TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Emin Pişkin: “Deprem gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız”

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Emin Pişkin, 1-7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu hatırlatarak riskli yapı stoku, imar afları ve zemin etütlerinin ihmal edilmesine dikkat çekti. Pişkin, “Zemin gerçeğini görmezden gelirsek depremler afete dönüşmeye devam eder” dedi.

Mart 2, 2026 - 20:33
TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Emin Pişkin: “Deprem gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız”

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Emin Pişkin, 1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmek zorunda olduğunu vurguladı. Emin Pişkin, zemin gerçeğinin göz ardı edilmesi halinde depremlerin afete dönüşmeye devam edeceğini belirtti.

Türkiye’nin yıllar boyunca yıkıcı depremlere sahne olduğunu hatırlatan Emin Pişkin, “1999 yılında meydana gelen 17 Ağustos Gölcük Depremi uzun yıllar bir milat olarak kabul edilmiş; yapı güvenliği, denetim ve mühendislik hizmetlerinin önemi toplumun tüm kesimlerince daha güçlü şekilde dile getirilmiştir. Ancak aradan geçen 24 yılın ardından yaşadığımız 6 Şubat depremleri, ne yazık ki gerekli derslerin yeterince alınmadığını göstermiştir” dedi.

“Riskli Yapı Stoku ve İmar Afları Endişe Veriyor”

Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunun bilimsel bir gerçek olduğunu ifade eden Emin Pişkin, “Ülkemizin aktif fay hatları üzerinde yer aldığı bilinmesine rağmen, yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ riskli olması kaygı vericidir. Özellikle belirli aralıklarla çıkarılan imar afları, mühendislik hizmeti almamış veya eksik almış yapıların yasallaşmasına neden olmakta; bu durum gelecekte yaşanabilecek depremlerde can ve mal kaybı riskini artırmaktadır” açıklamasında bulundu.

Her yıl yaklaşık 100 bin yeni yapının inşa edildiğini belirten Emin Pişkin, “Yalnızca bina sayısındaki artış değil, bu yapıların hangi teknik ve bilimsel esaslara göre üretildiği de hayati önem taşımaktadır. Deprem güvenliği; sadece beton kalitesiyle değil, zemin özellikleriyle birlikte değerlendirilmesi gereken bütüncül bir mühendislik meselesidir” ifadelerini kullandı.

“Yapı–Zemin İlişkisi Hayati Önem Taşıyor”

Depremlerde yıkımın büyüklüğünü belirleyen unsurlardan birinin yapı–zemin ilişkisi olduğunu vurgulayan Emin Pişkin, “Ancak ne yazık ki, zemin etüdü gibi kritik mühendislik çalışmalarına bazı uygulamalarda yalnızca tamamlanması gereken bir evrak gözüyle bakıldığı görülmektedir. Oysa zemin etütleri; yapıların güvenli tasarlanması, doğru temel sisteminin belirlenmesi ve olası zemin büyütmesi etkilerinin ortaya konulması açısından vazgeçilmezdir” dedi.

Bazı kurum ve kuruluşlarda teknik kadro eksiklikleri bulunduğunu belirten Emin Pişkin, “Denetim mekanizmalarında yaşanan aksaklıklar, bilimsel ve teknik kriterlerin sahada yeterince uygulanamamasına neden olmaktadır. Deprem riskinin azaltılması; yalnızca afet sonrası müdahaleyle değil, afet öncesi bilimsel planlama ve etkin denetimle mümkündür” değerlendirmesinde bulundu.

“Sorumluluğumuzu Biliyoruz”

Depremlerin doğa olayı olduğunu ancak afete dönüşmesinin ihmaller sonucu gerçekleştiğini ifade eden Emin Pişkin, “Kurumlarımızdan özel sektöre kadar tüm paydaşlar, standartlara ve sınır şartlara eksiksiz uymalı; mühendislik hizmetleri eksiksiz ve bağımsız şekilde yürütülmelidir. Teknik kadrolar güçlendirilmeli, denetim mekanizmaları etkinleştirilmeli ve zemin gerçeği asla göz ardı edilmemelidir. Ancak o zaman depremler felakete dönüşmeyecektir” dedi.

Emin Pişkin, “TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası Adana Şubesi olarak; bilim ve mühendislik ışığında, güvenli yerleşimler için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI