Azerbaycan Diller Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Aynura Huseynova: “Türk basını Karabağ’da kamuoyu oluşturulmasında öncü rol üstlendi”
Ege Üniversitesinde düzenlenen “Azerbaycan Basın Tarihi ve Siyasi Etkileşimler” söyleşisinde konuşan Dr. Aynura Huseynova, Azerbaycan basınının 1875’ten bugüne uzanan gelişimini, Sovyet dönemindeki medya yapısını ve Karabağ Savaşı sürecinde Türk medyasının Azerbaycan’a verdiği desteği değerlendirdi.
İZMİR – Ege Üniversitesi, Türk dünyası ile akademik ve kültürel iş birliklerini güçlendirmeye yönelik etkinliklerine bir yenisini daha ekledi. Azerbaycan Diller Üniversitesi Uluslararası Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Aynura Huseynova, EÜ İletişim Fakültesinde düzenlenen “Azerbaycan Basın Tarihi ve Siyasi Etkileşimler” başlıklı söyleşide öğrenciler ve akademisyenlerle bir araya geldi. Etkinlik, EÜ İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden Dr. Gökçen Başaran İnce’nin moderatörlüğünde gerçekleştirildi.
Söyleşide, Azerbaycan medyasının tarihsel gelişimi, Sovyetler Birliği dönemindeki yayın politikaları, bağımsızlık sonrası medya yapılanması ve Türkiye-Azerbaycan arasındaki basın dayanışması çok yönlü biçimde ele alındı. Dr. Huseynova, Azerbaycan basınının yalnızca haber üretiminde değil, aynı zamanda toplumsal bilinç ve siyasal hafızanın oluşumunda da etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.
Karabağ Savaşı Sürecinde Medyanın Etkisi
Dr. Aynura Huseynova, Karabağ Savaşı’nın Türkiye basınındaki yansımalarını iki ayrı dönem üzerinden değerlendirdi. Birinci Karabağ Savaşı döneminde Türk medyasının daha çok insani trajedilere ve göç olgusuna odaklandığını belirten Huseynova, “1988–1994 yılları arasındaki Birinci Karabağ Savaşı sırasında Türk basını, yaşanan çatışmaları ve Azerbaycan’dan gelen göçmenlerin durumunu haberleştirmiş, konuya daha çok insani ve siyasi açıdan yaklaşmıştır.” dedi.
2020 yılında yaşanan İkinci Karabağ Savaşı’nın ise medya görünürlüğü açısından farklı bir boyut taşıdığını vurgulayan Huseynova, bu dönemde dijital yayıncılığın etkisinin belirgin biçimde arttığını kaydetti. Huseynova, “İkinci Karabağ Savaşı, 2020 yılında Türkiye basınında çok daha yoğun ve profesyonel bir yer bulmuştur. Televizyonlar, haber siteleri ve sosyal medya üzerinden anlık gelişmeler tüm dünyaya aktarılmıştır.” ifadelerini kullandı.
Türk medyasının bu süreçte yalnızca bilgi aktaran bir mecra olarak değil, aynı zamanda kamuoyu oluşturucu bir aktör olarak öne çıktığını belirten Dr. Huseynova, “Türkiye basını, Azerbaycan’a verilen desteği en güçlü şekilde vurgulamış ve zafer sürecini yakından takip ederek ortak bir kamuoyu oluşturulmasında öncü bir rol üstlenmiştir.” diye konuştu.
1875’ten Bugüne Uzanan Basın Geleneği
Azerbaycan basınının tarihsel köklerine de değinen Dr. Huseynova, ülkenin basın serüveninin 1875 yılında yayımlanan Ekinci Gazetesi ile başladığını anlattı. Hasan Bey Zerdabi tarafından yayımlanan bu gazetenin, halkı bilinçlendirmeyi hedefleyen ilk Türkçe yayınlardan biri olduğunu belirten Huseynova, Azerbaycan basınının kısa sürede entelektüel ve toplumsal bir zemin kazandığını söyledi.
Dr. Huseynova, “Azerbaycan basınının tarihi, 1875 yılında Hasan Bey Zerdabi tarafından çıkarılan Ekinci Gazetesi ile başlar. Bu gazete, halkı bilinçlendirmeyi amaçlayan ilk Türkçe yayınlardan biri olarak tarihe geçmiştir.” dedi.
- yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında Azerbaycan’da basının hızla geliştiğini belirten Huseynova, “Ziya, Kaspiy ve Molla Nasreddin gibi önemli yayınlar ortaya çıkmıştır. Özellikle Molla Nasreddin Dergisi, toplumsal eleştirileri ve hiciv geleneğiyle basın tarihimizde müstesna bir yere sahiptir.” ifadelerini kullandı.
Sovyet Dönemi ve Bağımsızlık Sonrası Dönüşüm
Sunumunda Sovyetler Birliği dönemindeki medya yapısına da yer veren Huseynova, bu yıllarda basının büyük ölçüde devlet denetiminde şekillendiğini söyledi. Medyanın bu dönemde daha çok propaganda aracı olarak kullanıldığını belirten Huseynova, bağımsızlık sonrası dönemde ise medya alanında önemli bir çeşitlenme yaşandığını aktardı.
Dr. Huseynova, “1920–1991 yılları arasındaki Sovyet döneminde basın, devlet kontrolü altındaydı ve daha çok bir propaganda aracı olarak kullanıldı. Ancak 1991’de Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasından sonra basın daha özgür bir yapıya kavuştu; özel gazeteler, televizyon kanalları ve dijital medya platformları hızla gelişerek bugünkü çoğulcu yapısına ulaştı.” dedi.
Etkinlikte, medya tarihi ile siyasal süreçler arasındaki ilişki de ele alınırken, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki iletişim ve medya dayanışmasının özellikle kriz dönemlerinde daha görünür hale geldiği vurgulandı. Söyleşi, öğrencilerin yönelttiği sorular ve karşılıklı değerlendirmelerle tamamlandı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI