TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel: “Basından tasarruf olmaz, gazetecilerin emeği görmezden gelinemez”

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel: “Basından tasarruf olmaz, gazetecilerin emeği görmezden gelinemez”

Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) Genel Başkanı Okan Geçgel, 21 Ekim Gazeteciler Bayramı dolayısıyla yaptığı açıklamada, tasarruf tedbirlerinin yerel ve dijital basın üzerindeki ekonomik etkilerine dikkat çekti. Gazetecilerin düşük ücretler, ağır çalışma koşulları ve mesleki güvencesizlikle mücadele ettiğini belirten Geçgel, yeşil pasaport hakkı için yasal düzenleme çağrısında bulundu. Geçgel, “Basını ayakta tutmak, demokrasiyi, çoğulculuğu ve milletin haber alma hakkını ayakta tutmaktır.” ifadelerini kullandı.

Ekim 21, 2026 - 14:55

Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği (TİGAD) Genel Başkanı Okan Geçgel, 21 Ekim Gazeteciler Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda basın sektörünün ekonomik sorunlarını, kamuda uygulanan tasarruf tedbirlerini, gazetecilerin çalışma koşullarını ve yeşil pasaport taleplerini gündeme taşıdı. Geçgel, basın kuruluşlarının ekonomik sürdürülebilirliğinin toplumun haber alma hakkı açısından önemli olduğunu vurgulayarak kamu kurumlarına, medya yöneticilerine ve yasama organlarına çağrıda bulundu.

“Gazetecilerin sorunlarını çözmek hepimizin sorumluluğudur”

21 Ekim'in gazetecilerin mesleki hakları ve dayanışması açısından önem taşıdığını belirten TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, gazeteciliğin yalnızca haber üretmekten ibaret olmadığını ifade etti.

Geçgel, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:

“21 Ekim, gazetecilerin hak arama mücadelesini, mesleki dayanışmasını ve basının toplum için ne kadar vazgeçilmez olduğunu hatırladığımız önemli bir gündür. Gazetecilik, yalnızca haber yazmak veya görüntü aktarmak değildir. Gazetecilik; gerçeğin peşinde koşmak, kamu adına soru sormak, yanlışları ortaya çıkarmak, vatandaşın sesi olmak ve gerektiğinde bütün zorluklara rağmen hakikati savunmaktır.”

Gazetecilerin afetlerden seçimlere, kazalardan toplumsal olaylara kadar pek çok alanda zor koşullarda görev yaptığını hatırlatan Geçgel, mesleğin ekonomik ve sosyal sorunlarının çözülmesi gerektiğini kaydetti.

“Gazeteci, çoğu zaman herkesin dinlendiği saatlerde çalışır, herkesin evine çekildiği anlarda görev yapar. Afette, kazada, seçimde, toplumsal olaylarda ve hayatın en zor anlarında kamuoyunu bilgilendirmek için sahadadır. Üstelik bütün bunları yaparken ekonomik kaygılarla, yetersiz ücretlerle, ağır çalışma koşullarıyla ve mesleki güvencesizlikle mücadele etmektedir. Böyle bir mesleğin mensuplarını yalnızca özel günlerde hatırlamak değil, onların sorunlarını çözmek de hepimizin sorumluluğudur.”

“Tasarruf tedbirleri basının belini büküyor”

Kamuda uygulanan tasarruf tedbirlerinin medya sektörüne etkilerine değinen Geçgel, gazete ve dergi aboneliklerinin iptal edilmesi, basılı yayın alımlarının sınırlandırılması ve kamu reklamlarındaki daralmanın özellikle yerel basını olumsuz etkilediğini belirtti.

Kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını desteklediklerini ancak tasarruf uygulamalarının basın kuruluşlarının ekonomik varlığını tehdit etmemesi gerektiğini vurgulayan Geçgel, şunları söyledi:

“Kamuda tasarruf elbette önemlidir. Kamu kaynaklarının verimli kullanılması, gereksiz harcamaların önlenmesi ve israfın ortadan kaldırılması hepimizin ortak beklentisidir. Ancak tasarruf denildiğinde ilk akla gelen alanlardan birinin basın olması, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir meseledir.”

Tasarruf uygulamalarının yerel gazeteler, internet haber siteleri ve dergiler üzerindeki etkilerine dikkat çeken Geçgel, şöyle devam etti:

“Tasarruf tedbirleriyle birlikte birçok kamu kurumunda gazete ve dergi abonelikleri iptal edildi, basılı yayın alımları sınırlandırıldı. Kamu kurumlarının medya kuruluşlarıyla yürüttüğü reklam ve tanıtım faaliyetleri de bu süreçten olumsuz etkilendi. İlgili mevzuat ve tasarruf düzenlemeleri çerçevesinde yaşanan bu daralma, zaten ayakta kalma mücadelesi veren yerel gazeteleri, internet haber sitelerini ve dergileri daha da zor durumda bıraktı.”

“Gazete ve dergilerin birkaç kuruşluk abonelik bedellerine göz dikmek ne kadar doğrudur?”

Kamu kurumlarının gazete ve dergi aboneliklerini yalnızca bir satın alma işlemi olarak değerlendirmemesi gerektiğini belirten Geçgel, bu yayınların yerel haberciliğin sürdürülebilirliği açısından önem taşıdığını ifade etti.

“Bir gazetenin veya derginin bir kamu kurumuna ulaşması yalnızca bir satın alma işlemi değildir. Bu, aynı zamanda yerel haberciliğin desteklenmesi, kamuoyunun farklı kaynaklardan bilgi edinmesi ve basın kuruluşlarının ekonomik varlığını sürdürebilmesi açısından önemlidir. Elbette kamu kaynaklarının kullanımında kurallar olmalıdır. Ancak tasarruf politikaları uygulanırken basının demokratik sistemdeki yeri ve kamu yararına sunduğu hizmet de mutlaka hesaba katılmalıdır.”

Tasarruf politikalarının uygulanma biçimini eleştiren Geçgel, şu soruları yöneltti:

“Soruyorum: Kamuda tasarruf edilmesi gereken bunca alan varken, yıllardır vatandaşın haber alma hakkı için mücadele eden gazete ve dergilerin birkaç kuruşluk abonelik bedellerine göz dikmek ne kadar doğrudur? İsrafın, verimsizliğin ve gereksiz harcamaların önüne geçmek yerine basının sınırlı gelirlerine yönelmek, tasarruf anlayışının amacına ne kadar hizmet etmektedir?”

Basılı ve dijital medyanın artan giderlerine de değinen Geçgel, kâğıt, baskı, dağıtım, personel, kira, enerji ve teknoloji maliyetlerinin medya kuruluşlarının ekonomik yükünü artırdığını belirtti.

“Basın kuruluşları zaten yüksek kâğıt, baskı, dağıtım, personel, kira, enerji ve teknoloji maliyetleriyle mücadele ediyor. Dijital medyada ise yazılım, sunucu, teknik altyapı, içerik üretimi ve nitelikli personel giderleri her geçen gün daha fazla yük oluşturuyor. Gelir kaynakları daralan bir sektörün bu maliyetler karşısında ayakta kalmasını beklemek gerçekçi değildir.”

Geçgel, tasarruf tedbirlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:

“Basından tasarruf olmaz! Basını ayakta tutmak, demokrasiyi, çoğulculuğu ve milletin haber alma hakkını ayakta tutmaktır. Tasarruf tedbirleri yeniden değerlendirilirken medyanın yaşadığı ekonomik gerçekler göz ardı edilmemeli; yerel ve dijital basının sürdürülebilirliğini sağlayacak, şeffaf ve adil mekanizmalar oluşturulmalıdır.”

“Yerel basının güçsüzleşmesi, yerel demokrasinin de güç kaybetmesidir”

Yerel basının şehirlerin hafızası olduğunu vurgulayan TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, yerel gazetelerin ve internet haber sitelerinin kamu hizmetlerinin denetlenmesinde, vatandaşların sorunlarının duyurulmasında ve şehir gündeminin takip edilmesinde önemli görevler üstlendiğini belirtti.

Geçgel, yerel basının işlevini şu sözlerle anlattı:

“Yerel gazeteler, internet haber siteleri ve dergiler yalnızca ticari işletmeler değildir. Bir şehrin gündemini tutan, sorunlarını görünür kılan, vatandaşın talebini yöneticilere ulaştıran ve yerel yönetimlerin faaliyetlerini kamuoyu adına takip eden kuruluşlardır. Küçük bir ilçede yaşanan sorunu ülke gündemine taşıyan, bir vatandaşın mağduriyetini duyuran, kamu hizmetlerindeki aksaklıkları ortaya çıkaran çoğu zaman yerel basındır.”

Yerel medya kuruluşlarının kapanmasının yalnızca ekonomik bir kayıp olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Geçgel, şöyle konuştu:

“Yerel basın ekonomik olarak zayıfladığında yalnızca bir işletme kapanmış olmaz. O şehirdeki haber kaynakları azalır, kamuoyu denetimi zayıflar ve vatandaşın sesi daha az duyulur. Yerel gazetelerin ve internet haber sitelerinin kapanması, şehirlerin hafızasından sayfaların koparılması anlamına gelir.”

“Hiçbir medya kuruluşuna ayrıcalık tanınmasını istemiyoruz”

Kamu kurumlarıyla medya kuruluşları arasındaki reklam ve tanıtım ilişkilerinin şeffaf, ölçülebilir ve objektif kriterlere dayanması gerektiğini vurgulayan Geçgel, taleplerinin ayrıcalık değil, adil bir sistem olduğunu söyledi.

“Kamu kurumlarının basınla ilişkisi yalnızca reklam satın almaktan ibaret görülmemelidir. Elbette reklam ve tanıtım faaliyetleri mevzuata uygun, ölçülebilir, şeffaf ve objektif kriterlerle yürütülmelidir. Hiçbir medya kuruluşuna ayrıcalık tanınmasını istemiyoruz. Talebimiz; kamu yararı gözetilerek, yayınların niteliği ve erişimi dikkate alınarak adil bir sistem kurulmasıdır.”

Geçgel, kamu kurumları ile medya kuruluşları arasındaki ekonomik ilişkilerin tamamen ortadan kaldırılmasının yerel haberciliğin gelir kaynaklarını daha da daraltacağını belirterek, “Burada ihtiyaç duyulan şey kontrolsüz harcama değil, doğru ve adil bir kamu politikasıdır.” dedi.

“Gazetecilerin emeği, aldıkları ücretle orantılı değil”

Gazetecilerin çalışma koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Geçgel, özellikle yerel ve dijital medyada görev yapan basın mensuplarının önemli bir bölümünün ekonomik zorluklarla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

“Bugün birçok gazeteci, yaptığı işin sorumluluğuyla orantılı bir gelir elde edemiyor. Günün her saatinde haber peşinde koşan, gece yarısı gelişen olayları takip eden, ailesinden ve özel yaşamından fedakârlık ederek çalışan meslektaşlarımızın önemli bir bölümü ekonomik açıdan zorlanıyor.”

Gazetecilikte mesai kavramının çoğu zaman ortadan kalktığını belirten Geçgel, çalışanların düşük ücretlerin yanı sıra fazla mesai, sosyal güvence ve iş güvencesi sorunları yaşadığını kaydetti.

“Gazetecilikte mesai kavramı çoğu zaman ortadan kalkıyor. Bir olay meydana geldiğinde gazeteci için tatil, hafta sonu veya gece ayrımı kalmıyor. Sahada risk alan, kimi zaman tehditlerle karşılaşan, kimi zaman fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kalan gazetecilerin ücretleri ve sosyal güvenceleri ise ne yazık ki her zaman bu sorumluluğa uygun olmuyor.”

Meslekteki ekonomik belirsizliklerin deneyimli gazetecilerin sektörden uzaklaşmasına ve gençlerin gazeteciliğe yönelmekte zorlanmasına neden olabileceğini belirten Geçgel, şu ifadeleri kullandı:

“Düşük ücretler, düzensiz çalışma saatleri, fazla mesai sorunları, iş güvencesinin yetersizliği ve ekonomik belirsizlikler mesleğin geleceğini tehdit ediyor. Deneyimli gazetecilerin sektörden uzaklaşması, gençlerin mesleğe umutla başlayamaması ve nitelikli insan kaynağının azalması hepimizi düşündürmelidir.”

Gazetecilerin insanca yaşayabilecekleri ücretlere, güvenli çalışma koşullarına ve mesleki gelişim imkânlarına sahip olması gerektiğini belirten Geçgel, “Basın çalışanlarının emeği korunmadan, güçlü ve bağımsız bir medya yapısı kurmak mümkün değildir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Gazetecilere yeşil pasaport verilmesi artık bir gerekliliktir”

TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, açıklamasında gazetecilerin uzun süredir gündeme getirdiği yeşil pasaport talebine de yer verdi.

Uluslararası haber takibi yapan gazetecilerin vize işlemleri, başvuru maliyetleri ve bürokratik engeller nedeniyle sorun yaşadığını belirten Geçgel, mesleki faaliyetleri kolaylaştıracak yasal düzenlemelerin yapılmasını istedi.

“Türkiye’de yeşil pasaport hakkı farklı meslek grupları ve kamu hizmetleri kapsamında gündeme geliyor. Zaman zaman nüfusu oldukça az olan yerleşim birimlerinin yöneticileri için dahi bu hakkın tanınması tartışılıyor. Elbette her meslek grubunun talebi kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Ancak dünyanın dört bir yanına haber peşinde koşan, uluslararası gelişmeleri takip eden, ülkemizi yurt dışında temsil eden ve görevini yerine getirmek için sık sık seyahat etmek zorunda kalan gazetecilerin bu konudaki taleplerinin de artık karşılık bulması gerekiyor.”

Gazetecilerin uluslararası görevlerde karşılaştığı güçlükleri anlatan Geçgel, şunları kaydetti:

“Gazeteci, uluslararası bir toplantıyı takip etmek, savaş ve afet bölgelerinde yaşananları yerinde görüntülemek, ülkeler arasındaki gelişmeleri kamuoyuna aktarmak veya mesleki organizasyonlara katılmak için seyahat etmek durumunda kalabiliyor. Ancak vize süreçleri, yüksek başvuru maliyetleri ve bürokratik engeller, özellikle ekonomik imkânları sınırlı gazeteciler için ciddi sorunlara dönüşüyor.”

“Yeşil pasaport için objektif kriterler belirlenmeli”

Yeşil pasaport hakkının belirli mesleki koşullara bağlanabileceğini ifade eden Geçgel, düzenlemenin açık ve adil bir yasal çerçeveye kavuşturulması gerektiğini belirtti.

“Bu nedenle belirli mesleki kıdem, çalışma süresi, aktif gazetecilik faaliyeti ve mesleki yeterlilik gibi objektif kriterler esas alınarak gazetecilere yeşil pasaport hakkı tanınmasını istiyoruz. Bu hakkın kimlere, hangi şartlarla verileceği açık ve adil bir yasal çerçeveyle belirlenmelidir.”

TBMM ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan Geçgel, şöyle devam etti:

“Gazeteciler, yeşil pasaport hakkının tanınması konusunda öncelikli olarak değerlendirilmesi gereken meslek gruplarından biridir. Meclisimizin ve ilgili kurumlarımızın bu çağrıyı dikkate almasını, gazetecilerin uluslararası hareket kabiliyetini artıracak düzenlemenin daha fazla gecikmeden hayata geçirilmesini bekliyoruz.”

“Basın özgürlüğü, sadece kâğıt üzerinde kalmamalı”

Basın kuruluşlarının ekonomik bağımsızlığı ile editoryal bağımsızlıkları arasında doğrudan bağlantı bulunduğunu ifade eden Geçgel, medya sektörünün ekonomik sorunlarının basın özgürlüğü açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Bir medya kuruluşunun ekonomik olarak ayakta kalabilmesi, haberlerini özgürce hazırlayabilmesinin temel koşullarından biridir. Gelir kaynakları daralan, çalışanlarının maaşlarını ödemekte zorlanan, baskı ve yayın giderlerini karşılayamayan bir medya kuruluşunun sürdürülebilirliğini sağlamak kolay değildir. Ekonomik bağımlılık arttıkça editoryal bağımsızlığın korunması da zorlaşabilir.”

Gazetecilerin haber kaynaklarına erişimi, mesleki güvenliği ve hukuki güvencelerinin korunması gerektiğini vurgulayan Geçgel, “Basın özgürlüğü, yalnızca bir anayasal ilke olarak anılmamalı; günlük çalışma hayatında da güvence altına alınmalıdır.” dedi.

“Sosyal medyada içerik paylaşan herkes gazeteci olarak kabul edilmemeli”

Dijital medyanın gelişmesiyle birlikte gazetecilik mesleğinin etik ve mesleki standartlarının korunmasının daha da önemli hâle geldiğini belirten Geçgel, sosyal medya yayıncılığı ile profesyonel gazetecilik arasındaki ayrıma dikkat çekti.

“Öte yandan dijital medyanın hızla büyüdüğü bir dönemde gazetecilik mesleğinin ölçütleri de korunmalıdır. Sosyal medya üzerinden içerik paylaşan herkesin gazeteci olarak kabul edilmesi, mesleğin etik ve mesleki standartlarını belirsizleştirebilir. Gazetecilik; doğrulama, tarafsızlık, kamu yararı, sorumluluk ve hesap verebilirlik gerektiren bir meslektir. İnternet gazeteciliğinin gelişmesi, bu ilkelerin ortadan kalkması anlamına gelmemelidir.”

Gazetecilerin eğitim ve mesleki gelişim imkânlarının artırılması gerektiğini ifade eden Geçgel, dijital yayıncılığın ekonomik sürdürülebilirliğini sağlayacak ve çalışanların haklarını koruyacak kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

“Gazeteciler Günü, sadece kutlama değil, hak arama günüdür”

21 Ekim Gazeteciler Bayramı'nın yalnızca kutlama mesajlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten TİGAD Genel Başkanı Okan Geçgel, basın çalışanlarının ekonomik ve mesleki haklarının korunması için somut adımlar atılması çağrısında bulundu.

Geçgel, taleplerinin herhangi bir ayrıcalık içermediğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Bizim mücadelemiz ayrıcalık mücadelesi değildir. Biz, gazetecilerin emeklerinin karşılığını alabildiği, medya kuruluşlarının ekonomik olarak ayakta kalabildiği, yerel basının susturulmadığı ve internet gazeteciliğinin güçlü bir hukuki zemine kavuştuğu bir Türkiye istiyoruz.”

Kamu kurumlarının tasarruf politikalarını basın sektörünün koşullarını dikkate alarak değerlendirmesi gerektiğini belirten Geçgel, şöyle konuştu:

“Kamu kurumlarına çağrımız nettir: Tasarruf politikaları yeniden değerlendirilirken basın sektörünün yaşadığı ekonomik sıkıntılar dikkate alınmalıdır. Gazete ve dergi abonelikleri, yayın alımları ve kamu reklamları konusunda mevzuata uygun, objektif ve şeffaf uygulamalar geliştirilmelidir. Yerel ve dijital medya kuruluşlarının sürdürülebilirliğini destekleyecek çözümler üretilmelidir.”

Medya işverenlerine ve kamu otoritelerine de seslenen Geçgel, “İşverenlere ve medya yöneticilerine çağrımız; gazetecilerin ücret, sosyal güvence ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için gereken sorumluluğun üstlenilmesidir. Yasama ve yürütme organlarına çağrımız ise gazetecilerin yeşil pasaport talebi başta olmak üzere mesleki haklarının daha fazla ertelenmeden ele alınmasıdır.” ifadelerini kullandı.

“Gazetecilik zayıflarsa toplumun haber alma hakkı da zayıflar”

Gazetecilerin ekonomik ve mesleki sorunlarının toplumun tamamını ilgilendirdiğini belirten Geçgel, yerel basının güçlendirilmesi ve gazetecilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesinin demokratik denetim açısından önem taşıdığını vurguladı.

“Unutulmamalıdır ki gazetecilik zayıflarsa toplumun haber alma hakkı da zayıflar. Yerel basın kapanırsa şehirlerin sesi kısılır. Gazeteciler ekonomik baskı altında kalırsa mesleğin geleceği zarar görür. Basının güçlenmesi, daha şeffaf, daha hesap verebilir ve daha demokratik bir toplumun güçlenmesi demektir.”

21 Ekim'in gazetecilerin sorunlarının çözümü için başlangıç noktası olması gerektiğini ifade eden Geçgel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“21 Ekim’i yalnızca kutlama mesajlarıyla geçiştirmeyelim. Bu anlamlı günü, gazetecilerin sorunlarının çözüme kavuşturulması için bir başlangıç noktası hâline getirelim. Basın kuruluşlarını yaşatacak, gazetecilerin haklarını koruyacak ve mesleğin geleceğini güvence altına alacak adımları hep birlikte atalım.”

“TİGAD olarak gazetecilerin hak mücadelesini sürdüreceğiz”

TİGAD'ın gazetecilerin mesleki haklarının korunması, internet medyasının güçlendirilmesi ve yerel basının sorunlarının gündeme taşınması için çalışmalarına devam edeceğini belirten Genel Başkan Okan Geçgel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“TİGAD olarak gazetecilerin hak mücadelesini sürdürmeye, internet medyasının ve yerel basının sorunlarını her platformda dile getirmeye devam edeceğiz.

Bu vesileyle, mesleğini etik ilkelerden ayrılmadan, kamu yararını gözeterek ve hakikatin izinde kalarak icra eden tüm gazetecilerin 21 Ekim Gazeteciler Bayramı’nı kutluyor; görevleri başında hayatını kaybeden basın emekçilerini rahmetle anıyor, bütün meslektaşlarımıza sağlık, başarı ve mesleklerini özgürce yapabilecekleri bir çalışma hayatı diliyorum.”