DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal: “168 milyar yerine 772 milyarlık yasal destek çiftçiye verilseydi tarım küçülür müydü?”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, TÜİK’in açıkladığı 2025 büyüme verilerini değerlendirerek tarım sektörünün yüzde 8,8 küçülmesine dikkat çekti. Tarım Kanunu’na göre çiftçiye verilmesi gereken desteklerin bütçede karşılık bulmadığını belirten Karal, yasal olarak ayrılması gereken yüzlerce milyar liralık desteğin üreticiye verilmemesinin hem tarımı hem de gıda fiyatlarını doğrudan etkilediğini ifade etti.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2025 yılı büyüme verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarım sektörünün 2025 yılında yüzde 8,8 küçüldüğünü hatırlatan Karal, bu daralmanın temel nedeninin yetersiz destek politikaları olduğunu söyledi.
Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre Gayrisafi Yurt İçi Hasılanın en az yüzde 1’inin tarımsal destek olarak ayrılması gerektiğini belirten Karal, 2025 yılında çiftçiye verilmesi gereken yaklaşık 615 milyar liralık desteğin yalnızca 135 milyar lira olarak ayrıldığını ifade etti. Aradaki yaklaşık 480 milyar liralık farkın üreticiye verilmediğini kaydeden Karal, “Yasal olarak 2026 yılı itibarıyla verilmesi gereken destek yaklaşık 772 milyar lira ancak bütçede tarımsal destek için yalnızca 168 milyar lira ayrıldı. Çiftçiye yasal hakkının neredeyse beşte biri veriliyor. Aradaki yüzlerce milyarlık fark çiftçiye ödenmiş olsaydı tarım küçülür müydü? Üretici borç batağında kıvranır mıydı? Vatandaş gıdaya bu kadar zor erişir miydi?” dedi.
“Üreten sektör daralıyor, betona dayalı büyüme sürüyor”
Karal, açıklamasında Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdüğünü ancak sektörler arasında önemli farklılıklar yaşandığını ifade etti. İnşaat sektörünün yüzde 10,8 büyüdüğünü, sanayi sektörünün ise yüzde 2,9 ile genel büyümenin altında kaldığını belirten Karal, tarım sektörünün yüzde 8,8 küçülme ile daralan tek sektör olduğunu vurguladı. Karal, “Üreten sektör daralıyor, betona dayalı büyüme sürüyor.” ifadelerini kullandı.
“Tarım küçülürse bedelini herkes öder”
Tarım sektöründeki daralmanın yalnızca üreticiyi değil doğrudan tüketiciyi de etkilediğini belirten Karal, gıda enflasyonuna ilişkin verileri de hatırlattı. Şubat ayında gıda enflasyonunun aylık yüzde 6,89, yıllık bazda ise yüzde 36,44 arttığını ifade eden Karal, “Üretim azalırken fiyatların artması kaçınılmazdır. Tarım küçülüyorsa bunun bedelini hem çiftçi hem vatandaş öder.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de enflasyon sepetinde en yüksek payın gıda kalemlerine ait olduğunu belirten Karal, tarımdaki zayıflamanın dar ve sabit gelirli kesimlerin yaşam koşullarını daha da zorlaştıracağını söyledi.
“Bu tabloyu sadece iklimle açıklayamazsınız”
Tarımda yaşanan gerilemenin yalnızca zirai don, kuraklık ya da sel gibi doğal afetlerle açıklanamayacağını dile getiren Karal, üreticinin artan maliyetlerle de mücadele ettiğini vurguladı. Karal, “Mazot 60 lirayı geçmiş, gübre ve elektrik maliyetleri artmış, işçilik giderleri yükselmişken üretici nasıl ayakta kalacak?” ifadelerini kullandı.
Tarımın stratejik bir sektör olduğuna dikkat çeken Karal, “Tarım gibi stratejik bir sektörün bu denli küçülmesi demek; vatandaşın sofrasındaki yükün daha da ağırlaşması, pazardaki etiketlerin daha da yükselmesi, çiftçinin üretimden kopması ve vatandaşın pahalı gıdaya mahkûm olması demektir. Çiftçinin kaybetmesi milletin kaybetmesi demektir.” dedi.
Karal, tarımda çözüm için üreticinin yasal destek hakkının eksiksiz verilmesi, girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve planlı üretim modelinin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, “Tarım ayağa kalkmadan enflasyon düşmez, refah artmaz. Çözüm; güven veren, üretimi önceleyen ve adil paylaşımı esas alan bir ekonomi yönetimidir.” açıklamasında bulundu.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI