Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Bu ülke ekonomisini AKP yönetemiyor”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ: “Bu ülke ekonomisini AKP yönetemiyor”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Zonguldak’ta basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Ekonomiden anayasa tartışmalarına, erken seçimden Suriyelilere ve Zonguldak için öngördükleri sanayi ve enerji koridoruna kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulunan Özdağ, “Seçim erken olacak” dedi.

Ağustos 29, 2026 - 17:36


Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, partisinin Zonguldak İl Başkanlığı ile Genel Merkez tarafından düzenlenen “Atatürk’ün Kızları Toplanıyor” toplantısına katılmak ve çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere geldiği Zonguldak’ta basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özdağ; ekonomi politikaları, anayasa değişikliği tartışmaları, erken seçim, Suriyelilerin Türkiye’deki durumu ve partisinin Zonguldak’a ilişkin projeleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“CUMHURİYETİN KURUCU DEĞERLERİNDEN TAVİZ VERMEDEN SAVUNULABİLİR”

Türkiye’nin ağır bir süreçten geçtiğini savunan Özdağ, Cumhuriyetin kuruluş esaslarına ilişkin değerlendirmesinde, “Türkiye ağır bir süreçten geçiyor ve Cumhuriyet kurulduğu günden bu yana karşı karşıya olduğu en ağır ve büyük tehdidi yaşıyor. Atatürk’ün kurmuş olduğu milli, üniter, laik Türkiye Cumhuriyeti ağır çekim bir yıkım süreci içerisine sokulmuş durumda.” ifadelerini kullandı.

PKK ve anayasa değişikliği tartışmalarını aynı çerçevede değerlendiren Özdağ, “PKK terör örgütüne çıkarılan af, bu sürecin sadece bir adımını teşkil ediyor. Bundan sonra yapılması planlanan anayasa değişiklikleriyle, İstiklal Harbimizin neticesinde kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin millî ve üniter devlet karakteri ortadan kaldırılmak isteniyor.” dedi.

Zafer Partisi olarak farklı siyasi yapıların bir araya gelmesi gerektiğini savunduklarını belirten Özdağ, “Bütün milli ve Atatürkçü güçlerin, siyasi partilerin bir araya gelerek bu süreci durdurmak için mücadele etmesi gerektiği inancını ilk günden beri dile getiriyoruz ve dile getirmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Zonguldak halkına da çağrıda bulunan Özdağ, “Atatürk Cumhuriyeti, Atatürk’ten taviz vermeden, Cumhuriyetin kurucu değerlerinden taviz vermeden savunulabilir, korunabilir.” ifadelerini kullandı.

“FABRİKALAR KAPANIYOR VEYA YURT DIŞINA TAŞINIYOR”

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde sanayinin istihdamdaki payına dikkat çeken Özdağ, “2009’dan 2026’ya kadar geçen süre içerisinde Türkiye’de sanayi sektöründe çalışan işçilerin oranı yüzde 36’dan yüzde 29’a inmiş durumda. Yani fabrikalar kapanıyor veya yurt dışına taşınıyor.” dedi.

Emekliler ve asgari ücretlilerin ekonomik koşullarını da gündeme getiren Özdağ, “16 milyon 800 bin emekli, dul ve yetim açlıkla mücadele etmekle sınanıyorlar.” ifadesini kullandı. Özdağ, 11 milyon kişinin de asgari ücretle geçinmek zorunda kaldığını belirterek çiftçinin artan girdi maliyetleri nedeniyle üretimden uzaklaştığını savundu.

Gelir dağılımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, “Türk halkının yüzde 90’ı fakirleşirken, rantiyeci yüzde 10 her geçen gün biraz daha zenginleşiyor.” dedi. Türkiye’den çıkan sermayeye de değinen Özdağ, 2026 yılında yatırım amacıyla gelen sermaye ile çıkan para karşılaştırıldığında net rakamın eksi 2,5 milyar dolar olduğunu öne sürdü. Özdağ ayrıca son birkaç yıl içerisinde yurt dışında gayrimenkul satın almak amacıyla Türkiye’den 12,5 milyar dolar çıktığını söyledi.

“BU ÜLKE EKONOMİSİNİ AKP YÖNETEMİYOR”

Hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Özdağ, “Bu ülke ekonomisini AKP yönetemiyor. Türk halkını enflasyonun acımasız pençesinden kurtaramıyor. Sadece fakirliği yönetmeye ve rantiyeyi daha zengin yapmaya odaklanmış bir politika ısrarla izlenmeye devam ediyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin yeniden üretim ekonomisine yönelmesi gerektiğini belirten Özdağ, Devlet Planlama Teşkilatı’nın yeniden kurulmasını önerdi. Özdağ, “On yıllardır rezidans, AVM inşaatına giden paraların bundan sonra fabrikalara, atölye inşaatlarına aktarılmasıyla” üretim ekonomisine dönüşün mümkün olacağını savundu.

Yurt dışına yapılan insani yardımlara da değinen Özdağ, yıllık 7 milyar dolar aktarıldığını ileri sürerek, “Bu 7 milyar doları niye Türkiye içerisinde kullanmıyorsunuz? Neden emekliye, dula, yetime, neden asgari ücretliye aktarmıyorsunuz? Neden çiftçiye bu parayı aktarmıyorsunuz?” diye konuştu.

SURİYELİLERİN TÜRKİYE’DEKİ DURUMUNA İLİŞKİN AÇIKLAMA

Suriyeliler için yapılan harcamalar konusunda da değerlendirmelerde bulunan Özdağ, 2011’den bu yana yaklaşık 150 milyar dolar harcandığını ileri sürdü. Suriyelilerin geri dönüşü konusunda verilen sözlerin gerçekleşmediğini savunan Özdağ, Şam Büyükelçisi’nin açıklamasına atıfta bulunarak, “Türkiye’de 2 milyon 300 bin Suriyeli kaldı. Onları artık Suriye’ye geri yollamayacağız, Türkiye’ye entegre edeceğiz.” şeklindeki sözleri aktardı.

Özdağ, Suriyelilere vatandaşlık verileceğini öne sürerek, “Peki, bunlara niye vatandaşlık veriliyor? İktidara oy versinler diye.” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı’nın 12 Temmuz’daki açıklamasına da değinen Özdağ, “Suriyelilerin gitmeleri istenmiyor.” ifadesini hatırlatarak, “Kim istemiyormuş, bir söyleyin bakayım bize. Millete mi sordunuz, ‘istenmiyor’ diye çıkıyorsunuz?” diye konuştu.

“ÇERÇEVE YASANIN ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNİ KAPSADIĞINI GÖRDÜK”

Basın mensuplarının “Çerçeve Yasayı nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunu yanıtlayan Özdağ, “Çerçeve yasanın sadece PKK affı değil, aynı zamanda anayasa değişikliklerini kapsadığını gördük.” dedi.

Özdağ, Anayasa’nın 42, 66, 127, 160 ve 174’üncü maddeleri ile başlangıç bölümünde değişiklik planlandığını ileri sürdü. Özdağ, “Anayasa’nın 66. maddesi, yani ‘Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür.’ maddesinin değiştirilmesi planlanıyor. Anayasa’nın girişinin değiştirilmesi planlanıyor. Anayasa’nın mahallî idarelerle ilgili 127. maddesinin değiştirilmesi planlanıyor. 160. maddenin değiştirilerek bölgesel Sayıştaylar kurulması düşüncesinin tartışıldığını duyuyoruz. Ve devrim yasalarını belirleyen 174. maddenin değiştirilmesi planlanıyor.” ifadelerini kullandı.

Abdullah Öcalan’a ilişkin tartışmalara da değinen Özdağ, “Evet, şimdi Abdullah Öcalan’dan neden ‘kurucu önder’ diye bahsedildiğini anlıyor musunuz arkadaşlar?” dedi. Öcalan’ın olası bir komisyondaki rolüne tepki gösteren Özdağ, “Bu komisyon nerede toplanacak acaba? İmralı’da mı? Bu komisyonun yetkilileri, komisyon toplantıları için Öcalan’ın ayağına mı gidecekler?” diye konuştu.

“BU TÜR TOPLANTILARI YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Dört siyasi partinin genel başkanlarıyla gerçekleştirdiği toplantının kapsamına ilişkin soruyu da yanıtlayan Özdağ, görüşmenin bir istişare toplantısı olduğunu söyledi.

Özdağ, “Bu tür toplantıları yapmaya önümüzdeki süreçte de devam edeceğiz. Türkiye’nin bu amansız süreci aşması, Cumhuriyetin birliğini muhafaza etmek için bütün Atatürk’e inanan güçlerin bir araya gelmesine ihtiyaç vardır. Biz de bu konuda üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

“SEÇİM ERKEN OLACAK”

Erken seçim tartışmaları konusunda kısa bir değerlendirmede bulunan Özdağ, “Seçim erken olacak. Seçim zaten vatandaşın hafızasında başladı arkadaşlar.” dedi.

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın, SDG’nin feshedilmesinin ardından örgütün eski liderini Cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak atadığı belirtilerek yöneltilen soruya ise Özdağ, “Bakalım Abdullah Öcalan ne diye atanacak, göreceğiz.” yanıtını verdi.

BAŞKANLIK SİSTEMİ VE MECLİS’E YETKİ DEVRİ TARTIŞMASI

Başkanlık sistemindeki bazı yetkilerin Meclis’e devredilmesine yönelik tartışmalar hakkında da konuşan Özdağ, müsteşarlık sisteminin geri getirilmesinin Zafer Partisi programında bulunduğunu söyledi.

Özdağ, “Konuşulanlar müsteşarlığın geri gelmesi gibi Zafer Partisi’nin programında olan ve Zafer Partisi’nin üzerinde sık sık durduğu hususlar. Ancak bunların yanında bahsettiğim maddelerin değiştirilmesi söz konusu olur ise bu değişiklikleri yapmanın hiçbir değeri ve önemi olmaz.” dedi.

ZONGULDAK İÇİN SANAYİ VE ENERJİ KORİDORU ÖNERİSİ

Zafer Partisi’nin Zonguldak’a ilişkin programını açıklayan Özdağ, Türkiye’de sanayi ve nüfusun Marmara Bölgesi’nde yoğunlaşmasının millî güvenlik riski oluşturduğunu savundu. Dört yeni sanayi ve enerji koridoru oluşturulması gerektiğini belirten Özdağ, bunlardan birinin Zonguldak merkezli olmasını önerdi.

Özdağ, “Bu dört yeni Marmara bölgesinden bir tanesi de limanı Zonguldak olmak üzere Ankara ve Bursa’ya uzanan hat olacak. Bu anlamda bugün İstanbul Limanı neyse, Zonguldak da o işlevi üstlenecek.” ifadelerini kullandı.

Savunma sanayi tesislerinin Karadeniz Bölgesi’ne taşınması gerektiğini de savunan Özdağ, Zonguldak’ın coğrafi yapısının korunaklı sanayi tesisleri açısından uygun olduğunu söyledi. Karabük Demir Çelik’in kuruluşunda bölgenin savunma açısından sahip olduğu konuma işaret eden Özdağ, sanayi politikalarında benzer bir yaklaşım benimsenmesini önerdi.

İran-İsrail savaşından örnek veren Özdağ, “Artık savaşlarda öncelikli olarak sanayi ve savunma tesisleri hedef alınıyor. Bundan dolayı savunma tesislerinin, yüksek teknoloji üreten tesislerin Karadeniz Bölgesi’ne ve bu arada tabii Zonguldak ve çevresine taşınması ve burada korunaklı alanlara nakledilmesi bir zorunluluktur.” ifadelerini kullandı.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI