Medya Dayanışma Grubu: “Halk TV’ye Kayyım Atanması Basın Özgürlüğüne ve Halkın Haber Alma Hakkına Müdahaledir”

Medya Dayanışma Grubu: “Halk TV’ye Kayyım Atanması Basın Özgürlüğüne ve Halkın Haber Alma Hakkına Müdahaledir”

Medya Dayanışma Grubu, Halk TV’ye kayyım atanması ve kanalın yayınlarının durdurulmasına ilişkin yaptığı açıklamada, uygulamanın basın özgürlüğünü, gazetecilerin çalışma hakkını ve toplumun haber alma özgürlüğünü zedelediğini bildirdi. Aralarında İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Basın Konseyi ve Türkiye Gazeteciler Sendikasının da bulunduğu meslek örgütleri, kayyım uygulamasına son verilmesini, kanalın yayın özgürlüğünün güvence altına alınmasını ve medya kuruluşlarına ilişkin iddiaların editoryal bağımsızlığı ortadan kaldırmayacak hukuki süreçlerle ele alınmasını talep etti.

Ekim 15, 2026 - 21:31

Medya Dayanışma Grubu, Halk TV’ye kayyım atanması ve kanalın yayınlarının durdurulmasına ilişkin yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, söz konusu uygulamanın yalnızca bir medya kuruluşunun yönetimine müdahale anlamına gelmediği, aynı zamanda gazetecilerin çalışma özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını etkilediği belirtildi.
Grup, medya kuruluşlarının sahiplik yapısı veya şirket ilişkileriyle ilgili iddiaların şeffaf ve adil bir yargı süreci içerisinde incelenmesi gerektiğini vurgulayarak, soruşturma yürütülmesiyle bir yayın kuruluşunun editoryal bağımsızlığının ortadan kaldırılmasının birbirinden farklı konular olduğuna dikkat çekti.
“BASIN KURULUŞLARININ FAALİYETLERİ ANAYASAL GÜVENCE ALTINDA”
Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 29’uncu ve 30’uncu maddelerine atıfta bulunularak basın özgürlüğünün anayasal güvencelerine işaret edildi. Medya Dayanışma Grubu, haber, düşünce ve kanaatlerin serbestçe yayımlanmasını engelleyen uygulamalardan kaçınılması gerektiğini belirterek, Halk TV’ye yönelik müdahalenin hukuki dayanağının ve anayasal güvencelerle ilişkisinin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
Uluslararası insancıl hukuk kapsamında gazetecilerin ve sivil amaçlarla kullanılan medya araçlarının korunmasına ilişkin hükümlere de değinilen açıklamada, Cenevre Sözleşmelerine Ek I No’lu Protokol’ün 79’uncu maddesinin çatışma bölgelerinde tehlikeli mesleki görevlerini sürdüren gazetecileri sivil olarak kabul ettiği hatırlatıldı.
TELE1 VE HALK TV ÜZERİNDEN KAYYIM UYGULAMASI ELEŞTİRİLDİ
Medya Dayanışma Grubu, daha önce TELE1’e kayyım atanmasının ardından aynı kişinin Halk TV’de de bu göreve getirilmesine dikkat çekti. Açıklamada, İbrahim Paşalı’nın önce TELE1, ardından Halk TV için görevlendirilmesinin, kayyım uygulamasının medya kuruluşlarında tekrarlanan bir müdahale yöntemine dönüşebileceği yönündeki kaygıları artırdığı ifade edildi.
Grup, Halk TV’ye yönelik müdahalenin Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının başladığı gün gerçekleşmesinin de kamuoyunun yargı sürecinden haberdar edilmesi açısından soru işaretleri doğurduğunu belirtti.
Açıklamada, “Henüz basılmamış bir kitabın yasaklanmasının ardından, savunmanın ve duruşmada yaşananların haberleştirilmesi de mi engellenmek isteniyor?” sorusu yöneltilerek, gazetecilerin duruşmaları takip etmesinin ve gelişmeleri kamuoyuna aktarmasının demokratik toplumun temel gereklerinden olduğu vurgulandı.
GAZETECİLERE YÖNELİK BASKILARA DİKKAT ÇEKİLDİ
Basın açıklamasında, fon skandalına ilişkin haberleri nedeniyle gazetecilerin tutuklanması, bazı gazetecilerin elektronik kelepçeyle ev hapsinde tutulması ve haberler ile sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmesi de eleştirildi.
Gazetecilerin haberleri ve yönelttikleri sorular nedeniyle soruşturmalarla karşı karşıya kalmasının yalnızca meslek mensuplarını değil, toplumun bilgiye erişim hakkını da etkilediği kaydedildi.
Medya Dayanışma Grubu, halkın bilgilenme hakkının demokrasinin sağlıklı işleyişi açısından yaşamsal önem taşıdığını belirterek, bu hakkın medya kuruluşlarının bağımsızlığı ve gazetecilerin güven içinde çalışabilmesiyle korunabileceğini ifade etti.
“HALK TV ÇALIŞANLARIYLA DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ”
Medya Dayanışma Grubu, açıklamasının sonunda Halk TV çalışanlarıyla ve baskı altında olduğunu belirttiği tüm gazetecilerle dayanışma içerisinde olduklarını bildirdi.
Grup, kayyım uygulamasına son verilmesini, kanalın yayın özgürlüğünün güvence altına alınmasını ve medya kuruluşları hakkındaki iddiaların editoryal bağımsızlığı ortadan kaldırmayacak hukuki süreçlerle değerlendirilmesini talep etti.
Açıklamada ayrıca kamuoyuna basın özgürlüğünü, çoğulcu medyayı ve halkın haber alma hakkını savunma çağrısı yapılarak, “Basına yönelik her müdahale, toplumun gerçeklere erişimini de daraltır” ifadelerine yer verildi.
AÇIKLAMAYA 11 MESLEK ÖRGÜTÜ KATILDI
Medya Dayanışma Grubu açıklamasına Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, DİSK Basın-İş, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Haber-Sen, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Foto Muhabirleri Derneği ve Türkiye Gazeteciler Sendikası katıldı.

Kadriye Şahin Gazeteci, Siyaset Bilimi Uzmanı, Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Uzmanı