Ege Üniversitesinde 12 saatte iki organ nakliyle iki hastaya yeni yaşam umudu

Ege Üniversitesinde 12 saatte iki organ nakliyle iki hastaya yeni yaşam umudu

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde beyin ölümü gerçekleşen iki donörden bağışlanan böbrek ve karaciğer, 12 saat içinde gerçekleştirilen iki ayrı operasyonla nakil bekleyen hastalara nakledildi. İzmir’de gerçekleştirilen operasyonların ardından hastaların genel durumlarının iyi olduğu bildirildi.

Ekim 1, 2026 - 22:00

 Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde 12 saat içerisinde gerçekleştirilen iki ayrı organ nakli operasyonunda, beyin ölümü gerçekleşen iki donörden bağışlanan böbrek ve karaciğer, yıllardır nakil bekleyen iki hastaya nakledildi. Operasyonların başarıyla tamamlandığı, iki hastanın da genel durumunun iyi olduğu açıklandı.

Bağışlanan Böbrek O.A.’ya Nakledildi

İlk operasyonda, geçirdiği trafik kazasının ardından beyin ölümü gerçekleşen bir donörün bağışlanan böbreği, Ege Üniversitesi böbrek nakli bekleme listesinde bulunan O.A.’ya nakledildi.

2024 yılından bu yana diyaliz tedavisi gören O.A.’nın başarılı geçen operasyonun ardından genel durumunun iyi olduğu ve klinik izleminin titizlikle sürdürüldüğü bildirildi.

Karaciğer Nakli 48 Yaşındaki F.E.’ye Yapıldı

Aynı 12 saatlik süreçte gerçekleştirilen ikinci operasyonda ise serebrovasküler olay sonrası beyin ölümü gerçekleşen başka bir donörün karaciğeri, nakil bekleyen 48 yaşındaki F.E.’ye nakledildi.

2021 yılından bu yana son dönem karaciğer yetmezliği tanısıyla takip edilen F.E.’ye gerçekleştirilen nakil operasyonunun başarıyla tamamlandığı belirtildi. Hastanın genel durumunun iyi olduğu ve sağlık ekiplerince yakından takip edildiği kaydedildi.

“Organ bağışı yeni bir yaşam için umut demektir”

Operasyonlar ve organ nakli süreci hakkında bilgi veren Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tufan Gümüş, organ naklinin son dönem organ yetmezliği yaşayan hastalar açısından kritik bir tedavi seçeneği olduğunu vurguladı.

Doç. Dr. Gümüş, “Organ nakli, hastalarımız için yaşam süresini ve kalitesini doğrudan etkileyen hayati bir müdahaledir. Ancak bu başarının temelinde uygun organların bağışlanması ve nakil sürecinin zamanla yarışarak yönetilmesi yatar. Özellikle kadavra donörlerden yapılan bağışlar, bekleme listelerindeki hastalar için en büyük yaşam umududur. Bir kişinin organlarını bağışlaması, tıbbi uygunluk sağlandığında birden fazla insanın hayatına dokunabilmektedir.” dedi.

Kadavra Donör Sürecinde Tıbbi Kriterler Belirleyici

Kadavra donör ve beyin ölümü süreçlerine de değinen Doç. Dr. Gümüş, sürecin yasal ve tıbbi kriterler doğrultusunda titizlikle yürütüldüğünü ifade etti.

Gümüş, “Kadavra donör, yaşamını yitirmiş ve organlarının nakil için uygun olduğu belirlenmiş kişidir. Burada en önemli nokta, beyin ölümü tanısının yetkili hekimler tarafından kesin olarak konulmasıdır. Beyin ölümü, beynin tüm işlevlerinin geri dönüşsüz kaybıdır. Bu aşamadan sonra organların korunması ve alıcıyla uyumunun değerlendirilmesi süreci başlar.” diye konuştu.

Organların nakil için uygunluğunun çok sayıda tıbbi kriter üzerinden değerlendirildiğini belirten Gümüş, “Sadece tanının konulması yetmez; donörün tıbbi geçmişi, enfeksiyon durumu ve alıcı ile olan doku uyumu gibi pek çok kriter bir arada değerlendirilir. Uygunluk sağlandığında ise koordinasyon birimlerimizle birlikte organlar bekleyen hastalarımıza ulaştırılır.” ifadelerini kullandı.

“Donör ailelerinin aldığı bağış kararı yeni bir yaşam kapısı açtı”

Nakil sürecinde bağışçı ailelerin kararının önemine dikkati çeken Doç. Dr. Gümüş, “Yaşanan büyük kayıpların ardından donör ailelerinin aldığı bağış kararı, nakil bekleyen hastalar için yeni bir yaşam kapısı açtı. Ege Üniversitesinde 12 saat içinde gerçekleştirdiğimiz bu iki nakil, organ bağışının sadece bir organın verilmesi değil, bir insana yaşama şansı sunulması olduğunu bir kez daha gösterdi.” dedi.

Kadavra organ bağışlarının artırılmasının bekleme listesindeki hastalar açısından önem taşıdığını vurgulayan Gümüş, “Bekleme listelerindeki hastalarımızın hayata tutunabilmesi için kadavra organ bağışlarının artması hayati önem taşıyor. Her bağış, yeni bir başlangıçtır.” ifadelerini kullandı.