BAZI İNSANLAR SADECE GAZETECİLİĞİ DEĞİL, İNSAN OLMAYI DA ÖĞRETİR…
cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.
Mehmet Yolyapar Abime Vefa…
İnsan bazen yıllar önce geçtiği bir kapıdan yeniden içeri girer. Bir anda gençliğine döner. O kapının ardında bıraktığı hatıralar, dostluklar, emekler ve kendisine yol gösteren güzel insanlar birer birer gözlerinin önünden geçer.
Geçtiğimiz günlerde Çorum'a geldiğimde, yıllar önce muhabirlik yaptığım Çorum Haber Gazetesi'ne uğradım.
Amacım yalnızca eski çalıştığım gazeteyi ziyaret etmek değildi. Gençliğimin en güzel yıllarında bana sahip çıkan, gazeteciliği öğreten, dostluğun, sevginin, saygının ve vefanın ne demek olduğunu yaşayarak gösteren kıymetli büyüğüm Mehmet Yolyapar abimi görmekti.
Çorum Haber Gazetesi'nin kurucusu, başyazarı, şirket genel müdürü ve Çorum Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olan Mehmet Yolyapar, benim için yalnızca duayen bir gazeteci değildir.
O, hayatımın önemli bir döneminde karşıma çıkan, kendisinden çok şey öğrendiğim, bugün bile tecrübelerinden faydalandığım kıymetli bir ağabeyimdir.
Çünkü bazı insanlar vardır; size yalnızca meslek öğretmez, hayatı öğretir.
Bizim gençliğimizin gazeteciliği bugünkü gibi değildi.
Ne cep telefonları vardı ne internet ne de bir tuşa basınca dünyanın öbür ucuna ulaşan haberler…
Bir haberin peşinden koşmak, doğru bilgiye ulaşmak, araştırmak, yazmak ve okuyucuya ulaştırmak başlı başına bir emekti.
Ama o yılların bir başka güzelliği vardı.
Gazetecilikte ustalık kadar ağabeylik, meslektaşlık kadar dostluk, haber kadar insanlık da önemliydi.
İşte Mehmet Yolyapar abim bizlere bunları öğreten insanlardan biriydi.
Gençtik, heyecanlıydık. Bazen hata yapıyor, bazen bilmediğimiz konularda ne yapacağımızı şaşırıyorduk.
Ama arkamızda bize yol gösteren, sahip çıkan, bildiklerini paylaşmaktan kaçınmayan bir büyüğümüz vardı.
Bugün dönüp baktığımda daha iyi anlıyorum.
Bir gence meslek öğretmek önemlidir ama o gencin karakterine, vicdanına ve insanlığına katkıda bulunmak çok daha büyük bir hizmettir.
Mehmet Yolyapar abimden öğrendiğim en önemli değerlerden biri de vatan sevgisinin yalnızca sözle olmayacağıydı.
Benim vatan, bayrak ve millet sevgimi bilen bilir.
Çorum'u, Çorumluyu, doğup büyüdüğüm Mecitözü'nü, Kayı Köyü'nü ne kadar sevdiğimi de bilen bilir.
Ama yıllar içerisinde şunu çok daha iyi öğrendim:
Vatanı sevmek yalnızca bayrağımızı gururla dalgalandırmak değildir. O bayrağın altında yaşayan insanlara hizmet etmek, memleketimizin bir derdine çare aramak, haksızlığın karşısında durmak, doğruyu savunmak da vatan sevgisidir.
Bir gazeteci düşünün…
Kalemini kendi menfaati için değil, yaşadığı şehrin insanları için kullanıyor.
Bir vatandaşın derdini gündeme taşıyor, bir köyün sıkıntısını duyuruyor, bir öğrencinin başarısını haber yapıyor, bir haksızlığın karşısında susmuyor.
İşte benim anlayışıma göre gerçek gazetecilik budur.
Ve böyle bir gazetecilik anlayışı, aynı zamanda vatana ve millete hizmettir.
Mehmet Yolyapar abimle sohbet ederken geçmiş yıllarda Çorum'da görev yapan bürokratlarımızı, bugünün yöneticilerini, eski gazeteciliğin zorluklarını ve değişen insan ilişkilerini de konuştuk.
Düşündüm de…
Eskiden imkânlar azdı ama birçok insanın birbirine ayıracak zamanı vardı.
Bir kapıyı çaldığınızda sizi dinleyen, derdinizi anlamaya çalışan insanlar vardı.
Bugün teknoloji gelişti, yollar kısaldı, haberleşmek kolaylaştı.
Peki, gönüller de birbirine yakınlaştı mı?
İşte üzerinde düşünmemiz gereken asıl mesele bu.
Elbette geçmişte de yanlışlar vardı, bugün de güzel insanlar var. Ama geçmişin güzel değerlerini korumadan geleceği sağlam temeller üzerine kuramayız.
Gazetecilikte de durum farklı değil.
Gazeteler değişebilir, baskı makineleri yenilenebilir, haberler artık saniyeler içerisinde dünyanın her tarafına ulaşabilir.
Ama gazeteciliğin vicdanı, ahlakı, doğruluğu ve insana olan saygısı değişmemelidir.
Çünkü gazetecilik yalnızca olup biteni anlatmak değildir.
Gazetecilik bazen bir şehrin hafızası, bazen bir vatandaşın sesi, bazen de unutulmaya yüz tutmuş değerlerin savunucusu olmaktır.
Çorum Haber de benim hatıralarımda böyle bir yere sahiptir.
O gazetenin kapısından içeri girdiğimde yalnızca eski günleri değil, gençliğimin heyecanını, mesleğe duyduğum sevgiyi ve bana emek veren insanları da hatırladım.
Mehmet Yolyapar abimi çok iyi görmek ayrıca mutlu etti beni.
Sohbetimiz sırasında bir kez daha gördüm ki insan kaç yaşına gelirse gelsin, öğrenmenin sonu yok.
Ben kendisinden dün çok şey öğrendim.
Bugün de öğreniyorum.
İnşallah yarın da öğreneceğimiz çok şey olacak.
Çünkü tecrübe kolay kazanılmıyor.
Yılların biriktirdiği bilgi, emek, sabır ve insan sevgisi hiçbir kitapta bütünüyle bulunmuyor.
Bunları bazen bir büyüğünüzün sohbetinde, bazen bir nasihatinde, bazen de hayata bakışında öğreniyorsunuz.
Bugün toplum olarak belki de en fazla ihtiyaç duyduğumuz değerlerden biri vefadır.
Bize emek veren öğretmenlerimizi, yol gösteren büyüklerimizi, zor günümüzde yanımızda duran dostlarımızı unutmamalıyız.
Bir insanın kıymetini bilmek için onu kaybetmeyi beklememeliyiz.
Vefa, insanın arkasından güzel sözler söylemek kadar, hayattayken kapısını çalmak, elini sıkmak, hâlini hatırını sormak ve kendisine teşekkür edebilmektir.
Ben de bu ziyaretimde bir kez daha bunun huzurunu yaşadım.
Kıymetli Mehmet Yolyapar abim…
Gençliğimizin en güzel yıllarında bize sahip çıktığın, gazeteciliği, dostluğu, sevgiyi, saygıyı ve vefayı öğrettiğin için teşekkür ediyorum.
Belki o günlerde bunların değerini bugünkü kadar anlayamıyorduk.
Ama yıllar geçtikçe insan, kendisine uzatılan bir elin, verilen bir öğüdün, gösterilen bir iyiliğin ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlıyor.
Rabbim sana sağlık, huzur ve hayırlı uzun ömürler versin.
Daha nice güzel sohbetlerde buluşmak, tecrübelerinden faydalanmak nasip olsun.
Ve son olarak şunu söylemek istiyorum:
İnsanın gerçek zenginliği biriktirdiği makamlar, kazandığı paralar değil; yetişmesine katkıda bulunduğu insanlar ve geride bıraktığı güzel hatıralardır.
Ne mutlu ardında güzel izler bırakanlara…
Ne mutlu bildiklerini kendisinden sonrakilerle paylaşanlara…
Ne mutlu yaşadığı şehre, vatanına, milletine ve insanlığa hizmet etmeyi hayatının bir parçası hâline getirenlere…
Kalem; vicdandan uzaklaşınca kelimeler çoğalır, hakikat azalır. Biz kalemimizi; vatanın, vicdanın ve vefanın yanında tutmaya devam edeceğiz.
Tarafımız; menfaatin değil, hakkın; makamın değil, milletin; korkunun değil, hakikatin yanıdır.