Ege Üniversitesinde düzenlenen panelde lipodistrofi hastalığında erken tanı ve doğru bakımın önemi vurgulandı!

Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi tarafından 31 Mart Dünya Lipodistrofi Farkındalık Günü kapsamında düzenlenen çevrimiçi panelde, nadir bir endokrin hastalık olan lipodistrofinin tanı süreçleri, metabolik etkileri ve hasta bakımında dikkat edilmesi gerekenler ele alındı; uzmanlar ve hastalar önemli değerlendirmelerde bulundu.

Nisan 3, 2026 - 22:04
Ege Üniversitesinde düzenlenen panelde lipodistrofi hastalığında erken tanı ve doğru bakımın önemi vurgulandı!

Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, 31 Mart Dünya Lipodistrofi Farkındalık Günü kapsamında “Lipodistrofiye Dikkat Çekiyoruz” başlıklı çevrimiçi panel düzenledi. Etkinlikte hem sağlık profesyonellerine yönelik teknik bilgiler paylaşıldı hem de toplumda farkındalık oluşturulmasına yönelik değerlendirmeler yapıldı.

Panelin oturum başkanlığını Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Serap Özer ile Atatürk Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Diyaliz Programı Öğr. Gör. Dr. Seçil Beyece İncazlı üstlendi. Programda, nadir görülen bu hastalığın tanı süreçlerinde yaşanan gecikmeler ve bakım uygulamaları detaylı şekilde ele alındı.

“Çok boyutlu bir sağlık sorunu ile karşı karşıyayız”

Panelin açılışında konuşan Prof. Dr. Serap Özer, lipodistrofinin yalnızca fiziksel bir yağ dokusu kaybı olmadığını belirtti. Prof. Dr. Özer, “Metabolik ve psikososyal sonuçları olan, bireyin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen çok boyutlu bir sağlık sorunu ile karşı karşıyayız. Hastalığın hem toplumda hem de sağlık profesyonelleri arasında yeterince tanınmaması, tanı süreçlerinde telafisi güç gecikmelere yol açıyor” ifadelerini kullandı.

“Hayati organlarda birikerek hasar oluşturuyor”

EÜ Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ilgın Yıldırım Şimşir, “Tanı ve Tedavi” başlıklı sunumunda nadir endokrin hastalıkların geniş bir hasta kitlesini etkilediğine dikkat çekti. Doç. Dr. Şimşir, “Sağlıklı bireyde enerji dengesi korunurken, lipodistrofi hastalarında yağ depolama kapasitesi çok küçük olduğu için enerji taşarak karaciğer ve kas gibi organlarda birikir. Bu durumu bir ‘küvet metaforu’ ile açıklayabiliriz; yağ depolama alanı dolduğunda enerji dışarı taşar ve hayati organlarda birikerek hasara yol açar” dedi.

Enjeksiyon uygulamalarında kritik uyarı

Hemşire Vildan Özkan Derviş, lipodistrofili bireylerin bakımında enjeksiyon tekniklerinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Derviş, “Yağ dokusu kaybı nedeniyle enjeksiyonların kesinlikle kas içine yapılmaması gerekiyor. Bu noktada enjeksiyon tekniklerinin doğruluğu hayati önem taşıyor; çünkü yapılacak en küçük bir yanlış uygulama, hastada çok ciddi komplikasyonları beraberinde getirebilir” diye konuştu.

“Tanı konana kadar suçlanan taraf oldum”

Panelde söz alan lipodistrofi hastası Behiye Bozkurt Kaçan, yaşadığı süreci katılımcılarla paylaştı. Kaçan, “Yıllarca yüksek doz insülin kullanmama rağmen kontrol altına alınamayan bir diyabetle mücadele ettim ve maalesef bu süreçte hep suçlanan taraf oldum. Doğru tanı konulana kadar neler yaşadığımı anlatmak çok güç; ancak teşhis konulduğu an ilk kez gerçekten ‘hasta’ olduğumu anladım ve hayatım o noktada değişti. Bizim gibi hastalar için farkındalık, sadece bir kelime değil, hayata tutunmamızı sağlayan en büyük dayanaktır” ifadelerini kullandı.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI