İzmir Barosu: “İstanbul’da Anne ve Çocuğun Ölümü Yaşam Hakkının Korunmasına İlişkin Ciddi Soru İşaretleri Doğuruyor”

İstanbul’da istismara maruz kaldıkları iddialarıyla gündeme gelen bir anne ve kız çocuğunun yaşamını yitirmesi üzerine İzmir Barosu açıklama yaptı. Baro, kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı iddialarında devletin koruyucu ve önleyici yükümlülüklerinin etkin biçimde uygulanması gerektiğini vurgulayarak sürecin yakından takip edileceğini bildirdi.

Mart 5, 2026 - 13:26
İzmir Barosu: “İstanbul’da Anne ve Çocuğun Ölümü Yaşam Hakkının Korunmasına İlişkin Ciddi Soru İşaretleri Doğuruyor”

İzmir Barosu, İstanbul’da istismara maruz kaldıkları iddialarıyla kamuoyunun gündemine gelen bir anne ve kız çocuğunun yaşamını yitirmesine ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada olayın, toplumsal cinsiyet temelli şiddetin önlenmesine yönelik kamusal yükümlülüklerin yeterliliği konusunda ciddi endişeler doğurduğu ifade edildi.

Baro tarafından yapılan açıklamada, annenin daha önce kamuoyuna yansıyan “Ölürsem intihar demeyin” şeklindeki beyanına dikkat çekildi. İzmir Barosu açıklamasında, “Bir annenin ‘Ölürsem intihar demeyin’ şeklindeki beyanı; hukuk devletinin temel yükümlülükleri bakımından üzerinde ciddiyetle durulması gereken ağır bir uyarıdır.” ifadelerine yer verildi.

“DEVLETİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ YALNIZCA SUÇ SONRASI YAPTIRIM DEĞİLDİR”

Açıklamada hukuk devleti ilkesinin gereği olarak devletin yalnızca suç gerçekleştikten sonra yaptırım uygulamakla sınırlı olmadığı vurgulandı. İzmir Barosu, “Devlet aynı zamanda bireylerin yaşam hakkını da etkin biçimde korumakla yükümlüdür.” değerlendirmesinde bulundu.

Kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı iddialarında koruyucu ve önleyici tedbirlerin gecikmeksizin uygulanması gerektiğinin altı çizilen açıklamada, soruşturmaların titizlikle yürütülmesi ve risk değerlendirmelerinin somut olayın özellikleri dikkate alınarak yapılmasının hukuk devletinin gereği olduğu belirtildi.

İzmir Barosu açıklamasında, yaşam hakkına yönelik tehditlerde kamu makamlarının sorumluluğunun yalnızca şekli işlemleri yerine getirmekle sınırlı olmadığı vurgulanarak, “Yaşam hakkına yönelik tehditlerde kamu makamlarının yükümlülüğü yalnızca şekli işlemleri yerine getirmekle sınırlı olmayıp, etkili koruma sağlamayı da içerir.” denildi.

“OLAY TİTİZLİKLE VE İVEDİLİKLE İNCELENMELİ”

Basına yansıyan bilgilere göre kızı için hukuk mücadelesi veren annenin tehditlere maruz kaldığına ilişkin beyanların bulunduğu belirtilen açıklamada, olayın toplumsal cinsiyet kalıp yargılarından arındırılmış biçimde incelenmesi gerektiği kaydedildi.

İzmir Barosu, “Söz konusu olayda kızı için hukuk mücadelesi veren bir annenin tehditlere maruz kaldığına ilişkin basına yansıyan beyanları bulunmaktadır. Bu nedenle olayın titizlikle ve ivedilikle, toplumsal cinsiyet kalıp yargılardan arındırılarak incelenmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Baro, açıklamasının sonunda yaşam hakkının korunması ile kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarının önlenmesine ilişkin sürecin takipçisi olacaklarını belirtti. İzmir Barosu, “Yaşam hakkının korunması, kadına yönelik şiddetin ve çocuk istismarının önlenmesi konusunda sürecin takipçisi olacağımızı, hukuki sorumlulukların yerine getirilip getirilmediğini izlemeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.” açıklamasını yaptı.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI