Medicana Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar: “Kaldırım çizgisine basmamak günlük yaşamı etkiliyorsa OKB belirtisi olabilir”

Medicana Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar: “Kaldırım çizgisine basmamak günlük yaşamı etkiliyorsa OKB belirtisi olabilir”

Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, kaldırım çizgilerine basmama davranışının bazı kişilerde obsesif kompulsif bozuklukla ilişkili olabileceğini belirtti. Yaşar, davranışın yoğun kaygıya, günlük işlev kaybına ve sosyal izolasyona yol açması halinde uzman desteği alınması gerektiğini açıkladı.

Ağustos 21, 2026 - 21:53

Günlük yaşamda zaman zaman eğlenceli bir oyun veya alışkanlık olarak görülen kaldırım çizgilerine basmama davranışı, bazı kişilerde yoğun kaygının dışavurumu ve obsesif kompulsif bozukluk (OKB) belirtisi olabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, davranışın hastalık düzeyine ulaşmasında kişinin günlük işlevselliğinin bozulması ve belirgin ruhsal sıkıntı yaşamasının temel ölçüt olduğunu belirtti.

“MAYIN TARLASINDA İLERLEMEYE DÖNÜŞEBİLİR”

Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, “Yolda yürürken çizgilere basmamak masum ve sıradan bir oyun gibi görünebilir. Ancak bu durum, kişinin gününün önemli bir kısmını almaya başladığında, çizgiye bastığı an yoğun bir huzursuzluk hissettiğinde, işine, okuluna veya sosyal hayatına gecikmesine yol açtığında klinik bir tabloya dönüşebilir.” dedi.

Yaşar, kişinin davranışa yüklediği anlamın zamanla değişebileceğine dikkati çekerek, “Psikiyatride bir durumun hastalık sayılabilmesi için kişinin günlük işlevselliğini bozması ve belirgin bir ruhsal sıkıntı yaratması temel kriterdir. Başlarda basit bir yürüyüş olan eylem, zamanla adeta bir mayın tarlasında ilerlemeye dönüşebilir.” ifadelerini kullandı.

“ZİHİN SAHTE BİR KONTROL HİSSİ VERİYOR”

Çizgilere basmama davranışının bazı kişilerde belirsizlikle baş etme çabasına dönüşebildiğini aktaran Yaşar, “Zihin, baş edemediği belirsizliklerle savaşabilmek için tamamen ilgisiz bir eyleme tutunur, ‘Bunu kurallara uygun yaparsam o kötü şey olmayacak’ şeklinde hatalı bir güvenlik ve kontrol algısı yaratır.” diye konuştu.

Yaşar, bu süreçte büyüsel düşüncenin etkili olabileceğini belirterek, “Büyüsel düşünce, özünde birbiriyle hiçbir nedensellik bağı olmayan iki olay arasında köprü kurmaktır. Bilimsel ve mantıksal açıdan bir kaldırım taşıyla bir insanın sağlığı arasında bağ yoktur; ancak kişi kaygısını o kadar yoğun yaşar ki, zihin ona sahte bir kontrol hissi vererek rahatlamaya çalışır.” değerlendirmesinde bulundu.

“BEYİN YANLIŞ ALARM VERİYOR”

OKB yaşayan kişilerin gerçekleştirdikleri ritüellerin mantıksız olabileceğinin çoğu zaman farkında olduğunu ifade eden Yaşar, temel sorunun mantık eksikliği olmadığını söyledi.

Yaşar, “Buradaki temel sorun mantık eksikliği değil, beynin tehlike algılayan bölgesinin yanlış alarm vermesidir. Kişi çizgiye bastığında beyni ona gerçek ve ölümcül bir tehditle karşılaşmış gibi fiziksel ve ruhsal bir panik yaşatır. Bu tahammül edilemez korkuyu o an dindirebilmenin tek kısa yolu olarak dürtüye boyun eğmeyi görür.” açıklamasını yaptı.

RİTÜELLER SOSYAL YAŞAMI DARALTABİLİYOR

Davranışın ilerleyen dönemlerde kişinin sosyal yaşamını da etkileyebileceğini belirten Yaşar, “Kişi çevresindeki insanların bakışlarından veya sorularından kaçınmak için dışarı çıkmak istememeye başlar. İzolasyon devreye girer ve kişinin yaşam alanı sadece güvenli sayılan ritüellerin uygulanabildiği dar bir çembere hapsolabilir.” uyarısında bulundu.

TEDAVİDE “MARUZ BIRAKMA VE TEPKİ ÖNLEME” YÖNTEMİ

OKB tedavisinde uygulanan maruz bırakma ve tepki önleme terapisinin hatalı alarm sisteminin yeniden düzenlenmesine yardımcı olduğunu ifade eden Yaşar, tedavinin temel amacını şöyle açıkladı:

“Asıl amaç beyne ‘Çizgiye bastın, korktuğun o felaket gerçekleşmedi ve o dayanılamaz sandığın kaygın bir süre sonra kendiliğinden azaldı’ deneyimini yaşatmaktır.”

Hastalığın geçici bir durum gibi değerlendirilerek tedavinin ertelenmemesi gerektiğini vurgulayan Yaşar, ailelerin de ritüellere katılmaması gerektiğini belirtti.

Yaşar, “Ailelere en net uyarım, hastanın bu ritüellerine kesinlikle ortak olmamaları ve hayatını bu ritüellere göre organize etmemeleridir. Zira bu durum şefkatli bir yaklaşım gibi görünse de hastalığı besler ve kronikleştirir.” dedi.

Yaşar, davranışların günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi halinde zaman kaybetmeden ruh sağlığı uzmanına başvurulması gerektiğini belirterek, “Zaman kaybetmeden kanıta dayalı tedaviler için bir ruh sağlığı uzmanına başvurmaları, süreci kalıcı olarak yönetebilmenin tek gerçekçi yoludur.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI