DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “Umarız bu süreç yeni bir keşkeye dönüşmez”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “Umarız bu süreç yeni bir keşkeye dönüşmez”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, 10 Ağustos 2026’da TBMM Genel Kurulu’nda Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerine konuştu. Sürece desteklerini ve eleştirilerini aktaran Ekmen, yasal düzenleme, hukuk devleti, toplumsal uyum ve silahsızlanma başlıklarında değerlendirmelerde bulundu.

Ağustos 10, 2026 - 17:27


DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili, YENİ YOL Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerine söz aldı. Ekmen, YENİ YOL Grubu olarak başlayan süreci meşru ve doğru bir çaba olarak gördüklerini belirtirken, muhalefetin görüş ve itirazlarının daha fazla dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Ekmen, “Muhalefetin farklı görüşlerine, düşüncelerine, önerilerine, toplumun vicdanına, toplumdan gelen itirazlara ve beklentilere daha fazla önem verilmesi gerektiğini her aşamada dile getirdik.” ifadelerini kullandı. Sürece verilen destek kadar karşıt görüşlerin, kaygıların ve eleştirilerin de başta TBMM olmak üzere kamusal alanda görünür olmasını önemsediklerini kaydetti.

“BU SÜREÇ DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİ DEĞİLDİR”

Sürecin niteliğinin doğru tanımlanması gerektiğini savunan Ekmen, “Bu süreç, Türkiye’nin demokratikleşmesine dair bir süreç değildir. Kürt meselesine dair kök sebeplerinin ele alındığı bir süreç de değildir. Bu süreç, Kürt meselesinden neşet eden ancak yer yer bu meseleyi de aşan, PKK/KCK terör örgütünün görüşmeler yoluyla silahsızlandırılması sürecidir.” dedi.

Dünyada silahlı örgütlerin görüşmeler yoluyla silahsızlandırılması ve örgütsel varlıklarının sona erdirilmesine ilişkin tarihsel örnekler bulunduğunu belirten Ekmen; Güney Afrika, Kolombiya, Endonezya, Filipinler, İrlanda ve İspanya örneklerini sıraladı. Türkiye’de de 1920-1938 döneminde çeşitli afların çıkarıldığını, yakın dönemde farklı siyasi aktörler ile devlet kurumlarının benzer girişimlerde bulunduğunu söyledi.

Ekmen, “1984’ten bugüne kadar farklı isimlerle 9 yasa çıkarılmıştır.” bilgisini paylaştı.

“UMARIZ İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ SÜREÇ BİR ‘KEŞKE’YLE BİTMEZ”

Geçmişteki girişimlere ilişkin açıklamalara değinen Ekmen, İmralı heyetinden Avukat Özgür Erol’un Abdullah Öcalan’dan aktardığı “Aslında 93’te belli bir aşama kat etmiştik. Keşke o gün bu iş bitseydi.” sözlerini hatırlattı.

Ekmen, Hakan Fidan’ın Katar’da yaptığı açıklamada da “2013 yılında bu işi neticelendirmeye çok yaklaşmıştık. Keşke tamamlayabilseydik.” dediğini aktararak, “İki ayrı dönemden iki ‘keşke’ ifadesi. 1993 girişiminin akim kalmasının ‘keşke’sinin maliyeti en az 40 bin can kaybı ve trilyonlarca dolar, 2013 sürecinin yarıda kalmasının ‘keşke’sinin maliyeti ise en az 10 bin can kaybı. Umarız içinde bulunduğumuz süreç bir ‘keşke’yle bitmez.” ifadelerini kullandı.

KAMU DÜZENİ VE TEMSİLİYET VURGUSU

Sürecin yönetilmesinde bazı temel kabullere ihtiyaç bulunduğunu söyleyen Ekmen, bunlardan ilkinin kamu düzeninde zafiyet oluşmaması olduğunu belirtti. Ekmen, “Özellikle 2013 süreci bu konuda kötü bir hafızaya sahiptir.” dedi.

PKK/KCK’nın Kürt meselesinden ortaya çıkmış olmasının Kürtler adına tek bir liderlik veya temsil makamı oluşturulmasına yol açmaması gerektiğini savunan Ekmen, Kürtlerin de farklı siyasi görüşlere ve organizasyonlara sahip olduğunu ifade etti.

Ekmen, vatandaşların hak ve özgürlükleri ile devletin yapısal dönüşümüne ilişkin tartışmaların adresinin TBMM olması gerektiğini vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hak ve özgürlükleri veya Türkiye Cumhuriyeti devletinin yapısal dönüşümünün müzakere alanı Türkiye Büyük Millet Meclisinin komisyon salonlarıdır, Genel Kuruldur, siyasettir, milletin Meclisidir.” diye konuştu.

BAHÇELİ, ÖCALAN VE MECLİSTEKİ KONSENSÜSE DİKKAT ÇEKTİ

Mevcut girişimin geçmiştekilere göre başarı ihtimalinin daha yüksek olduğunu düşündüklerini belirten Ekmen, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreçteki rolüne dikkat çekti. Ekmen, “Bu kuvvet sebeplerinin başında kendine özgü hikâyesi, siyasal duruşu ve yaptığı çağrıyla süreci tetikleyen Devlet Bahçeli’nin rolüdür.” dedi.

Abdullah Öcalan’ın çağrıya ön şart ileri sürmeden cevap vermesini de değerlendiren Ekmen, Mecliste farklılıklara rağmen güçlü bir konsensüs oluşmasını üçüncü avantaj olarak gösterdi. Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın destek, tavsiye ve eleştirilerini hatırlattı.

Ekmen, devlet kurumlarının süreçteki rolünü değerlendirirken MİT Başkanı İbrahim Kalın ve MİT Başkanlığına da değindi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet başkanı olarak süreçte pozitif rol oynadığını ifade eden Ekmen, bölgesel ve uluslararası konjonktürün de çeşitli fırsatlar oluşturduğunu savundu.

“SÜRECE OLAN GÜVEN ZAYIFLADI”

Devlet Bahçeli’nin süreç başlarken “iç cephenin tahkimi” vurgusu yaptığını hatırlatan Ekmen; Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Yalçınkaya kararları ile KHK’lilerin sorunlarına ilişkin adımlar beklediklerini söyledi.

Ekmen, buna karşılık siyasi alanı ve söz söyleme imkânını daralttığını düşündükleri soruşturmalarla karşılaştıklarını belirterek, “Geride kalan zamanda Türkiye’nin daha demokrat, daha çoğulcu, daha özgürlükçü bir hukuk devleti olacağına dair inanç güçlendirilememiştir; atılması gereken birçok adım atılmamış ve bu durum sürece olan güveni zayıflatmıştır.” ifadelerini kullandı.

PKK/KCK meselesinin ortadan kalkmasının ardından demokratik dönüşümün gündeme alınmasının önünde engel kalmayacağını savunan Ekmen, bu yönde gelişmeler beklediklerini söyledi.

“BAHÇELİ’NİN SÖZLERİNİ TÜRK SİYASETİNE VERİLMİŞ TAAHHÜT OLARAK GÖRÜYORUZ”

Bahçeli’nin 22 Ekim ve 5 Kasım 2024 ile 5 Mayıs 2026’da MHP Grup toplantılarındaki konuşmalarına, ayrıca 2025 ve 2026’da Türkgün gazetesinde yayımlanan yazılarına işaret eden Ekmen, bu metinlerde hukuk devleti ve demokratik dönüşüme ilişkin güçlü bir perspektif gördüklerini söyledi.

Ekmen, “Biz, bunları Devlet Bahçeli’nin Türk milletine ve Türk siyasetine verilmiş birer taahhüdü olarak görüyor ve kendisinin de bu taahhütlerin arkasında sonuna kadar duracağına inanıyoruz.” dedi.

Cumhur İttifakı’nın büyük ortağının uygulamalarını da eleştiren Ekmen, ülkenin geleceğine ve süreç sonrasında ortaya çıkacağını düşündükleri değişim fırsatına duyulan inancı zayıflatan uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti.

KANUN TEKLİFİNİN HAZIRLIK SÜRECİNE ELEŞTİRİ

Düzenlemenin hazırlanmasının devletin ve toplumun hassasiyetleri ile uygulanabilir bir geri dönüş mekanizması arasında hassas bir denge gerektirdiğini söyleyen Ekmen, teklifin anayasal esaslar ve ceza mevzuatının genel yapısıyla uyumuna ilişkin sorunlar bulunduğunu savundu.

Ekmen, “Teklif metninin Meclis Başkanlığına verilinceye kadar gruplardan esirgenmiş olması ciddi bir eksiklik olmuştur.” ifadelerini kullandı. Anayasa’ya aykırılık iddiaları ile Türk Ceza Kanunu ve İnfaz Kanunu açısından dile getirilen eleştirilerin yeterince dikkate alınmadığını belirten Ekmen, teklifin diğer siyasi parti gruplarıyla daha uzun ve ayrıntılı biçimde çalışılması gerektiğini söyledi.

Sürecin başarı ölçütünü de açıklayan Ekmen, kırsaldaki örgüt üyelerinin illegal alandan legal hayata geçerek normal yaşama uyum sağlamalarının ve yeniden silaha yönelme imkânlarının yapısal olarak ortadan kaldırılmasının hedeflenmesi gerektiğini ifade etti.

“NİHAİ AMAÇ BİR ÖN ŞARTA DÖNÜŞTÜRÜLEMEZ”

Silahsızlanmanın yasal düzenleme olmadan gerçekleştirilemeyeceğinin başından beri açık olduğunu savunan Ekmen, düzenlemenin iki yıl geciktirildiğini söyledi. “Tespit, teyit ve ilan” yaklaşımına itiraz eden Ekmen, “Bir devlet kurumu bu örgütün kendini feshetme ve silahsızlanma iradesini, iştiyakını ve buna uygun davranışlarını tespit ve teyit edebilir. Nihai amaç bir ön şarta dönüştürülemez.” dedi.

Ekmen, alternatif olarak önce yasal zeminin oluşturulmasını ve belirli bir süre içinde düzenlemeye uyan örgüt üyelerinin hukuki statülerinin belirlenmesini önerdi. Sürenin sonunda teslim edilen silahlar, boşaltılan lojistik alanlar ve yargı süreçlerinin değerlendirilerek örgütün sona erip ermediğinin ilan edilebileceğini belirtti.

“BU ŞANS HÂLÂ BURADA DURUYOR”

Ekmen, “Süre dolar, kayda giren silahlar, boşaltılan lojistik alanlar ve yargıya tabi olanlara bakılır ve ancak o zaman MGK, bu örgütün gerçekten bittiğini ilan edebilirdi. Bu şans hâlâ burada duruyor, önergeler yoluyla düzeltilebilir.” ifadelerini kullandı.

Terör örgütü propagandası veya üyeliği iddiasıyla yargılanan sivil toplum temsilcileri ve siyasetçiler bakımından getirilen yazılı başvuru şartını da eleştiren Ekmen, bu şartın kişilerin kendilerini aklama hakkını zedelemeyecek ve geçmiş savunmalarını ortadan kaldırmayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundu.

“YASADA TOPLUMSAL UYUM VE ENTEGRASYONA DAİR TEK BİR KELİME YOK”

Örgüt üyelerinin dönüşünün ardından yeniden sorunların parçası olmamalarının yollarından birinin toplumsal uyum ve entegrasyon programı olduğunu belirten Ekmen, “Örgüt üyeleri geri döndüğünde yeni bir sorunun parçası olmamalarının en önemli imkânlarından biri, devletin rızaları dâhilinde, onlarla birlikte uygulayacağı bir toplumsal uyum ve entegrasyon programıdır. Bu yasada toplumsal uyum ve entegrasyona dair tek bir kelime yoktur.” dedi.

Ekmen, TBMM Genel Kurulu’ndaki konuşmasının sonunda ortak sorumluluk çağrısında bulunarak, “Hepimizin ortak bir sorumluluğu var: Bu ülkenin yıllardır taşıdığı ağır bir yükü artık sona erdirmek.” ifadelerini kullandı.

Hedefin yalnızca silahların susmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Ekmen, “Bunu yaparken de yalnızca silahların susması değil; öz güvenle, inançla, kararlılıkla Türkiye’yi daha demokrat, daha çoğulcu, daha özgürlükçü ve daha güçlü bir hukuk devletine dönüştürmektir. Umarız bu süreç yeni bir keşkeye dönüşmez. Umarız bu tarihî fırsat Türkiye’nin geleceği açısından mutluluk ve coşkuyla hatırlayacağımız bir sonuca ulaşır.” diye konuştu.

Ekmen, konuşmasını Muhsin Kızılkaya’nın yazısından aktardığı, “Sizin gibi ben de hep bir gün bitecek diye bekledim, bir gün bitecekti çünkü. Başladığımda 21 yaşındaydım, şimdi 63. Bittiğini görmekti tek dileğim, gördüm. Rabb'ime şükür.” sözleriyle tamamladı.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI