DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sadullah Ergin: “Toplumsal barış için Türkiye’nin eksiksiz bir hukuk devleti olması gerekir”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadullah Ergin, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen kanun teklifi üzerine Yeni Yol Grubu adına yaptığı konuşmada sürece destek verdiklerini açıkladı. Teklifin hazırlanma yöntemini eleştiren Ergin, 2009 ve 2013 deneyimlerini değerlendirerek kalıcı toplumsal barış için hukuk devleti, adalet, temel hak ve özgürlükler ile toplumsal güvenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadullah Ergin, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen kanun teklifi üzerine Yeni Yol Grubu adına söz aldı. Sürecin olumlu sonuçlanmasını güçlü biçimde desteklediklerini belirten Ergin, teklifin hazırlanma yöntemine ilişkin eleştirilerini dile getirdi. Ergin, kalıcı toplumsal barışın yalnızca silahların susmasıyla sağlanamayacağını, hukuk devleti ve güven veren bir adalet düzeninin de güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Bu konuya ilk desteği veren DEVA Partisi ve onun Genel Başkanı Ali Babacan olmuştur”
Partisinin sürece yaklaşımını anlatan Ergin, Ekim 2024'te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından gündeme taşınan konuya DEVA Partisi'nin başlangıçtan itibaren destek verdiğini belirtti.
Ergin, “Bugün Türkiye açısından son derece önemli bir kanun teklifini görüşüyoruz. Sözlerime başlarken şunun altını çizmek istiyorum; 2024 Ekim ayında Sayın Devlet Bahçeli’nin gündeme taşıdığı bu konuya ilk desteği veren DEVA Partisi ve onun Genel Başkanı Sayın Ali Babacan olmuştur. O günden bugüne kadar bu sürece yapıcı katkı sunmaya devam ediyoruz. Hatırlayınız, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş başkanlığında kurulan komisyona da Yeni Yol Grubu olarak hem üye verdik hem de komisyon çalışmalarına önemli ve nitelikli katkılar sunduk.” ifadelerini kullandı.
“Keşke bu hazırlıkta da katılımcı ve uzlaşmacı bir çalışma yapılabilseydi”
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yürütülen komisyon çalışmalarının katılımcı ve uzlaşmacı olduğunu belirten Ergin, görüşülen kanun teklifinin hazırlanma yöntemine ise itiraz etti.
Ergin, “Sayın Kurtulmuş’un riyasetinde çalışan komisyon hem katılımcı ve uzlaşmacı bir metotla verimli bir çalışma yapmış hem de 86 milyon ülke insanının hissiyatını en geniş şekilde ifade edebilmesine zemin hazırlamıştı. Bu açıdan örnek bir uzlaşı komisyonu olarak bundan sonra da anılacaktır.” dedi.
Kanun teklifinin hazırlanma sürecine ilişkin Ergin, “Görüşmekte olduğumuz kanun teklifi ise maalesef istihbarat birimleri ile sadece üç siyasi partinin kendi arasında görüşerek hazırlayıp önümüze getirdiği bir metin. Keşke bu hazırlıkta da katılımcı ve uzlaşmacı bir çalışma yapılabilseydi. Bu nedenle teklifin hazırlanış yöntemiyle ilgili eleştirimizi ve usule dair çekincemizi ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.
Usule yönelik eleştirilerinin sürece verilen desteği değiştirmediğini kaydeden Ergin, “Ancak bu eleştirilerimiz Türkiye’nin bu kadim sorununu çözme irademizi ortadan kaldırmaz. Tam tersine biz bu sorunun çözülmesini güçlü bir şekilde istiyor ve destekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Yasal altyapının yetersiz olması nedeniyle de 2009 Açılım Süreci maalesef başarısız oldu”
Türkiye'nin 2009 ve 2013 yıllarında yaşadığı süreçleri değerlendiren Ergin, geçmişte siyasi destek, kamuoyu iletişimi ve yasal altyapı alanlarında yaşanan eksikliklere işaret etti.
Ergin, “Hatırlanacağı üzere Türkiye 2009’da da bir açılım süreci yaşamıştı. 2009’da AK Parti tek başına bu süreci gündeme getirdi. O tarihte CHP ve MHP muhalif kaldı. Güvenlik bürokrasisi ve yargı organları zihnen bu sürece hazır değildi. STK ve kamuoyunu etkilemeye dönük özel bir çalışma yoktu. Medya desteği yoktu. Yasal altyapının yetersiz olması nedeniyle de 2009 Açılım Süreci maalesef başarısız oldu.” dedi.
2013'te başlayan Çözüm Süreci'ne de değinen Ergin, “2013 sürecinde de parlamentoda AK Parti tek başınaydı, CHP ve MHP sürece karşıydı. HDP dışında sürece destek veren bir parti yoktu. Ancak 2013 sürecinde ‘Akil İnsanlar Heyeti’ üzerinden çok geniş bir kamuoyu iletişimi kuruldu. Bu iletişim modeli başarılı oldu ama yeterli siyasi destek olmayınca bu çaba da yetmedi. Bu süreçte de yasal altyapı oluşturulmadı ve maalesef bu süreç de olumsuz bitti.” ifadelerini kullandı.
“Bu dönem önceki dönemlere göre daha müsait bir zemin var”
Mevcut şartları geçmiş süreçlerle karşılaştıran Ergin, parlamentodaki geniş siyasi destek ile güvenlik ve yargı bürokrasisinin yaklaşımını avantaj olarak değerlendirdi.
Ergin, “Günümüze gelirsek bugün geçmişe göre birçok avantaj mevcut. Parlamentoda çok geniş bir siyasi destek var. Güvenlik ve yargı bürokrasisinin geçmiş dönemdeki gibi olumsuz bir tutumu yok. MHP’nin bu sürecin başat aktörü olması, toplumsal muhalefetin çok genişlemesini önleyen önemli bir faktör oldu. Görüşmekte olduğumuz kanun teklifi de yasal altyapı açısından önceki dönemlerde olmayan bir imkânı sunuyor.” dedi.
Sürecin olumlu sonuçlanmasını istediklerini belirten Ergin, “Bu nedenlerle bu dönem önceki dönemlere göre daha müsait bir zemin var. Şartların bu kadar müsait olduğu bir zeminde bu sürecin olumlu bir şekilde sonuçlanması samimi arzumuz. Şayet bu süreçte netice alınabilirse Türkiye, bulunduğu coğrafyada daha güvenli ve huzurlu bir ülke konumuna gelecektir.” diye konuştu.
“Bu, Türkiye’nin meselesidir. Bu, 86 milyonun meselesidir”
Sürecin herhangi bir siyasi parti veya ittifakla sınırlandırılmaması gerektiğini vurgulayan Ergin, TBMM'de ortaya çıkan geniş desteğe dikkat çekti.
Ergin, “Bu sürecin en güçlü tarafı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşan destek tablosunun genişliği ile sürece dair yasa altyapısının oluşturulmakta olmasıdır. Bu süreç yalnızca bir siyasi partinin veya bir siyasi ittifakın projesi olarak görülmemelidir. Bu, Türkiye’nin meselesidir. Bu, 86 milyonun meselesidir.” ifadelerini kullandı.
“Toplumsal barış yalnızca silahların susmasıyla elde edilemez”
Kalıcı toplumsal barışın koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ergin, hukuk devleti, adalet düzeni, temel hak ve özgürlükler ile vatandaşların kendilerini güvende hissetmelerinin önemini vurguladı.
Ergin, “Tüm bu hazırlık ve çalışmalar; ülkemizin orta-uzun vadede toplumsal barışını güçlendirmek, iç ve dış güvenlik endişelerini gidermek ve daha güçlü bir Türkiye inşa etmek için yapılmalıdır. Toplumsal barış yalnızca silahların susmasıyla elde edilemez. Toplumsal barış için Türkiye’nin eksiksiz bir hukuk devleti olması gerekir. Toplumsal barış için güven veren bir adalet düzenini inşa etmek gerekir.” dedi.
Ergin, “Toplumsal barış, farklı düşünen vatandaşlarımızın kendisini güvende hissetmesi ile sağlanır. Toplumsal barış; temel hak ve özgürlüklerin güvence altında olması ile oluşur.” sözleriyle değerlendirmesini sürdürdü.
“Temel hak ve özgürlükleri güçlendirecek adımların yol haritası işlemeye başlasaydı”
Kanun teklifinin ardından daha kapsamlı adımlar atılması gerektiğini savunan Ergin, toplumun farklı kesimlerinin birikmiş sorunlarına yönelik somut bir takvim oluşturulması beklentisini dile getirdi.
Ergin, “Dolayısıyla keşke bu çalışma ile birlikte toplumun diğer kesimlerinin birikmiş sorunlarına adil çözümler getirecek ve somut adımların atılacağı bir takvim de ortaya konulabilseydi. Keşke bu teklifin devamında Türkiye’de hukuk güvenliğini, demokratik standartları, temel hak ve özgürlükleri güçlendirecek adımların yol haritası ve buna dair eylem planı işlemeye başlasaydı.” dedi.
Kalıcı barışın toplumsal güvenle bağlantılı olduğunu belirten Ergin, “Çünkü kalıcı barış, yalnızca çatışmanın sona ermesiyle değil, insanların adalete ve devlete güven duymasıyla ve aidiyet duygusunun güçlenmesiyle mümkün olur. DEVA Partisi’nin ve Yeni Yol Grubu’nun sürece bakış açısı budur.” ifadelerini kullandı.
“Yaşamayı ve yaşatmayı kutsayalım”
Sürece olumlu katkı sunmaya devam edeceklerini açıklayan Ergin, konuşmasını, “Beraberce bu coğrafyada daha mutlu, daha özgür, daha huzurlu olabiliriz. Birlikte kazanabiliriz. Bu ülke kazanır, insanlık kazanır. Türkiye’nin hasımları kaybeder. İsteğimiz budur. Bizler de bu sürecin netice alması için olumlu katkı sunmaya devam edeceğiz. Yaşamayı ve yaşatmayı kutsayalım.” sözleriyle tamamladı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI