Klinik Psikolog Burçin Deniz: “Depresyonu Olan Bireylerde Obezite Riski Yüzde 58 Daha Fazla”

Medicana International İzmir Hastanesi Psikoloji Uzmanı Klinik Psikolog Burçin Deniz, depresyon ile obezite arasında güçlü ve çift yönlü bir ilişki bulunduğunu belirterek depresyon tanısı bulunan bireylerde obezite riskinin yüzde 58 oranında arttığını açıkladı. Deniz, obezite tedavisinde yalnızca diyet ve egzersizin değil psikolojik desteğin de büyük önem taşıdığını vurguladı.

Mart 5, 2026 - 13:31
Klinik Psikolog Burçin Deniz: “Depresyonu Olan Bireylerde Obezite Riski Yüzde 58 Daha Fazla”


Medicana International İzmir Hastanesi Psikoloji Uzmanı Klinik Psikolog Burçin Deniz, psikiyatrik bozukluklar ile obezite arasında karşılıklı bir etkileşim bulunduğunu belirterek özellikle depresyonu olan bireylerde obezite gelişme riskinin belirgin şekilde arttığını ifade etti. Deniz, yapılan araştırmaların depresyon tanısı bulunan bireylerde obezite riskinin yüzde 58 oranında daha fazla olduğunu ortaya koyduğunu aktardı.

Klinik Psikolog Burçin Deniz, obezitenin yalnızca fazla kilodan ibaret bir durum olmadığını belirterek ruh sağlığıyla yakından bağlantılı bir süreç olduğuna dikkat çekti. Deniz, “Psikiyatrik bozukluklar ile obezite arasında karşılıklı bir etkileşim bulunmaktadır. Mevcut bir psikiyatrik rahatsızlık obezite gelişme riskini artırabilirken, obezite de bireyde psikiyatrik bir bozukluğun ortaya çıkması açısından risk faktörü oluşturabilir. Obezite ile en sık ilişkilendirilen psikiyatrik rahatsızlıklar arasında depresyon ve yeme bozuklukları yer almaktadır.” dedi.

Depresyon ve Obezite Birbirini Tetikliyor

Obez bireylerde depresyon gelişme olasılığının toplum ortalamasına göre daha yüksek olabildiğini ifade eden Deniz, yaş, cinsiyet, medeni durum, kronik hastalık varlığı, sosyal destek düzeyi ve ekonomik koşullar gibi faktörler kontrol edildiğinde dahi risk artışının sürdüğünü belirtti.

Araştırmaların obez kişilerde depresyon riskinin yüzde 55 oranında arttığını gösterdiğini aktaran Deniz, depresyonun bazı temel belirtilerinin de obezite açısından risk oluşturduğunu söyledi. Deniz, “Depresyonun karakteristik özelliklerinden biri olan isteksizlik ve motivasyon kaybı bireyin günlük fiziksel aktivitelerinde azalmaya yol açarak kilo artışına zemin hazırlayabilir. Bunun yanı sıra depresyon sürecinde iştah artışı görülebilmekte ve bu durum kalori alımının artmasına neden olabilmektedir. Depresyon, obez bireylerin kilo verme tedavi programlarına uyumunu da olumsuz yönde etkileyebilmektedir.” ifadelerini kullandı.

Toplumsal Baskı Yeme Bozukluklarını Tetikleyebiliyor

Yeme bozuklukları arasında özellikle tıkınırcasına yeme bozukluğunun obezite gelişimi açısından önemli bir risk faktörü olduğunu belirten Deniz, toplumsal zayıflık idealine yönelik baskıların bazen aşırı yeme davranışını tetikleyebildiğini dile getirdi.

Deniz, “Araştırmalar, toplumsal zayıflık idealine yönelik baskıların ironik biçimde aşırı yeme davranışını tetikleyebildiğini gösteriyor. Diyetle başlayan süreç, irade ve özdenetimin zayıfladığı durumlarda kontrolsüz yeme ataklarına dönüşebiliyor. Depresyon, düşük benlik saygısı ve akran desteğinin yetersizliği de bu tabloyu ağırlaştıran etkenler arasında yer alıyor.” dedi.

Özellikle çocuk ve ergenlerde dışlanma ve sosyal baskının olumsuz duyguları artırarak aşırı yeme davranışını pekiştirebildiğini kaydeden Deniz, “Bu durumda kilo artışı, depresif belirtiler ve sosyal geri çekilme birbirini besleyen bir kısır döngüye dönüşebiliyor.” diye konuştu.

Stres Sağlıksız Beslenmeye Yöneltebiliyor

Stresli dönemlerde birçok kişinin yüksek yağ ve karbonhidrat içeren yiyeceklere yöneldiğini aktaran Deniz, duygusal zorlanmaların yeme davranışı üzerinde doğrudan etkili olabildiğini belirtti.

Deniz, “Stresli ya da üzgün olunan dönemlerde bazı bireylerin yeme davranışında artış gözlenebilmektedir. Bu durum çoğu zaman yağ ve karbonhidrat içeriği yüksek besinlere yönelim şeklinde ortaya çıkmaktadır. Yoğun stres altında çalışan bireylerin sağlıklı besinleri daha az tercih ettiği ve yağ oranı yüksek yiyecekleri daha sık tükettiği bildirilmektedir.” dedi.

Kaygı, öfke, sıkıntı ve depresif duyguların aşırı yeme davranışını tetikleyebildiğini ifade eden Deniz, bu durumun kısa süreli rahatlama sağladığı için alışkanlık haline gelebileceğini söyledi. Deniz, “Bu nedenle obezite tedavisinde yalnızca diyet ve egzersiz değil, psikolojik destek de kritik önem taşımaktadır. Özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi, kilo alımına neden olan düşünce ve davranış kalıplarını yeniden yapılandırarak kalıcı kilo kontrolüne katkı sağlamaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI