Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ: “Engelli Vatandaşlarımızın Hak Kayıplarını Giderin, Engelliler Bakanlığı Kurun”
Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında engelli vatandaşların emeklilik haklarında yaşanan mağduriyetleri, ÖTV istisnalı araç alımındaki kısıtlamaları ve evde bakım desteğine ilişkin sorunları gündeme taşıdı. 7538 sayılı Kanun'un yeniden düzenlenmesini isteyen Özdağ, Engelliler Bakanlığı kurulması çağrısında bulundu. Özdağ, konuşmasının son bölümünde fon vurgunu iddiaları üzerinden iktidara da eleştiriler yöneltti.
Yeni Yol Grup Başkanvekili ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında engelli vatandaşların sosyal güvenlik, emeklilik, ulaşım ve bakım hizmetlerinde karşılaştığı sorunlara dikkat çekti. Özdağ, özellikle 15 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7538 sayılı Kanun'un engelli çalışanların emeklilik haklarında ciddi mağduriyetler oluşturduğunu belirterek düzenlemenin yeniden ele alınmasını istedi.
Özdağ, sağlık kurulu raporlarında ağır engelli olduğu belirtilen vatandaşların Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından emeklilik başvurularının reddedildiğini savunarak, “Engelli vatandaşlarımız kimseden ayrıcalık istemiyor. Devletin kendilerine yıllarca söylediği söze sadık kalmasını istiyor.” ifadelerini kullandı.
“Yüzde 96 Engelli Vatandaşımız Nasıl Çalışıp da 2 Bin 400 Gün Daha Prim Ödeyecek?”
Basın toplantısında kendisine ulaştırılan sağlık raporları ve SGK kararlarından örnekler paylaşan Özdağ, yüzde 96 engelli olduğu belirlenen bir vatandaşın emeklilik başvurusunun reddedildiğini açıkladı.
Söz konusu vatandaşın kalp yetmezliği, pulmoner hipertansiyon ve karaciğer sirozu gibi ağır sağlık sorunları yaşadığını, daha önce lenfoma tedavisi gördüğünü ve kemik iliği nakli geçirdiğini aktaran Özdağ, hastane sağlık kurulunun rapora açıkça “Çalışamaz.” ifadesini yazdığını belirtti.
Vatandaşın 4 bin 789 gün prim ödemesine rağmen SGK tarafından emeklilik talebinin kabul edilmediğini kaydeden Özdağ, şu soruları yöneltti:
“Şimdi sormak lazım SGK yetkililerine, sağlık kurulu ‘çalışamaz’ raporu verdiği halde, nasıl oluyor da SGK ‘çalışma gücünü yeterince kaybetmediğine’ hükmediyor? Onlarca uzman doktordan oluşan sağlık kurulunun ‘çalışamaz’ kararına karşı, SGK kendisini uzmanların uzmanı doktor yerine koyuyor ve vatandaşın çalışabileceğine hükmediyor. Yüzde 96 oranında engelli olan, kalp yetmezliğiyle, sirozla ve kanserin bıraktığı ağır sorunlarla yaşayan bu vatandaşımız nasıl çalışıp da 2 bin 400 gün daha prim ödeyecek? Hangi işte çalışacak?”
Özdağ, beyin tümörü nedeniyle ameliyat edilen, radyoterapi ve kemoterapi gören, epilepsi nöbetleri ve görme kaybı yaşayan yüzde 92 engelli başka bir vatandaşın da emeklilik başvurusunun reddedildiğini söyledi.
Bu kişilerin yıllarca çalışarak prim ödediklerini vurgulayan Özdağ, “İstedikleri de lütuf değil; yıllardır uygulanan emeklilik hakkını kullanmak.” dedi.
“Engelli Emekliliğinin Amacını ve Kapsamını Ortadan Kaldıran Bir Yaklaşımdır”
Engellilik nedeniyle bağlanan yaşlılık aylığı ile malulen emekliliğin farklı uygulamalar olduğunu hatırlatan Özdağ, SGK'nın bu iki sistemi benzer değerlendirme ölçütleriyle ele aldığını savundu.
