İzmir Barosu’ndan Michael Adufu Tepkisi: “Takipsizlik Kararı İnsan Hakları Açısından Skandaldır”
İzmir Barosu, Gana uyruklu Michael Adufu’nun gözaltı, adliye ve cezaevi sürecinin ardından yaşamını yitirmesine ilişkin yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesine tepki gösterdi. Baro, “Bir şüphelinin dahi ifadesi alınmadan dosyanın kapatılması ne hukukla ne vicdanla bağdaşır” diyerek sürecin tüm yasal yollarla takip edileceğini açıkladı.
İzmir Barosu Başkanlığı, Gana uyruklu Michael Adufu’nun gözaltı ve yargı süreci sonrasında yaşamını yitirmesine ilişkin yürütülen soruşturmada verilen takipsizlik kararına sert tepki gösterdi. Baro tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tek kelimeyle skandaldır ve yaşam hakkının en temel ihlallerinden biridir.” ifadelerine yer verildi.
Baro açıklamasında, Michael Adufu’nun 8 ay boyunca Geri Gönderme Merkezi’nde tutulduktan sonra serbest bırakıldığı, 5-7 Mayıs 2025 tarihleri arasında Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi acil servisine başvuruda bulunduğu aktarıldı. Açıklamada, “7 Mayıs 2025 tarihinde hastaneden ‘mala zarar verme’ iddiasıyla gözaltına alınarak Kantar Polis Merkezi Amirliği’ne götürülen Adufu, bir günlük gözaltının ardından 8 Mayıs’ta İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adliyeye sevk edilmiştir.” denildi.
“BELDEN AŞAĞISI ÇÖP POŞETİNE SARILI HALDE ADLİYEYE GETİRİLDİ”
Açıklamada, Adufu’nun adliyedeki işlemlerine katılan müdafiin tespitlerine de yer verildi. İzmir Barosu, “Müdafii, Adufu’nun adliyeye getirildiğinde belden aşağısının siyah çöp poşetine sarılı olduğunu, tekerlekli sandalyede bulunduğunu, hareket etmekte ve sandalyede oturmakta zorlandığını, idrak yeteneğinin bulunmadığını tutanaklara geçirmiştir.” ifadelerini kullandı.
Baro açıklamasında şu değerlendirme yer aldı: “Tüm bu duruma rağmen Adufu’nun ifadesi ‘numara yaptığı’ gerekçesiyle alınmış, kamu malına zarar verme suçundan tutuklanması talebiyle İzmir Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmiştir. Meslektaşlarımızın müdahalesine rağmen bu muameleye son verilmemiş ve durum tutanak altına alınmıştır.”
“SAĞLIK TALEBİ REDDEDİLDİ, CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ”
İzmir Barosu, Adufu’nun sağlık durumuna ilişkin yapılan uyarılara rağmen tutuklandığını belirtti. Açıklamada, “Adufu’nun sorgusuna katılan müdafii sağlık durumunun iyi olmadığını belirterek bir sağlık kuruluşuna sevk edilmesini talep etmiştir. Ancak bu talep Sulh Ceza Hakimi tarafından reddedilmiş ve Adufu İzmir T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderilmiştir.” denildi.
Baro, cezaevine ulaştırılan Adufu’nun bilincinin kapalı olduğunun tespit edildiğini belirterek şu bilgiyi paylaştı: “Ceza infaz kurumuna getirildiğinde bilincinin kapalı olduğu tespit edilmiş, bu nedenle cezaevine girişi yapılmadan derhal ambulans çağrılarak İzmir Şehir Hastanesi’ne sevk edilmiştir.”
“BEYİN ÖLÜMÜ 21 MAYIS’TA GERÇEKLEŞTİ”
Açıklamaya göre, 8 Mayıs 2025 tarihinde İzmir Şehir Hastanesi’ne kaldırılan Adufu hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 14 Mayıs’ta sağlık sorunları nedeniyle tahliye talep etti. Baro, “Adufu’ya tüberküloza bağlı beyin enfeksiyonu tanısı konulmuş, beyin ölümü 21 Mayıs 2025 tarihinde gerçekleşmiş, 23 Mayıs 2025 tarihinde ise yaşamını yitirmiştir.” bilgisini paylaştı.
“SORULARIMIZ TAKİPSİZLİK KARARIYLA YANITLANDI”
İzmir Barosu, süreçte birçok kritik sorunun yanıtlanmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Adufu’yu şikayet ederek gözaltına alınmasına neden olan doktorun aynı zamanda gözaltı çıkışında ‘herhangi bir sağlık problemine rastlanmamıştır’ şeklinde rapor düzenlemesi neye dayanmaktadır? Polis merkezinde sorulara cevap veremeyecek halde olan bir kişinin ‘susma hakkını kullandığı’ şeklinde tutanak tutulması nasıl mümkün olmuştur?”
Açıklamada ayrıca sağlık hizmeti süreci de sorgulandı. Baro, “Tedavi için sağlık kuruluşuna başvuran Adufu etkin bir sağlık hizmetinden yararlanabilmiş midir? Hastaneden gözaltına, oradan adliyeye ve cezaevine gönderilen Adufu gerekli sağlık hizmetini almış olsaydı yaşamını yitirmeyebilir miydi?” ifadelerini kullandı.
“TAKİPSİZLİK KARARI SKANDALDIR”
İzmir Barosu, soruşturma kapsamında hiçbir kamu görevlisi hakkında iddianame düzenlenmemesini eleştirdi. Açıklamada şu değerlendirmeler yer aldı: “Bilincini kaybeden kişinin ifadesini alan polisler, insanlık onuruna aykırı şekilde taşıyan kolluk görevlileri, sağlık raporu düzenleyen doktor, tutuklama talebiyle sevk eden savcı ve tutuklama kararı veren hakim hakkında verilen takipsizlik kararı tek kelimeyle skandaldır.”
Baro, soruşturmanın etkin yürütülmediğini savunarak şu ifadeleri kullandı: “Bunca iddia, bunca delil, bunca tutanak ve şikayet varken hiçbir görevli hakkında iddianame düzenlenmemesi, bir şüphelinin dahi ifadesinin alınmaması ne hukukla ne de vicdanla bağdaşmaktadır.”
Açıklamanın sonunda İzmir Barosu’nun süreci takip edeceği vurgulandı. Baro, “Bu ülkede yaşayan her canlının yaşam hakkını koruma mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Bu dosyanın sonuna kadar takipçisi olacak, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı tüm yasal yolları kullanacağız.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI