Kültür Yolu Festivali’nde geleneksel sanatlar farklı üretim teknikleriyle gelecek kuşaklara aktarılıyor

Kültür Yolu Festivali’nde geleneksel sanatlar farklı üretim teknikleriyle gelecek kuşaklara aktarılıyor

Kültür Yolu Festivali 2026 kapsamında CUMHA Muhabiri Eda Kılıç’a konuşan sanatçılar, dokuma, deri işleme, ahşap yakma, geleneksel kâğıt ve ebru alanlarındaki üretim süreçlerini anlattı. Festivalde geleneksel sanatların korunması, çağdaş kullanım alanlarıyla buluşturulması ve yeni kuşaklara aktarılmasına yönelik çalışmalar da uygulamalı olarak tanıtıldı.

Eylül 23, 2026 - 22:26
Eylül 23, 2026 - 22:40


Kültür Yolu Festivali 2026 kapsamında düzenlenen etkinliklerde dokuma, deri işleme, ahşap yakma, geleneksel kâğıt ve ebru alanlarında üretim yapan 6 sanatçı, çalışmalarını ve kullandıkları geleneksel teknikleri CUMHA Muhabiri Eda Kılıç’a anlattı. Festival kapsamında sanatçılar, üretim süreçlerinin yanı sıra geleneksel yöntemlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına ilişkin görüşlerini paylaştı.

Festivalde dokuma sanatçısı Gamze Bakır, deri sanatçıları Kevser Kızıldağ Güllü ve Fatma Metin, ahşap yakma sanatçısı Bülent Altunbaş, Düzce Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Yusuf Parlak ve usta öğretici Şerife Güven geleneksel sanatların farklı alanlarındaki çalışmalarını tanıttı.

ÇARPANA DOKUMADA MATEMATİKSEL SİSTEM

Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü El Sanatları Bölümünde tezli yüksek lisans eğitimini sürdüren dokuma sanatçısı Gamze Bakır, çarpana dokumayla lise yıllarında tanıştığını söyledi.

Küçük kartlarla oluşturulan desenlerin kendisini etkilediğini belirten Bakır, “Bu minicik kartlarla çok güzel desenler çıktığında beni etkilemişti ve büyülemişti. O yüzden üniversitede ve yüksek lisansta da devam etti.” dedi.

Çarpana dokumanın belirli bir sistem içerisinde ilerlediğini ifade eden Bakır, kartların ve iplerin modele göre hareket ettirildiğini belirterek, “En ince ayrıntısı bence matematiğinde çünkü bir matematik var. Kartları, ipleri geçirmemiz var, modele göre uygulamamız var ve hangi yöne, hangi şekilde çevirmemiz gerektiği var. Burada matematiksel bir sistem var, algoritma şeklinde devam ediyor.” diye konuştu.

Geleneksel dokuma tekniklerinin günümüzde farklı ürünlerde kullanılabildiğini aktaran Bakır, “Gelenekseli koruyarak aslında çağdaşa yöneliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakır, çarpana dokumaların kemer, çanta askısı, gözlük askısı, bileklik ve ayakkabıların yanı sıra gömlek yakası ve manşetlerde de kullanılabildiğini belirterek, “Geçmişimizi koruyup geleceğe evrilerek devam ediyoruz.” dedi.

DERİ SANATINDA ÜRETİM SÜRECİ

Ankara Üniversitesi Beypazarı Meslek Yüksekokulu Ayakkabı Tasarım ve Üretimi Bölümü mezunu deri işleme, boyutlandırma ve ayakkabı sanatçısı Kevser Kızıldağ Güllü, deri sanatına başlangıçta hobi amacıyla yöneldiğini anlattı.

Güllü, “Öncelikle deriye bir hobi olarak başlamıştım ama yolculuk tamamen değişti. Derinin içine girdikçe, dokundukça o kokusu ve dokusu beni etkileyince biraz daha ileriye taşımak istedim.” dedi.

El yapımı ayakkabıların yanı sıra deri işleme ve boyutlandırma çalışmaları yaptığını belirten Güllü, tek bir derinin farklı ürünlere dönüştürülebildiğini söyledi.

Güllü, “Tek bir deriyle onu çantaya dönüştürebiliyoruz, ayakkabıya dönüştürebiliyoruz, kemere, cüzdana dönüştürebiliyoruz. Elimle deriye dokunup başından sonuna kendim bir şey üretebilmek beni en çok etkileyen durum.” ifadelerini kullandı.

Üretim aşamasını anlatan Güllü, “Vaketa derimizi alıp üzerine desen çizip işliyoruz. Sonrasında da boyuyoruz.” dedi.

Tasarımlarını ayakkabı, çizme ve sandaletlere dönüştürdüğünü belirten Güllü, “Aslında biz bir ayakkabı yapmıyoruz. Aynı zamanda bir sanat eseri, bir hikâyeyi hayata geçirmiş oluyoruz.” diye konuştu.

GELENEKSEL MOTİFLER DERİYLE BULUŞUYOR

Hacı Bayram Veli Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi El Sanatları Bölümünde eğitim gören deri işleme ve yakma sanatçısı Fatma Metin de deri sanatına başlangıç sürecini anlattı.

Metin, “Deriye başlamaktaki amacım kendime bir çanta yapmak, cüzdan yapmak, vakit geçirmekti açıkçası. Ama işin içerisine girince olayın beni farklı bir boyuta götüreceğini tahmin etmemiştim.” dedi.

Derinin el aletleriyle işlenmesi, boyutlandırılması ve renklendirilmesinin üretimin temel aşamalarından olduğunu aktaran Metin, geleneksel motifleri deriyle bir araya getirdiğini söyledi.

Metin, “Geleneksel motifleri kullanıyorum. El sanatlarında okuduğum için onun da eğitimini alıyorum. Onu deriyle bütünleştirip, geleneksel motifleri deriyi işleyerek harmanlayıp güzel bir kompozisyon oluşturmaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

AHŞAP YAKMADA HATALAR GERİ DÖNDÜRÜLEMİYOR

Ahşap yakma sanatçısı Bülent Altunbaş, farklı uğraşlarının yanı sıra çalışmalarını zaman içerisinde ahşap sanatında yoğunlaştırdığını belirtti.

Altunbaş, “Müzikle uğraşıyorum, spor yapıyorum, yürüyüş yapıyorum ama evde masa başında yapabileceğim en güzel işin ahşap olduğunu düşünerek ahşap sanatına yöneldim.” dedi.

Ahşap yakma sanatında yapılan işlemlerin geri döndürülmesinin güç olduğunu belirten Altunbaş, üretim sırasında titiz çalışmanın önemine dikkati çekti.

Altunbaş, “Yaptığın hatayı geri döndürmek gibi büyük bir şansın olmuyor. Onun için ahşaba ne kadar özen gösterip ne kadar titiz davranırsanız daha iyi bir sanat eseri karşınıza çıkabiliyor.” diye konuştu.

Gençlere farklı alanlarda hobi edinmeleri tavsiyesinde bulunan Altunbaş, “Gençlere en büyük tavsiyem, illa ahşap yakma sanatıyla değil, mutlaka bir hobilerinin olması. Resimdir, müziktir, ahşap yakmadır; mutlaka bir hobilerinin olmasını tavsiye ediyorum.” ifadelerini kullandı.

ATIKLARDAN GELENEKSEL SANATLARDA KULLANILAN KÂĞIT ÜRETİLİYOR

Düzce Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı ve Kültür Bakanlığı sanatçısı Doç. Dr. Yusuf Parlak, geleneksel kâğıt üretimi ve ebru alanındaki çalışmalarını anlattı.

Tarımsal, tekstil ve endüstriyel atıkların yeniden değerlendirildiğini belirten Parlak, “Tarımsal atık dediğimiz pamuk, keten, kendir, kenevir; bunun dışında tekstil atıkları ve endüstriyel anlamda iş yerlerinde çıkan atıkların geri dönüştürülerek sanatsal kâğıtlara dönüştürülmesini gerçekleştiriyoruz.” dedi.

Atölyede hat, tezhip, minyatür ve ebru gibi geleneksel sanatlarda kullanılabilecek asitsiz kâğıtlar ürettiklerini kaydeden Parlak, öğrencilerin kendi kâğıtlarını hazırlayarak çalışmalarını bu yüzeylerde oluşturabildiğini söyledi.

Çocukların da atölye çalışmalarına katıldığını aktaran Parlak, “Çocuklarımız kendi okullarındaki atıklarını toplayıp onları getirip burada tekrar kâğıda dönüştürebiliyor. Hepsi bu atölyeden çıkarken kâğıdın zorluğunu, ne kadar kıymetli olduğunu ve artık kâğıt harcarken daha dikkatli olacaklarını söylüyor.” ifadelerini kullandı.

Geleneksel yöntemlerle hazırlanan kâğıtların dayanıklılığına dikkati çeken Parlak, “Bizim yapmış olduğumuz kâğıtlar uzun lifli olması, içerisinde herhangi bir kimyasal ve bağlayıcı olmamasından kaynaklı, üzerinden yüz yıllar da geçse bozulmuyor.” dedi.

Parlak, geleneksel Türk sanatlarıyla uğraşan sanatçıların eserlerini gelecek nesillere aktarabilmesi için asitsiz kâğıtların önem taşıdığını belirterek, “Geleneksel Türk sanatlarıyla uğraşan sanatçılar da eserlerini gelecek nesillere aktarabilmek için bu asitsiz kâğıtlara ihtiyaç duyuyor.” diye konuştu.

KÂĞIT YAPIMI UYGULAMALI OLARAK ANLATILDI

Usta öğretici Şerife Güven, festival kapsamında kâğıt yapımının aşamalarını CUMHA Muhabiri Eda Kılıç’a uygulamalı olarak gösterdi. Güven, geleneksel kâğıt üretiminde kullanılan yöntemleri ve üretim sürecindeki aşamaları uygulama üzerinden anlattı.

Kültür Yolu Festivali 2026 kapsamında CUMHA Muhabiri Eda Kılıç’a konuşan 6 sanatçı, farklı malzeme ve tekniklerle sürdürdükleri üretimlerini paylaşırken, geleneksel sanatların korunması, çağdaş kullanım alanlarıyla buluşturulması ve yeni kuşaklara aktarılmasına ilişkin çalışmalarını anlattı.