten Duran, savaşların yalnızca askerî alanla sınırlı kalmadığını; enerji fiyatlarından siber güvenliğe, iletişimden dezenformasyon kampanyalarına kadar birçok alanda etkili olduğunu dile getirdi.
Duran, yaşanan gelişmelerin “çoklu krizler” olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek savaş teknolojilerindeki değişimin ve silahlı insansız hava araçlarının ortaya çıkardığı yeni risklerin ülkelerin güvenlik politikalarını yeniden şekillendirdiğini kaydetti.
Türkiye’nin farklı ihtimalleri kapsayan hazırlıklar yapmasının önemine işaret eden Duran, dünya sistemindeki dönüşümün yalnızca savunma bütçeleri ve güvenlik harcamaları üzerinden açıklanamayacağını vurguladı.
Küresel üretim ağlarının entegrasyonu, sürdürülebilir enerji politikaları, tedarik zincirleri, ulusal veri altyapılarının güvenliği ve yüksek teknoloji kapasitesinin ülkelerin egemenliğini güçlendiren unsurlar arasına girdiğini belirten Duran, ülkelerin gücünün değerlendirilmesinde patent sayılarının, teknolojik gelişmişliğin, küresel eğilimlere yön verme kapasitesinin, krizlere karşı dayanıklılığın ve diplomatik etkinliğin de dikkate alındığını ifade etti.
“ÇOK KUTUPLULUĞUN NASIL ŞEKİLLENECEĞİ HENÜZ BELLİ DEĞİL”
Türkiye’nin tarihsel ve jeopolitik derinliği ile dinamik demografik yapısının uluslararası alandaki etkisini artırdığını belirten Duran, yükselen güçlerin kendi millî önceliklerini daha özerk biçimde savunma arayışlarının uluslararası sistemin önemli unsurlarından biri hâline geldiğini söyledi.
Çok kutuplu dünya düzeninin henüz kalıcı ittifaklar ve belirgin mekanizmalarla şekillenmediğini ifade eden Duran, ülkelerin millî çıkarlarını önceleyerek farklı konularda ikili ve çok taraflı ilişkiler geliştirdiğini kaydetti.
Duran, “Bu dünyada daha adil, daha eşitlikçi, daha barışçıl ve daha dengeli bir ortam arayan ülkelerden biriyiz.” dedi.
Güç merkezlerinin çoğalmasının yeni ekonomik fırsatlar ve iş birliği alanları oluşturduğunu dile getiren Duran, Türkiye’nin son 25 yılda geliştirdiği kapasiteye dikkat çekti. Üniversitelerden havalimanlarına, genç nüfusun enerjisinden ülkenin farklı alanlardaki birikimine kadar geniş bir potansiyel bulunduğunu belirten Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” ve “Daha adil dünya mümkündür” ifadeleriyle dile getirdiği hedeflere ortak çabayla ulaşılabileceğini söyledi.
Birleşmiş Milletlerde reform yapılması gerektiğine ilişkin çağrıların uluslararası alanda giderek daha fazla karşılık bulduğunu belirten Duran, Türkiye’nin jeopolitik konumu ve krizleri önceden değerlendirme kapasitesinin bu süreçte etkili olduğunu ifade etti.
Duran, ASBÜ’nün hukuk, siyaset bilimi, iktisat, tarih ve sosyoloji başta olmak üzere farklı disiplinleri bir araya getirerek daha adil bir dünya hedefi doğrultusunda fikirler ve çözüm önerileri geliştirmesi gerektiğini kaydetti.
“HAKİKATİN MUHAFAZASI MİLLÎ GÜVENLİK MESELESİDİR”
Dezenformasyon ve iletişim alanındaki manipülasyonların ülkelerin uluslararası itibarını ve toplumsal güveni etkileyebildiğini belirten Duran, hiçbir ülkenin kendi algısını başka ülkelerin insafına bırakabilecek durumda olmadığını söyledi. Bir ülkenin kendisini doğru anlatmasının ve bu anlatımı küresel ölçekte etkiye dönüştürmesinin önemini vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının dezenformasyonla mücadeleyi öncelikleri arasına aldığını belirten Duran, Türkiye’yi ilgilendiren konularda hakikatin korunması için çeşitli araç ve imkânlarla çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.
“Hakikate, gerçeğe ulaşmak kolay değil ama imkânlar dâhilinde mümkün.” diyen Duran, bu hedef için donanımın artırılması ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
Dijital platformların ağırlık kazandığı iletişim ekosisteminde hakikatin korunmasının doğrudan millî güvenlik ve stratejik varoluş meselesi hâline geldiğini belirten Duran, dezenformasyon, manipülasyon, sahte haberler, yapay zekâyla üretilen deepfake içerikler ve bot ağlarının yalnızca medya alanıyla sınırlı sorunlar olmadığını vurguladı.
