DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal: “Kişi başı gelir 18 bin 40 dolar ama vatandaş neden bunu hissetmiyor”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, TÜİK’in 2025 yılı kişi başına gelir verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu. Açıklanan 18 bin 40 dolarlık gelirin toplumun geniş kesimlerine yansımadığını belirten Karal, gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekerek ekonomik büyümenin vatandaşın hayatında hissedilmesi gerektiğini vurguladı.

Mart 2, 2026 - 17:49
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Karal: “Kişi başı gelir 18 bin 40 dolar ama vatandaş neden bunu hissetmiyor”


DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2025 yılı kişi başına gelir verilerine ilişkin yazılı değerlendirmede bulundu. TÜİK verilerine göre kişi başına gelirin 18 bin 40 dolar, Türk lirası bazında ise 712 bin 200 lira olarak hesaplandığını hatırlatan Hasan Karal, açıklanan rakamların toplumun geniş kesimlerinin hayatına yansımadığını ifade etti.

Hasan Karal, “TÜİK’e soruyoruz: Kişi başı gelir 712 bin 200 lira ama işçinin, memurun, emeklinin, çiftçinin bundan neden haberi yok? Rakamlara göre ortalama yükseliyor olabilir ama gelir adaletsizliği büyüyorsa, o büyüme milletin büyümesi değil; ayrıcalıklı bir azınlığın büyümesidir.” dedi.

“Mesele ortalama değil, bölüşüm meselesidir”

Açıklanan verilerin sahadaki ekonomik gerçeklikle örtüşmediğini kaydeden Hasan Karal, sabit ve dar gelirli kesimlerin yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında her geçen gün daha fazla zorlandığını vurguladı. Kişi başına düşen gelirin tek başına refah göstergesi sayılamayacağını belirten Hasan Karal, asıl sorunun gelirin nasıl dağıtıldığı olduğunu dile getirdi.

Hasan Karal, “Bu gelir artışından işçinin neden haberi yok? Asgari ücretli neden hâlâ ay sonunu getiremiyor? Emekli neden temel ihtiyaç hesabı yapıyor? Memur neden alım gücünün eridiğini hissediyor? Çiftçi neden üretirken borçlanıyor? Eğer kişi başına gelir bu seviyeye ulaşmışsa, vatandaş neden bunu hayatında göremiyor? Bir ülkede ortalama gelir artabilir ancak bu artış toplumun geniş kesimlerine yayılmıyorsa, belli bir kesimde yoğunlaşıyorsa o tablo adil değildir. Vatandaşın hissetmediği bir büyüme, yalnızca istatistik başarısıdır.” ifadelerini kullandı.

“Alım gücü gerilerken refah söylemi inandırıcı olmaz”

Gıda fiyatları, kira bedelleri ve temel tüketim harcamalarındaki artışa dikkat çeken Hasan Karal, refah söyleminin ancak günlük yaşamda karşılık bulduğunda anlam taşıyacağını belirtti. Hasan Karal, ekonomik göstergelerin vatandaşın alım gücüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

“Türkiye’nin ihtiyacı adil ve güven veren ekonomi yönetimidir”

Ekonomik büyümenin kalıcı ve kapsayıcı olması gerektiğini vurgulayan Hasan Karal, “Gerçek kalkınma; üretimin arttığı, emeğin karşılığının alındığı, gelirin adil paylaşıldığı bir düzende mümkündür. İşçinin, memurun, emeklinin, çiftçinin yüzü gülmüyorsa orada toplumsal refahtan söz edemeyiz. Türkiye’nin ihtiyacı; güven veren, öngörülebilir ve adaleti merkeze alan bir ekonomi yönetimidir. Rakamlarla değil, vatandaşın hayatında hissedilen refahla büyüyen bir Türkiye mümkündür.” değerlendirmesinde bulundu.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI