Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: “TÜRKSAT Veri Merkezi ile kapasitemizi ilk fazda 3 kat, ikinci fazda 8 katın üzerine çıkaracağız”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: “TÜRKSAT Veri Merkezi ile kapasitemizi ilk fazda 3 kat, ikinci fazda 8 katın üzerine çıkaracağız”

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 19. Uluslararası Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı’nda Türkiye’nin siber güvenlik politikalarını ve veri merkezi yatırımlarını değerlendirdi. Ankara Gölbaşı’nda temeli atılan 35 bin 300 metrekarelik TÜRKSAT Veri Merkezi’nin mevcut kapasiteyi ilk aşamada 3 katına, ikinci aşamada ise 8 katın üzerine çıkaracağını açıklayan Uraloğlu, kritik kamu verilerinin yerli yazılımlarla korunacağını belirtti. Bakan Uraloğlu, Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi kapsamında belirlenen 61 eyleme ve çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik düzenlemelere de değindi.

Ekim 20, 2026 - 12:28

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 19. Uluslararası Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin veri güvenliği, siber savunma ve dijital altyapı yatırımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Ankara Gölbaşı'nda inşa edilecek 35 bin 300 metrekarelik TÜRKSAT Veri Merkezi'nin Türkiye'nin en büyük veri merkezlerinden biri olacağını belirten Uraloğlu, tesisin kritik kamu verilerinin güvenliğini güçlendireceğini ifade etti.

Bilginin çağın en değerli hazinesi olduğunu vurgulayan Uraloğlu, siber güvenlik yazılımlarının ve teknolojilerinin bu hazineyi koruyan en önemli unsurlar arasında yer aldığını söyledi.

“Veri, Ekonominin Motoru ve Egemenliğin Temelidir”

Dijital dönüşüm sürecinde verinin stratejik önemine dikkat çeken Bakan Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Yeni çağın en stratejik kaynağı veridir, yani bilgidir. Veri artık yalnızca arşivlenen bir yığın değil; üretimin hammaddesi, güvenliğin kalkanı, ekonominin motoru ve egemenliğin temelidir.”

Yapay zekâ, bulut bilişim, nesnelerin interneti ve yüksek performanslı hesaplama teknolojilerinin ülkelerin veri yönetimi kabiliyetlerini daha önemli hâle getirdiğini belirten Uraloğlu, ülkelerin gücünün veriyi üretme, kendi sınırları içerisinde barındırma, işleme ve koruma kapasitesiyle ölçüldüğünü kaydetti.

Uraloğlu, veri egemenliğinin yalnızca teknolojik bir konu olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:

“Bu verinin nerede barındırıldığı, hangi standartlarda işlendiği ve kimlerin kontrolünde olduğu meselesi artık yalnızca teknolojik değil; aynı zamanda stratejik, ekonomik ve millî bir meseledir ve hiç şüphesiz, verinin egemenliğini tesis eden ülkeler yarının kazananıdır.”

“TÜRKSAT Veri Merkezi Türkiye'nin En Büyük Veri Merkezlerinden Biri Olacak”

Konferansın ana teması olan “Yeni Dünya Düzeninde Siber Savaşlar” başlığının küresel gelişmeleri yansıttığını ifade eden Uraloğlu, siber dayanıklılık, caydırıcılık, platform güvenliği, teknoloji savaşları ve siber casusluğun ulusal güvenlik açısından önem taşıdığını belirtti.

Türkiye'nin veri merkezi yatırımlarını dijital egemenliğin temel unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini söyleyen Uraloğlu, şu açıklamayı yaptı:

“İşte bu anlayışla, kamu ve özel sektör eliyle yükselttiğimiz veri merkezlerini Türkiye'nin yeni dijital kaleleri olarak görüyoruz. Temmuz ayında Ankara Gölbaşı'nda temelini attığımız TÜRKSAT Veri Merkezi, 35 bin 300 metrekarelik dev alanıyla Türkiye'nin en büyük veri merkezlerinden biri olacaktır.”

Tesisin kapasitesine ve güvenlik altyapısına ilişkin bilgi veren Bakan Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mevcut kapasitemizi ilk fazda 3 kat, ikinci fazda 8 katın üzerine çıkaracak bu tesis; e-Devlet başta olmak üzere kritik kamu verilerini yerli yazılımlarla, uluslararası standartlarda ve en üst düzey güvenlikle koruyacaktır.”

“Vodafone İzmir Veri Merkezi Dijital Kaleler Zincirine Eklendi”

Türkiye'nin dijital altyapısının yalnızca kamu yatırımlarıyla değil, özel sektörün katkılarıyla da güçlendirildiğini belirten Uraloğlu, İzmir'de hayata geçirilen veri merkezi yatırımına değindi.

Bakan Uraloğlu, “Eylül ayında hizmete aldığımız Vodafone İzmir Veri Merkezi de Ege Bölgesi'nin en büyük veri merkezi olarak bu dijital kaleler zincirine önemli bir halka eklemiştir. Böylece Türkiye'nin dijital güvenlik haritasını adım adım genişletiyoruz.” dedi.

“Türkiye Veri Merkezi Üssü Olma Hedefini Güçlendiriyor”

Veri merkezlerinin kriptoloji ve dijital güvenlik açısından taşıdığı önemi değerlendiren Uraloğlu, kritik verilerin şifrelenmesi, anahtar yönetimi, erişim kontrolleri ve tedarik zinciri güvenliğinin bu tesislerin temel işlevleri arasında bulunduğunu söyledi.

Gelecekte ortaya çıkabilecek kuantum teknolojisi kaynaklı tehditlere karşı dayanıklı altyapılar oluşturulması gerektiğine işaret eden Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Veriyi kendi topraklarımızda tutmak, işlemek ve korumak; siber bağımsızlığımızın ve teknolojik egemenliğimizin en somut ifadesidir.”

Türkiye'nin artan veri üretimi, bulut bilişim ve yapay zekâ ihtiyaçlarını karşılayabilecek altyapılara yatırım yaptığını belirten Uraloğlu, şöyle devam etti:

“Bu projeler sayesinde Türkiye, artan veri üretimi, bulut bilişim ve yapay zekâ ihtiyaçlarına cevap verecek ölçeklenebilir altyapı kazanırken, bölgesel bir dijital altyapı ve veri merkezi üssü olma hedefini de güçlendirmektedir.”

“Ulusal Siber Güvenlik Stratejisinde 18 Hedef ve 61 Eylem Belirledik”

Türkiye'nin siber güvenlik kapasitesinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Bakan Uraloğlu, 2024-2028 Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında belirlenen hedefleri açıkladı.

Uraloğlu, stratejinin siber tehditlere karşı savunma kapasitesinin artırılmasını, yerli teknolojilerin geliştirilmesini ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesini kapsadığını belirterek şunları kaydetti:

“Bakanlığımız koordinasyonunda hazırlanan Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı (2024-2028) kapsamında; siber dayanıklılık, proaktif siber savunma ve caydırıcılık, insan odaklı yaklaşım, teknolojinin güvenli kullanımı, yerli ve millî teknolojilerin geliştirilmesi ile uluslararası iş birliği alanlarında 6 stratejik amaç, 18 hedef ve 61 eylem belirledik.”

“Siber Güvenlik Başkanlığı Kritik Altyapıların Korunmasını Güçlendirecek”

Siber güvenlik alanındaki kurumsal yapılanmaya da değinen Uraloğlu, Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan Siber Güvenlik Başkanlığının ulusal güvenlik politikalarının koordinasyonunda önemli görevler üstleneceğini belirtti.

7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu ile kurumsal yapının güçlendirildiğini ifade eden Uraloğlu, şu açıklamada bulundu:

“7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu ile güçlendirilen bu yapı, ulusal siber güvenlik politikalarının tek elden belirlenmesini, kritik altyapıların korunmasını, siber tehditlere karşı koordineli müdahaleyi ve kamu-özel sektör-akademi iş birliğini daha etkin hâle getirecektir.”

Uraloğlu, “Siber Güvenlik Başkanlığı'nın kuruluşu, ülkemizin siber dünyadaki millî çıkarlarını koruma iradesinin somut bir tezahürüdür.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye Küresel Siber Güvenlik Endeksi'nde Tam Puan Aldı”

Türkiye'nin uluslararası siber güvenlik göstergelerindeki konumunu değerlendiren Bakan Uraloğlu, Uluslararası Telekomünikasyon Birliğinin 2024 Küresel Siber Güvenlik Endeksi'nde Türkiye'nin tüm alanlarda tam puan aldığını ve “Seviye 1: Rol Model Ülke” kategorisinde yer aldığını söyledi.

Bu sonucun Türkiye'nin siber güvenlik alanındaki kurumsal kapasitesinin uluslararası düzeyde tescili niteliğinde olduğunu belirten Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun çalışmalarına da değindi.

Uraloğlu, elektronik haberleşme, posta ve elektronik güven hizmetleri sektörlerinde denetimlerin sürdüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumumuz da elektronik haberleşme, posta ve elektronik güven hizmetleri sektörlerinde düzenleme, gözetim ve denetim faaliyetlerini titizlikle sürdürmektedir.”

Sektörde faaliyet gösteren işletmecilerin siber güvenlik yükümlülüklerinin genişletildiğini açıklayan Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yıl alınan Kurul Kararıyla, yetkilendirilen tüm işletmecilerin ekonomik büyüklüklerine bakılmaksızın ilave güvenlik tedbirlerini almakla yükümlü kılınması, sektörel güvenlik seviyesinin yükseltilmesi ve altyapılarımızın siber dayanıklılığının artırılması açısından önemli bir adımdır.”

“Dijital Dünyada En Çok Korumamız Gerekenler Çocuklarımızdır”

Siber güvenlik politikalarının yalnızca kamu kurumları ve kritik altyapılarla sınırlı olmadığını belirten Bakan Uraloğlu, çocukların dijital ortamda korunmasının öncelikli konular arasında bulunduğunu vurguladı.

Çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenlemelere değinen Uraloğlu, şu açıklamayı yaptı:

“Dijital dünyada en çok korumamız gerekenler çocuklarımızdır. Bildiğiniz üzere Siber Güvenlik Başkanlığımızca hazırlanan ve Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelikle, 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulması sınırlandırılmıştır.”

Yaş doğrulama sistemleri ve ebeveyn kontrol mekanizmalarının önemine dikkat çeken Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Yaş doğrulamasının e-Devlet üzerinden yapılması, 15-18 yaş grubu için özel koruma tedbirleri uygulanması ve ebeveyn kontrol araçlarının zorunlu kılınması; çocuklarımızın dijital ortamın risklerinden korunması yönündeki kararlılığımızın açık göstergesidir.”

Çocukların sağlıklı gelişiminin korunması, ailelerin desteklenmesi ve dijital platformların daha fazla sorumluluk üstlenmesinin millî güvenlik anlayışının bir parçası olduğunu belirten Uraloğlu, dijital güvenlik tedbirlerinin insan odaklı bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

“5G ve 6G Teknolojileri Yeni Siber Güvenlik İhtiyaçları Doğuruyor”

Konuşmasının son bölümünde yeni nesil haberleşme teknolojilerinin beraberinde getirdiği güvenlik ihtiyaçlarına değinen Bakan Uraloğlu, 5G, 6G ve yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasıyla siber güvenlik altyapılarının da geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

Uraloğlu, geleceğin dijital dünyasında veri güvenliği ve teknolojik egemenliğin belirleyici olacağını vurgulayarak şunları söyledi:

“Geleceğin dünyasında veri; hızlı olana, güvenli olana ve egemen olana ait olacaktır. 5G ve ilerleyen dönemde 6G teknolojileri, yazılım tabanlı şebekeler ve yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşması, çekirdek ağ güvenliği, tedarik zinciri güvenliği ve kriptografik altyapıların güçlendirilmesi gibi alanlarda yeni ihtiyaçlar doğurmaktadır.”

Siber güvenliğin yalnızca teknolojik yatırımlarla sağlanamayacağına dikkat çeken Uraloğlu, kamu kurumları, özel sektör ve üniversiteler arasındaki iş birliğinin önemini şu sözlerle vurguladı:

“Siber güvenlik, yalnızca teknolojiyle değil, insan odaklı bir yaklaşımla ve kamu, özel sektör ile akademi arasındaki güçlü iş birliğiyle güçlenir.”