Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: “Duvarlar kalıcı değildir, insanlık kapıları yeniden açmanın yolunu bulur”
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Almanya’nın başkenti Berlin’de Avrupa teşkilatının düzenlediği iftar programında konuştu. Küresel krizlerden Avrupa’daki Türk toplumunun taleplerine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulunan Arıkan, “Duvarlar kalıcı değildir” diyerek insanlığın adalet temelli yeni bir dünya düzenine ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Almanya’nın başkenti Berlin’de partisinin Avrupa teşkilatı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. İslam ülkelerinin Berlin büyükelçileri ile Türk sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de yer aldığı programda konuşan Arıkan, küresel gelişmelerden Avrupa’daki Türk toplumunun meselelerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
“DUVARLAR KALICI DEĞİLDİR”
Berlin’in tarihsel ve sembolik önemine dikkat çeken Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, şehrin yalnızca Almanya’nın başkenti değil, aynı zamanda Avrupa’nın önemli siyasi, diplomatik ve kültürel merkezlerinden biri olduğunu belirtti.
Berlin’in geçmişte savaşların yıkımını yaşadığını ve Soğuk Savaş döneminde ikiye bölündüğünü hatırlatan Arıkan, şehrin ortasına inşa edilen Berlin Duvarı’nın dünyada bir sınır sembolü haline geldiğini ifade etti.
Berlin Duvarı’nın 1989 yılında yıkılmasıyla birlikte yeniden birleşmenin mümkün olduğunun tüm dünyaya gösterildiğini vurgulayan Arıkan, “Duvarlar kalıcı değildir, bölünmeler kalıcı değildir. İnsanlık er ya da geç kapıları yeniden açmanın bir yolunu bulur.” dedi.
Brandenburg Kapısı’nın da bu anlamda insanlık için güçlü bir sembol olduğunu belirten Arıkan, tarihin insanlara birlik ve barış konusunda önemli dersler verdiğini söyledi.
“BERLİN, AVRUPA’DAKİ VATANDAŞLARIMIZIN EMEĞİNİN ŞEHRİDİR”
Berlin’in Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türk vatandaşının emeğini ve mücadelesini temsil eden şehirlerden biri olduğunu ifade eden Arıkan, Avrupa’daki Türk toplumunun artık yalnızca bir göç hikâyesinin değil, üretimin ve toplumsal katkının önemli bir parçası haline geldiğini belirtti.
Avrupa’daki Türk toplumunun sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda güçlü bir varlık ortaya koyduğunu dile getiren Arıkan, merhum Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın da Almanya’da akademik çalışmalar yürüttüğünü hatırlattı.
“YURTDIŞINDAKİ VATANDAŞLARIMIZIN HAKLI TALEPLERİNİN FARKINDAYIZ”
Programda sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldiklerini belirten Arıkan, yurtdışında yaşayan vatandaşların sorunlarının yakından takip edildiğini söyledi.
Yurtdışı Türkler Bakanlığı’nın kurulması, yurtdışında seçim bölgelerinin oluşturulması ve yurtdışında yaşayan vatandaşların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde hakkaniyetli şekilde temsil edilmesinin artık bir ihtiyaç değil zorunluluk olduğunu ifade eden Arıkan, bu konularda çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi.
Arıkan, yurtdışında yaşayan vatandaşların günlük hayatını doğrudan etkileyen birçok konuda düzenleme yapılması gerektiğini belirterek askerlik bedelinin yeniden düzenlenmesi, çifte vatandaşlığa geçişin kolaylaştırılması, Türk Hava Yolları uçuşlarının daha ekonomik hale getirilmesi ve kişisel telefonların Türkiye’de kısıtlamasız kullanılabilmesi gerektiğini söyledi.
Sağlık hizmetlerinden eşit şekilde yararlanma, emeklilik ve finans alanındaki sorunların çözülmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, Türkiye’ye özel araçlarıyla gelen vatandaşların yaşadığı gümrük ve yol sorunlarının da giderilmesi gerektiğini ifade etti.
Bu kapsamda bürokratik engellerin kaldırılması, işlemlerin hızlandırılması ve gümrük kapılarının insana yakışır şekilde düzenlenmesi gerektiğini belirten Arıkan, söz konusu konuların çözümü için TBMM’de araştırma önergeleri, kanun teklifleri ve soru önergeleri verdiklerini kaydetti.
“İNSANLIK KÜRESEL KRİZLERLE KARŞI KARŞIYA”
Konuşmasında küresel gelişmelere de değinen Arıkan, teknolojinin hızla geliştiği ve iletişimin kolaylaştığı bir çağda yaşandığını ancak insanlığın ciddi krizlerle karşı karşıya bulunduğunu söyledi.
Dünyanın yalnızca tekil sorunlarla değil, birbirine bağlı küresel krizlerle mücadele ettiğini ifade eden Arıkan, ekolojik yıkım, sosyoekonomik eşitsizlik, hak ve özgürlükler alanındaki sorunlar ile savaşların bu krizin başlıca başlıkları olduğunu belirtti.
Her gün on binlerce insanın açlıktan hayatını kaybettiğini, yüz milyonlarca insanın temiz suya ulaşamadığını ve milyonlarca çocuğun çalışmak zorunda kaldığını ifade eden Arıkan, “Sorun dünyanın kaynaklarının yetersizliği değil, kaynakların adil paylaşılmamasıdır.” dedi.
GAZZE’DEN DOĞU TÜRKİSTAN’A KÜRESEL VİCDAN KRİZİ
Dünya genelindeki çatışmalara da dikkat çeken Arıkan, bugün dünya üzerinde 120’den fazla noktada aktif silahlı çatışma yaşandığını ifade etti.
Gazze’de yaşananların modern dünyanın en ağır insani sınavlarından biri haline geldiğini belirten Arıkan, Ukrayna’dan Venezuela’ya, Sudan’dan Yemen’e, Arakan’dan Doğu Türkistan’a kadar birçok bölgede insanlık vicdanının sınandığını söyledi.
“İRAN’DA YAŞANANLAR KÜRESEL VİCDAN TUTULMASININ YENİ SAHNESİDİR”
Arıkan, İran’da yaşanan saldırılara da değinerek emperyalist müdahalelerin büyük yıkımlar doğurduğunu ifade etti.
Bu müdahalelerin ardından geriye yıkılmış şehirler, parçalanmış toplumlar ve derin mezhepsel çatışmaların kaldığını belirten Arıkan, ABD bombardımanında okulda bulunan 7 ila 12 yaşlarındaki 175 kız çocuğunun hayatını kaybetmesinin insanlık vicdanında derin yaralar açtığını söyledi.
Hiçbir jeopolitik hesap ya da enerji koridoru planının bir çocuğun yaşam hakkının elinden alınmasını meşrulaştıramayacağını vurgulayan Arıkan, “Çocukların ve kadınların ölümünü umursamayan, okulları, ambulansları ve hastaneleri hedef haline getiren bu emperyalist odaklar insanlığın düşmanlarıdır.” dedi.
“İNSANLIK BİR SİSTEM KRİZİYLE KARŞI KARŞIYA”
Bugün yaşanan sorunların birbirinden bağımsız olmadığını belirten Arıkan, savaşlar, göç hareketleri, ekonomik eşitsizlik, ekolojik kriz ve bilgi manipülasyonunun aynı sistemin farklı sonuçları olduğunu ifade etti.
Göç hareketlerinin haritaları dikkate almadığını, pandemilerin pasaport kontrolünden geçmediğini, füzelerin hedef ayırt etmediğini ve iklim değişikliğinin sınır tanımadığını dile getiren Arıkan, bu nedenle hiçbir ülkenin krizleri tek başına çözemeyeceğini söyledi.
“ÇÖZÜM AHLAK VE ADALET TEMELLİ YENİ BİR DÜNYA KURMAKTIR”
Küresel krizlerin çözümünün yalnızca bilim ve teknolojiyle değil, aynı zamanda ahlak ve adalet temelli yeni bir dünya anlayışıyla mümkün olacağını ifade eden Arıkan, ahlakı öncelemeyen hiçbir hareketin insanlığın krizlerini çözemeyeceğini belirtti.
Arıkan, “Ahlak, gücün haklı olmak anlamına gelmediğini bilmektir. Barışın da savaş kadar güçlü bir irade gerektirdiğini kabul etmektir.” dedi.
“İNSANLIK BİR YOL AYRIMINDA”
İnsanlığın bugün önemli bir yol ayrımında bulunduğunu ifade eden Arıkan, mevcut düzenin krizlerini kabullenmek yerine adalet temelli yeni bir düzenin kurulması gerektiğini söyledi.
İslamofobi, mezhepçilik ve ırkçılık üzerinden siyaset üretmenin insanlığa fayda sağlamayacağını belirten Arıkan, daha adil ve yaşanabilir bir dünya için ortak bir irade ortaya konulması gerektiğini vurguladı.
“HERKES İÇİN ADALET MÜMKÜNDÜR”
Konuşmasının sonunda Saadet Partisi’nin temel misyonunun tüm yeryüzünde adalet ve barışı tesis etmek olduğunu ifade eden Arıkan, “Herkes için adalet ve herkes için onurlu bir yaşam mümkündür. Yeter ki hakkı esas alalım.” dedi.
Arıkan, tüm insanlığa hak ve adalet ekseninde yeni bir dünya kurma çağrısında bulundu.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI