Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ender Yarsan: “Gıda, Yaşamın Temelidir”

Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ender Yarsan: “Gıda, Yaşamın Temelidir”

Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ender Yarsan, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yayımladığı değerlendirmede küresel açlık, gıda güvencesi, sürdürülebilir tarım ve hayvan sağlığına dikkat çekti. Dünyada yaklaşık 645 milyon insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu, 2,69 milyar insanın ise sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamadığını belirten Yarsan, geleceğin gıda sistemleri için bilimsel yeniliklerin, doğal kaynakların korunmasının ve ortak sorumluluğun önemini vurguladı.

Ekim 15, 2026 - 16:33

Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ender Yarsan, 16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede, dünyada açlık ve yetersiz beslenmenin devam ettiğini, güvenilir ve yeterli gıdaya erişimin insanlığın temel sorunlarından biri olmayı sürdürdüğünü belirtti.

2026 yılı Dünya Gıda Günü'nün “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla ele alındığını kaydeden Yarsan, sürdürülebilir gıda üretimi, bilimsel gelişmeler, hayvan sağlığı, çevrenin korunması ve gıda israfıyla mücadele konularında açıklamalarda bulundu.

Yarsan, gıda güvencesinin yalnızca üretim miktarıyla değerlendirilemeyeceğine işaret ederek şu ifadeleri kullandı:

“Gıda, yaşamın temelidir; güvenli, yeterli ve besleyici gıdaya erişim ise temel bir insan hakkı ve sürdürülebilir bir geleceğin vazgeçilmez koşuludur.”

“645 MİLYON İNSAN AÇLIKLA KARŞI KARŞIYA”

Dünya Gıda Günü'nün, 1945 yılında kurulan Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) kuruluş tarihi olan 16 Ekim'de kutlandığını hatırlatan Yarsan, 150'den fazla ülkede gerçekleştirilen etkinliklerle açlık, yoksulluk, yetersiz beslenme ve kaynakların adil paylaşımı konularının gündeme taşındığını belirtti.

Dünya Gıda Günü'nün ilk kez 1981 yılında “Gıda Önce Gelir” temasıyla kutlandığını, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ise 1984 yılında onaylandığını aktaran Yarsan, gıda güvenliği ve dengeli beslenmenin Türkiye açısından da giderek önem kazandığını ifade etti.

Küresel açlık verilerine dikkat çeken Yarsan, FAO'nun 2026 yılı Dünya Gıda Günü bilgilendirmesine atıfta bulunarak şu bilgileri paylaştı:

“FAO'nun 2026 yılı Dünya Gıda Günü bilgilendirmesinde, yaklaşık 645 milyon insanın açlıkla karşı karşıya olduğu, 2,69 milyar insanın ise sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamadığı belirtilmektedir.”

Tarımsal üretim ve gıda teknolojilerindeki gelişmelere rağmen açlık ve yetersiz beslenmenin küresel sorunlar arasında yer almaya devam ettiğini belirten Yarsan, gıdanın ekonomik açıdan erişilebilir olmasının da en az üretim kadar önemli olduğunu vurguladı.

Yarsan, gıda sistemlerini etkileyen faktörlere ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Çatışmalar, ekonomik istikrarsızlık, iklim değişikliği, kuraklık, su kaynaklarının azalması ve doğal afetler gıda sistemleri üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Bu nedenle gıda güvencesi, yalnızca tarım sektörünü değil; toplum sağlığını, ekonomik kalkınmayı, çevrenin korunmasını ve sosyal refahı da doğrudan ilgilendiren çok boyutlu bir konudur.”

“GELECEĞİN GIDA GÜVENCESİ BUGÜNDEN GELİŞTİRİLECEK ÇÖZÜMLERE BAĞLI”

2026 yılı Dünya Gıda Günü temasının bilimsel, teknolojik ve toplumsal yeniliklere odaklandığını belirten Yarsan, gelecekte yeterli ve güvenilir gıdaya erişimin bugünden alınacak kararlarla şekilleneceğini ifade etti.

Yenilik kavramının yalnızca yeni teknolojiler geliştirmekle sınırlı olmadığını vurgulayan Yarsan, mevcut bilgi ve deneyimlerin daha etkili kullanılmasının, geleneksel üretim bilgisinin bilimsel gelişmelerle birleştirilmesinin ve uygulanabilir çözümlerin toplumun bütün kesimlerine ulaştırılmasının önemine dikkat çekti.

Yarsan, geleceğin gıda sistemlerini güçlendirecek yaklaşımlar arasında yapay zekâ, dijital tarım, hassas üretim sistemleri ve veri temelli karar mekanizmalarının bulunduğunu kaydetti.

Bilim ve teknolojinin tarımsal üretimde verimliliği artırabileceğini belirten Yarsan, sürdürülebilir tarım uygulamalarının toprak ve su kaynaklarının korunması, biyolojik çeşitliliğin gözetilmesi ve iklim değişikliğine dayanıklı üretim yöntemlerinin geliştirilmesi açısından önem taşıdığını bildirdi.

Gıda kayıplarının azaltılmasına da değinen Yarsan, hasat, depolama, nakliye, işleme ve tüketim aşamalarında ortaya çıkan kayıpların önlenmesi gerektiğini belirtti.

Gıda güvenliğinin sağlanmasında kimyasal ve biyolojik risklerin kontrol edilmesinin önemine işaret eden Yarsan, herkesin yeterli, çeşitli, güvenilir ve besleyici gıdaya ekonomik ve fiziksel olarak erişiminin desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Yerel üretim ve geleneksel bilgi birikiminin korunmasının da sürdürülebilir gıda sistemlerinin önemli bileşenlerinden olduğunu belirten Yarsan, yeniliklerin üreticiler ve tüketiciler tarafından benimsenmesinin kalıcı sonuçlar açısından belirleyici olduğunu kaydetti.

“GIDA GÜVENCESİ, HAYVAN SAĞLIĞI VE ÇEVRE BİRBİRİNDEN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ”

Veteriner hekimliğin güvenilir gıda üretimindeki rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Ender Yarsan, hayvan sağlığı ve refahının korunmasının, bulaşıcı hastalıkların önlenmesinin ve veteriner ilaçlarının akılcı kullanılmasının hayvansal gıda güvenliğinin temel unsurları arasında bulunduğunu belirtti.

Yarsan, insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirini tamamlayan alanlar olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Gıda sistemlerinin sürdürülebilirliği, bitkisel ve hayvansal üretimin bütüncül biçimde ele alınmasını gerektirir. Hayvan sağlığının korunması, hayvan refahının gözetilmesi, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi, veteriner halk sağlığı uygulamaları ve veteriner ilaçlarının akılcı kullanımı; güvenilir hayvansal gıda üretiminin temel unsurlarıdır.”

Hayvanlardan insanlara bulaşabilen hastalıkların kontrol altına alınmasının toplum sağlığı açısından önemli olduğunu ifade eden Yarsan, antimikrobiyal dirençle mücadele, veteriner ilaç kalıntılarının izlenmesi ve gıda zincirindeki biyolojik ve kimyasal tehlikelerin yönetilmesi gerektiğini kaydetti.

Yarsan, bu yaklaşımın Tek Sağlık anlayışıyla örtüştüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu yaklaşım, insan, hayvan ve çevre sağlığının birbiriyle bağlantılı olduğunu kabul eden Tek Sağlık (One Health) anlayışıyla da örtüşmektedir. Sağlıklı hayvanlar, güvenli gıda üretimi ve sağlıklı ekosistemler, sürdürülebilir bir gıda geleceğinin birbirini tamamlayan bileşenleridir.”

“2050 YILINDA KÜRESEL GIDA TALEBİ YÜZDE 70 ARTABİLİR”

Dünya nüfusundaki artışın gelecekte gıda sistemleri üzerinde daha fazla baskı oluşturacağına dikkat çeken Yarsan, Dünya Ekonomik Forumunun 2017 yılında yayımladığı rapordaki nüfus projeksiyonlarını değerlendirdi.

Yarsan, söz konusu rapora göre dünya nüfusunun 2050 yılında 9,8 milyarı aşmasının beklendiğini, Türkiye İstatistik Kurumunun tahminlerinde ise Türkiye nüfusunun aynı dönemde 105 milyon seviyelerine ulaşacağının öngörüldüğünü aktardı.

Bu projeksiyonlar doğrultusunda küresel gıda talebinin mevcut ortalama talebe göre yüzde 70 artabileceğini belirten Yarsan, artan ihtiyacın karşılanabilmesi için sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı.

Sürdürülebilir tarımın yalnızca üretimin artırılması anlamına gelmediğini ifade eden Yarsan, çevrenin, halk sağlığının, toplumların ve hayvan refahının korunmasını esas alan üretim yöntemlerinin geliştirilmesi gerektiğini bildirdi.

Yarsan, sürdürülebilir tarımın kapsamına ilişkin değerlendirmesinde yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımından lojistik optimizasyonuna, toprak verimliliğinin korunmasından su tasarrufuna, biyolojik çeşitliliğin desteklenmesinden atık yönetimine kadar geniş bir faaliyet alanına işaret etti.

“GIDA GÜVENLİĞİ İÇİN ORTAK SORUMLULUK GEREKİYOR”

Gıda üretimi ve tüketiminde bütün paydaşların sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Yarsan, kamu kurumları, bilim insanları, üreticiler, veteriner hekimler, gıda mühendisleri, sağlık çalışanları, özel sektör ve tüketicilerin ortak hareket etmesinin önemine dikkat çekti.

Yarsan, gıda sistemlerinin geleceğine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Dünya Gıda Günü, gıda üretiminin ve tüketiminin her aşamasında sorumluluklarımızı yeniden değerlendirmemiz için önemli bir fırsattır. Kamu kurumları, bilim insanları, üreticiler, veteriner hekimler, gıda mühendisleri, sağlık çalışanları, özel sektör ve tüketiciler bu sürecin birbirini tamamlayan paydaşlarıdır.”

Üretimde bilimsel yeniliklerin desteklenmesi, doğal kaynakların korunması, gıda güvenliği standartlarının güçlendirilmesi ve sağlıklı beslenme bilincinin yaygınlaştırılmasının ortak hedefler arasında bulunması gerektiğini belirten Yarsan, bireysel tüketim alışkanlıklarının da gıda güvencesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Mevsiminde ve çeşitli besinlerin tercih edilmesi, gıdaların uygun koşullarda saklanması, ihtiyaç kadar alışveriş yapılması ve tüketilebilir gıdaların israf edilmemesi gibi uygulamaların önemine değinen Yarsan, gıda kayıplarının önlenmesinde toplumun bütün kesimlerine görev düştüğünü kaydetti.

“GELECEKTE HERKESİN GIDAYA ERİŞİMİ BUGÜN ALACAĞIMIZ KARARLARLA ŞEKİLLENECEK”

16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla değerlendirmesini sürdüren Prof. Dr. Ender Yarsan, geleceğin gıda güvencesinin bilimsel, ekonomik, çevresel ve toplumsal kararlarla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.

Yarsan, güvenilir ve yeterli gıdaya erişimin sürdürülebilir bir gelecek açısından taşıdığı önemi şu sözlerle vurguladı:

“Gelecekte herkesin yeterli ve güvenilir gıdaya erişebilmesi, bugün alacağımız bilimsel, ekonomik, çevresel ve toplumsal kararlarla şekillenecektir.”