''KAYNAK FAİZE, SABIR EMEKLİYE!'' TEPKİSİ ENFLASYON RAKAMLARI ÜZERİNDEN BÜYÜYOR

TÜİK’in Şubat ayı verileriyle iki aylık enflasyonun yüzde 7,94’e ulaşmasının ardından memur ve emekli maaşlarındaki artışların kısa sürede eridiği belirtilerek ekonomi yönetimine tepki gösterildi. Açıklamada bütçe önceliklerinin faiz giderleri yerine sabit gelirli vatandaşlardan yana kullanılması gerektiği vurgulandı.

Mart 4, 2026 - 11:29
''KAYNAK FAİZE, SABIR EMEKLİYE!'' TEPKİSİ ENFLASYON RAKAMLARI ÜZERİNDEN BÜYÜYOR

TÜİK’in açıkladığı Şubat ayı enflasyon verileri sonrası yapılan değerlendirmede, iki aylık enflasyonun yüzde 7,94’e ulaştığı hatırlatılarak, açıklanan resmi rakamların sahadaki ekonomik tabloyu yansıtmadığı ifade edildi. Açıklamada, “Hayatın gerçek muhasebesi istatistik bültenlerinde değil; pazarda, faturada, mutfakta tutuluyor.” denildi.

Ekonomi yönetiminin kamuoyuna verdiği mesajlarda sürecin kontrol altında olduğu yönünde bir tablo çizdiği belirtilen açıklamada, “Sahadaki tablo bunun tam tersini göstermektedir.” ifadeleri kullanıldı.

“Zamların büyük bölümü iki ayda eridi.”

2026’nın ilk altı ayı için memura verilen yüzde 11’lik toplu sözleşme zammının yaklaşık yüzde 8’inin iki ay içinde enflasyon karşısında eridiği belirtilen açıklamada, memur emeklisine yapılan yüzde 18,60 oranındaki artışın neredeyse yarısının yılın başında aşındığı kaydedildi. SSK ve Bağ-Kur emeklilerine verilen yüzde 12,11’lik artışın ise üçte ikisinin şimdiden kaybolduğu ifade edildi.

Açıklamada, sorunun yalnızca zam oranlarının düşüklüğü olmadığı vurgulanarak, “Asıl sorun, yapılan artışların kalıcı bir refah sağlamaması; kısa süreli bir pansumana dönüşmesidir.” denildi. Maaş artışlarının birkaç ay içinde etkisini kaybettiği, gelir artışı ile fiyat artışı arasındaki farkın giderek açıldığı belirtildi.

“Enflasyon farkı gecikmeli bir telafidir.”

Çarşı ve pazardaki fiyatların TÜİK verilerine göre belirlenmediği ifade edilen açıklamada, elektrik, doğalgaz ve kira giderlerinin istatistik hesaplamalarına göre düşmediği kaydedildi. “Enflasyon farkı adı verilen uygulama, fiyat artışları gerçekleştikten sonra yapılan gecikmeli bir telafi mekanizmasıdır. Bu yaklaşım, yangın çıktıktan sonra hortum aramaya benzemektedir.” ifadelerine yer verildi.

Sosyal devlet anlayışının vatandaşın gelirini enflasyon karşısında koruyabilme kapasitesiyle ölçüldüğü belirtilen açıklamada, maaş artışlarının kısa sürede erimesinin yapısal bir soruna işaret ettiği vurgulandı. Bütçeden faize saniyede 176 bin lira kaynak ayrıldığı belirtilerek, “Konu emekli ve memur olduğunda imkânlar sınırlı söylemine sığınmak bir tercih meselesidir. Bu bir kaynak yokluğu değil, öncelik meselesidir.” denildi.

“Gelir adaleti sağlanmadan istikrar mümkün değil.”

Fedakârlığın sürekli aynı kesimlerden beklenemeyeceği ifade edilen açıklamada, enflasyonun maliyetinin sabit gelirli kesimlere yüklenmesinin ekonomik ve sosyal açıdan sürdürülebilir olmadığı kaydedildi.

Açıklamanın sonunda, “Ekonomide güven, adaletle başlar. Gelir dağılımında adalet sağlanmadan, fiyat istikrarı kalıcı hale gelmeden ve bütçe öncelikleri toplumsal ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenmeden gerçek bir istikrar mümkün değildir.” denilerek, emeği koruyan ve vatandaşın alım gücünü önceleyen bir ekonomik düzen çağrısında bulunuldu.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI