Yaren Leylek ile Adem Yılmaz’ın yıllara yayılan dostluk hikâyesi İzmir’de anlatıldı

Yaren Leylek ile Adem Yılmaz’ın yıllara yayılan dostluk hikâyesi İzmir’de anlatıldı

Bursa’nın Uluabat Gölü kıyısındaki Eskikaraağaç köyünde 2011 yılında başlayan Yaren Leylek ile balıkçı Adem Yılmaz’ın dostluğu, İzmir Sanat Merkezi’nde düzenlenen söyleşide İzmirlilerle buluştu. Doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş ve Adem Yılmaz, dünya çapında ilgi gören hikâyenin nasıl başladığını ve yıllar içinde nasıl yayıldığını anlattı.

Eylül 28, 2026 - 12:30


Her yıl göç döneminde aynı balıkçı sandalında buluşan Yaren Leylek ile balıkçı Adem Yılmaz’ın yıllara yayılan dostluğu, İzmir Sanat Merkezi’nde düzenlenen “Bir Dostluğun Tanıkları: Yaren Leylek, Adem Amca ve Alper Tüydeş” başlıklı etkinlikte anlatıldı.

Bursa’nın Uluabat Gölü kıyısındaki Eskikaraağaç köyünde yaşayan Adem Yılmaz’ın sandalına 2011 yılından bu yana konan Yaren Leylek’in hikâyesi, doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş’in objektifinden dünyaya yayıldı. Uluslararası belgesellere ve kitaplara da konu olan dostluk, İzmir’de düzenlenen etkinlikle ziyaretçilere aktarıldı.

Söyleşide Alper Tüydeş, Yaren Leylek ile Adem Yılmaz’ın dostluğunu belgeleme sürecini ve hikâyenin yıllar içerisinde nasıl geniş kitlelere ulaştığını anlattı. Program boyunca fotoğraf ve video gösterimleri yapılırken, katılımcıların soruları da yanıtlandı.

“Adını 5 yıl sonra Yaren koydum”

Yaren Leylek ile dostluğunun 2011 yılında başladığını anlatan Adem Yılmaz, ilk karşılaşmalarında yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:

“2011 yılında bir sandal aldım ve balıkçılık yapmaya başladım. Balık avlarken Yaren’in sandalıma konmasıyla bizim hikâyemiz başladı. 5 yıl boyunca ona ‘leylek’ diye hitap ettim, sonra Yaren ismini koydum. Sandala ilk konduğunda bir şaşkınlık oldu. O korkak, ben şaşkın; 5 dakika birbirimizle bakıştık.”

Yaren’in aç olduğunu fark ettikten sonra yakaladığı balıkları onunla paylaşmaya başladığını belirten Yılmaz, “Ben de sandalın bir tarafından diğer tarafına balık attım ve tuttuğum balıkları yedirdim. Havada kaparak karnını doyurdu. Sabah erken saatlerde evden çıktım ve göle açıldığımda tekrar sandala kondu. Hikâyemiz böyle başlamış oldu.” dedi.

Dostluklarının aradan geçen yıllara rağmen devam ettiğini kaydeden Yılmaz, Yaren’in balık olmadığı zamanlarda dahi kendisini beklediğini söyledi. Yılmaz, “Yıllar geçti dostluğumuz devam etti. Balık çıkmadığı zaman beni sabırla bekliyordu. 4 yıl önce yuvasını evimin yakınına taşıdık. O da yeni yuvasını benimsedi.” ifadelerini kullandı.

Göç döneminde Yaren ile sürekli birlikte olduklarını anlatan Yılmaz, “Şimdi göç döneminde 7/24 yan yanayız. ‘Yaren’ dediğimde hemen bahçeme iniyor.” diye konuştu.

“Bu hikâyenin herkes tarafından benimsenmesine sebep oldu”

Yaban hayatı ve doğa fotoğrafçılığı çalışmalarını anlatan Alper Tüydeş de 2000 yılından bu yana yaban hayatı fotoğrafları çektiğini belirtti. Tüydeş, çektiği fotoğraflarla yabani hayvanların insanlarla kurduğu ilişkilere ilişkin hikâyeleri duyurmaya çalıştığını ifade etti.

Yaren Leylek’in hikâyesinin her yıl yeni gelişmelerle devam ettiğini kaydeden Tüydeş, “Hikâyenin bir öznesinin güler yüzlü Adem Amca’mız, diğerinin de bizim çocukluktan beri gördüğümüzde geleceğe olan inancımızı artıran, umutlarımızı perçinleyen, okul tatilinin yaklaştığının habercisi leylek olması, bu hikâyenin herkes tarafından benimsenmesine sebep oldu.” dedi.

Yaren’in insanlara çocukluk yıllarındaki leylek heyecanını yeniden hatırlattığını dile getiren Tüydeş, “Yaş kaç olursa olsun o günlere götürüyor. Bu yüzden leyleklere karşı daha sıcak bakıyoruz. Belki bunun bir sebebi de leyleklerin diğer pek çok hayvana nazaran insanlarla yaşamayı tercih etmiş olması. Leylekler bilinçli bir şekilde insanların yaşam alanlarını tercih ediyor.” ifadelerini kullandı.

“Yaren kadar olmasa da o da göçmen kuş gibi geziyor”

Adem Yılmaz’ın Yaren Leylek ile dostluğunun duyulmasının ardından Türkiye’de ve yurt dışında çeşitli ziyaretlere katıldığını belirten Tüydeş, “Yaren kadar olmasa da o da göçmen kuş gibi geziyor.” sözleriyle Yılmaz’ın hikâye sayesinde yaptığı yolculuklara değindi.

İzmir Sanat Merkezi’ndeki program, söyleşinin ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümüyle devam etti. Etkinlik, Alper Tüydeş’in kitabını katılımcılar için imzalamasıyla sona erdi.