İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez’den Basın Özgürlüğü İçin Meclis Araştırması Talebi

İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez’den Basın Özgürlüğü İçin Meclis Araştırması Talebi

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerin, medya kuruluşlarına kayyum atanmasının, gazetecilere uygulanan yaptırımların ve ekonomik baskıların araştırılması amacıyla TBMM'ye Meclis araştırması önergesi sundu. İYİ Parti, 15 Ekim 2026 Perşembe günü gündeme getireceği grup önerisiyle bağımsız medyanın ve halkın haber alma hakkının korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesini talep etti.

Ekim 15, 2026 - 16:08

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğünün mevcut durumunun, medya kuruluşlarına yönelik kayyum uygulamalarının, gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle karşılaştıkları hukuki ve idari müdahalelerin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Meclis araştırması önergesi sundu.

İYİ Parti TBMM Grubu tarafından 15 Ekim 2026 Perşembe günü gündeme getirilmesi planlanan grup önerisi, bağımsız medya kuruluşlarının korunmasını, gazetecilerin çalışma özgürlüğünün güvence altına alınmasını ve toplumun haber alma hakkının güçlendirilmesini kapsıyor.

Çömez'in imzasını taşıyan önergede, Anayasa'nın 98'inci ve TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılması talep edildi.

“Basın Özgürlüğü Demokratik Hukuk Devletinin Temel Unsurlarından Biridir”

Araştırma önergesinin gerekçesinde basın özgürlüğünün demokratik hukuk devletinin temel unsurlarından biri olduğu vurgulandı.

Gerekçede, “Gazetecilerin kamu yararını ilgilendiren gelişmeleri araştırabilmesi, haberleştirebilmesi ve kamuoyuna aktarabilmesi, vatandaşların doğru ve güvenilir bilgiye ulaşabilmesi bakımından hayati önem taşımaktadır.” ifadelerine yer verildi.

Anayasa'nın 26, 28 ve 30'uncu maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10'uncu maddesinin güvence altına aldığı basın ve ifade özgürlüğünün kamu gücünün denetlenmesini ve toplumsal meselelerin serbestçe tartışılmasını sağladığı belirtildi.

Önergede, Türkiye'de son yıllarda gazetecilere yönelik adli işlemler, medya kuruluşlarına uygulanan idari yaptırımlar, yayın yasakları, erişim engelleri ve kayyum atamalarının basın özgürlüğü açısından ciddi sorunlar oluşturduğu savunuldu.

“Türkiye 180 Ülke Arasında 163'üncü Sırada”

Araştırma önergesinde, Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ne ilişkin verilere de yer verildi.

Gerekçede, “Türkiye, 180 ülke arasında 163'üncü sırada yer almıştır. Türkiye'nin 2025 yılında aynı endekste 159'uncu sırada bulunması, basın özgürlüğünün uluslararası göstergelerdeki durumunun değerlendirilmesini gerektirmektedir.” denildi.

Gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturma ve yargılamalarla karşılaşmasının, haber kaynaklarının korunmasına ilişkin sorunların ve kamu yararı taşıyan haberler nedeniyle uygulanan yaptırımların basın mensuplarının bağımsız biçimde çalışmalarını güçleştirdiği ifade edildi.

Medya Kuruluşlarına Kayyum Atamaları Araştırılsın Talebi

Önergede, medya kuruluşlarının yönetimlerine kayyum atanmasının basın özgürlüğü açısından tartışılması gereken önemli başlıklardan biri olduğu kaydedildi.

Mart 2025 ile Ekim 2026 arasındaki dönemde Flash TV, Ekotürk TV, Habertürk TV, Show TV, Bloomberg HT, HT Spor, Show Türk, Show Max, TELE1 ve Halk TV gibi televizyon kanallarının farklı adli soruşturmalar kapsamında kayyum yönetimine devredildiği ileri sürüldü.

Gerekçede, “Son olarak 14 Ekim 2026 tarihinde Halk TV'nin merkez binasına polis ekiplerince girilmiş, kanalın yönetimine kayyum atanmış, canlı yayın faaliyetleri durdurulmuş ve çalışanların binaya girişleri engellenmiştir.” ifadeleri kullanıldı.

Önergede yer alan bu iddiaların, medya kuruluşlarının yönetimlerine yönelik müdahalelerin hukuki dayanakları ve basın özgürlüğü üzerindeki etkileri bakımından araştırılması istendi.

“Medya Çoğulculuğu ve Editoryal Bağımsızlık Bakımından Ciddi Sorunlar Doğurmaktadır”

Kayyum uygulamalarının özellikle iktidara yönelik eleştirel yayın politikalarıyla tanınan medya kuruluşları üzerindeki etkilerine dikkat çekildi.

Araştırma önergesinde, “Kayyum atamalarının ardından yayın akışlarının değiştirilmesi, gazetecilerin görevlerinden ayrılması veya uzaklaştırılması ve yayın faaliyetlerinin kesintiye uğraması, medya çoğulculuğu ve editoryal bağımsızlık bakımından ciddi sorunlar doğurmaktadır.” değerlendirmesine yer verildi.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133'üncü maddesinde düzenlenen kayyum tedbirinin zorunluluk, ölçülülük ve yargısal denetim ilkelerine uygunluğunun incelenmesi gerektiği belirtildi.

Ayrıca farklı soruşturmalar kapsamında aynı kişilerin medya kuruluşlarının yönetimlerine getirilmesinin siyasi tarafsızlık ve hukuki güvenceler bakımından araştırılması istendi.

Adli soruşturmaların muhalif yayın kuruluşlarının faaliyetlerini sınırlandıran uygulamalara dönüşüp dönüşmediğinin açıklığa kavuşturulması gerektiği vurgulandı.

RTÜK Yaptırımları ve Dijital Erişim Engelleri Gündemde

Araştırma önergesinde, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından yayın kuruluşlarına uygulanan idari para cezaları, program durdurma ve yayın durdurma yaptırımlarının da incelenmesi talep edildi.

Gerekçede, özellikle siyasi tartışma programları, haber bültenleri ve kamu görevlilerine yönelik eleştiriler nedeniyle verilen yaptırımların hukuki dayanaklarının, ölçülülüğünün ve farklı yayın kuruluşlarına uygulanan denetim ölçütlerinin değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.

İnternet haber sitelerine yönelik erişim engelleri, haber içeriklerinin kaldırılması ve sosyal medya hesaplarının kısıtlanması kararlarının da dijital yayıncılığın geleceği ve toplumun bilgi edinme hakkı açısından önemli sorunlar oluşturduğu belirtildi.

Basın İlan Kurumu ve Medya Üzerindeki Ekonomik Baskılar

Önergede basın kuruluşlarının ekonomik bağımsızlığının yayın özgürlüğüyle doğrudan bağlantılı olduğu vurgulandı.

Medya sahipliğinin belirli ekonomik gruplarda yoğunlaşması, kamu kurumlarının reklam ve tanıtım harcamalarının dağılımı ile Basın İlan Kurumu aracılığıyla resmî ilan ve reklamların tahsis edilmesinde uygulanan ölçütlerin araştırılması istendi.

Gerekçede, “Basın kuruluşlarının ekonomik bağımsızlığı da yayın özgürlüğüyle doğrudan ilişkilidir.” ifadesi kullanıldı.

Gazetecilerin iş güvencesi, basın kartı ve akreditasyon uygulamaları, haber takibi sırasında karşılaştıkları engellemeler ve kamu kurumlarının bilgiye erişim konusunda izlediği yöntemlerin de araştırma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

“Halkın Haber Alma Hakkı Güvence Altına Alınmalı”

İYİ Parti tarafından hazırlanan araştırma önergesinde, Türkiye'de basın özgürlüğüne ilişkin sorunların bütüncül biçimde ele alınmasının hukuki ve idari uygulamaların gazetecilik faaliyetleri üzerindeki etkilerini ortaya koymak bakımından gerekli olduğu belirtildi.

Gerekçede, “Özellikle muhalif yayın politikalarıyla tanınan medya kuruluşlarına yönelik müdahalelerin yaygınlığı, gerekçeleri ve sonuçları ile düzenleyici kurumların tarafsızlığının incelenmesi önem taşımaktadır.” denildi.

Önergenin son bölümünde ise Meclis araştırması talebinin amacı şu ifadelerle açıklandı:

“Bu çerçevede Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğünün önündeki hukuki, idari ve ekonomik engellerin tespit edilmesi, gazetecilerin mesleki bağımsızlıklarının ve çalışma güvencelerinin güçlendirilmesi, medya kuruluşlarının siyasi ve idari müdahaleler karşısında bağımsızlığının korunması ve toplumun haber alma hakkının güvence altına alınması için gerekli düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılması gerekmektedir.”

İYİ Parti TBMM Grubu, 15 Ekim 2026 tarihli grup önerisiyle basın ve ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerin Meclis çatısı altında araştırılmasını ve bağımsız medyanın korunmasına yönelik önlemlerin belirlenmesini gündeme taşıdı.