CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal: “Çiftçinin banka borcu 275 kat arttı”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal: “Çiftçinin banka borcu 275 kat arttı”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, çiftçinin tarımsal kredi borcunun Haziran 2026 itibarıyla 1 trilyon 459 milyar TL’ye ulaştığını açıkladı. Şeftaliden kayısıya, kuru üzümden turşuluk bibere üreticilerin yaşadığı sorunları gündeme getiren Sarıbal, zeytinyağı ihracatındaki ek vergi baskısına da dikkati çekerek tarım politikalarında üretici lehine düzenleme çağrısı yaptı.

Ağustos 20, 2026 - 21:04


CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında çiftçilerin banka borçları, tarımsal destekler, üretim maliyetlerinin altında kalan ürün fiyatları, Malatya’da selden zarar gören kayısı üreticileri, kuru üzüm alım fiyatı, zeytinyağı ihracatı ve turşuluk biber üreticilerinin yaşadığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gıdaya erişimin temel bir hak olduğunu belirten Sarıbal, tarımsal üretimin yalnızca çiftçileri değil toplumun tamamını ilgilendirdiğini söyledi. Tarım arazileriyle birlikte üretimi sürdüren çiftçilerin de korunması gerektiğini ifade eden Sarıbal, üretim yerine ithalatı merkeze alan politikaların üretici ve tüketiciler üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığını savundu.

Çiftçinin borcu desteğin 8,7 katına çıktı

Çiftçilerin bankalara olan tarımsal kredi borcunun 2004 yılında 5,3 milyar TL iken Haziran 2026’da 1 trilyon 459 milyar TL’ye yükseldiğini açıklayan Sarıbal, aynı dönemde tarımsal desteklerin 3,1 milyar TL’den 167,6 milyar TL’ye çıktığını kaydetti.

Sarıbal, çiftçinin banka borcunun söz konusu dönemde 275 kat, tarımsal desteklerin ise 54 kat arttığını belirterek, 2004 yılında banka borçlarının desteklerin 1,7 katı seviyesinde olduğunu, bugün ise bu oranın 8,7 kata ulaştığını söyledi.

Takipteki tarım kredilerinin de bir yılda 7,7 milyar TL’den 25,5 milyar TL’ye yükseldiğini aktaran Sarıbal, şöyle konuştu:

“Çiftçi perişan. Hem de üreterek perişan. Bankalar çiftçinin traktörüne, tarlasına, malına mülküne el koyabiliyor. O yürekli, onurlu üretici bankanın, kamunun önünde boynu bükük yaşamak zorunda bırakılıyor. Krediler tarımsal finansmanın merkezi olmamalı. Çiftçi faizlerle sömürülmemeli; onurluca üretimini sürdürebilmeli.”

Çiftçilerin mazot, gübre, tohum, fide, elektrik, sulama ve kredi faizlerinin belirlenmesinde söz sahibi olmadığını ifade eden Sarıbal, üreticinin kendi ürününün satış fiyatını belirleme gücünün de bulunmadığını söyledi.

Sözleşmeli tarım uygulamalarının mevcut yapısıyla çiftçiden çok şirketleri ve tüccarları koruduğunu savunan Sarıbal, “Çiftçinin örgütü, hukukçusu ve kamusal güvencesi masada yok. Tüccarın ve sanayicinin ise hukukçusu da mühendisi de finansman gücü de var” dedi.

Sarıbal, üretim planlamasının çiftçi örgütleriyle birlikte yapılması, stratejik ürünlerde taban fiyat ve alım güvencesi sağlanması gerektiğini kaydetti.

“Ürün dalında toplanmıyor, çürüyor”

Şeftali üreticilerinin Bursa, Mersin ve Denizli’de maliyetlerin altında kalan fiyatlarla karşı karşıya olduğunu belirten Sarıbal, Bursa’da kilogram maliyeti 20–25 TL seviyesine ulaşan sanayilik şeftali için 5 TL’ye kadar düşen fiyatların verildiğini söyledi.

Mersin’de yaklaşık 15 TL’ye mal edilen sanayilik şeftalinin de 5 TL’den alınmak istendiğini ifade eden Sarıbal, Denizli’nin Çivril ilçesinde kilogram maliyeti yaklaşık 22 TL olan sofralık şeftalinin fiyatının 15 TL’ye kadar gerilediğini aktardı.

Üreticinin ürünü sattığında da dalında bıraktığında da zarar ettiğini savunan Sarıbal, şunları söyledi:

“Çiftçi bu bahçeyi bir yılda kurmadı. Fidanı dikti, dört beş yıl ürün bekledi. On, on beş, yirmi yıllık ağaçlarını bugün nasıl yok edecek? Ürün dalında toplanmıyor, çürüyor. Üretim yapan çiftçi adeta cezalandırılıyor.”

Malatya’da 168 çiftçi selden etkilendi

Malatya’da meydana gelen sağanak ve selin kayısı üreticilerine verdiği zarara ilişkin CHP Malatya İl Başkanlığından aktarılan bilgileri paylaşan Sarıbal, 168 çiftçinin selden etkilendiğini, 3 ev, 2 ahır ve 2 deponun hasar gördüğünü söyledi.

Kurutulmak üzere serilen 400 tondan fazla kayısının telef olduğunu belirten Sarıbal, üreticilerin kuru kayısının kilogramını yaklaşık 500 TL’den satmayı beklediğini ancak selden etkilenen ürünlerin büyük ölçüde ekonomik değerini kaybettiğini ifade etti.

Sarıbal, zarar tespit çalışmalarının gecikmeden tamamlanmasını isteyerek şöyle konuştu:

“El uzatın çiftçiye. Derhal zarar tespiti yapın. Selin alıp götürdüğü ürünü yerinde bulamayabilirsiniz. Dalda kayısının toplandığı ağaçları, bu ağaçların verimini ve üretim alanını inceleyerek gerçek zararı belirleyin.”

Faizli borç ertelemesinin üreticilerin kayıplarını karşılamayacağını belirten Sarıbal, zararın doğrudan karşılanmasını, üreticilere karşılıksız destek sağlanmasını ve borçların faizsiz şekilde yeniden düzenlenmesini istedi.

Benzer zararların önlenebilmesi amacıyla yüksek ve gerektiğinde üzeri kapatılabilen kurutma alanlarının oluşturulması gerektiğini ifade eden Sarıbal, teknolojik kurutma tesisleri ile depolama altyapısının kamu kaynaklarıyla desteklenmesi çağrısında bulundu.

“Kuru üzümde fiyat 150 liranın altında olmamalıdır”

Çekirdeksiz kuru üzümün Türkiye’nin önemli üretim ve ihracat ürünlerinden olduğunu belirten Sarıbal, ülkede yıllık yaklaşık 250–300 bin ton kuru üzüm üretildiğini ve bunun yaklaşık 150 bin tonunun ihraç edildiğini söyledi.

Çiftçiler Sendikasının 2026 yılı için bir kilogram kuru üzümün çıplak maliyetini 93 TL olarak hesapladığını aktaran Sarıbal, çiftçinin emeği ve yaşam payı eklendiğinde referans fiyatın 151,50 TL seviyesine ulaştığını belirtti.

TMO’nun 2025 yılında 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm için kilogram başına 120 TL fiyat açıkladığını hatırlatan Sarıbal, 2026 sezonu fiyatının henüz açıklanmamasının üreticiyi belirsizlikle karşı karşıya bıraktığını savundu.

Geçen yıl 16–18 TL arasında satılan şıralık ve şaraplık yaş üzümün bu yıl 11–12 TL seviyesine gerilediğini ifade eden Sarıbal, “TMO bir an önce fiyat açıklamalı ve fiyat 150 liranın altında olmamalıdır. TARİŞ gibi üretici kuruluşları yeniden güçlendirilmeli, üretici piyasanın insafına terk edilmemelidir” dedi.

Zeytinyağı ihracatında ek gümrük vergisi gündemi

ABD’nin Türkiye’den ithal edilen zeytin ve zeytinyağına yüzde 12,5 oranında ek gümrük vergisi getirmesinin üreticiler ve ihracatçılar üzerinde yeni bir baskı oluşturduğunu belirten Sarıbal, ABD pazarının Türkiye’nin zeytinyağı ihracatındaki payına dikkati çekti.

2024–2025 sezonunun ilk dokuz ayında yaklaşık 480 milyon dolarlık zeytinyağı ihracatı gerçekleştirildiğini, bunun 118 milyon dolarlık bölümünün ABD’ye yapıldığını belirten Sarıbal, miktar açısından ihraç edilen her 100 ton zeytinyağının yaklaşık 43 tonunun ABD pazarına gönderildiğini söyledi.

Türkiye’ye ek tarife uygulanırken önemli zeytinyağı üreticilerinden Tunus’un aynı ek verginin dışında bırakıldığını ifade eden Sarıbal, şöyle konuştu:

“Dünyanın büyük ülkeleri kendi üreticisini korumak için gümrük vergisi koyuyor. Biz ise sıkıştığımız anda vergileri sıfırlayıp başka ülkelerin ürünlerini Türkiye’de satmayı tercih ediyoruz. Kendi üreticimizi koruyacak bir dış ticaret politikası oluşturmak zorundayız.”

Türkiye’nin zeytinyağını dökme olarak düşük fiyatla ihraç etmesinin katma değerin başka ülkelerde kalmasına yol açtığını savunan Sarıbal, markalaşmayı destekleyen ve üreticinin ihracat gelirinden daha fazla pay almasını sağlayan bir kamu politikası oluşturulmasını istedi.

Turşuluk biber üreticisi maliyetini karşılayacak fiyat istiyor

Balıkesir’in Deliklitaş ve Yaylacık mahallelerinde üretilen turşuluk biberin kilogramının 35–40 TL seviyesinde alıcı bulduğunu, üreticilerin ise maliyetlerini karşılayabilmek için en az 70 TL fiyat beklediğini belirten Sarıbal, girdi maliyetlerindeki artışa dikkati çekti.

Mazot ve gübre fiyatlarının yüzde 50–60; işçilik, bakım, lastik ve tamir giderlerinin ise yüzde 40–50 arttığını ifade eden Sarıbal, buna karşılık çiftçilerin ürünlerini geçen yılın fiyatının yaklaşık yarısına satmak zorunda kaldığını söyledi.

Üreticilerin az sayıdaki sanayicinin belirlediği alım koşullarına bağımlı hale geldiğini savunan Sarıbal, piyasanın kamu tarafından düzenlenmesini, üretim maliyetinin altında alımların önüne geçilmesini ve üretici örgütlerinin fiyat belirleme süreçlerine dahil edilmesini istedi.

“Bu düzen böyle gitmez”

Tarımın banka kredileri ve ithalat yerine üretim planlaması, yeterli destek, taban fiyat, alım güvencesi ve güçlü üretici örgütleriyle desteklenmesi gerektiğini ifade eden Sarıbal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu ülkenin çiftçisi onurludur. Yazın sıcağında, kışın soğuğunda üretmektedir ama sahipsiz bırakılmıştır. Bu düzen böyle gitmez ve gitmeyecek. Bu ülkenin toprağından, suyundan, çiftçisinden, insanından ve doğasından yana yeni bir düzeni hep beraber kuracağız.”


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI