İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır: “Türkiye giderek su stresi yaşayan ülkeler kategorisine yaklaşıyor”

İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından 1 milyon Euro ile desteklenen proje kapsamında, İzmir’in kıyı bölgelerindeki yeraltı suyu kaynakları dijital sistemlerle anlık izlenecek. Tuzlanma riskine karşı erken uyarı mekanizması kurulması hedeflenen proje, kentin su yönetiminde yeni bir dönemi başlatmayı amaçlıyor.

Mart 5, 2026 - 13:24
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır: “Türkiye giderek su stresi yaşayan ülkeler kategorisine yaklaşıyor”


İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğinde yürütülen “Dijital Dünyada İklim Değişikliği İçin Kentsel Yeraltı Suyu Sürdürülebilirliği” projesinin başlangıç toplantısı İzmir’de Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirildi. Avrupa Birliği finansmanıyla hayata geçirilen proje kapsamında, İzmir’de yeraltı su kaynaklarının dijital teknolojilerle izlenmesi ve özellikle kıyı bölgelerinde artan tuzlanma riskine karşı erken uyarı sistemi kurulması hedefleniyor.

Toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İzmir Planlama Ajansı Başkanı Prof. Dr. Koray Velibeyoğlu, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.

“Türkiye su stresi yaşayan ülkelere yaklaşıyor”

Panelde konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, iklim değişikliği, artan nüfus ve kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını vurguladı. Yıldır, Türkiye’de kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının hızla azaldığını belirterek, “2000’li yılların başında Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.600 metreküp seviyesindeydi. Bugün ise bu miktar 2024 itibarıyla yaklaşık 1.300 metreküp seviyesine kadar düşmüş durumda. Mevcut eğilim devam ederse 2050 yılında kişi başına düşen su miktarının 1.200 metreküp civarına gerilemesi bekleniyor. Bu tablo, Türkiye’nin giderek su stresi yaşayan ülkeler kategorisine yaklaştığını gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Dr. Yıldır, modern dünyada çevresel risklerin giderek karmaşıklaştığını belirterek, “Modern dünyada karşı karşıya olduğumuz riskler giderek artıyor ve karmaşıklaşıyor. Bugün risk su olabilir, yarın hava kirliliği, orman yangınları veya başka çevresel krizler olabilir. Bu nedenle en önemli görevimiz bu riskleri bilimsel yaklaşımla öngörmek ve önleyici politikalar geliştirmektir.” dedi.

Baran: “Krizi akılla ve bilimle yönetmek mümkün”

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, küresel iklim krizinin giderek daha görünür hale geldiğini belirterek, “Küresel iklim krizi nitelikli akılla, bilimle ve farkındalığı yüksek bir toplumla yönetilebilir. Depremi engelleyemeyiz ama bilimsel yöntemlerle dayanıklı şehirler inşa edebiliriz. Seli tamamen ortadan kaldıramayız ama doğru altyapı ve planlamayla etkilerini azaltabiliriz.” dedi.

Dünyadaki tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 30’unun yeraltı sularından oluştuğunu hatırlatan Baran, “Bugün konuştuğumuz proje dijital dönüşüm, toplumsal dönüşüm ve yeşil dönüşümü bir araya getiriyor. Dijitalleşme su kaynaklarının izlenmesini sağlarken, yeşil dönüşüm bu kaynakların korunmasını kapsıyor.” ifadelerini kullandı.

Baran, su yönetiminin yalnızca bireysel tasarruf meselesi olmadığını belirterek, “Toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 69’u tarımda, yüzde 19’u sanayide ve yalnızca yüzde 10’u evlerde gerçekleşiyor. Bu nedenle su yönetimi artık ulusal bir politika meselesidir.” dedi.

Keskin: “Küresel sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Dairesi Başkanlığı Meteoroloji Mühendisi Furkan Keskin, iklim değişikliğinin etkilerinin günlük yaşamda hissedildiğini söyledi.

Keskin, “Sanayi devrimi öncesi döneme kıyasla küresel ortalama sıcaklık artışı yaklaşık 1,5 dereceye ulaştı. Bu artışın devam etmesi durumunda ciddi çevresel ve ekonomik riskler doğabilir.” dedi.

Türkiye’de 2025 yılında ortalama yağışın 449,6 milimetre olarak ölçüldüğünü aktaran Keskin, “Bu değer 1991–2020 ortalamasına göre yüzde 27,6 azalma anlamına geliyor. 2025 yılı son 61 yılın en düşük kış yağışı seviyelerinden biri olarak kaydedildi.” ifadelerini kullandı.

Kıyı akiferlerinde tuzlanma riski

İzmir’e içme suyu sağlayan yaklaşık 1600 kuyudan 318’inin kıyı ilçelerde bulunduğu belirtilirken, kıyı bölgelerindeki akiferlerde deniz suyunun yeraltı suyu rezervlerine karışması nedeniyle tuzlanma riskinin giderek arttığı ifade edildi.

Proje kapsamında Bergama’dan Selçuk’a uzanan kıyı şeridindeki akiferlerin tamamı dijital sensörler ve çevrim içi izleme sistemleriyle takip edilecek. Tuzlanma riski erken aşamada tespit edilerek gerekli önlemler alınabilecek.

AB’den 1 milyon Euro destek

İZSU Genel Müdürlüğü ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü iş birliğiyle hazırlanan proje, Avrupa Birliği ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı kapsamında destek almaya hak kazandı.

Toplam bütçesi 1 milyon Euro olan proje ile yeraltı suyu kaynaklarının korunması, dijital izleme altyapısının kurulması, tuzdan arındırma pilot uygulamalarının geliştirilmesi ve iklim değişikliğine uyum politikalarının güçlendirilmesi hedefleniyor.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI