CHP Ordu Milletvekili Dr. Mustafa Adıgüzel: “Fındık ulusal ölçekte değerlendirilmesi gereken bir konu”

CHP Ordu Milletvekili Dr. Mustafa Adıgüzel: “Fındık ulusal ölçekte değerlendirilmesi gereken bir konu”

CHP Ordu Milletvekili Dr. Mustafa Adıgüzel, Bolu Abant’taki değerlendirme toplantısında CUMHA Cumhur Haber Ajansı Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar’ın sorularını yanıtladı. Kampın siyasi ahlak, yerel yönetimler, mali piyasalar, ekonomik darboğaz, tarım, işçi, emekli ve dış politika başlıklarını kapsayacağını belirten Adıgüzel, fındığın yalnızca Karadeniz’in değil Türkiye’nin tamamını ilgilendiren stratejik bir tarım ürünü olduğunu söyledi.

Eylül 26, 2026 - 11:08
Eylül 26, 2026 - 11:46

CHP Ordu Milletvekili Dr. Mustafa Adıgüzel, Bolu Abant’ta gerçekleştirilen CHP değerlendirme toplantısının ilk gününde CUMHA Cumhur Haber Ajansı Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar’a açıklamalarda bulundu. Adıgüzel; toplantının gündemi, Türkiye’deki ekonomik sorunlar, mali piyasalar, tarım politikaları ve Karadeniz’de fındık üreticilerinin yaşadığı sorunlara ilişkin değerlendirmeler yaptı.

“Halkın gerçek gündeminden biraz uzağa düştük”

CHP’nin son dönemde yaşadığı siyasi ve hukuki süreçlere değinen Adıgüzel, parti gündeminin önemli bölümünün yargı süreçlerine yoğunlaştığını, bunun da halkın ekonomik ve sosyal sorunlarının yeterince öne çıkarılamamasına neden olduğunu söyledi.

Adıgüzel, “Cumhuriyet Halk Partisi 2023 Kurultayı’ndan sonra, özellikle de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan operasyondan sonra biraz daha ceza ve adli kapılarına kilitlendi aslında. Biraz da oraya konsantre olan bu arada ulusal gündemi, halkın gerçek gündeminden biraz uzağa düştük açıkçası.” ifadelerini kullandı.

Yargı süreçlerini takip etmeyi sürdüreceklerini belirten Adıgüzel, aynı zamanda yoksulluk, tarım politikaları, mali piyasalar ve dış politikadaki gelişmelerin yeniden daha güçlü biçimde gündeme taşınması gerektiğini vurguladı.

Adıgüzel, “Orada yaşanan hukuksuzlukları da bırakmadan, içeride haksız yere yatan insanların olduğunun bilinciyle ilgilenmeye devam ederken Türkiye’nin gerçek gündemine, yoksulluğa, tarım politikalarına, Türkiye’nin çevresiyle beraber dış politikada yaşadığı ve yaşayacağı süreçlere bakmak gerekiyor. İşte mali piyasaları görüyorsunuz ne halde.” dedi.

Kampın ana başlıklarını sıraladı

Abant kampı öncesinde milletvekillerine hangi başlıkların ele alınması gerektiğine ilişkin görüşlerinin sorulduğunu aktaran Adıgüzel, milletvekillerinin de sunum yapılmasını istedikleri alanları parti yönetimine ilettiğini söyledi.

Adıgüzel, “Bizim buradaki kampın esas konusu ki önceden milletvekillerine burada hangi konulara ağırlık verilmesi, hangi konularda sunum istendiğine dair soru da soruldu. Biz de burada nelerin konuşulması, hatta sunum yapılmasıyla ilgili taleplerde bulunduk.” ifadelerini kullandı.

Toplantının oldukça geniş bir gündemle yapılacağını belirten Adıgüzel, “Burada tabii siyasi ahlak meselesi, yasası, yerel yönetimlerde yaşanan sorunlar, son günlerde ortaya konulan mali piyasalardaki sıkıntılar, halkın ekonomik darboğazı, değişen dünyada kendi çevresiyle beraber Türkiye’nin yaşayabileceği sıkıntılar ve sorunlar konuşulacak.” dedi.

Çiftçi, işçi ve emeklilerin sorunları masada

Adıgüzel, kampın ekonomik ve sosyal gündeminin farklı toplum kesimlerinin sorunlarını kapsayacağını belirterek, “Tarım kesiminde, çiftçi kesiminde, işçi kesiminde, ücretli kesiminde ve emeklilerin yaşadığı sorunlar gibi bazı ana başlıklarda burada sunumlar yapılacak. Milletvekillerinin görüşleri alınacak. Parti yönetiminin kendi değerlendirmelerini biz dinleyeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Toplantının yalnızca milletvekilleriyle sınırlı kalmadığını belirten Adıgüzel, Parti Meclisi, disiplin kurulu ve parti yönetiminin farklı kademelerinin de değerlendirmelere katıldığını söyledi.

“Fındık sadece Karadeniz’i ilgilendirmiyor”

CUMHA Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar’ın fındık rekoltesi, üreticilerin sorunları ve taban fiyatına ilişkin sorusunu yanıtlayan Adıgüzel, fındık meselesinin yalnızca Ordu ve Karadeniz bölgesini ilgilendiren yerel bir başlık olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

Adıgüzel, “Aslında bu konuyu konuşacağız. Bu konu sadece Karadeniz’i ilgilendirmiyor. İki açıdan tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor.” dedi.

Fındığın büyük ölçüde ihraç edilen ve Türkiye’ye döviz girdisi sağlayan bir ürün olduğunu söyleyen Adıgüzel, “Birincisi, fındık tamamına yakını ihraç olduğu için ve dünyadaki üretimin büyük bölümünü Türkiye ürettiği için milli politika yürütülmesi gereken bir tarım ürünü. Türkiye’ye girdi sağlıyor ve Türkiye’nin tarım ihracatının tek başına yüzde 10’unu teşkil ediyor. O yüzden ulusal ölçekte değerlendirilmesi gereken bir konu.” ifadelerini kullandı.

“Fındık tarımın amiral gemisidir”

Türkiye’nin fındığa yönelik yaklaşımının genel tarım politikasının da göstergelerinden biri olduğunu savunan Adıgüzel, “İkincisi de tarım politikalarını göstermesi açısından fındıkta ne yapıyorsa bir hükümet, tarım politikalarında onu yapıyordur. Neden? Çünkü fındık tarımın amiral gemisidir Türkiye’de. Hem ihracata katkısı hem geniş bir coğrafyaya yayılması açısından.” dedi.

Fındığın üretici sayısı ve yarattığı ekonomik hareket bakımından geniş bir kesimi ilgilendirdiğini belirten Adıgüzel, yaklaşık 400 bin üretici ve 8 milyon kişinin geçiminin doğrudan ya da dolaylı olarak fındıkla bağlantılı olduğunu söyledi.

Adıgüzel, “400 bin üreticiden, 8 milyon kişinin ekmek kapısından bahsediyoruz. Yani Türkiye’deki her 10 kişiden birisinin cebine fındıktan dolayı bir şey giriyor. Aslında artık giremiyor.” ifadelerini kullandı.

“Çiftçi üretirken üste para veren bir hale geldi”

Fındık üreticisinin maliyet baskısı altında kaldığını savunan Adıgüzel, geçmiş yıllardaki politikaların üreticinin gelirini azalttığını söyledi.

“Yıllardır uygulanan yanlış politikalar gide gide hep çiftçinin cebinden çalmış. Geçen yıl mesela tamamı maliyetine gitmişti. Üreticinin elinde bir şey kalmamıştı. Bu sene daha feci bir durum oldu.” diyen Adıgüzel, bu yıl üreticinin işçilik giderlerini karşılamakta dahi zorlandığını ifade etti.

Adıgüzel, “İlk defa üretici sattığı fındıkla çalıştırdığı işçinin parasını bile ödeyemedi. Üstüne o işçinin parasını ödemek için gitti kredi çekti, para buldu, üstüne para verdi. Yani çiftçi üretirken üste para veren bir hale geldi. Bir şey kazanmıyor.” dedi.

“Taban fiyat açıklıyorsanız bu dip fiyat demektir”

Açıklanan fındık fiyatı ile piyasada oluşan fiyat arasındaki farkı da eleştiren Adıgüzel, devletin taban fiyatın altında oluşan alım-satımı önlemesi gerektiğini savundu.

Adıgüzel, “Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir taban fiyat açıklanmış, 250 TL. O da yetersiz olmasına rağmen onun da altında bir piyasa fiyatı şekillendi. 160 liradan, 170 liradan fındık satılıyor. Peki taban fiyat ne? 250 TL. Nasıl oluyor bu iş?” diye konuştu.

Adıgüzel, “Taban fiyat açıklıyorsanız bu dip fiyat demektir. Devlet bunun altında alım-satım yapılmasını önlemelidir. Bununla ilgili önlemler almalıdır.” ifadelerini kullandı.

Adıgüzel, Abant’taki çalışmalarda milletvekillerinin saha gözlemleri ile parti yönetiminin değerlendirmelerinin bir araya getirileceğini, ekonomi ve tarım başta olmak üzere toplumun doğrudan gündeminde bulunan sorunların yeni yasama döneminde Meclis çalışmalarına taşınacağını belirtti.