DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “Bunun İsmi Fon Krizi Değil, Fon Dolandırıcılığıdır”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “Bunun İsmi Fon Krizi Değil, Fon Dolandırıcılığıdır”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulu’nda fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulunarak siyaset, bürokrasi ve finans kuruluşlarının sorumluluklarının araştırılmasını istedi. Ekmen, BDDK, SPK, Devlet Denetleme Kurulu ve Borsa İstanbul yönetimlerinin görevden alınması çağrısında bulunurken, “Benim 30 bin liramı yakalayan sistem bu kişilerin 30 milyar dolarını nasıl yakalamamış?” sözleriyle denetim mekanizmalarını eleştirdi.

Ekim 8, 2026 - 21:26

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Mersin Milletvekili ve Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın fon soruşturmasına ilişkin bilgilendirmesinin ardından söz aldı. Ekmen, finans piyasalarında yaşanan gelişmelerin yalnızca bir fon krizi olarak değerlendirilemeyeceğini savunarak “Bunun ismi fon krizi, fon meselesi, fon manipülasyonu değil fon dolandırıcılığıdır.” dedi.

Fon ve hisse işlemlerinde siyaset, bürokrasi ve finans çevrelerinin sorumluluklarının araştırılması gerektiğini belirten Ekmen, küçük yatırımcıların uğradığı zararlara dikkat çekti. Ekmen, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Borsa İstanbul ve Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun denetim süreçlerini sorguladı.

“13 Eylül Gününden Bugüne Bütün Konuşmalarımız Fon Dolandırıcılığı Hakkında Oldu”

Meclisin tatile girmesinin ardından seçim bölgelerinde vatandaşların ekonomik ve sosyal sorunlarıyla ilgilendiklerini belirten Ekmen, gündemin fon soruşturmasıyla değiştiğini ifade etti.

Ekmen, sahada karşılaştıkları sorunları şöyle anlattı:

“Meclisimiz tarihî bir yasayı çıkararak tatile girdiğinde, hepimiz seçim bölgelerimize gittik ve orada 12 Eylül’e kadar farklı gündemlerimiz oldu. Sahada gezerken çiftçinin rekor hasılata rağmen hak ettiğine ulaşamaması, işçilik bedelleriyle baş edememesi, emeklinin geçinememesi, asgari ücretlinin ara zam talebinin karşılanmaması ve asgari ücretin açlık sınırının altına düşmesi, sanayicinin artan üretim maliyetleri, ihracatçının kur baskısı altında yaşadığı zararı; hukuk, adalet ve özgürlük bekleyenlerin her gün yargısal bir operasyonla geriletilmesi, okulların güvenlik açığı gibi birçok meseleyi konuşuyorduk.”

12 Eylül askerî darbesinin yıl dönümüne de değinen Ekmen, fon soruşturmasının ülke gündemindeki ağırlığını şu sözlerle değerlendirdi:

“12 Eylül’de de emir komuta zinciri içerisinde gerçekleşen bir askerî darbeyi hep beraber lanetledik. Ancak 13 Eylül gününden bugüne kadar bütün konuşmalarımız tarihin en büyük fon dolandırıcılığı hakkında oldu. Sadece AK Parti'nin değil, Cumhuriyet tarihinin belki de dünyanın maruz kaldığı en büyük çürüme, içeriğe doğru çökme ama vatandaşın üzerine devrilme hâliyle ortaya çıkan büyük bir maliyetle karşı karşıyayız. Tıpkı 12 Eylül lanetli askerî darbesi gibi, bu fon dolandırıcılığının da bir emir komuta zinciri içerisinde gerçekleştirildiğini görüyoruz.”

“Siyaset, Bürokrasi ve Paragözlerden Oluşan Bir Şer Üçgeni Var”

Fon işlemlerinin kamu kurumlarının bilgisi dışında gerçekleşmiş olamayacağını öne süren Ekmen, ilgili kurumların denetim sorumluluklarını yerine getirip getirmediğinin araştırılmasını istedi.

Ekmen, “Apaçık, herkesin gözünün önünde ve birçok devlet kurumunun ve siyasetçinin iş birliğiyle fonlar ve hisseler bin ve daha fazla misline artırılarak küçük yatırımcı dolandırılmıştır.” ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanı'nın Şubat 2025'te, Hazine ve Maliye Bakanı'nın ise Kasım 2025'te söz konusu işlemlerden haberdar olduklarını ifade ettiğini ileri süren Ekmen, “Ancak yapılan bir işlem var mı? Yok. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Nihat Zeybekçi de bir mağdur, geçmiş olsun diyoruz ama kendisi de görevlilerin görevini ihmal ettiğinden bahsediyor.” dedi.

Kamu otoritelerinin sorumluluğuna ilişkin sorular yönelten Ekmen, şöyle konuştu:

“Böyle bir tabloda, devletin en üst yetkililerinin bile haberdar olduğu bir dönemde kim, hangi cüret ve cesaretle bu dolandırıcılığı gerçekleştirdi? Maalesef, övündüğümüz yerli ve millî kurumlarımız değil uluslararası bir endeksin Türkiye borsasını alt lige düşürme tehdidinden sonra küçük yatırımcının telaşıyla ortaya çıkan temerrüt zinciriyle bu olay ortaya çıktı.”

Tera Holding ve Pusula Holding üzerinden yürütülen işlemlere de değinen Ekmen, “Eğer bir temerrüt yaşanmasaydı bugün, Tera Holding’in bir kurtarıcı olarak Pusula Holding’i satın alarak nasıl kahraman olduğunu Genel Kurul’da dinliyor olabilirdik.” değerlendirmesinde bulundu.

Ekmen, denetim kurumlarına yönelik eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:

“Merak ediyoruz ve soruyoruz: Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu uyuyor muydunuz, niçin görevinizi yapmadınız, eliniz armut mu topladı, elinizi, kolunuzu kim tuttu? Ortada tam bir şer üçgeni var; siyaset, bürokrasi ve paragözler.”

“Küçük Yatırımcının Kaybettiği Paradan Kimse Bahsetmiyor”

Borsa İstanbul'daki değer kayıplarının yalnızca tartışmalı fonlara yatırım yapanları etkilemediğini savunan Ekmen, diğer hisse senetlerini satın alan yatırımcıların da ciddi zararlarla karşı karşıya kaldığını belirtti.

Ekmen, “Sadece bu fonlara tamah edenler değil, Borsa İstanbul’da hiçbir tartışmalı fon ve hisse senedinde parası olmayıp da kâğıt alanlar yüzde 60 zararda. Borsa İstanbul’un kendisi yüzde 20'ye yakın değer kaybetti. İMKB 30 bir şekilde direniyor ama İMKB 100'de olduğu hâlde, hiçbir tartışmada geçmeyen kâğıdı alanlar yüzde 80 zararda.” iddiasında bulundu.

Birikimlerini değerlendirmek isteyen vatandaşların yaşadığı kayıpların yeterince gündeme getirilmediğini söyleyen Ekmen, “Sağlık giderinin bedelini veya eğitim bedelini kaybeden, ‘Acaba borsada 3-5 kuruş kazanırım.’ diyen masum insanlardan hiç kimse bahsetmiyor.” dedi.

“Bu Liste Normal mi?”

Tera Holding, Hedef Holding ve Pusula Holding çevresindeki ilişkilerin incelenmesi gerektiğini savunan Ekmen, söz konusu şirketlerin kamuoyundaki görünürlüğünü ve bazı kamu görevlileriyle bağlantılı olduğunu ileri sürdüğü isimleri gündeme taşıdı.

Ekmen, “Tera Holding Başkanı TÜRGEV'de misafir ediliyor, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ne onur konuğu olarak kabul ediliyor; Anadolu Ajansı'nda ve A Haber'de Tera Holding, Hedef Holding, Pusula Holding hakkında haberler var, Sermaye Piyasası Kurulu hiçbir şikâyeti dikkate almıyor.” ifadelerini kullandı.

Ramazan Başak isimli kişinin Tera Holding hakkında açıklamalarda bulunduğu gerekçesiyle iki kez gözaltına alındığını iddia eden Ekmen, bazı sosyal medya paylaşımlarına erişim engeli getirildiğini de öne sürdü.

Şirketlerde görev alan kişilerin kamu kurumları ve siyaset dünyasıyla bağlantılarının araştırılması gerektiğini belirten Ekmen, şöyle konuştu:

“Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Cumhurbaşkanlığı Üst Kurul üyeleri, Cumhurbaşkanı danışmanları, Eski Başbakanlık Danışmanı, AK Partili siyasetçiler, çocukları, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı’nın damadı, BDDK üyesinin oğlu buralarda görev yapıyor. Yani bu liste normal mi?”

“Benim 30 Bin Liramı Yakalayan Sistem 30 Milyar Doları Nasıl Yakalamamış?”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a doğrudan seslenen Ekmen, kendi banka hesabında yaşadığı bir işlemi örnek göstererek finansal denetim sisteminin işleyişini sorguladı.

Ekmen, yaşadığı olayı şu sözlerle aktardı:

“Üç kere 30 bin liralık bir ödeme için kendi hesabım bloke edildi. Beni bir merkezden aradılar: ‘Sayın Ekmen, bu işlemi siz mi yaptınız?’ ‘Evet, ben yaptım.’ ‘Bu şahsı tanıyor musunuz?’ ‘Tanıyorum.’ ‘Aranızda bir ticaret var mı?’ ‘Yok.’ ‘Bir belge var mı?’ ‘Yok.’ Belki bir yardım ediyorumdur, belki bir yere destek oluyorumdur, belki kişisel borç ödüyorumdur.”

Büyük ölçekli finansal işlemlerin neden tespit edilemediğini soran Ekmen, “Benim 30 bin liramı yakalayan sistem bu kişilerin 30 milyar dolarını nasıl yakalamamış? MASAK, MİT, BDDK ne yapmış?” ifadelerini kullandı.

