Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Cansu Pala Dedeoğlu: “Az oyuncakla çok oyun çocuk gelişimini daha güçlü destekler”

Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Cansu Pala Dedeoğlu: “Az oyuncakla çok oyun çocuk gelişimini daha güçlü destekler”

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Ege Bilişsel Gelişim Laboratuvarı Koordinatörü Doç. Dr. Fatma Cansu Pala Dedeoğlu, çocuk gelişiminde oyuncak sayısından çok nitelikli sosyal etkileşimin belirleyici olduğunu söyledi. Aşırı uyaranın dikkat becerilerini olumsuz etkilediğini belirten Dedeoğlu, otomatik oyuncaklar ve dijital ekranların gerçek oyun deneyiminin yerini tutamayacağını ifade ederek ebeveynlere çocuklarıyla daha fazla etkileşim içinde oyun oynamaları çağrısında bulundu.

Temmuz 2, 2026 - 12:49

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Ege Bilişsel Gelişim Laboratuvarı Koordinatörü Doç. Dr. Fatma Cansu Pala Dedeoğlu, çocuk gelişiminde oyuncak kullanımı, uyaran yoğunluğu ve dijitalleşmenin etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dedeoğlu, çocukların gelişiminde oyuncak sayısından çok yetişkinlerle kurulan nitelikli sosyal etkileşimin önem taşıdığını belirterek, "Az oyuncakla çok oyun modern dünyada ebeveynlerin çocuk yetiştirme süreçlerinde göz ardı ettiği kritik noktalardan biridir." dedi.

“Aşırı uyaran dikkat becerilerini olumsuz etkiliyor”

Günümüzde çocukların ihtiyaç duyduklarından çok daha fazla uyaranla karşı karşıya kaldığını ifade eden Doç. Dr. Fatma Cansu Pala Dedeoğlu, "Şu an günümüzde çocuklar etraflarında ihtiyaç duyduklarından çok daha fazla uyaranla karşı karşıya kalıyorlar. Burada kastettiğimiz uyaranlar sadece oyuncaklar değil; evdeki açık bir televizyon, sürekli dışarıdan gelen gürültü, ışık veya seslerin çok yoğun olduğu nesneler. Bunlar çocuğun içinde bulunduğu ortamda dikkatini çeken ve daha sonrasında çocuğun dikkat odaklaması gereken durumlarda güçlük çekmesine sebep olan uyaranlar arasında yer alıyor." ifadelerini kullandı.

“Sosyal partner olmadan oyuncak tek başına yeterli değil”

Çocukların oyuncaklarla dolu bir odada yalnız bırakılmasının gelişim açısından beklenen katkıyı sağlamayacağını vurgulayan Dedeoğlu, "Çocuğun oyuncaklarla çevrili olması hangi oyuncakla oynayacağı gibi bir karar zorluğu elbette yaşatabilir. Ancak sadece oyuncakların olduğu bir ortamda çocuk tek başına oyuna girişemez. Gelişimin gereği; etrafında onun için bu çevreyi kolaylaştırıcı, ona dikkatini veren birtakım yetişkinlerin, bazen de oyun arkadaşlarının bulunması gerekir. Yani çocuğumuzun odasını oyuncaklarla doldurup ‘hadi git bakalım sen oyuncaklarınla oyna’ demek, o çocuğun o nesneleri kendi gelişimi için olumlu biçimde kullanabileceği anlamına gelmez." diye konuştu.

“Otomatik oyuncaklar merak duygusunu köreltebiliyor”

Işıklı, sesli ve kendi kendine hareket eden oyuncakların çocukların doğal keşfetme süreçlerini sınırlayabileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Fatma Cansu Pala Dedeoğlu, "Tek bir tuşa basınca kendi kendine hareket etmeye başlayan bir nesne ile karşılaştığında, çocuk bu yetkin kapasite içerisinde kendisinden hiçbir şeyi devreye sokmak zorunda kalmayacak. Aksine çocuğun sinir sistemi bu kadar fazla uyarının olduğu bir şeye o kadar adapte olacak ki, artık daha yavaş, belki biraz daha ‘sıkıcı’, renkleri o kadar parlak olmayan şeylerden keyif alması azalacak. Dolayısıyla bu kendiliğinden gelen merakı eğer çok parlak ve güçlü şeylerle doyurmaya başlarsak, artık onun daha azı çocuğun ihtiyaçlarını gidermeyecek demektir." dedi.

“Oyuncağın değeri değil, oyunun niteliği önemli”

Oyuncağın maddi değerinden çok, çocukların o nesneyle kurduğu sosyal ilişkinin belirleyici olduğunu ifade eden Dedeoğlu, "Dünyanın en pahalı, en ünlü futbolcusunun imzaladığı topla tek başına dizinde o topu sektiren bir çocuk mu; yoksa kâğıtlarını birleştirdikleri için bir araya gelmiş o topu kahkahalar atarak, etkileşime girerek oynayan çocukların kazanımı mı daha fazladır? Öbürünün elindeki top çok değerli olabilir ama gazete kâğıtları veya çorapla yapılmış bir topla kimlerle ve nasıl oynandığı, çocuğun buradan elde edeceği kazanımı artırır." değerlendirmesinde bulundu.

“Dijital ekranlar gerçek etkileşimin yerini tutamaz”

Dijital ekranların çocukların gerçek nesnelerle kurduğu oyun deneyiminin yerine geçemeyeceğini belirten Doç. Dr. Fatma Cansu Pala Dedeoğlu, "Oyuncak, etkileşime girilmesi gereken bir şeydir. Siz televizyonda bir şey izliyorsanız onunla etkileşime girmezsiniz. Orada konuşurlar, sorular sorarlar ancak sizden bir cevap beklemezler. Dolayısıyla etkileşimin olmadığı bir yerde çocuk için gelişimin ve ilerlemenin olması mümkün değildir. Kağıt kalemle yazı yazmakla tablet ya da klavyede yazı yazmanın farklı olması gibi; çocuğun elinde tutup hareket ettirdiği, farklı şekiller kurup senaryo geliştirdiği oyunlarla tabletin içerisinde tek boyutlu olarak gerçekleştirdiği şeyler aynı becerileri geliştirmez." ifadelerini kullandı.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI