DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal: “3Y ile mücadele düsturuyla çıkılan yolun sonunda 3Y katmerleşti”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, AK Parti’nin kuruluş dönemindeki “yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele” hedefleri üzerinden siyasi muhasebe yaptı. AK Parti’nin Rize Kurucu İl Başkanı olarak görev yapan Karal, kuruluş ilkeleri ile bugünkü tablo arasındaki mesafenin görmezden gelinemeyeceğini belirterek, “Madem dönüp dolaşıp yine başa dönecektik, yıllarca bu çileyi neden çektik?” diye sordu.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, AK Parti’nin kuruluş yıllarında öne çıkardığı “3Y ile mücadele” söylemi üzerinden yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karal, “3Y ile mücadele düsturuyla çıkılan yolun sonunda, bugün ne yazık ki 3Y’nin katmerleştiği bir Türkiye gerçeğiyle yüz yüzeyiz.” dedi.
AK Parti’nin Rize Kurucu İl Başkanı olarak kuruluş sürecinde görev alan ve üç dönem AK Parti Rize Milletvekili olarak TBMM’de bulunan Karal, değerlendirmesinin yalnızca güncel bir siyasi eleştiri olmadığını, içinde yer aldığı döneme ilişkin kişisel bir muhasebe niteliği de taşıdığını ifade etti.
“Hey gidi AK Parti hey…”
AK Parti’nin kuruluş sürecinde ve ilk yıllarında yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadelenin temel siyasi hedeflerden biri olduğunu hatırlatan Karal, yıllarca bu amaç doğrultusunda çalışan kişilerin mevcut tabloyu değerlendirmesi gerektiğini söyledi.
Karal, “Hey gidi AK Parti hey… Yolsuzlukla, yoksullukla ve yasaklarla mücadele düsturuyla yola çıkıldı. Bu uğurda yıllar verildi, büyük emekler ortaya konuldu. Bugün geldiğimiz noktada ise ne yazık ki mücadele edilen bu üç başlığın yeniden ve çok daha ağır biçimde Türkiye’nin gündeminde olduğunu görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
“3Y artık sadece üç kelimeden ibaret değil”
Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar başlıklarının toplumun gündelik hayatında karşılık bulduğunu savunan Karal, rüşvet ve usulsüzlük iddialarından ekonomik koşullara, sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerinden enflasyona kadar farklı alanları örnek gösterdi.
Karal, “Bir tarafta rüşvet, usulsüzlük ve kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin peş peşe ortaya atılan iddialar ve soruşturmalar var. Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün son Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye 100 üzerinden 31 puanla 182 ülke arasında 124’üncü sırada.” dedi.
Ekonomik koşullara da değinen Karal, “Diğer tarafta geçim sıkıntısı var. Yoksulluk aldı başını gidiyor. Alım gücü yok, enflasyon bir türlü tek hanelere düşmüyor.” ifadelerini kullandı.
Yasaklar başlığı altında sosyal medya platformlarına yönelik erişim engellerini gündeme getiren Karal, “Yasaklar var. Daha birkaç gün önce fon tartışmalarına ilişkin paylaşımlar yapan 147 X hesabına erişim engeli getirildi. Ve bunun gibi niceleri.” diye konuştu.
Karal, söz konusu üç başlığın geçmişte kullanılan siyasi bir söylem olmanın ötesine geçtiğini savunarak, “Bu 3Y artık geçmişten kalan üç kelimelik bir siyasi slogan olarak kalmadı; bugün yeniden rakamlarla ve yaşananlarla kendisini gösteren üç temel sorun alanı olarak karşımızda.” değerlendirmesinde bulundu.
“Madem başa dönecektik, neden bu kadar beyin, beden ve dirsek çürüttük?”
Yaşanan süreci kendi siyasi geçmişi açısından da değerlendiren Karal, siyasi hareketlerin yalnızca yola çıktıkları dönemdeki hedefleriyle değil, yıllar sonra ulaştıkları noktayla da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Karal, “İnsan sormadan edemiyor: Madem dönüp dolaşıp yine başa dönecektik, yıllarca bu çileyi neden çektik? Neden bu kadar beyin, beden ve dirsek çürüttük? Neden?” ifadelerini kullandı.
Kuruluş döneminde siyaset yapan kişilere de seslenen Karal, “Bu sorular, bugün o ilk günlerin heyecanını, emeğini ve mücadelesini hatırlayan herkesin kendi vicdanında cevaplaması gereken sorulardır. Kuruluş dönemindeki ilkeler ile bugünkü tablo arasındaki mesafe görmezden gelinemez.” dedi.
Karal, açıklamasını “Bir siyasi hareket için en zor şey, bir zamanlar mücadele ettiği sorunların yıllar sonra yeniden karşısına çıkmasıdır. Daha da acısı, o sorunların giderek ağırlaştığının düşünülmesidir. Yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar… Türkiye’nin en acı siyasi muhasebesi tam olarak budur.” sözleriyle tamamladı.