Özdağ, “Bu insanların başvurduğu yol ise yıllarca çalışıp 3 bin 600, 4 bin 400, hatta 7 bin günün üzerinde prim ödedikten sonra ulaşabildikleri engelli emekliliğidir. Şimdi bu iki ayrı düzenlemeyi SGK neredeyse aynı kriterlerle değerlendirmeye çalışıyor. Sonra da ağır engelli bir insana, ‘Malul sayılmadığın için çalışmak zorundasın’ diyorsunuz. Bu, engelli emekliliğinin amacını ve kapsamını ortadan kaldıran bir yaklaşımdır.” ifadelerini kullandı.
7538 Sayılı Kanun'a Tepki: “Haklı Beklentiler Korunmadı”
15 Ocak 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7538 sayılı Kanun'la birlikte, 1 Ekim 2008 öncesinde sigortalı olan engelli çalışanların vergi indirimi yoluyla emeklilik sisteminin kaldırıldığını belirten Özdağ, yeni uygulamanın yeterli geçiş süresi tanınmadan yürürlüğe konulduğunu söyledi.
Özdağ, “Bu insanlar işe başladıklarında karşılarında başka bir kanun vardı. Kaç yıl çalışacaklarını, kaç gün prim ödeyeceklerini biliyorlardı. Kimi 20 yılını doldurdu, kimi 7 bin günün üzerinde prim ödedi, kimi de SGK'dan hangi tarihte emekli olabileceğini gösteren yazı aldı. Sonra iktidar, tıpkı EYT'de yaptığı gibi kural değiştirerek yüz binlerce engelli vatandaşımızı mağdur etti.” değerlendirmesinde bulundu.
SGK'nın daha önce emeklilik tarihi bildirdiği bazı vatandaşların, mevzuat değişikliğinin ardından emekli olamadığını ileri süren Özdağ, devlet kurumlarının verdiği resmî yazılara duyulan güvenin zedelendiğini savundu.
“İki Günlük Fark, Bir İnsanın Yıllarca Beklediği Hakkı Elinden Alıyor”
Özdağ, yüzde 73 engelli, 22 yıldır sigortalı ve 7 bin 100 gün prim ödemiş bir vatandaşın SGK tarafından 13 Ocak 2025 tarihinde emekli olabileceği yönünde bilgilendirildiğini, ancak işlemleri tamamlanmadığı için yeni sisteme tabi tutulduğunu anlattı.
“İki günlük fark, bir insanın yıllarca beklediği hakkı elinden alıyor.” diyen Özdağ, 15 Aralık 2024 tarihinde kalp krizi geçiren ve sağlık kurulu raporu 28 Ocak 2025'te düzenlenebilen başka bir vatandaşın da benzer mağduriyet yaşadığını belirtti.
Özdağ, “Yirmi yılı aşkın sigortalılığı ve 6 bin 800 gün primi var. Raporu hastanede tedavi gördüğü için birkaç hafta gecikince eski sistemden yararlanamıyor. Sanki kalp krizinin tarihini kendisi seçmiş, raporun gecikmesine kendisi sebep olmuş gibi cezalandırılıyor.” dedi.
Otuz yıl çalışmış, yüzde 67 engelli ve emekliliğine 120 prim günü kalmış başka bir kişinin de kanun değişikliği nedeniyle emeklilik planının bozulduğunu söyleyen Özdağ, kontrol muayenesinin ardından emekli aylığı kesilen engelli vatandaşların durumuna da dikkat çekti.
“Emekliliğine Birkaç Gün, Birkaç Ay Kalanların Hakkını Neden Yaktınız?”
Geçmişte engelli emekliliğine ilişkin değişikliklerde kademeli geçiş uygulandığını hatırlatan Özdağ, 2025 yılındaki düzenlemede benzer bir koruma sağlanmadığını ifade etti.
Özdağ, “2003 yılında engelli emekliliği için gerekli prim gününde yalnızca 400 günlük artış yapılırken bile beş kademeli bir geçiş sistemi kurulmuştu. 2025 yılında ise yalnızca prim günü değiştirilmedi. Emekliliğin dayandığı değerlendirme sistemi de baştan aşağı değiştirildi. Buna rağmen tek bir geçiş hükmü getirilmedi.” açıklamasında bulundu.
Eski sistem kapsamındaki son sigortalıların sürelerinin 1 Ekim 2028'e kadar tamamlanacağını belirten Özdağ, “Üç yıl daha bekleyip insanların haklı beklentisini korumak yerine, emekliliğine birkaç gün, birkaç ay kalanların hakkını neden yaktınız?” diye sordu.
“Vatandaşa Âdeta ‘Biraz Daha Kötüleş, Sonra Yeniden Gel’ Deniliyor”
Yeni sağlık değerlendirme ölçütlerinin engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları güçlükleri yeterince dikkate almadığını savunan Özdağ, birden fazla hastalığı bulunan vatandaşların toplam sağlık yükünün değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Özdağ, “İnsan hastalıklarını sırayla yaşamaz. Kalp yetmezliğini evde bırakıp sirozuyla işe gitmez. Görme kaybını bir gün, epilepsisini başka bir gün taşımaz. Bunların hepsi aynı bedeni yorar. Değerlendirme de insanın gerçek hayatına bakılarak yapılmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Sahte sağlık raporlarıyla mücadele edilmesi gerektiğini de vurgulayan Özdağ, usulsüzlüklerin önlenmesi amacıyla alınan tedbirlerin gerçek hak sahiplerinin mağduriyetine yol açmaması gerektiğini söyledi.
“Denetimdeki açığın faturasını yıllarca prim ödeyen vatandaşa kesemezsiniz.” diyen Özdağ, sosyal devlet anlayışının vatandaşları daha ağır sağlık sorunları yaşamadan koruması gerektiğini kaydetti.
ÖTV İstisnalı Araçlarda On Yıllık Süreye İtiraz
Engelli vatandaşların karşılaştıkları sorunların emeklilikle sınırlı olmadığını belirten Özdağ, ÖTV istisnalı araç alımında yeniden yararlanma süresinin beş yıldan on yıla çıkarılmasını ve yüzde 40 yerli katkı şartını eleştirdi.
Engelli bireylerin araç tercihinde sağlık durumları ve özel ihtiyaçlarının belirleyici olduğunu ifade eden Özdağ, “Engelli bir insanın kullandığı otomobil çoğu zaman hastaneye, işe ve sosyal hayata ulaşmasının tek yoludur. Tekerlekli sandalyesinin araca sığması, özel tertibat takılabilmesi, güvenli biçimde yolculuk yapabilmesi gerekir. Her araç her engellinin ihtiyacına cevap vermez.” dedi.
Özdağ, araçların zaman içinde kullanılamaz hâle gelebileceğini veya engelli bireyin değişen sağlık koşullarına uygunluğunu kaybedebileceğini belirterek, “Yerli üretimi desteklemenin yolu, engelli vatandaşın ihtiyacına uymayan bir araca mahkûm edilmesi değildir.” ifadelerini kullandı.
“Hastalık Devam Ediyor, Bakım Devam Ediyor”
Evde bakım desteğine ilişkin uygulamaları da değerlendiren Özdağ, destek hesaplamalarında hane gelirinin esas alınmasının engelli bireylerin gerçek bakım giderlerini yeterince yansıtmadığını savundu.
Özdağ, “Haneye giren ücret biraz arttığında bakım ihtiyacı ortadan kalkmış gibi destek kesilebiliyor. Oysa hastalık devam ediyor, bakım devam ediyor, ilaç ve ulaşım giderleri devam ediyor. Ailenin geliri hesaplanırken bu zorunlu yüklerin de görülmesi gerekir.” açıklamasında bulundu.
Kamusal alanlarda erişilebilirlik sorunlarının devam ettiğine dikkat çeken Özdağ, kaldırımların, toplu taşıma araçlarının ve işyerlerinin engelli vatandaşların ihtiyaçlarına uygun hâle getirilmesi gerektiğini söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına Düzenleme Çağrısı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına seslenen Özdağ, 7538 sayılı Kanun nedeniyle ortaya çıktığını belirttiği hak kayıplarının giderilmesini istedi.
Özdağ, “1 Ekim 2008'den önce sigortalı olan engelli çalışanların haklarını 15 Ocak 2025'ten önceki mevzuata göre koruyun. En azından bu sistemin doğal olarak tamamlanacağı 1 Ekim 2028'e kadar geçiş güvencesi getirin.” çağrısında bulundu.
Kontrol muayenesi nedeniyle emekli aylıkları kesilen vatandaşların dosyalarının yeniden incelenmesini isteyen Özdağ, sağlık değerlendirmelerinde birden fazla hastalığın birlikte oluşturduğu etkilerin dikkate alınmasını ve bağımsız bir itiraz mekanizması kurulmasını önerdi.
Özdağ, “ÖTV istisnalı araç alımında on yıllık süreyi yeniden beş yıla indirin. Araç seçiminde engelli kişinin gerçek ihtiyacını esas alın. Evde bakım desteğini yalnızca gelir hesabına sıkıştırmayın. Erişilebilirlik yükümlülüklerini artık ertelemeyin.” dedi.
Meclisin kendi çıkardığı kanundan kaynaklanan mağduriyetleri yeni bir düzenlemeyle giderebileceğini belirten Özdağ, Yeni Yol Grubu olarak konunun takipçisi olacaklarını ifade etti.
“Engelliler Bakanlığı Mutlaka Kurulmalıdır”
Basın toplantısında engelli vatandaşlara yönelik hizmetlerin tek bir kurum çatısı altında yürütülmesi gerektiğini de dile getiren Özdağ, Engelliler Bakanlığı kurulması önerisinde bulundu.
Engelli bireyler ve aileleriyle birlikte yaklaşık 12 milyon kişilik bir nüfustan söz ettiğini belirten Özdağ, farklı bakanlıkların sorumluluğundaki hizmetlerin tek merkezden koordine edilmesinin önemine dikkat çekti.
Özdağ, “Bu kadar büyük ve her zaman desteğe ihtiyaç duyan bir nüfus için mutlaka bir bakanlık kurulmalıdır. Engelliler Bakanlığı kurularak, mevcut durumda birkaç bakanlığın uhdesinde olan konuların bu bakanlık eliyle tek elden halledilmesi gerekir.” ifadelerini kullandı.
Engelli bireylerin farklı işlemler için birden fazla bakanlığa başvurmak zorunda kaldığını belirten Özdağ, “Bu vatandaşlarımızın zorluklarla yaşadıkları hayatlarında bir nebze olsun rahatlamalarını ve nefes almalarını sağlamak, 86 milyon vatandaşımızın vicdani görevidir. Bu sebeple kurulacak bir Engelliler Bakanlığının çığ gibi büyüyen sorunlara çözüm olacağına inanıyorum. Ve bu adımı da iktidar partisinden bekliyoruz.” dedi.
“Asrın Soygununu, Yüzyılın Vurgununu Anlatmaktan Vazgeçmeyeceğiz”
Basın toplantısının son bölümünde fon vurgunu iddialarını yeniden gündeme taşıyan Özdağ, iktidarın ekonomi politikalarına ve kamu kaynaklarının yönetimine yönelik eleştirilerde bulundu.
Özdağ, “Asrın soygununu, yüzyılın vurgununu milletimize anlatmaktan, buna göz göre göre sebep olan iktidar partisini milletimize şikayet etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
İktidarın ekonomik politikalarının vatandaşların birikimlerini olumsuz etkilediğini savunan Özdağ, faiz politikaları, gelir dağılımı ve ekonomik yönetim üzerinden hükümete tepki gösterdi.
Özdağ, “Faiz haram diye diye milletin alın terini faiz lobilerine peşkeş çeken, Hz. Ömer adaleti diye diye adaletin terazisini kıran; garip gureba, fakir fukara, öksüz yetim hakkı diye diye milletin milyarlarca dolar birikimini vurguncuların, soyguncuların çalmasına göz yuman bu iktidarın, hiçbir sözüne itimadımız yoktur artık.” dedi.
Erken seçim çağrısında da bulunan Özdağ, “Sandık milletimizin önüne konulmalı, milletimiz kendisini sefalete mahkûm eden bu iktidardan hesabını sormalıdır.” ifadelerini kullandı.
Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, konuşmasını “Sorun sistemde, çözüm millettedir.” sözleriyle tamamladı.