Bu tür içeriklerin demokratik süreçleri olumsuz etkileyebildiğini, vatandaşların kamu kurumlarına duyduğu güveni sarsmayı hedefleyebildiğini ve kriz anlarında toplumsal dayanışmayı zayıflatabildiğini ifade eden Duran, söz konusu tehditlerin kriz yönetimini sekteye uğratabildiğini ve ülkenin uluslararası itibarına zarar verebildiğini söyledi.
İletişim Başkanlığının yalnızca ortaya çıkan yanlış bilgilere tepki veren bir yapı olarak hareket etmediğini belirten Duran, değişen iletişim eğilimlerini önceden analiz etmeye, olası riskleri değerlendirmeye ve gerekli önlemleri almaya çalıştıklarını kaydetti.
STRATEJİK İLETİŞİM VE KAMU DİPLOMASİSİ VURGUSU
Türkiye’nin uluslararası alandaki algısına katkı sağlamak amacıyla dezenformasyonla mücadele mekanizmaları, uluslararası yayıncılık faaliyetleri, kamu diplomasisi projeleri ve stratejik iletişim çalışmaları yürüttüklerini belirten Duran, bu faaliyetlerde Türkiye’nin tarihî ve medeniyet birikimini esas alan, insanı merkeze koyan dış politika anlayışının öne çıktığını ifade etti.
Sosyal medyanın herkesin her iddiasını ve hakaretini sınırsız biçimde ortaya atabileceği bir alan olarak görülmemesi gerektiğini dile getiren Duran, iletişim ortamının özgür ve çoğulcu bir kamusal tartışma alanı olarak korunması için ortak sorumluluk üstlenilmesi gerektiğini söyledi.
Bilgi akışının hızlandığı ve hakikat ile algı arasındaki sınırın zaman zaman bulanıklaştığı günümüzde doğru bilginin bağlamından koparılmadan ve eksiksiz biçimde aktarılmasının önemine dikkat çeken Duran, iletişim alanında doğruluk ve güvenilirliğin korunmasının temel öncelikler arasında yer aldığını belirtti.
GENÇLERE BEŞ TEMEL DEĞER ÇAĞRISI
Konuşmasının sonunda üniversite öğrencilerine seslenen Duran, bilgi çağında insanların yollarını bulabilmesi için sağlam değerlere ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Medeniyet ve kültür birikiminden gelen ilkelerin düşünce dünyasına yön vermesi gerektiğini belirten Duran, gençlere üniversite yılları boyunca beş temel değeri benimsemeleri tavsiyesinde bulundu.
Duran, bu değerleri “Hakikate sadakat, insana merhamet, çalışmada sebat ve mesuliyet, estetik ve kültür bilinci, geçmişe vefa ve geleceğe inanç” sözleriyle sıraladı.
Gençlere sorgulamaktan, araştırmaktan ve gerektiğinde doğru bildiklerini dile getirmekten çekinmemeleri çağrısında bulunan Duran, “Kalabalıkların alkışı geçicidir. Hâlbuki ilmin ve vicdanın sesi kalıcıdır.” dedi.
Yalanın kolayca dolaşıma girdiği bir ortamda doğruluğu savunmanın cesaret gerektirebildiğini belirten Duran, gençlerin bu cesareti bilimden ve vicdandan alması gerektiğini vurguladı.
DURAN’DAN ASBÜ’YE TEŞEKKÜR MESAJI
Burhanettin Duran, açılış dersi sonrasında NSosyal hesabından yayımladığı mesajda, akademik hayatında özel bir yeri bulunduğunu belirttiği ASBÜ’de 2026-2027 akademik yılının açılış dersini gerçekleştirmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Üniversite eğitiminin doğru sorular sormayı öğrenmek, farklı fikirlerle karşılaşmak ve dünyayı çok boyutlu değerlendirmek açısından önem taşıdığını kaydeden Duran, küresel dönüşüm sürecinde stratejik iletişim, hakikatin korunması ve dezenformasyonla mücadelenin ülkelerin uluslararası etkinliği ve millî güvenliği bakımından önemine yeniden dikkat çekti.
Gençlerin teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanırken insanî değerleri koruması gerektiğini belirten Duran, “Bilgiyi merhametle, başarıyı tevazuyla, gücü adaletle buluşturmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Duran, mesajında ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan’a ve üniversite ailesine davetleri dolayısıyla teşekkür ederek 2026-2027 akademik yılının üniversite, yükseköğretim camiası ve Türkiye için verimli geçmesi temennisinde bulundu.