Ege Üniversitesi’nde Balkanlar’dan Çanakkale’ye uzanan milli ruh çevrimiçi söyleşide ele alındı

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen çevrimiçi söyleşide, Balkanlar’dan Çanakkale’ye uzanan tarihi süreç, gönüllülerin fedakârlıkları ve ortak hafızanın korunması gerekliliği akademisyenlerin katılımıyla kapsamlı şekilde değerlendirildi.

Mart 23, 2026 - 17:37
Ege Üniversitesi’nde Balkanlar’dan Çanakkale’ye uzanan milli ruh çevrimiçi söyleşide ele alındı

Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Etkinlikleri kapsamında “Bir Hilal Uğruna: Balkan’dan Çanakkale’ye Koşan Ruhun İzinde” başlıklı çevrimiçi söyleşi gerçekleştirdi. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Mehmet Temizkan’ın yaptığı programa Enstitü Müdürü Prof. Dr. Atıf Akgün, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Söyleşide konuşmacı olarak Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Karakuş yer aldı.

Programın açılışında konuşan Prof. Dr. Mehmet Temizkan, Prof. Dr. Ertuğrul Karakuş’un Balkan sahasına yönelik çalışmalarının akademik literatür açısından önem taşıdığını belirterek, “Çanakkale sadece bir coğrafya değildir, Türk milletinin ortak hafızasında yer eden büyük bir destandır.” dedi.

++EÜ’de Balkanlar’dan Çanakkale’ye uzanan “milli ruh” anlatıldı (1).PNG

“Balkan gönüllüleri Çanakkale’yi varoluş mücadelesi olarak gördü”

Balkanlar’da yürüttüğü saha çalışmalarının kendisini Çanakkale üzerine yoğunlaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Ertuğrul Karakuş, “Balkan coğrafyasında uzun süredir yürüttüğüm çalışmalar beni adım adım Çanakkale gerçeğine yönlendirdi. Çanakkale, Balkan Türkleri için sıradan bir cephe değildi. Balkan Savaşları sonrası yaşanan travmalar, bölge insanının hafızasında derin izler bıraktı.” ifadelerini kullandı.

Karakuş, İstanbul’un o dönemde “son kale” olarak görüldüğünü belirterek, “Binlerce gönüllü bu bilinçle vatanın kalbini savunmak için cepheye koştu.” dedi.

“Cepheye sadece silahla değil, kalpleriyle koştular”

Balkan gönüllülerinin büyük fedakârlıklarla cepheye ulaştığını vurgulayan Prof. Dr. Ertuğrul Karakuş, “Bu insanlar çoğu zaman hiçbir karşılık beklemeden, kendi kısıtlı imkânlarıyla yola çıktı. Günler süren zorlu yolculukların ardından Osmanlı ordusuna katıldılar.” diye konuştu.

Karakuş, gönüllüleri motive eden en önemli unsurun yaşadıkları acıların Anadolu’da tekrar etmesini engelleme düşüncesi olduğunu belirterek, “Verdikleri mücadele yalnızca askeri değil, güçlü bir inanç ve bilinç hareketiydi. Onlar cepheye sadece silahla değil, kalpleriyle koştular.” ifadelerini kullandı.

Balkan gönüllülerinin çoğunun geri dönemeyeceğini bilerek yola çıktığını dile getiren Karakuş, “Bu bilinç onların azmini kırmadı, aksine inançlarını daha da güçlendirdi. Bugün derlenen türkülerde ve ağıtlarda bu ruh halini açıkça görebiliyoruz.” dedi.

“Hatıralar yazılı hale getirilmeli”

Balkan coğrafyasında Çanakkale’ye gidip dönmeyenlere dair anlatıların hâlâ yaşadığını belirten Prof. Dr. Ertuğrul Karakuş, “Bu hatıraların sözlü gelenekten çıkarılıp yazılı hale getirilmesi ve gelecek nesillere aktarılması şarttır. Bu, geçmişe vefa borcumuz olduğu kadar kültürel bağlarımızın devamı için de büyük bir sorumluluktur.” açıklamasında bulundu.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI