CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu: “Polyak’tan Soma’ya Madencinin Hakkı Ülkenin Geleceğidir”
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, İzmir Kınık’ta Polyak Madencilik işçilerinin hak arama mücadelesine yönelik müdahaleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de madencilik sektörünün özelleştirme, taşeronlaşma ve zayıflayan kamusal denetim nedeniyle yapısal bir krize sürüklendiğini belirten Karasu, işçi sağlığı, güvenli çalışma koşulları ve kamusal planlamanın yeniden güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, İzmir’in Kınık ilçesinde Polyak Madencilik işçilerinin hak arama eylemine güvenlik güçlerinin müdahale etmesi ve bir avukat ile sendika temsilcisinin gözaltına alınmasına ilişkin açıklama yaptı. Karasu, yaşananların Türkiye’de madencilik sektöründe büyüyen yapısal sorunların yeni bir örneği olduğunu ifade etti.
Madencilerin ücret, toplu sözleşme ve güvenli çalışma koşulları talep ettiğini hatırlatan Karasu, “Haklarını arayan madencilerin karşısına müzakere masası yerine güvenlik müdahalesi ve yargı sopası çıkarılması, çalışma hayatındaki gerilimi derinleştiriyor.” ifadelerini kullandı.
“Madencilik sıradan bir sektör değildir”
Türkiye’nin maden havzalarında son dönemde yaşanan gelişmelere dikkat çeken Karasu, Soma’da hak arayan işçiler, Zonguldak’ta ruhsatsız ocaklar ile Manisa ve İzmir’de süren eylemlerin sektörün içinde bulunduğu tabloyu ortaya koyduğunu belirtti. Karasu, “Madencilik sıradan bir sektör değildir. Yeraltı ve yerüstü doğal zenginliklerimiz kamusal varlıktır. Bu alan yüksek risk barındıran, ağır emek gerektiren ve güçlü kamu sorumluluğu isteyen stratejik bir sektördür.” değerlendirmesinde bulundu.
İş cinayetlerine dikkat çekti
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine de değinen Karasu, 2013–2025 yılları arasında 1267 maden işçisinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini söyledi. Bu ölümlerin 350’sinin Manisa’da meydana geldiğini belirten Karasu, “Bu tablo madencilikte işçi sağlığı ve güvenliğinin ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.” dedi.
“Özelleştirme ve taşeronlaşma sorunları büyüttü”
Madencilik sektöründe özelleştirme ve taşeronlaşma politikalarının uzun vadeli güvenliği ve bölgesel kalkınmayı geri plana ittiğini dile getiren Karasu, “Kısa vadeli kârlılığı önceleyen yaklaşımlar; emeğin hak kaybına, iş cinayetlerine, doğanın tahribatına ve bölgesel yoksullaşmaya yol açıyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de madenciliğin üç temel sorunla karşı karşıya olduğunu belirten Karasu, bu sorunları “güvencesizlik ve taşeronlaşma, işçi sağlığı ve güvenliği standartlarının yetersizliği, üretim politikalarının kamusal planlamadan kopması” olarak sıraladı.
“Madencinin emeği ülkenin enerji güvenliğini besliyor”
Karasu, yeraltında çalışan madencilerin emeğinin Türkiye’nin enerji güvenliği, sanayisi ve ekonomisi açısından kritik olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“Madencilik yeraltında gün yüzü görmeden çalışan emekçilerin sırtında yükselir. O karanlığın içinde üretilen değer ülkenin enerji güvenliğini ve sanayisini besler. Bu nedenle madencinin hakkı yalnızca bir ücret meselesi değildir; bu aynı zamanda sosyal adalet ve kamusal sorumluluk meselesidir.”
Kamusal denetim ve planlama çağrısı
Türkiye’nin madencilik alanında yeni bir yaklaşım geliştirmesi gerektiğini ifade eden Karasu, kamusal denetimin güçlendirilmesi, işçi sağlığı ve güvenliği standartlarının en üst düzeyde uygulanması, toplu sözleşme ve örgütlenme hakkının güvence altına alınması gerektiğini söyledi.
Polyak’tan Soma’ya, Divriği’den Zonguldak’a kadar uzanan madencilik hattının sektörün yeniden kamusal akıl ve toplumsal sorumluluk temelinde ele alınması gerektiğini gösterdiğini belirten Karasu, “Madencinin emeği bu ülkenin onurudur. O onuru korumak hepimizin görevidir.” dedi.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI