Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun: “Östrojenin ani kaybı kalbi besleyen damarları ağır şekilde etkileyebilir”

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun: “Östrojenin ani kaybı kalbi besleyen damarları ağır şekilde etkileyebilir”

JAMA Network Open dergisinde yayımlanan ve 2,6 milyondan fazla kadının verilerini kapsayan araştırma, ameliyat veya tıbbi tedaviler sonucu gelişen menopozun kalp ve damar sağlığı üzerindeki risklerini ortaya koydu. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, özellikle 45 yaşından önce menopoza giren kadınlarda kalp hastalığı ve inme riskinin artabileceğine dikkat çekerek organ koruyucu cerrahi, erken tarama ve kişiselleştirilmiş tedavinin önemini anlattı.

Ekim 19, 2026 - 17:45

Ameliyat, kemoterapi, radyoterapi veya hormon baskılayıcı tedaviler sonucunda gelişen iyatrojenik menopozun kalp ve damar hastalıklarıyla ilişkisi, uluslararası bir araştırmayla yeniden gündeme geldi. JAMA Network Open dergisinde yayımlanan ve 2 milyon 617 bin 942 kadının verilerini kapsayan araştırmayı değerlendiren Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, östrojen hormonunun ani kaybının özellikle erken yaşta menopoza giren kadınlarda ciddi sağlık risklerine yol açabileceğini belirtti.

Doğal menopozda hormon seviyelerinin zaman içerisinde kademeli olarak azaldığını, iyatrojenik menopozda ise bu değişimin çok daha hızlı gerçekleştiğini ifade eden Op. Dr. Gültekin Koçun, kalp ve damar sağlığının korunması için erken dönemde alınacak önlemlerin önemine dikkat çekti.

45 Yaş Öncesinde Menopoza Giren Kadınlarda Kalp Hastalığı Riski Artıyor

JAMA Network Open dergisinde yayımlanan, 36 sistematik derleme ve meta-analizden elde edilen bulguları değerlendiren Op. Dr. Gültekin Koçun, özellikle 45 yaşından önce cerrahi veya tıbbi müdahaleler nedeniyle menopoza giren kadınlarda kardiyovasküler hastalık riskinin daha yüksek olabileceğini açıkladı.

Araştırmada ortaya konulan verileri paylaşan Koçun, kardiyovasküler olay riskinin yüzde 25, koroner kalp hastalığı riskinin yüzde 48 ve inme riskinin yüzde 22 oranında daha yüksek olabileceğinin saptandığını bildirdi.

Bu bulguların erken menopozun yalnızca üreme sağlığıyla sınırlı olmadığını gösterdiğini belirten Koçun, kalp ve damar sisteminin de yakından takip edilmesi gerektiğine işaret etti.

“Östrojenin Koruyucu Etkisi Bir Anda Ortadan Kalkabiliyor”

Doğal menopoz ile tıbbi müdahaleler sonucunda gelişen menopoz arasındaki temel farklılığın hormonal değişimin hızı olduğunu vurgulayan Op. Dr. Gültekin Koçun, östrojenin damar sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı.

Koçun, “İyatrojenik menopozda östrojen hormonunun ani kaybının damar sistemi üzerindeki koruyucu etkilerini nasıl ortadan kaldırdığını biliyoruz ve bu çalışma net bir şekilde bunu doğrulamaktadır. Doğal süreçte östrojen damar esnekliğini korur, iyi kolesterolü destekler ve iltihabı baskılar.” ifadelerini kullandı.

Cerrahi ve medikal tedaviler sonucunda hormon seviyelerinin çok kısa sürede düşebildiğini belirten Koçun, bu değişimin damar yapısı üzerinde olumsuz sonuçlar oluşturabileceğini söyledi.

Koçun, “Oysa yumurtalıkların alınması gibi cerrahiler ya da kemoterapi, radyoterapi ve hormon baskılayıcılar östrojen seviyelerini bir gecede çok düşük seviyelere düşürebilir. Bu kalkan aniden ortadan kalktığı için damarlarda sertleşme ve plak oluşumu hızlanarak kalbi besleyen damarlar ağır şekilde etkilenebilir.” açıklamasında bulundu.

“Önceliğimiz Rahim ve Yumurtalıkları Korumak Olmalı”

Kadın hastalıklarının cerrahi tedavisinde organ koruyucu yaklaşımların önemine değinen Op. Dr. Gültekin Koçun, özellikle iyi huylu hastalıklarda ameliyat kararlarının uzun vadeli sağlık etkileri dikkate alınarak verilmesi gerektiğini belirtti.

Tedavilere yanıt vermeyen düzensiz kanamalar, polipler, kistler ve miyomlar nedeniyle cerrahi müdahaleye başvurulabildiğini hatırlatan Koçun, rahim ve yumurtalıkların korunmasının mümkün olduğu durumlarda bu seçeneğin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Koçun, “Bu cerrahilerde rahim ve yumurtalıkları korumanın hasta sağlığı açısından bir engeli yoksa ameliyat organları koruyacak şekilde düzenlenmelidir. Myomlar, polipler ve kistler rahim ile yumurtalıklar korunarak alınabilirse cerrahi menopoz ortaya çıkmaz.” dedi.

Cerrahi kararların yalnızca mevcut hastalığın tedavisine odaklanmaması gerektiğini vurgulayan Koçun, “Bize doktorlar olarak düşen görev öncelikle organları korumaya çalışmak olmalıdır. Eğer bu mümkün değilse, o zaman ortaya çıkan durumun tedavisi zaman kaybetmeden yönetilmelidir.” ifadelerini kullandı.

“45 Yaş Altındaki Kadınlarda Hormon Tedavisi Değerlendirilmeli”

İyatrojenik menopoz geliştikten sonra erken tıbbi müdahalenin önem kazandığını belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, özellikle 45 yaşın altındaki kadınlarda kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölüm riskindeki artışın, hormonal değişimin etkilerine daha uzun süre maruz kalınmasıyla ilişkili olabileceğini kaydetti.

Hormon replasman tedavisinin her hasta için ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Koçun, tedavi kararında menopozun ortaya çıkış nedeni ve kişinin mevcut sağlık durumunun dikkate alınması gerektiğini bildirdi.

Koçun, “Eğer menopoza girme nedeniniz hormona duyarlı bir kanser türü değilse ve 45 yaşın altındaysanız, kişiselleştirilmiş hormon replasman tedavisi kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla konuşmanız gereken ilk konudur.” açıklamasını yaptı.

“Menopozun Hemen Ardından Kalp ve Damar Taramaları Yapılmalı”

Cerrahi veya tıbbi tedaviler sonucunda menopoza giren kadınlarda düzenli sağlık kontrollerinin geciktirilmemesi gerektiğini belirten Koçun, kardiyovasküler risklerin erken dönemde değerlendirilmesinin önemini vurguladı.

Koçun, “Bununla birlikte menopozun hemen ardından tansiyon, lipid profili ve açlık kan şekerini içeren kardiyovasküler risk taramaları yapılmalıdır.” dedi.

Bu taramaların kişiye özel takip ve tedavi planlarının oluşturulmasına katkı sağlayabileceğini belirten Koçun, menopoz sonrasında yalnızca hormonal belirtilere değil, kalp ve damar sağlığını etkileyebilecek risk faktörlerine de odaklanılması gerektiğine işaret etti.

“Haftada En Az 150 Dakika Aerobik Egzersiz Yapılmalı”

İyatrojenik menopoz sonrasında kalp ve damar sağlığının korunmasında yaşam tarzı değişikliklerinin önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Op. Dr. Gültekin Koçun, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sigaradan uzak durmanın önemini hatırlattı.

Koçun, “Süreç, Akdeniz diyeti tarzı beslenme, haftada en az 150 dakika aerobik ve 2 gün direnç egzersizleri, sigaradan tamamen uzak durma, stres yönetimi ve kilo kontrolü gibi kapsamlı yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenerek riskler minimuma indirilebilir.” ifadelerini kullandı.

Ameliyat veya tıbbi tedaviler sonucunda erken menopoza giren kadınların sağlık durumlarının bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Koçun, organ koruyucu cerrahi seçeneklerinin göz önünde bulundurulmasının, uygun hastalarda hormon tedavisinin değerlendirilmesinin ve düzenli kardiyovasküler kontrollerin önem taşıdığını vurguladı.