DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin: “İktidarın konuştuğu, gazetecinin sustuğu bir düzenin adı iletişim değildir”
DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin, "Dezenformasyonla Mücadele" ve "Türkiye İletişim Modeli" başlıklarıyla düzenlenen İletişim Şûrası'na ilişkin değerlendirmesinde basın özgürlüğünün iletişimin temel unsuru olduğunu belirtti. NATO Zirvesi'ndeki akreditasyon uygulamalarını, Türkiye'nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ndeki sıralamasını ve İletişim Başkanlığı'na yönelik şeffaflık çağrısını gündeme taşıyan Şahin, Şûra sonuç bildirgesinde Anayasa'nın basın özgürlüğüne ilişkin hükmüne yer verilmesini istedi.
DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin, "Dezenformasyonla Mücadele" ve "Türkiye İletişim Modeli" başlıklarıyla gerçekleştirilen İletişim Şûrası'na ilişkin açıklamalarda bulunarak, basın özgürlüğünün göz ardı edildiği bir anlayışla iletişimden söz edilemeyeceğini ifade etti. Şahin, iletişimin yalnızca kamu otoritelerinin mesajlarını aktarmaktan ibaret olmadığını, gazetecilerin soru sorabilmesi ve vatandaşların doğru bilgiye erişebilmesinin de bu sürecin ayrılmaz parçası olduğunu dile getirdi.
“Basın özgürlüğünü dışarıda bıraktığınızda geriye iletişim değil, tek taraflı bir anlatı kalır”
Şahin açıklamasında, “Dezenformasyonla mücadeleyi ve Türkiye İletişim Modeli’ni konuşacaksınız. Peki basın özgürlüğü bu Şûra’nın neresinde? İletişim, yalnızca iktidarın söylediklerini daha geniş kitlelere ulaştırmak değildir. Gazetecinin soru sorabilmesi, farklı görüşlerin duyulabilmesi ve vatandaşın doğru bilgiye ulaşabilmesidir. Basın özgürlüğünü dışarıda bıraktığınızda geriye iletişim değil, tek taraflı bir anlatı kalır.” ifadelerini kullandı.
NATO Zirvesi'ndeki akreditasyon uygulamalarını gündeme getirdi
Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi sırasında bazı gazetecilerin akreditasyon başvurularının reddedildiğini hatırlatan Şahin, “Daha birkaç hafta önce Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde farklı kuruluşlardan gazetecilerin akreditasyon başvuruları reddedildi. Ne bir gerekçe gösterildi ne de itiraz imkânı tanındı. NATO ise süreçte ev sahibi ülkenin değerlendirmesine dayandığını açıkladı. O hâlde İletişim Başkanlığı açıklasın. Gazeteciler hangi ölçüte göre kapının dışında bırakıldı? Ret kararları neden gerekçelendirilmedi? Bir gazeteciyi neden haber yapamayacağını dahi açıklamadan kamuya açık bir etkinlikten menetmek iletişim değil, keyfiliktir.” dedi.
“Türkiye 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 163’üncü sıraya düştü”
Türkiye'nin uluslararası basın özgürlüğü göstergelerine de değinen Şahin, “Bugün gazeteciler tutuklu, haberler erişime kapalı. Türkiye, 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde dört basamak daha gerileyerek 180 ülke arasında 163’üncü sıraya düştü. Bütün bunları kapının dışında bırakıp salonda iletişim üzerine büyük sözler söylemek kolay. Önce içerideki gerçeğe bakın.” açıklamasında bulundu.
Anayasa vurgusu ve şeffaflık çağrısı
Şûra sonuç bildirgesine yönelik önerilerini de paylaşan Şahin, “İletişimden söz edip dünyaya vizyoner bir model sunacaksanız önce içeride iletişimin asgari şartlarını yerine getirin. Bunun yolu akreditasyon ölçütlerini şeffaflaştırmaktan, ret kararlarını gerekçeli ve itiraza açık hâle getirmekten, erişim engelini haberleri ortadan kaldırmanın rutin bir aracı olmaktan çıkarmaktan ve tutuklama tedbirini gazeteciler için peşin cezaya dönüştürmemekten geçer.” ifadelerini kullandı.
Şahin açıklamasını, “İktidarın konuştuğu, gazetecinin sustuğu bir düzenin adı iletişim değildir. Şûranın sonuç bildirgesine de Anayasa’nın açık hükmünü yazın: ‘Basın hürdür, sansür edilemez.’” sözleriyle tamamladı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI