AİLE AİLE AİLE

AİLE AİLE AİLE

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 16, 2026 - 11:36

Eskiden ailece üç öğün yemek yenir, herkes aynı sofrada buluşurdu. Buzdolabı, modern ocak, teknik servis yoktu; tel dolap, kuzine, soba ve gaz ocağı vardı. Bozulan ocağı bile tel iğneyle tamir ederdik.

Ama asıl zenginliğimiz, aynı sofranın etrafında toplanmaktı. Sofra yalnızca yemek yenen yer değil; sohbetin, terbiyenin, sevginin ve kültürün kuşaktan kuşağa aktarıldığı bir aile meclisiydi.

Evin kedisi de aileden sayılırdı. Özel mamalar, gurme menüler yoktu; evde ne pişerse kedi de nasibini alırdı. Köpekler ise çoğunlukla bahçede, kapı önünde yaşardı.

Bugün kediler koltuklarımızda, köpekler salonlarımızda, hatta bazen yataklarımızda… Hayvan sevgisi elbette güzeldir. Yeter ki onların ihtiyaçlarını gözetirken aile içindeki sevgi ve iletişimi ihmal etmeyelim.

Çünkü hayat hızlandı. İş, okul, trafik, dershane ve telefonlar derken aynı evde yaşayan insanlar farklı hayatlar sürmeye başladı. Bir zamanlar aynı sofrada buluşan aile bireyleri, şimdi aynı salonda veya ayrı odalarda oturup ayrı ekranlara bakıyor.

peki, aile bireyleri birbirini ne kadar dinliyor?

Oysa aile, yalnızca aynı evin içinde yaşamak değildir. Aile, insanın kendini ait hissettiği, sevildiğini bildiği yerdir. Birlikte yemek yemek bütün sorunları çözmez ama konuşmaya, dertleşmeye ve birbirimizi anlamaya kapı açar.

Öyleyse her gün olmasa bile bir öğünde bir araya gelelim. Telefonları bir kenara bırakalım, birbirimizin yüzüne bakalım. Kedinin mamasını, köpeğin suyunu unutmadığımız gibi, birbirimize “Bugün nasılsın?” demeyi de unutmayalım.

Çünkü bereket, yalnızca tencerenin dolu olması değildir. Annenin “Biraz daha al” demesi, sofrada göz göze gelmek, bir tas çorbayı paylaşmaktır.

Toplumun temeli ailedir; ailenin kalbi ise birbirine ayrılan zamandır.

Belki de aileyi yeniden bir araya getirmek için büyük projelere değil; bir tencere yemeğe, birkaç sandalyeye ve içtenlikle sorulmuş bir “Bugün nasılsın?” sorusuna ihtiyacımız var.

Aile, aile, aile…