DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan: “Milletimizin onuru NATO’dan büyüktür”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM Yeni Yol Grup Toplantısı’nda NATO Zirvesi kapsamında alınan güvenlik tedbirleri, gözaltılar, yargı paketi, ekonomi, emekli ve asgari ücretlilerin durumu ile İsrail hükümetinin 1915 olaylarına ilişkin kararını değerlendirdi. Babacan, hukuk devleti, demokrasi ve sosyal adalet vurgusu yaparken, hükümetin ekonomi politikalarını ve yargı uygulamalarını sert sözlerle eleştirdi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM Yeni Yol Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada NATO Zirvesi dolayısıyla uygulanan olağanüstü güvenlik önlemlerini, gözaltıları, ekonomi yönetimini, yargı sistemini ve İsrail hükümetinin 1915 olaylarına ilişkin kararını değerlendirdi.
“Milletimizin onuru NATO’dan büyüktür”
NATO Zirvesi öncesinde alınan güvenlik tedbirlerini eleştiren Babacan, geçmiş yıllarda düzenlenen uluslararası zirveleri hatırlatarak, “İnanın hicap duyuyorum. Her yerlere duvarlar, brandalar... Türkiye’deki bütün güvenlik güçlerinin Ankara’ya yığılması. Nedir bu ya?” dedi.
Babacan, “NATO, ülkeleri düşmanlardan koruma sistemidir. Bunlar NATO’yu bizim kendi insanlarımızdan koruma derdine düşmüşler. Kendi halkından korkmak, kendi milletinden korkmak. Bizim milletimizin onuru NATO’dan büyüktür. Güçlü devlet vatandaşına güvenen devlettir. Güçlü devlet hukuku askıya alan değil, hukuku ayakta tutan devlettir. Türkiye’yi güçlü yapacak olan korku değil; hukuk, adalet ve demokrasidir.” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında NATO Zirvesi kapsamında yapılan harcamalara da değinen Babacan, havaalanındaki düzenlemeler için 10 milyar lira harcandığını belirterek, üniversite yurtlarının boşaltılması ve şehirde alınan tedbirleri eleştirdi.
“Hukuk ihtimallerle değil delille işler”
NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, savcılık sevk yazılarında yer alan ifadeleri eleştirerek şunları söyledi:
“Hukuk ihtimallerle, varsayımlarla, belkilerle, potansiyellerle işlemez. Hukuk delille işler, kanıtla işler. Sen ‘Ya suç işlersen?’ diye hiç kimseyi gözaltına alamazsın. Suç işlenir, kanıtlanır; iddialar delile bağlanır. Ancak ondan sonra gerekli yaptırımlar uygulanır.”
Babacan, Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşlarıyla olan temel sözleşmesinin Anayasa ve hukuk olduğunu belirterek, uluslararası bir zirve gerekçesiyle temel hak ve özgürlüklerin göz ardı edilemeyeceğini ifade etti.
“Hakkın teslim edildiği bir yargı reformu kaçınılmazdır”
TBMM’ye sunulan 12. Yargı Paketi’ni de değerlendiren Babacan, paketin toplumun temel beklentilerine cevap vermediğini savundu.
Babacan, “İnfazda eşitlik yok. Covid düzenlemesinden kaynaklanan mağduriyetler yok. Cezaevlerindeki kapasite sorunu yok. Hasta tutuklular yok. Çek Kanunu mağduriyetleri yok. KHK mağduriyetleri yok. Uzun tutukluluk süreleri yok. Adil yargılanma hakkına ilişkin yapısal sorunlar yok.” dedi.
“Türkiye’de mağdur, haksızlığa uğramış kim varsa tamamının hakkının teslim edildiği bir yargı reformu artık kaçınılmaz hale gelmiştir.” ifadelerini kullanan Babacan, adalet sisteminde kapsamlı bir reform yapılması gerektiğini söyledi.
“İsrail hükümetinin kararı savaş suçluları tarafından onanmış bir karardır”
İsrail hükümetinin 1915 olaylarını "soykırım" olarak tanıyan kararına da tepki gösteren Babacan, Türkiye ile Ermenistan arasında normalleşme sürecinin devam ettiği bir dönemde alınan kararın zamanlamasına dikkat çekti.
Babacan, “İsrail hükümeti kendi ayıbını, kendi soykırımını, kendi suçunu örtmek için geçmişte çare arıyor. İsrail hükümetinin aldığı karar, soykırım sabıkalıları tarafından alınmış, savaş suçluları tarafından onanmış bir karardır.” dedi.
Gazze’de yaşananlara da değinen Babacan, “Gazze’de on binlerce masumun ölümünden sorumlu olanlar er ya da geç yargı önüne çıkacak ve er ya da geç hesap verecek. Her birinden de tek tek hesap soracağız.” ifadelerini kullandı.
Emekli ve asgari ücretliye ara zam çağrısı
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, asgari ücret ve en düşük emekli maaşının alım gücünün hızla düştüğünü belirtti.
Babacan, “En düşük emekli maaşımızın mutlaka güncellenmesi gerekiyor. 1 Temmuz’da ara zam verilmemesi kabul edilemez. Hem asgari ücretlilerimize hem de en düşük emekli maaşı alan vatandaşlarımıza ara zam verilmelidir.” dedi.
“Bu ekonomi yönetimi değildir, bu sadece fakirliği yönetmektir”
Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre sosyal yardım harcamalarının arttığını hatırlatan Babacan, “Siz insanları fakirleştirin, yardıma muhtaç edin; sonra da ‘Şu kadar insana yardım ettik’ deyin. Bu ekonomi yönetimi değildir. Bu sadece fakirliği yönetmektir. Yoksulluğu yönetmektir.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ihracatçılara yönelik reeskont kredisi açıklamasını da eleştiren Babacan, 168 bin ihracatçı firma bulunduğunu hatırlatarak kredi artışının firma başına yaklaşık 3 bin lira seviyesinde kaldığını söyledi.
Babacan, “Yanlış teşhis, yanlış tedavi hastayı öldürüyor. Türkiye’de enflasyonun temel sebebi maliyet artışıdır. Bunun ceremesini emeklilerimiz ve asgari ücretlilerimiz çekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI