Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Atatürk Türkiye’sinin yeniden inşasını sağlayacak bir seçim ittifakı için sorumluluğumuzu yerine getireceğiz”
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türk Milleti Basın Toplantısı'nda Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gündemini değerlendirdi. Basın özgürlüğünden Mekke Anlaşması'na, enflasyondan anayasa tartışmalarına, Türk milliyetçisi partiler arasındaki seçim ittifakından Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine kadar birçok konuda açıklamalarda bulunan Özdağ, iktidarın politikalarını eleştirdi ve Türk milliyetçisi siyasi partilere iş birliği çağrısında bulundu.
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği Türk Milleti Basın Toplantısı'nda Türkiye'nin iç ve dış politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazetecilere yönelik adli işlemleri, Suudi Arabistan ile yapılan Mekke Anlaşması'nı, ekonomik gelişmeleri, anayasa tartışmalarını ve Türk milliyetçisi siyasi partilerin seçimlerde iş birliği yapma ihtimalini gündeme taşıyan Özdağ, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde yaşanan gerilimlere ilişkin de açıklamalarda bulundu.
“Düşman Ceza Hukuku Artık Yazılmayan Haberlerden Dolayı da Tutuklamalar Yapıyor”
Esenyurt'taki kayyum yönetimiyle ilgili iddialara değinen Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, bir kayyum yardımcısının evinde 450 bin dolar bulunduğunu ve söz konusu kişinin İstanbul'da vali yardımcılığına atandığını öne sürdü.
Özdağ, “Ya bu nasıl bir devlet yönetimi? Bu nasıl bir liyakat anlayışı? Bunu anlamak mümkün değil. Yani liyakatsizliğe, tarikatlara, cemaatlere teslim edilen Türk devlet bürokrasisini Zafer Partisi iktidarında Türk milletine geri vereceğiz, söz veriyoruz.” ifadelerini kullandı.
Gazeteci Murat Ağırel'in tutuklanmasını da eleştiren Özdağ, “Şimdiye kadar yazılan haberlerden dolayı tutuklamalara alışmıştık ama düşman ceza hukuku artık yazılmayan haberlerden dolayı da tutuklamalar yapıyor.” dedi.
Kendi tutukluluk süreciyle Ağırel'in durumunu karşılaştıran Özdağ, “Doğrusu sevgili Murat'ın durumunu biraz kendi durumuma benzettim. Ben de çıkarmadığım olaydan tutuklanmıştım. Olsun, adamı bulunca suçu buluyorlar. Sevgili Murat inşallah en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşur ve kızına, ailesine kavuşma imkânına ulaşır.” diye konuştu.
“Foncular Dışarıda Dolaşmaya Devam Ederken Gazeteciler Tutuklanıyor”
Halk TV'nin kapatıldığını belirten Özdağ, televizyon kanalının yayın politikasına yönelik eleştirilerinin, yayın özgürlüğünü savunmasına engel olmadığını söyledi.
Özdağ, “Halk TV'nin bizi çıkarmaması demokratik hakkıdır. Herkes çıkarmak zorunda değil. Ve istediği gibi yayın yapar, yasalara aykırı olmamak kaydıyla. Sahibiyle ilgili bir soruşturma varsa bu meşrudur, soruşturulur. Ama bu, yayının kapatılmasını gerektirmez.” ifadelerini kullandı.
Sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerini de eleştiren Özdağ, “Foncular dışarıda dolaşmaya devam ederken gazeteciler de tutuklanmaya devam ediyorlar. Biz Zafer Partisi olarak düşman ceza hukuku uygulamalarına, kurulduğumuz günden beri değişik aşamalarıyla muhatap olmuş bir parti olarak, bu saldırılardan yılmadık, yılmayacağız ve aynı kararlılıkla Atatürk Cumhuriyeti'ni korumaya devam edeceğiz.” dedi.
“Türk Askerini Suudi Arabistan'ın Savunması İçin Yollayamazsınız”
Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile ilişkileri çerçevesinde gündeme gelen Mekke Anlaşması'nı değerlendiren Özdağ, 7 Ağustos'ta imzalanan ve 20 Ekim Salı günü TBMM'ye sunulan 16 maddelik anlaşmanın Türkiye açısından güvenlik riskleri taşıdığını savundu.
Özdağ, “Mehmetçiğin kanının Suudilerin servetini korumak için dökülemeyeceğinin altını çizmiştik. Teröre karşı vatan savunması, terörle mücadeleye 'analar ağlamasın' gerekçesiyle karşı çıkıp sonra Türk askerini Suudi Arabistan'ın savunması için yollayamazsınız. Bir tek askerin orada burnu kanasa bunun hesabını veremezsiniz.” ifadelerini kullandı.
Anlaşmanın NATO üyesi Türkiye'ye ilave güvenlik sağlamadığını öne süren Özdağ, “Bu 16 maddeden oluşan ittifak anlaşmasını incelediğimizde NATO üyesi olan Türkiye'ye hiçbir ilave savunma ve güvenlik getirmediğini, aksine Türk milleti üzerinde stratejik yük oluşturduğunu görüyoruz.” dedi.
Sıcak çatışmaların yaşandığı bölgelerde askeri ittifak kurulmasının Türkiye'yi çatışmaların tarafı haline getirebileceğini savunan Özdağ, Rusya-Ukrayna savaşı ve NATO'nun Ukrayna'ya yönelik yaklaşımını örnek gösterdi.
Özdağ, “Şimdi Türkiye de bu anlaşmayı imzaladığı andan itibaren savaşın parçası haline gelecek ve değişik provokasyonlara açık hale gelecek.” değerlendirmesinde bulundu.
“Ya Gerçekten Filistin'in ve Gazze'nin Yanında Olursunuz ya da Suudi Hanedanının Yanında Olursunuz”
Mekke Anlaşması'nın Türkiye'yi bölgesel çatışmalara sürükleyebileceğini ileri süren Özdağ, Suudi Arabistan ile askeri ittifak kurulmasının İran ve Husilerle ilişkiler açısından risk oluşturduğunu belirtti.
Özdağ, “110 sene sonra bu sefer devlet sınırlarını korumak için değil ama Suud hanedanı için oraya Türk askerinin yollanmasına şiddetle karşıyız. Ve bu sürecin Türkiye'yi İsrail'in müttefiki olarak İran'la savaşa sürükleme ihtimalinin ne kadar yüksek olduğunun da farkındayız.” dedi.
Filistin politikasında tutarlılık çağrısı yapan Özdağ, “Hem Filistin ve Gazze diyeceksiniz, toplantılar, mitingler yapacaksınız. Hem de sonra Suud, ABD, İsrail iş birliğine taraf olacaksınız. Bu büyük bir samimiyetsizliktir.” ifadelerini kullandı.
Özdağ, “Ya gerçekten Filistin'in ve Gazze'nin yanında olursunuz ya da Suudi hanedanının yanında olursunuz. Kimin yanında, kimin karşısında olduğunuzu net belirleme zamanınız gelmiştir.” diye konuştu.
TBMM'deki milletvekillerine de seslenen Özdağ, “Değerli milletvekilleri, bu anlaşmaya evet oyu vermeyin. Bu anlaşmaya hayır oyu vermek, ailenize bırakacağınız kıymetli bir miras olacaktır, manevi miras olacaktır.” çağrısında bulundu.
“Protestolar Yapılan Avrupa Ülkelerinde Enflasyon Yüzde 4, Türkiye'de Yüzde 30”
Avrupa ülkelerinde hayat pahalılığı, konut, kira ve eğitim sorunları nedeniyle düzenlenen protestoları değerlendiren Özdağ, Türkiye'deki ekonomik koşulların çok daha ağır olduğunu savundu.
Fransa'da yıllık enflasyonun yüzde 3,5 olduğunu belirten Özdağ, Belçika, İtalya, Yunanistan, İrlanda, Almanya ve Avusturya'da ortalama enflasyonun yüzde 4 seviyesinde bulunduğunu söyledi.
Özdağ, “Yani hayat pahalılığı gösterileri yapılan Avrupa ülkelerinde enflasyon yüzde 4, bizde 57 ay sonra yüzde 30'un altına, Eylül'de 29'a baz etkisi üzerinden indi ve Türkiye'de hiçbir gösteri yok. Bu da Türk halkının ekonomik krize direncinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.” dedi.
Gıda ve enerji fiyatlarına ilişkin karşılaştırmalar yapan Özdağ, TÜİK verilerine göre Türkiye'de gıda ve içecek enflasyonunun yüzde 27, enerji enflasyonunun ise yüzde 40 olduğunu ifade etti.
Avrupa ülkelerindeki asgari ücretleri de karşılaştıran Özdağ, Fransa'da net asgari ücretin 1478 avro, Belçika'da 2109 avro, Almanya'da 1716 avro ve İrlanda'da 2111 avro olduğunu, Türkiye'de ise bu rakamın 505 avro seviyesinde kaldığını belirtti.
“Türk Halkı Sabırla Öfkesini Sandığa Taşımak İçin Bekliyor”
Türkiye'de konut ve kira maliyetleri, eğitim koşulları ve ücretlerin satın alma gücüne ilişkin eleştirilerini sürdüren Özdağ, vatandaşların ekonomik sıkıntılara rağmen seçimleri beklediğini söyledi.
Özdağ, “Oysa AKP iktidarındaki Türkiye'de konut ve kira ücretleri daha yüksek. Eğitim verimliliği daha düşük. Okullarda, lavabolarda sıvı sabun bile yok. İnanılır gibi değil. Asgari ücret Avrupa'dakinin yarısından daha az, açlık sınırının altında ve enflasyon çok daha yüksek.” ifadelerini kullandı.
Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, “Ve Türk halkı sabırla öfkesini sandığa taşımak için bekliyor. Ve biz de Zafer Partisi olarak Türk halkına seçimlere kadar öfkesini içinde tutmasını ve seçim günü bütün bu yapılanların hesabını sandıkta bu iktidardan sormasını istiyoruz.” dedi.
“Borsanın Toplam Değeri 134 Milyar Dolar Azaldı”
Ekonomide yaşandığını belirttiği fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, BIST 100 endeksinin beş haftada değerinin beşte birini kaybettiğini, borsadaki şirketlerin toplam piyasa değerinde 134 milyar dolarlık düşüş yaşandığını ileri sürdü.
Özdağ, “Yani sadece 450 bin kişi mağdur olmadı. Bütün Türkiye mağdur oluyor. Yani borsada işlem gören Türkiye'deki şirketlerin değeri 134 milyar dolar düşmüş. Bununla Çanakkale Köprüsü'nden ve bağlantılı otoyollarından 47 tane yapmak mümkündü.” ifadelerini kullandı.
Morgan Stanley Capital International'ın 15 Ekim tarihli açıklamasına değinen Özdağ, Türkiye'nin gelişmekte olan piyasa statüsünün risk altında olduğunu savundu.
Özdağ, “Hukuk olmadan, şeffaflık olmadan, denetim olmadan, bu soruşturmanın suçluları ortaya çıkartacağı belli olmadan ne yazık ki Türkiye'nin gideceği nokta bu nokta olabilir.” dedi.
SPK Başkanı'nın istifası ve Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı'nın emekliliğinin yeterli olmadığını belirten Özdağ, Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın da kamuoyuna yaptığı açıklamalar nedeniyle siyasi sorumluluğu bulunduğunu öne sürdü.
Özdağ, “Siz yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla mücadele için geleceksiniz ve gelmiş olduğunuz nokta yoksulluğu arttırmak, yolsuzluğu arttırmak ve yasakları arttırmak olmuş. Bu yapmış olduğunuz düzenlemelerin bedelini Türk milleti sandıkta muhakkak soracak.” ifadelerini kullandı.
Türk Otomotiv Sanayisi İçin Ticaret Bakanlığına Çağrı
Avrupa Birliği'nin sanayi politikalarının Türk otomotiv sektörünü olumsuz etkilediğini belirten Özdağ, Ticaret Bakanlığının gerekli önlemleri almakta geciktiğini savundu.
Özdağ, Avrupa Birliği'nin 4 Mart 2026'da hazırladığı Sanayi Hızlandırma Yasa Tasarısı kapsamında Türkiye'den bazı düzenlemeler beklendiğini belirterek, otomotiv sektörünün Avrupa pazarındaki konumunun korunması gerektiğini söyledi.
Sektör temsilcilerinin toplantılarında hükümetin politikalarının eleştirildiğini aktaran Özdağ, “Türkiye'de yatırım yapan yabancı firmalar, Avrupa firmaları, Türkiye'deki otomotiv sanayisini Avrupa Birliği'nde Türk Ticaret Bakanlığından daha güçlü şekilde savunuyorlarmış.” dedi.
Özdağ, “Ticaret Bakanlığının hızla otomotiv sanayisindeki bu ağır sorunlarla ilgili önlemler alması ve Türk sanayicisini karşı karşıya olduğu ağır baskıdan Avrupa Birliği piyasalarında kurtarması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“Cumhurbaşkanı'nın Tekrar Adaylığı Üzerinden Anayasa Pazarlığı Yapıyorlar”
Kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan süreci eleştiren Özdağ, PKK'nın silah bırakma konusundaki açıklamalarına ve DEM Parti temsilcilerinin anayasa tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerine tepki gösterdi.
Özdağ, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar'ın eşit vatandaşlık, ana dilde eğitim ve Anayasa'nın 66. maddesine ilişkin açıklamalarını gündeme taşıdı.
Özdağ, “Açıkçası Cumhurbaşkanı'nın tekrar adaylığı üzerinden Anayasa'nın 66. ve 42. maddelerinin değiştirilerek Türkiye'de yeni bir milletin Anayasa'ya yazılması konusunda bir pazarlığı gündeme getiriyorlar.” iddiasında bulundu.
Abdullah Öcalan'ın İmralı'daki koşullarına ilişkin de iddialar dile getiren Özdağ, “Yani Öcalan serbest bırakılacak mı, bırakılmayacak mı? Geçin arkadaşlar. Öcalan serbest bırakılmıştır zaten. Bu terörsüz Türkiye değildir. Bu, teröre teslim olmuş Türkiye'dir.” dedi.
Özdağ, “Terörle müzakere edilmez, terörle mücadele edilir ve terör yok edilir. Türkiye'nin başka bir çaresi yoktur.” ifadelerini kullandı.
“Türk Milliyetçileri Bireysel veya Partizan Egolarla Hesap Yaparlarsa Suçlu Duruma Düşerler”
Türk milliyetçisi siyasi partiler arasında seçim ittifakı kurulması tartışmalarına değinen Özdağ, Türkiye'nin siyasi geleceği açısından iş birliğinin gerekli olduğunu savundu.
Özdağ, “Bahçeli ile Öcalan kol kola girerken Erdoğan, AK Parti, MHP, DEM birlikte yol yürüyeceğiz derken Türk milliyetçileri bireysel veya partizan egolarla hesap yaparlarsa tarih ve millet önünde suçlu duruma düşerler.” dedi.
Siyasi partilerin geçmişte yaşadıkları anlaşmazlıkları geride bırakması gerektiğini belirten Özdağ, “Eğer samimi isek vatan ve millet sevgimizde gün küçük hesapların günü değildir. Gün iş birliğinin, cumhuriyet için iş birliğinin, gün dayanışmanın, İstiklal Harbi'nin değerlerini yaşatmak için dayanışmanın, ortak akıl ile tahrip edilmeye çalışılan cumhuriyeti yeniden inşa edecek gücü oluşturmanın günüdür.” ifadelerini kullandı.
Zafer Partisi'nin ittifak yaklaşımının yalnızca parlamentoda temsil edilme hedefi taşımadığını belirten Özdağ, “Zafer Partisi bu iş birliğini TBMM'de temsil edilmek için değil, Türkiye'yi yönetecek iktidar kadrosunu oluşturmak için istemektedir.” dedi.
“Zafer Partisi Seçim İttifakı İçin Üzerine Düşen Milli Sorumluluğu Yerine Getirecektir”
Seçim ittifakına ilişkin partisinin yaklaşımını açıklayan Özdağ, muhataplarına karşı yapıcı bir tutum benimseyeceklerini belirtti.
Özdağ, “Üstten bakmayacağız, muhataplarımızı küçümsemeyeceğiz, rencide etmeyeceğiz. Eski defterleri açmayacağız. Zafer Partisi, Atatürk Türkiye'sinin savunulması ve yeniden inşasını sağlayacak bir seçim ittifakının oluşması için üzerine düşen milli sorumluluğu hakkıyla yerine getirecektir.” ifadelerini kullandı.
İttifak konusundaki temel yaklaşımlarını ortaya koyduklarını belirten Özdağ, “Bu konu artık bizim için seçim sath-ı maili oluşana kadar kapanmıştır. İlkemiz budur. Bütün kadrolarımızla yaklaşımımızın temelinde bu vardır.” dedi.
“Türkiye ile Azerbaycan'ın Arasını Bozmaya Çalışanlara Fırsat Verilmemeli”
Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde son dönemde yaşanan tartışmaları değerlendiren Özdağ, iki ülke arasında provokasyonlar yapıldığını ve bu girişimlerin ilişkileri olumsuz etkilediğini savundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasında gerçekleştirildiğini belirttiği telefon görüşmesini olumlu değerlendiren Özdağ, “İki cumhurbaşkanının bu sislendirilmeye ve bozulmaya çalışılan ilişkileri düzeltmek için doğrudan girişimde bulunması değerlidir.” dedi.
Azerbaycan'ın egemen ve bağımsız bir devlet olduğunu vurgulayan Özdağ, iki ülkenin birbirlerinin iç işlerine saygı göstermesi gerektiğini ifade etti.
Özdağ, Türkiye'de Karabağ'ın kurtarılmasına ilişkin kullanılan bazı ifadelerin Azerbaycan kamuoyunda tepki oluşturduğunu belirterek, “Öncelikle Karabağ fethedilmedi. Ermeni işgalinden kurtarıldı. Tabii bir kardeş olarak Karabağ'da emperyalist Ermeni işgaline karşı Azerbaycan'a elbette yardım ettik. Etmek kardeşlik borcumuz.” dedi.
“Kardeşin Kardeşe Borcu Olmaz”
Azerbaycan'ın Türkiye'ye İstiklal Harbi döneminde sağladığı yardımları hatırlatan Özdağ, Azerbaycan hükümetinin o dönemde Türkiye'ye 500 kilogram altın gönderdiğini söyledi.
Özdağ, Mustafa Kemal Atatürk'ün savaş sonrasında bu borcu ödemek istediğini, Azerbaycan hükümet başkanı Neriman Nerimanov'un ise “Borcunuz yok. Çünkü kardeşin kardeşe borcu olmaz.” karşılığını verdiğini aktardı.
Özdağ, “Eğer Azerbaycan'a bir borcumuz vardı ise İstiklal Harbi'nde aldığımız borcu Dağlık Karabağ'da denkleştirdik. Ve bugün Nerimanov'un bu cümlesinden çok şey öğrenmemiz gerekiyor. Kardeşin kardeşe borcu olmaz.” ifadelerini kullandı.
Azerbaycan'a verilen desteğin siyasi tartışmalara konu edilmemesi gerektiğini belirten Özdağ, “Azerbaycan'a verdiğimiz desteği kimsenin başına kakmaya hakkımız yok. Asla. Bu Türk'e yakışmaz. Bu kardeşliğe yakışmaz.” dedi.
“Azerbaycan Türkiye'siz, Türkiye Azerbaycan'sız Olamaz”
Azerbaycan'ın kendi anayasal düzenini ve toplumsal yapısını korumak amacıyla tedbirler alma hakkına sahip olduğunu belirten Özdağ, iki ülke kamuoyunda karşılıklı olarak kullanılan sert ifadelerin ilişkileri zedelediğini söyledi.
Özdağ, “Azerbaycan, Türkiye'siz; Türkiye, Azerbaycan'sız olamaz, olmamalıdır. Her iki tarafta da 'Yaşar.' diyenler deli değilse kötü niyetlidir.” ifadelerini kullandı.
Karabağ'daki askeri başarının Azerbaycan ordusuna ait olduğunu vurgulayan Özdağ, “Hiç şüphesiz zafer Azerbaycan ordusunun zaferidir, ordunuza aittir. Ordunuzla ve kendinizle ne kadar gurur duysanız azdır. Biz de sizinle ve ordunuzla gurur duyuyoruz.” dedi.
Özdağ, “Azerbaycan için Türkiye'nin yerini, Türkiye için Azerbaycan'ın yerini hiçbir müttefik dolduramaz.” değerlendirmesinde bulundu.
“30 Ekim'de Ankara'da Birlik ve Beraberlik Görüntüsü Verin”
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'e çağrıda bulunan Özdağ, iki ülke arasında yaşanan sorunların doğrudan diplomatik görüşmelerle çözülmesini istedi.
Özdağ, “İki kardeş halkın size verdiği yetkileri kullanarak artık bu işe lütfen bir son verin. Her şeyden önce sosyal medya trollerini susturun ve megafon diplomasisini bitirin.” ifadelerini kullandı.
30 Ekim'de Ankara'da yapılacağını belirttiği Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine işaret eden Özdağ, “Ne yapıp yapın, 30 Ekim'de Ankara'da yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde dosta ve düşmana birlik ve beraberlik görüntüsünü verin. İki kardeş halkın da sizden beklentisi budur.” dedi.
“Mekke Anlaşmasının Genel Çerçevesi Göz Önüne Alındığında Tehlikenin Boyutu Ortaya Çıkıyor”
Basın toplantısının soru-cevap bölümünde Mekke Anlaşması'nın askeri personel değişimi, ortak eğitim programları, tatbikatlar ve konuşlanmaya ilişkin altıncı maddesi hakkında yöneltilen soruyu yanıtlayan Özdağ, Türk Silahlı Kuvvetlerinin farklı ülkelerle askeri eğitim faaliyetleri yürüttüğünü hatırlattı.
Özdağ, “Bu çerçevede Suudi Arabistan'la veya Pakistan ordusuyla askeri eğitim çalışmaları yapılabilir. Yani altıncı maddeyi tek başına alırsanız bu, zaten birçok ülkeyle yürüyen bir çalışma tarzıdır. Ama bu, onun ötesinde bir anlaşma.” ifadelerini kullandı.
Askeri konuşlanmanın süresine ve anlaşmanın bütününe dikkat çeken Özdağ, “Konuşlanma bir hafta olabilir, eğitim süresince olabilir. Mesele sadece bir kelime için değil veya bir sene olabilir konuşlanma. İşte o bir sene mi olur, beş sene mi olur? Anlaşmanın genel çerçevesi göz önüne alındığında tehlikenin boyutu ortaya çıkıyor.” dedi.
“Türkiye 80 Milyar Dolar Faiz Ödeyecek”
2027 yılı bütçesinde faiz ödemelerine ayrıldığı belirtilen yaklaşık 4 trilyon liralık paya ilişkin soruyu da yanıtlayan Özdağ, ekonomi politikalarının Türkiye'yi ağır bir borç yüküyle karşı karşıya bıraktığını savundu.
Özdağ, “80 milyar dolar faiz ödeyecek Türkiye. Korkunç bir rakamdan bahsediyoruz. Yıllardan beri yapılan kötü ekonomik politikaların, üretimden kopan, borca dayalı, özelleştirmeye dayalı politikaların sonunda gelip iflas ettiği nokta, bütçe üzerinde 80 milyar dolarlık bir borç yükünün oluşması.” ifadelerini kullandı.