“BDDK, SPK, Devlet Denetleme Kurulu ve Borsa İstanbul Yönetimleri Görevden Alınmalı”

Fon soruşturmasının etkili biçimde yürütülebilmesi için denetim kurumlarının mevcut yönetimleriyle devam edilmemesi gerektiğini savunan Ekmen, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'a görevden alma çağrısında bulundu.

Ekmen, siyasi sorumluluk tartışmalarına ilişkin, “Muhalefetin kürsüye çıkıp ‘Bu işin siyasi sorumluları var: Mehmet Şimşek, Cevdet Yılmaz, Recep Tayyip Erdoğan istifa etsin.’ dememiz gerekir. Bugüne kadar size istifa çağrısı yapılan bir muhalefet görmediniz çünkü bizzat bu işe dahil olmadığınızı düşünüyorlar. Bu büyük bir kuvvettir, gelin bu kuvveti kullanın.” dedi.

Denetim kurumlarının mevcut yönetimleriyle yürütülecek soruşturmanın güvenilirliğini sorgulayan Ekmen, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu dolandırıcılığı yapan kişilerle bir Kurul oluşturmuşsunuz. BDDK, TEFAS, SPK, İstanbul BİST yönetimi zaten sorumlu. BDDK Başkanının İMKB Yönetim Kurulu şapkasıyla sorgulanması gerekirken Devlet Denetleme Kurulu Başkanı olarak hesap sormaya kalkıyor. Niçin buna müsaade ediyorsunuz?”

Ekmen, önerisini ise şöyle açıkladı:

“Çok basit bir şey öneriyorum: Bu olayın patladığı güne kadar BDDK, SPK, Denetleme Kurulu, İMKB yönetimini görevden alın, yarın yepyeni ve canlı bir Türkiye'ye uyandığınızı göreceksiniz ve bu makamlara insanların güven duyacağı kişileri yerleştirin.”

“Bütün Kurul Üyelerinin Sorumluluğu Araştırılmalı”

Finansal İstikrar Komitesinin daha önce yaptığı çalışmalara değinen Ekmen, Ocak 2026'da hazırlanan ve ağustos ayında yayımlanan rehberi hatırlatarak denetim süreçlerinde görev alan bütün isimlerin sorumluluklarının değerlendirilmesini istedi.

Ekmen, “Sayın Mehmet Şimşek'le birlikte şu pisliğe boyuna kadar batmış insanları bir kenara koyun. Kurul üyelerinin sorumluluğu yok mu? Sadece Fatma Betül Sayan Kaya gibi Ömer Gönül de şeytanlaştırılarak diğerlerinin sorumluluğu ortadan mı kaldırılacak? Bütün Kurul üyelerinin görevden alınması, hiçbir ayrımcılık yapılmaması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Son Beş Yıldaki Bütün Hisse İşlemleri İncelenmeli”

Soruşturmanın yalnızca gündemdeki fonlarla sınırlandırılmaması gerektiğini belirten Ekmen, geçmiş beş yıllık dönemdeki hisse işlemlerinin ve halka arzların da incelenmesini önerdi.

Ekmen, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a hitaben, “Sayın Yılmaz, beş yıllık listeleri isteyeceksiniz. Sadece fon değil, bu beş yıllık dönemde Kiler Holding’den ODINE'e kadar yapılmış bütün hisse manipülasyonlarını, sermaye piyasasına arz edilen kâğıtların üç ayda nasıl yüzde 50 değer kaybettiğini inceleyeceksiniz.” dedi.

Denetim kurumlarında yönetim değişikliği yapılmasının kamuoyu güveni açısından gerekli olduğunu savunan Ekmen, “Bu görevden almaları yapmadıkça hiç kimse sizin gerçekten sonuç alacağınıza inanmaz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Siyasi Etik Yasasını, Kamu İhale Kanununu Çıkarın”

Konuşmasının son bölümünde yasal düzenleme çağrısında bulunan Ekmen, siyasi etik ve kamu ihalelerine ilişkin mevzuatın ele alınmasını istedi.

Ekmen, “Siyasi etik yasasını, kamu ihale kanunu çıkarın. Sarı öküzü vermeyeceksiniz ama bu ahırın damı hepimizin başına yıkılacak. Kendinize acımıyorsanız sokaktaki insana, fakir fukaraya, garip gurebaya acıyın.” ifadelerini kullandı.

Muhalefetin önerilerinin siyasi rekabet çerçevesinde değil, yaşanan sorunların giderilmesi amacıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ekmen, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Muhalefet olarak hâlâ sonuç alıcı öneriler veriyor oluşumuzu değerlendirin. Buradaki bütün muhalefet partisi milletvekilleri; iktidar vekilleri bu işin altında kalsın diye değil, bu işten nasıl kurtulur diye fikir veriyor.”

Ekmen'in TBMM Genel Kurulu'ndaki konuşmasının tamamı

izlenebiliyor.