Avukat Serra Taşköprü: “Bazen İnsanı Öldüren Şey Bir Söz Değil, Hiç Söylenmeyen Sözdür”

Avukat Serra Taşköprü tarafından kaleme alınan “Sessiz Şiddet” adlı eser, suskunluğun masum bir geri çekiliş değil, bilinçli ya da ihmali bir manipülasyon aracı olabileceğini ortaya koyuyor. Psikolojik, sosyolojik ve hukuki boyutlarıyla ele alınan çalışma; sessizliğin bireyi nasıl zihinsel çöküşe, travmaya ve hatta suça sürükleyebileceğini çarpıcı ifadelerle tartışmaya açıyor.

Şubat 15, 2026 - 23:25
Şubat 28, 2026 - 12:58
Avukat Serra Taşköprü: “Bazen İnsanı Öldüren Şey Bir Söz Değil, Hiç Söylenmeyen Sözdür”

Avukat Serra Taşköprü’nün kaleme aldığı “Sessiz Şiddet” adlı kitap, görünürde pasif bir suskunluk olarak algılanan davranışların, bilinçli ya da bilinçsiz şekilde uygulandığında birey üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini savunuyor. Taşköprü, eserinde “Sessizlik boşluk yaratır. Boşluk kurgu doğurur. Kurgu paranoyayı besler.” ifadelerine yer vererek, suskunluğun zihinsel bir deprem etkisi oluşturabileceğini belirtiyor.

Taşköprü, şiddetin her zaman bağırarak ortaya çıkmadığını vurgulayarak, “Şiddet bazen konuşmaz. Bazen görmezden gelir. Bazen ‘anlamıyorum’ diyerek anlamayı reddeder.” değerlendirmesinde bulunuyor. Kitapta, maruz kalan kişinin önce kendini suçladığı, ardından gerçeklik algısının sarsıldığı ve belirsizliğin insan zihni üzerindeki en ağır yüklerden biri olduğu ifade ediliyor.

“Manipülasyon Çoğu Zaman Kanıt Bırakmaz”

Eserde, manipülasyonun çoğu zaman açık hakaret, tehdit ya da fiziksel temas içermediği belirtilerek, “Sadece yok sayma vardır. İhmal vardır. Müdahale etmeme vardır. Ama bu pasiflik, aktif bir yıkım yaratır.” deniliyor. Uzun süreli maruziyet halinde depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, kaygı, panik atak ve paranoid düşünceler gibi sonuçların ortaya çıkabileceği aktarılıyor.

Taşköprü, özellikle çocukluk döneminde ihmal ve baskıcı sessizlik ortamında büyüyen bireylerin ilerleyen yaşlarda suça yönelme riskinin artabileceğine dikkat çekerek, “Belirsizlik insan zihninin en tahammül edemediği şeydir.” ifadesini kullanıyor.

“Tek Çare Manipülasyonu” Uyarısı

Kitapta, garantör konumundaki kişiler tarafından uygulanan ve “Tek çare benim” anlayışına dayanan manipülasyon biçimine de yer veriliyor. Taşköprü, ebeveyn, patron, ruh sağlığı çalışanı ya da partner gibi otorite figürlerinin umut verip geri çekilerek bağımlılık ilişkisi kurabileceğini belirtiyor. Bu durumun maddi ve manevi sömürüye kapı aralayabileceği ifade ediliyor.

Eserde, “Maruz kalan kişi kendini bir insan değil, bir proje, bir deney, bir tez konusu gibi hissetmeye başlar.” cümlesiyle sürecin psikolojik boyutu ortaya konuluyor.

Hukuki Boşluk Tartışması

“Sessiz Şiddet” çalışması, Türk Ceza Hukuku’nda manipülasyon ve sessiz muamelenin açık bir suç tipi olarak düzenlenmemiş olmasının yarattığı boşluğa da dikkat çekiyor. Taşköprü, ihmal suretiyle işlenebilecek suçlardan intihara yönlendirmeye kadar geniş bir alanda sessizliğin hukuki sorumluluk doğurabileceğini savunuyor.

Psikiyatri alanındaki güç dengesizliğine de değinilen eserde, hastaların damgalanması ve yok sayılmasının da bir şiddet biçimi olabileceği belirtiliyor. “Sessizlik masum değildir.” vurgusu, kitabın temel tezlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Taşköprü, çalışmasını şu sözlerle özetliyor: “Bu kitap, susmanın romantize edilmesine karşı bir başkaldırıdır. Susmak asalet değildir.” Eserde yer alan en çarpıcı ifade ise şu cümle olarak aktarılıyor: “Bazen insanı öldüren şey bir söz değildir. Hiç söylenmeyen sözdür.”

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI