EÜ’de Karaburun’un Osmanlı Dönemi Masaya Yatırıldı Tarihi Dokuya Yönelik Tehdit Uyarısı

Ege Üniversitesi’nde düzenlenen “Osmanlı Döneminde Karaburun” söyleşisinde konuşan Doç. Dr. Cengiz Gürbıyık, yarımadanın yüz binlerce yıl öncesine uzanan tarihsel geçmişine dikkat çekerek, bilinçsiz müdahalelerin kültürel mirası tehdit ettiğini vurguladı.

Nisan 7, 2026 - 23:37
EÜ’de Karaburun’un Osmanlı Dönemi Masaya Yatırıldı Tarihi Dokuya Yönelik Tehdit Uyarısı

İzmir’de Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi tarafından düzenlenen “Müze Söyleşileri” kapsamında gerçekleştirilen “Osmanlı Döneminde Karaburun” başlıklı etkinlikte, Karaburun Yarımadası’nın tarihsel gelişimi ve kültürel mirası ele alındı. Program, Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko’nun moderatörlüğünde gerçekleşirken, Manisa Celal Bayar Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Cengiz Gürbıyık konuşmacı olarak yer aldı.

“KARABURUN TARİHSEL OLARAK KEŞFEDİLMEYİ BEKLİYOR”

Karaburun’un tarihsel derinliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Cengiz Gürbıyık, “Karaburun’un geçmişini yalnızca Osmanlı dönemiyle sınırlandırmak büyük bir eksiklik olur. Yürüttüğümüz çalışmalar, bu bölgedeki insan varlığının ve yerleşim tarihinin yüz binlerce yıl öncesine kadar uzandığını açıkça gösteriyor.” dedi.

Bölgenin coğrafi yapısına dikkat çeken Gürbıyık, “Oldukça dağlık ve ulaşımı zor bir topoğrafyaya sahip olan Karaburun’da, tarih boyunca büyük merkezler yerine küçük ve dağınık yerleşimlerin kurulduğunu görüyoruz. Özellikle Bizans sonrası döneme dair verilerin sınırlı olması, bölgenin araştırılmaya açık büyük bir potansiyel taşıdığını ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.

OSMANLI DÖNEMİNDE DEMOGRAFİK VE MİMARİ GELİŞİM

Osmanlı dönemine ilişkin verilerin 16. yüzyıldan itibaren netleştiğini belirten Gürbıyık, “Tapu Tahrir Defterleri üzerinde yaptığımız incelemeler, Karaburun’daki köy sayısında belirgin bir artış yaşandığını gösteriyor. 18. ve 19. yüzyıllarda ise tarımsal faaliyetlerin canlanmasıyla birlikte bölgede önemli bir gelişim süreci yaşandı.” dedi.

Gürbıyık, bu süreçten günümüze ulaşan mimari yapılara da dikkat çekerek, “Cami, çeşme ve sivil mimari örnekleri arasında özellikle 16. ve 19. yüzyıllara tarihlenen yapılar dikkat çekici bir nitelik taşıyor.” diye konuştu.

“BİLİNÇSİZ MÜDAHALELER TARİHİ DOKUYU TEHDİT EDİYOR”

Son yıllarda tarihi yapılar üzerindeki risklere değinen Gürbıyık, “Bilinçsizce yapılan müdahaleler, bu köklü tarihi dokuyu ciddi şekilde tehdit ediyor. Gerçekleştirdiğimiz yüzey araştırmalarıyla birçok yapıyı kayıt altına alıp tescillenmesini sağlayarak kültürel mirasımızı korumaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Program, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona ererken, moderatör Doç. Dr. Dilek Maktal Canko tarafından Doç. Dr. Cengiz Gürbıyık’a teşekkür belgesi takdim edildi.




Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI