DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “Bu ekonomi vatandaşı tefeciye mahkûm etti”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada ekonomik darboğazın vatandaşları tefecilerin ağına ittiğini söyledi. Mevcut yasal yaptırımların caydırıcı olmadığını belirten Ekmen, tefecilikle mücadelede etkin uygulamaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak krediye erişim sorununun ve ekonomik sıkışmışlığın toplumsal sonuçlarına dikkat çekti.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, ekonomik darboğazın vatandaşları tefecilere yönelttiğini belirterek mevcut yaptırımların yetersiz kaldığını ve tefecilikle mücadelede etkili bir sonuç alınamadığını ifade etti.
“Tefecilik ekonomik çaresizliğin en ağır sonucudur”
Ekonomik sıkıntıların toplum üzerindeki etkilerine değinen Mehmet Emin Ekmen, “Tefecilik karanlık bir sokakta başlamıyor; bir esnafın kepenk kapatma korkusunda, bir çiftçinin mazot parasını bulamamasında, kredi kartının asgari tutarını ödeyemeyen bir gencin ya da bir babanın çaresizliğinde, banka kapısından dönen herhangi bir ihtiyaç sahibinin yaşadığı çıkmazda başlıyor” dedi.
Vatandaşların yaşadığı ekonomik çıkmazın farklı mağduriyetlere yol açtığını söyleyen Ekmen, “Bu çaresizlik vatandaşları öyle bir kapıya götürüyor ki karşılarında kefil sistemiyle tapuları geçici olarak devralan, araç ve ürün devirlerini kendi üzerine yapan, kredi kartı borcunu başka bir kredi kartıyla kapatmaya çalışan, faizi defalarca tahsil eden ve bir türlü anaparaya ulaşılmasına izin vermeyen bir düzen çıkıyor. Sonunda ise tehdit, darp, göç etmek zorunda bırakılma, intihar ve cinayetlerin yaşandığı vakalarla karşı karşıya kalıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Mevcut yaptırımlar yetersiz kalıyor”
Geçmişte yaşanan olayları hatırlatan Ekmen, “Geçen yıl Genel Kurul’da da ifade ettim; Batman’da tefecilerin eline düşen gencecik bir adam iki evladını ve eşini katlettikten sonra kendi canına kıydı. Buna benzer bir olayı geçtiğimiz hafta Muğla Milas’ta yaşadık. Peş peşe yaşanan iki olayda iki kişi intihar etti, intihar edenlerden birinin oğlu babasının ölümünden sorumlu tuttuğu iki kişiyi öldürdü. Böyle bir toplumsal tabloyla karşı karşıyayız” diye konuştu.
Malatya’da yaşanan bir örneği de paylaşan Ekmen, “Malatya’da babasının mirasını reddetmeyen bir genç, bugün bütün mal varlığının yanı sıra babasının tefecilere attığı imzalar nedeniyle maaşının da haciz altında kalmasıyla boğuşuyor. Maalesef adli süreçler de yeterli değil. Kanunumuzda tefeciliğin cezası var ancak iki yıldan altı aya kadar başlayan bu cezalar çoğu zaman delil yetersizliği, iyi hal ve takdiri indirim gerekçeleriyle erteleme sınırları içerisinde kalıyor” dedi.
“Tefeciliğin temelinde ekonomik darboğaz yatmaktadır”
Kanunların uygulanmasındaki eksikliklere dikkat çeken Ekmen, “Kanun, tefecilik yoluyla elde edilen mal ve mülke el konulmasına cevaz veriyor. Ancak kendi şehrimizde, beldemizde ya da çevremizde herhangi bir tefecinin mal varlığına kayyım atandığı, mal varlığına el konulduğu veya TMSF yönetimine devredildiği görülmemiştir” ifadelerini kullandı.
Tefeciliğin temel nedenlerine işaret eden Ekmen, “Eğer bu kanunlar ve mevcut mevzuat tefeciyle mücadele etmiyorsa, sokaktaki gariban insana ölmek ve öldürmek dışında bir çare kalmıyor. Tefeciliğin temelinde krediye erişimin zorlaşması, ekonomik darboğaz ve insanların içinde bulunduğu çaresizlik bulunmaktadır” açıklamasında bulundu.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI