CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “Çiftçi girdi maliyetlerindeki artışa yetişmeye çalışırken yaşlandı”
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 ve 2026 yıllarındaki tarımsal ürün alım fiyatlarını motorin ve tarımsal girdi maliyetleriyle karşılaştırdı. Motorinin bir yılda yüzde 53,7 arttığını belirten Gürer, arpa, buğday ve fındık fiyatlarındaki artışların maliyetlerin gerisinde kaldığını savunarak çiftçinin satın alma gücündeki değişime dikkat çekti.
CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 ve 2026 yıllarında açıklanan yaş çay, fındık, buğday ve arpa fiyatlarını tarımsal girdi maliyetleri ve motorin fiyatlarındaki artışlarla karşılaştırdı. Gürer, üreticinin maliyetler karşısında gelir kaybına uğradığını belirterek, “Çiftçiye maliyet artışı kadar fiyat verilmezse üretici üretimden kopar.” dedi.
Çiftçinin maliyetleri ile ürününe verilen fiyat arasındaki farkın giderek açıldığını savunan Gürer, “Üretici daha pahalıya üretiyor ancak ürününü maliyet artışının gerisinde kalan fiyatlarla satmak zorunda kalıyor.” ifadelerini kullandı.
Gürer, 1 Eylül 2025 tarihinde 54 lira olan motorinin litre fiyatının 1 Eylül 2026'da 83 liraya yükseldiğini, böylece bir yıllık artışın yüzde 53,7'ye ulaştığını kaydetti. Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'nin de on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,02 arttığını belirten Gürer, birçok üründe açıklanan fiyat artışlarının bu oranların altında kaldığını söyledi.
“ÜRETİCİYİ ÜRETİMDE TUTACAK SEVİYEDE DEĞİL”
Tarımsal ürün fiyatlarının yalnızca açıklanan alım rakamları üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Gürer, “Tarımda yalnızca ürünün fiyatına bakarak değerlendirme yapılamaz. Çiftçi o ürünü hangi maliyetle üretiyor, mazota ne kadar ödüyor, gübreye ne kadar ödüyor, ilaca, yeme, elektriğe ve sulamaya ne kadar para harcıyor? Bunlara bakmak gerekiyor.” dedi.
Bölgelere göre değişen verimin de üreticinin gelir durumunu etkilediğini ifade eden Gürer, “Açıklanan fiyatlar maliyetler dikkate alınarak değerlendirildiğinde üreticiyi memnun edecek ve üretimde tutacak bir seviyede değildir.” değerlendirmesinde bulundu.
MOTORİN BİR YILDA 29 LİRA ARTTI
Motorinin tarımsal üretimin temel maliyetlerinden olduğunu vurgulayan Gürer, “1 Eylül 2025 tarihinde motorinin litre fiyatı 54 liraydı. Bir yıl sonra, 1 Eylül 2026 tarihinde motorin 83 liraya çıktı. Motorinin litresinde bir yılda 29 liralık artış yaşandı. Bu, yüzde 53,7 oranında bir artış demektir.” diye konuştu.
Motorin ve enerji maliyetlerinin üretimin hemen her aşamasına yansıdığını söyleyen Gürer, “Çiftçi traktörünü motorinle çalıştırıyor. Tarlasını motorinle sürüyor. Hasadını biçerdöver ya da toplama makinesi ile motorinle yapıyor. Ürününü motorinle taşıyor. Sulama sistemlerinde enerji ve yakıt maliyetleri var.” ifadelerini kullandı.
Gürer, ürünün tarladan pazara ulaşmasına kadar yakıt ve enerji giderlerinin devam ettiğini belirterek, “Motorine yüzde 53,7 zam gelirken çiftçinin ürününe bunun çok altında fiyat artışı verilirse üreticinin gelir kaybı kaçınılmaz olur. Bir de nakliye gideri eklenince ürün fiyatı katlanıyor.” dedi.
TARIMSAL GİRDİLERDE YÜZDE 34,02'LİK ARTIŞ
Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'ndeki değişime işaret eden Gürer, “Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,02 arttı. Bu, ortalama bir artış. Çiftçinin kullandığı her girdide aynı oranda artış yaşanmıyor. Bazı girdilerde çok daha yüksek artışlar söz konusu. Motorindeki yüzde 53,7'lik artış bunun en açık örneğidir.” açıklamasını yaptı.
Tohumdan gübreye, ilaçtan mazota, yemden elektriğe kadar üretim giderlerinin yükseldiğini belirten Gürer, “Sulama maliyeti artıyor, işçilik maliyeti artıyor, nakliye maliyeti artıyor. Ancak ürününü sattığında aldığı fiyat aynı hızla artmıyor. Sorunun özü burada. Çiftçinin gideri hızla yükselirken geliri aynı oranda yükselmiyor.” dedi.
Üretimde sürdürülebilirliğin maliyetleri karşılayan fiyatlarla sağlanabileceğini savunan Gürer, “Çiftçi üretim yaparken zarar ederse, o çiftçi bir süre sonra üretimden çekilir. Üreticiyi üretimde tutmanın yolu, maliyetini karşılayan ve emeğinin karşılığını veren bir fiyat politikası uygulamaktır.” ifadelerini kullandı.
ARPADA FİYAT ARTIŞI YÜZDE 15,9'DA KALDI
2025 ve 2026 yıllarındaki arpa alım fiyatlarını karşılaştıran Gürer, 2025'te ton başına 11 bin lira olan fiyatın 2026'da 12 bin 750 liraya çıktığını belirtti. Gürer, 1.750 liralık farkın yüzde 15,9'luk artışa karşılık geldiğini söyledi.
Gürer, “Arpada bir yılda fiyat artışı yüzde 15,9. Aynı dönemde Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi yüzde 34,02 artıyor. Motorin yüzde 53,7 artıyor. Arpa üreticisine verilen fiyat artışı ise yüzde 15,9'da kalıyor. Bu tablo karşısında çiftçi ne yapsın?” diye konuştu.
Arpa fiyatının motorindeki yüzde 53,7'lik artış oranında yükselmesi durumunda ton başına yaklaşık 16 bin 900 liraya ulaşacağını hesaplayan Gürer, “Ancak açıklanan fiyat 12 bin 750 lira. Arada ton başına yaklaşık 4 bin 150 liralık fark var.” dedi.
BUĞDAYDA ARTIŞ YÜZDE 22,2
Buğday fiyatlarındaki artışın da maliyetlerin altında kaldığını belirten Gürer, 2025 yılında makarnalık ve ekmeklik buğdayın ton fiyatının 13 bin 500 lira olduğunu, 2026'da ise her iki ürün için fiyatın 16 bin 500 liraya yükseldiğini ifade etti.
Gürer, “Çiftçi buğdayı üretirken 2025 yılının mazotunu kullanmıyor. 2026 yılının 83 liralık motorinini kullanıyor. 2025 yılının gübresini, ilacını ve diğer girdilerini kullanmıyor. Güncel fiyatlarla üretim yapıyor. O halde çiftçinin ürününe verilecek fiyatın da güncel maliyetleri karşılaması gerekiyor. Çünkü yeni ekim sürecinin gideri de güncel fiyatlarla oluşacak.” dedi.
Motorindeki artışı buğday fiyatına uygulayarak karşılaştırma yapan Gürer, “13 bin 500 liralık buğday fiyatı motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar yükselmiş olsaydı ton fiyatının yaklaşık 20 bin 750 liraya ulaşması gerekirdi. Açıklanan fiyat 16 bin 500 lira. Arada yaklaşık 4 bin 250 liralık bir fark var. Niğde'de kıraç alanda maliyet kilo başına 20 lirayı geçiyor.” ifadelerini kullandı.
FINDIKTA ARTIŞ YÜZDE 27-28 DÜZEYİNDE
Fındık fiyatlarını da değerlendiren Gürer, 2025 yılında kilogramı 200 lira olan Giresun kalite fındığın 2026'da 255 liraya yükseldiğini, 55 liralık farkın yüzde 27,5 artış anlamına geldiğini belirtti. Levant kalite fındığın ise aynı dönemde 195 liradan 250 liraya çıktığını ve artış oranının yüzde 28,2 olduğunu kaydetti.
Gürer, “Giresun kalite fındıkta artış yüzde 27,5, Levant kalite fındıkta yüzde 28,2. Bu artışlar ilk bakışta yüksek görünebilir. Ancak maliyetlerle karşılaştırıldığında tablo değişiyor. Tarımsal girdiler yüzde 34,02, motorin yüzde 53,7 artmış durumda.” dedi.
Fındık üreticisinin de gübre, ilaç ve işçilik giderleriyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Gürer, “Fındık üreticisi de bahçesine masrafsız girmiyor. Gübre kullanıyor, ilaç kullanıyor, işçi çalıştırıyor. Tarımsal üretimin bütün maliyetlerinden fındık üreticisi de etkileniyor.” diye konuştu.
Gürer, “2025 yılında 200 lira olan Giresun kalite fındık, motorindeki yüzde 53,7'lik artış kadar artırılmış olsaydı bugün yaklaşık 307 lira olması gerekirdi. Açıklanan fiyat 255 lira. Kilogram başına yaklaşık 52 liralık bir fark ortaya çıkıyor. Fındık üreticisi en az 370 lira fiyat bekliyordu.” dedi.
“FİYAT ARTIŞI VAR AMA ÇİFTÇİNİN ALIM GÜCÜ YOK”
Üretici açısından esas ölçütün ürün fiyatındaki nominal yükseliş değil, elde edilen gelirle alınabilen girdi miktarı olduğunu belirten Gürer, “İktidar, ‘ürün fiyatını artırdık’ diyebilir. Ancak çiftçi açısından önemli olan fiyatın kaç lira arttığı değil, o fiyatla hangi girdiyi ne kadar alabildiğidir. Ürün fiyatı yüzde 20 artarken motorin yüzde 54 artıyorsa çiftçinin satın alma gücü düşüyor demektir.” ifadelerini kullandı.
Gürer, “Çiftçinin cebine daha fazla para girmiş gibi görünebilir ancak o parayla daha az motorin, daha az gübre, daha az ilaç ve daha az üretim girdisi alabiliyorsa çiftçi gerçekte fakirleşiyor demektir.” dedi.
“ALIM FİYATI BELİRLENİRKEN TARLADA HESAP YAPILMALI”
Tarımsal ürünlerin alım fiyatlarının belirlenme yönteminin değiştirilmesini isteyen Gürer, “Alım fiyatları masa başında belirlenmemelidir. Fiyat belirlenirken çiftçinin gerçek maliyeti dikkate alınmalıdır. Bir çiftçinin tarlasına gidip bir dekarda ne kadar mazot kullandığına, ne kadar gübre attığına, ne kadar tohum kullandığına, sulama için ne kadar ödeme yaptığına bakılmalıdır.” diye konuştu.
Üretici ve ailesinin emeğinin de maliyet hesabına dahil edilmesi gerektiğini belirten Gürer, “Çiftçi yıl boyunca çalışıyor. Kuraklıkla mücadele ediyor, donla mücadele ediyor, hastalıkla mücadele ediyor. Sonra ürününü sattığında maliyetini dahi karşılayacak bir fiyat bulamıyorsa ortada bir tarım politikası, öngörü ve planlama sorunu var.” dedi.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI