GERİYE DÖNÜŞ MÜ, GERİ DÖNÜŞÜM MÜ?

GERİYE DÖNÜŞ MÜ, GERİ DÖNÜŞÜM MÜ?

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 19, 2026 - 12:29

Çocukluğumuzda poşet yoktu, ama çevre bilinci maşallah pek gelişmişti! Pazara fileyle, sepetle gidilirdi. Satıcılar Eski gazetelerden kese kâğıdı yapar, satın aldıklarımız da o kâğıdın içinde eve gelirdi. Şimdiki gibi her alışverişten eve poşetlerle dönülmezdi.

Süt, plastik şişede değil, çiğ olarak kapımıza bakraçla gelirdi. Sütçüye karpuz, kavun kabukları verilirdi; çöpe gitsin diye değil inekler Yasin diye… Bugün organik ürün arıyoruz, meğer organik hayatın göbeğinde büyümüşüz!

Zeytinyağı teneke kutusu boşalınca atılmaz, sap taktırılır, su tası yapılırdı.

Eski kumaşlar ya çulcuya götürülüp pamuk gibi attırılarak , yatak ve yastık içleri doldurulur ya da şerit şerit kesilip kilim dokutulurdu.

Şimdiki gibi eşya eskimeden yenisi alınmazdı tek kullanımlık malzemeler ise hiç yoktu aşıyı bile ayn iğneden herkes olurdu ucunu ateşte ısıtmanız kafiydi tabi her şey gibi mikroplar bile değişti ateşle yok olmuyor artık

Kâğıt havlu, tuvalet kâğıdı, kâğıt mendil mi? Nereden bilelim! Cebimizde kumaş mendil taşırdık. İlkokulda tırnak kontrolü yapılırken elimizi onun üzerine koyardık. Mendil sadece bütün silmeye yaramazdı.çok amaçlı kullanırdı

Yerde ekmek görsek alır, üç kere öper, başımızın üstüne koyardık. Suyu oturarak içerdik. Şimdi pet şişeyi bitirip yere atanlar var; demek ki oturmayı da, ekmeğe hürmeti de, çevreyi korumayı da unuttuk.

Aynı okul kitaplarını tüm Kardeşler sırayla kullanır bir üst sınıfa geçen kendinden sonrakine verirdi kitaplarını ayrıca birbirinin elbisesini giyerek büyürlerdi öyle herkese hem de marka elbise ayakkabı alınmazdı zaten yoktu da

Ayakkabı tamircileri bile nerdeyse randevuyla çalışırdı adeta o kadar yoğundular

Yırtık elbiseyle dolaşılmazdı şimdiki gibi ayıp sayılırdı ama yamalı dolaşmak ayıp değildi

Kantinimiz yoktu, marketimiz hiç yoktu. Mahalle bakkalımız, kasabımız, attarımız, manavımız, nalburumuz, ayakkabıcımız, fırınımız kırtasiyecimiz vardı. Her şey mahalleden alınır, herkes birbirini tanırdı. Kargo beklemezdik; dükkanı bakkal, bakkal da bizi beklerdi!

Evlerden bugünkü kadar çöp çıkmazdı. Çünkü atılacak şey az, değerlendirilecek şey çoktu.

Şimdi geri dönüşüm için kutular koyuyoruz, afişler asıyoruz, kampanyalar düzenliyoruz. Oysa bizim çocukluğumuzda geri dönüşümün “G”si bile bilinmezdi gerek yoktu çünkü.…

Bir de eskiciler vardı el arabası ile mahalle aralarında dolaşır eskiler toplardı evinizde işe yaramaz ne kadar eski eşya varsa alır karşılığında mandal leğen vb verirdi ilk geri dönüşümcüler belki de onlardı

Biz çöpe atmazdık, çünkü her şeyin bir işe yarayacağına inanırdık.

Meğer biz o zamanının en büyük çevrecisiymişiz de haberimiz yokmuş!

Tek farkımız şu: Biz bunu moda olsun diye değil, hayat öyle gerektirdiği için yapıyorduk. Bir de üstüne üstlük, çevreci olduğumuz için kimseden sertifika almazdık!

Geri dönüşüm için geriye dönüp baksak o bile yeter aslında.