İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu: “Türkiye’nin asıl krizi, tek adam keyfiliğine dayanan yönetim krizidir”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu: “Türkiye’nin asıl krizi, tek adam keyfiliğine dayanan yönetim krizidir”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 4 Kasım 2026 tarihinde TBMM'deki partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada fon piyasasındaki gelişmeler, ekonomi politikaları, 2027 yılı bütçesi, İmralı süreci ve bürokratik vesayet iddiaları üzerinden iktidara eleştiriler yöneltti. Dervişoğlu, “Kral tutsak!” sözleriyle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni hedef alırken, 7 Kasım'da Trabzon'da düzenleyecekleri mitinge vatandaşları davet etti. İYİ Parti liderinin ekonomi, hukuk, terörle mücadele ve iklim politikalarına ilişkin açıklamaları grup konuşmasında öne çıktı.

Kasım 4, 2026 - 11:49

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 4 Kasım 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde gerçekleştirilen partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonomide yaşanan gelişmelerden sermaye piyasalarındaki iddialara, 2027 yılı bütçesinden İmralı sürecine, bürokratik yapılanmadan demokratik kurumların işleyişine kadar birçok konuda açıklamalar yapan Dervişoğlu, Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu sorunların temelinde mevcut yönetim sisteminin yer aldığını savundu.

Dervişoğlu, İYİ Parti'nin kuruluş gerekçesinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yönelik itiraz olduğunu belirterek, “Biz bu yola, parti içinde demokrasi olmadan Türkiye’de demokrasi olmayacağına inanarak çıktık. Toplumu ikiye ayırıp yüzde 50 artı birin oyunu her şeyi yapmanın ruhsatı sayan anlayışa karşı durduk.” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin geleceği konusunda siyasi duruşlarını değiştirmeyeceklerini vurgulayan Dervişoğlu, “Dün nerede durduysak bugün de aynı yerdeyiz. Türkiye ve Türk Milleti söz konusu olunca, ne bir adım geri durur ne de yolumuzdan şaşarız.” dedi.

“Türk Milletinin İlini ve Töresini Kimse Bozamaz”

Konuşmasının başlangıcında Orhun Yazıtları'na atıfta bulunan Dervişoğlu, Türk milletinin tarihsel değerleri ve devlet geleneği üzerinden birlik mesajı verdi.

Dervişoğlu, “On üç asra yakın bir zaman önce Orhun vadisinde taşa bir hükmü kazındı. Bugün o hükmü bu kürsüden, aynı kararlılıkla tekrar ediyorum: Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, Türk milletinin ilini ve töresini kimse bozamaz!” şeklinde konuştu.

Fon Piyasasındaki Gelişmeler Üzerinden İktidara Eleştiri

Sermaye piyasalarında yaşandığını öne sürdüğü usulsüzlükleri gündeme taşıyan Dervişoğlu, yeni emekli olmuş bir öğretmenle gerçekleştirdiği görüşmeyi anlattı.

Öğretmenin emekli ikramiyesini devlet denetimine güvendiği bir yatırım fonuna yatırdığını aktaran Dervişoğlu, yaşanan mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi:

“Geçen hafta, yeni emekli olmuş bir öğretmenle konuştum. Kırk yıl tahtaya ‘vatan’ yazmış, bu millete hayırlı evlatlar yetiştirmiş bir öğretmen. ‘İkramiyemi fona yatırdım. Devlet denetliyor dediler, güvendim’ dedi. Sonra gözlerimin içine baktı: ‘Devlet beni kimlerin eline bıraktı?’ diye sordu.”

Bu görüşmenin yalnızca bireysel bir mağduriyeti yansıtmadığını savunan Dervişoğlu, “Arkadaşlar, ben o soruyu duyduğumda bir öğretmenin değil, bir neslin sesini duydum. Devletine güvenen, kuralına uyan, vergisini ödeyen, çocuğuna ‘dürüst ol, kazanırsın’ diye öğüt veren bir neslin sesini.” ifadelerini kullandı.

Fon yatırımcılarının haklarının takipçisi olacaklarını belirten Dervişoğlu, “O öğretmene Gazi Meclis’in kürsüsünden cevap veriyorum: Seni de milyonlarca vatandaşımızı da kimseye bırakmayacağız! Haklarınızı son kuruşuna kadar soracağız!” dedi.

“Yıllarca Göz Göre Göre Büyüyen Şeyin Adı Hata Değil, Düzendir”

Fon piyasasında yaşananları münferit hatalar olarak değerlendirmediğini belirten Dervişoğlu, borsada iki ay içerisinde 173 milyar dolarlık değer kaybı yaşandığını ileri sürdü.

Dervişoğlu, “Hâlâ bir piyasa hareketi gibi davranmaya çalışıyorlar. Hâlâ asrın yolsuzluğu olduğu gerçeğini perdelemeye çalışıyorlar. Hâlâ bu sistemin, kurdukları yağma düzeninin ürünü olduğunu gizlemeye çalışıyorlar.” dedi.

Yaşananların farklı ekonomik alanları etkilediğini savunan İYİ Parti lideri, “Yangın sadece fonlarla sınırlı kalmadı. Borsada iki ayda 173 milyar dolar buharlaştı. Fabrikalarımızın değeri, işçimizin, esnafımızın emeği buharlaştı. Sigorta şirketleri karşılık ayırıyor, emeklilik fonları sarsılıyor.” ifadelerini kullandı.

İktidarın gelişmeleri hata olarak açıklamasını eleştiren Dervişoğlu, “Hata mı? Hata bir kere olur! Yıllarca göz göre göre büyüyen şeyin adı hata değil, düzendir! Ve o düzenin mimarı da bekçisi de 25 yıllık Recep Tayyip Erdoğan iktidarıdır!” diye konuştu.

SPK, Borsa İstanbul, BDDK ve MASAK'a Denetim Soruları

Fon piyasasına ilişkin geçmiş uyarılarını hatırlatan Dervişoğlu, 22 Ekim 2025 ve 12 Kasım 2025 tarihlerinde kamu otoritelerini göreve çağırdığını söyledi.

Dervişoğlu, “22 Ekim 2025’te, tam bir yıl önce, bu kürsüden ‘Kamu gücünü kullanarak manipülasyon yapan her kim varsa hesap vermelidir’ dedim. 12 Kasım 2025’te Hazine ve Maliye Bakanı ile SPK Başkanı’nı adıyla uyardım: ‘Bu suskunluk, suça verilmiş açık bir izindir’ dedim. Kulaklarını tıkadılar.” açıklamasında bulundu.

Sermaye Piyasası Kurulu, Borsa İstanbul, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Takasbank'ın sorumluluklarını yerine getirmediğini iddia eden Dervişoğlu, siyasi iradenin de hesap vermesi gerektiğini savundu.

Dervişoğlu, “Fon fiyatları balon gibi şişerken SPK neredeydi? Offshore hesaplardan para yabancı yatırımcı kılığında ülkeye girerken MASAK neredeydi? Kendi genel başkan yardımcınızın adı karışırken, ‘istifa etti, bitti’ derken vicdanınız neredeydi?” sorularını yöneltti.

TBMM'de araştırma komisyonu kurulması yönündeki taleplerinin reddedildiğini belirten Dervişoğlu, denetim süreçlerine ilişkin belgelerin kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.

İYİ Parti lideri, “Denetim dosyalarını açın! Hangi tarihte hangi risk tespit edildi? Rapor kimin önüne kondu? Hangi işlem yapıldı, yapılmadıysa kim engelledi? Her belgenin tarihini, her kararın imzasını bu millet görecek!” dedi.

“Devletin Zirvesinden Verilen Söz Kuşa Çevrildi”

Fon mağdurlarına yapılacağı açıklanan ödemeleri de değerlendiren Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekim ayında 1 milyon liraya kadar ana para ödemelerine başlanacağı yönündeki açıklamasını hatırlattı.

Ödemelerin vaat edilen tutarlara ulaşmadığını ileri süren Dervişoğlu, “Ekim bitti. Verilen nedir? En fazla 250 bin lira, ortalama 124 bin lira! Devletin zirvesinden verilen söz, üç kuruşluk ödemelerle kuşa çevrildi.” ifadelerini kullandı.

Mağdurların haklarının karşılanması gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, “Bu para bir lütuf değildir; sizin göz yummanızla gasp edilen haktır! Bu hakkı teslim etmek de iktidarın namus borcudur!” dedi.

“Bu İktidar Artık Ekonomiyi Değil, Ekonominin Enkazını Yönetiyor”

Türkiye ekonomisinde üretim ve ticaret alanlarında yaşanan sorunlara değinen Dervişoğlu, İstanbul Ticaret Odası kayıtlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İTO üyelerinin bir bölümünün aidatlarını ödeyememesi veya faaliyetlerini durdurması nedeniyle kayıtlarının askıya alındığını belirten Dervişoğlu, “Oda aidatını ödeyemeyen esnaftan istihdamı nasıl sürdürmesini bekliyorsunuz? Zeytinciden tırcıya, tekstilciden küçük imalatçıya kadar bütün sektörlerin nefesi tükenmek üzere.” dedi.

Bir zeytin üreticisiyle yaptığı görüşmeyi de aktaran Dervişoğlu, üreticinin kendisine, “Zeytin o kadar ucuzladı ki artık dalından toplamaya bile değmeyecek hale geldi. Tek tesellimiz, zeytinyağı fiyatlarındaki düşüş sonrası sahtesi bile aslından pahalıya mal olacağı için sahtekârlar üretmeye tenezzül etmez.” dediğini anlattı.

Dervişoğlu, “Birileri fonlar üzerinden servet yaparken, bu ülkenin üreten insanı işte böyle bir yalnızlığa terk edildi.” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Pazarında Rekabet ve Beyin Göçü Uyarısı

Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin üretim ve ticaret politikalarından dışlanma riskiyle karşı karşıya olduğunu savunan Dervişoğlu, TÜSİAD Başkanı Ozan Diren'in açıklamalarına işaret etti.

Dervişoğlu, Türkiye'nin “Made in Europe” düzenlemelerinin dışında kalması durumunda otomotiv, çelik, alüminyum ve batarya sektörlerinde pazar kayıpları yaşanabileceğini belirtti.

Ekonomi ve dış politika yönetimlerinin ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, “Ekonomi yönetimi topu dış politikaya, dış politika da ekonomi yönetimine atarak bu tehlikeyi savuşturamaz.” dedi.

Nitelikli gençlerin yurt dışına yönelmesini de eleştiren İYİ Parti lideri, “O gençler bu ülkeyi sevmedikleri için gitmiyor; bu ülkede emeğin, liyakatin, dürüstlüğün karşılık bulmadığını gördükleri için gidiyor. Gençlerimizi kovan bu ülke değil, bu iktidarın kurduğu liyakatsizlik ve yağma düzenidir!” ifadelerini kullandı.

“2027 Bütçesi Çöküş Bütçesidir”

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen 2027 yılı bütçesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, bütçenin ekonomik sorunlara çözüm sunmadığını savundu.

Dervişoğlu, “Komisyonda görüşülen 2027 bütçesindeki rakamlar çürümenin rakamları, Meclis'e getirilen bütçe çöküş bütçesidir. Sözü senet olmaktan çıkmış bir iktidarın bütçesi hükümsüzdür.” dedi.

Bütçenin gelir dağılımı üzerindeki etkilerini eleştiren Dervişoğlu, “Bu bütçe millete sefalet, bir avuç rantiyeye servet vaat ediyor. Fon mağdurunun parasını bulamayan, esnafın kredisini çeviremeyen, emeklinin maaşını açlık sınırının altında bırakan bir iktidar, milletin bütçesini yapacak itibara sahip değildir.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne yönelik eleştirilerini sürdüren Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kuracağız dediniz, yağma düzeni kurdunuz. Üretenin sırtına basılarak kurulan bu yağma düzeni, ilk sandıkta bu millet tarafından tarihe gömülecektir!” diye konuştu.

İmralı'daki Yeni Yerleşim İddialarına Tepki

Konuşmasının dış politika ve güvenlik başlıklarına ilişkin bölümünde İmralı sürecini değerlendiren Dervişoğlu, Abdullah Öcalan'ın cezaevi koşullarında değişiklik yapıldığı yönündeki iddialara tepki gösterdi.

Dervişoğlu, “Geçtiğimiz günlerde İmralı’daki terörist başının adada kendisi için yapılan yeni yerine taşındığını öğrendik. Bu haberi milletimize Adalet Bakanlığı vermedi. İmralı ulaklarından öğrendik.” dedi.

Ceza infaz uygulamalarının kanuni düzenlemelere uygun olması gerektiğini belirten Dervişoğlu, “Ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış bir hükümlünün cezasını nasıl çekeceğini idare değil, kanun belirler. Kanunda dayanağı olmayan bir uygulamayı fiilen yaşama geçiren her kim olursa olsun bunun bedelini er veya geç ama mutlaka öder.” ifadelerini kullandı.

Sürecin kamuoyundan gizlendiğini öne süren İYİ Parti lideri, “Komisyon kapalı kapılar ardında toplanıyor, kararlar heyetlerin ağzından sızıyor, millete ise yalnızca olup biteni görüp kahretmek kalıyor.” dedi.

“Adına Terörsüz Türkiye Dediler Ama Ortada Terörsüz Bir Türkiye Yok”

İmralı sürecinde gündeme gelen “umut hakkı”, “statü” ve yeni yerleşim tartışmalarını değerlendiren Dervişoğlu, yürütülen görüşmelerin kapsamına ilişkin açıklık çağrısında bulundu.

Dervişoğlu, “Önce ‘umut hakkı’ dediler. Sonra ‘Meclis’e gelsin, konuşsun’ dediler. Sonra ‘statü’ dediler. Şimdi ‘yeni yer’ diyorlar. Her adımda bir kapı açılıyor, her kapıda millete ‘bir şey değişmedi’ deniyor.” ifadelerini kullandı.

Sürece yönelik itirazını sürdüren Dervişoğlu, “Adına ‘Terörsüz Türkiye’ dediler ama ortada terörsüz bir Türkiye yok, terörist başının siyasetin merkezine adım adım taşındığı onursuz bir pazarlık var!” dedi.

Şehit Öğretmenler Neşe Alten ve Aybüke Yalçın'ı Hatırlattı

İmralı'daki koşullara ilişkin iddiaları şehit ailelerinin yaşadığı acılar üzerinden eleştiren Dervişoğlu, şehit öğretmenler Neşe Alten ve Aybüke Yalçın'ı andı.

Dervişoğlu, “Biz Terörsüz Türkiye’nin ne olduğunu şehitlerimizden gazilerimizden biliyoruz. Şehit öğretmen Neşe Alten ve babası, hâlâ bu soğuk mezar taşının altında. Şehit öğretmen Aybüke Yalçın hâlâ bu karanfillerin altında.” diye konuştu.

Şehit ailelerinin yaşam koşullarına dikkat çeken Dervişoğlu, “Şehit evladı babasını özledikçe hâlâ bu taşa sarılıyor. Şehitlerimizin anaları babaları hâlâ bu sıvasız evlerde yaşam mücadelesi veriyor. Onların yeri aynı ama katilini müstakil bahçeli eve aldınız, öyle mi?” ifadelerini kullandı.

İktidara yönelik tepkisini sert sözlerle sürdüren Dervişoğlu, “Bu millet sizi sandığa; o teröristi de İmralı’ya gömecek!” dedi.

“Türkiye'nin Asıl Krizi Yönetim Krizidir”

Türkiye'de ekonomi, hukuk, spor ve toplumsal yaşam alanlarında yaşanan sorunların birbirinden bağımsız olmadığını savunan Dervişoğlu, mevcut yönetim sistemini eleştirdi.

Dervişoğlu, “Türkiye’nin bugün hayatın farklı alanlarında yaşadığı birbirinden bağımsız krizleri yoktur. Ekonomik kriz ile sosyal çürüme, sporda yaşanan kriz ile fon krizi, beyin göçü ile adaletsizlik duygusu aynı krizin görünümleridir.” dedi.

Sorunların temelinde yönetim anlayışının bulunduğunu öne süren İYİ Parti lideri, “Türkiye’nin asıl krizi, tek adam keyfiliğine dayanan yönetim krizidir. Ekonomiyi, akademiyi, yargıyı, sporu, ahlakı ve hayatın daha nice alanını felç etmektedir.” ifadelerini kullandı.

“İYİ Parti'nin Varlık Sebebi Tek Adam Yönetimine İtirazdır”

İYİ Parti'nin 2017 anayasa referandumuna yönelik itirazlar temelinde kurulduğunu hatırlatan Dervişoğlu, partisinin siyasi çizgisini değiştirmeyeceğini belirtti.

Dervişoğlu, “İYİ Parti’nin meşruiyetini aldığı yer tam olarak burasıdır: Tek adam yönetimine ve kişiyle özdeşleşmiş devlet anlayışına yaptığımız itirazdan şekillenmiştir varlık sebebimiz.” dedi.

İktidar içerisindeki anlaşmazlıklara taraf olmayacaklarını ifade eden Dervişoğlu, “İktidar içindeki kliklerin birbirleriyle hesaplaşmasını, kendi mücadelemizin yerine koymayız. Bize servis edilen haberlerin arkasındaki hesapları sorgular, kimsenin tetikçiliğine soyunmayız.” açıklamasında bulundu.

Partisinin hedefini mevcut yönetim sisteminin değiştirilmesi olarak tanımlayan Dervişoğlu, “Tek ve nihai amacımız gayet açıktır; istibdada tevessül eden, ahlak yoksunlarının ve kifayetsiz muhterislerin ikbal kapısı olan bu tek adam rejimini sona erdirmektir.” ifadelerini kullandı.

“Dünya Döner, Biz Dönmeyiz Yolumuzdan”

İYİ Parti'nin siyasi geçmişine değinen Dervişoğlu, partisinin 2019 yerel seçimleri ve parlamentodaki siyasi dengeler üzerinde etkili olduğunu savundu.

Dervişoğlu, “İYİ Parti, bu ülkede tarihin akışına müdahale eden partidir. İYİ Parti kurulduğu için artık parlamentoda iktidar partisi çoğunluğu kazanamamaktadır. İYİ Parti kurulduğu için, iktidar kendisini sersemleten 2019 seçim yumruklarını yemiştir.” dedi.

Partisinin kimliğine ve siyasi ilkelerine vurgu yapan Dervişoğlu, “Adımız İYİ bizim. Herkes dikkatli okusun! Düz de okunsa, tersten de okunsa her zaman İYİ’yiz! Siyasi karakterimizi namus bilip, adımıza kazımışız biz! Dünya döner, biz dönmeyiz yolumuzdan!” ifadelerini kullandı.

“İktidara Yakın Olanlara Başka, Vatandaşlara Başka Hukuk”

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin hukuk devleti ilkesi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ileri süren Dervişoğlu, kamu yönetiminde eşitlik ve hesap verebilirlik ilkelerinin zedelendiğini savundu.

Dervişoğlu, “Bu rejim, her şeyden önce kanunları ikiye bölmüş; iktidara tabi olanlara başka, vatandaşlara başka bir hukuk bahşetmiştir. İktidara yakın olanlara suç işleme özgürlüğü ve cezasızlık hakkı vermiştir.” dedi.

Fon piyasasındaki iddialar üzerinden kamu görevlileri ve siyasetçilerin sorumluluklarına işaret eden Dervişoğlu, “50-60 vekil, valiler, hâkimler, yüksek bürokratlar bu işin içinde deniyor. Listeler elinizde ise milletten niye saklıyorsunuz? Kimdir bunlar? Suçtan muaf, cezadan münezzeh olanlar mı?” sorularını yöneltti.

“Kral Çıplak Diyordum, Artık Kral Tutsak Diyorum”

Konuşmasının dikkat çeken bölümlerinden birinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bürokrasi arasındaki ilişkiyi değerlendiren Dervişoğlu, iktidarın zaman içerisinde kendi bürokratik yapılanmasını oluşturduğunu ileri sürdü.

Dervişoğlu, “Çıraklık dediği ilk döneminde, güya bürokratik oligarşiye karşı mücadele etti. Kalfalık dediği dönemde, kendi bürokratik oligarşisini yarattı. Ustalık dediği bu dönemdeyse, kendi yarattığı bürokratik çeteye teslim oldu.” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin yönetiminde seçilmiş siyasetçiler yerine bürokratik yapıların etkili olduğunu iddia eden Dervişoğlu, “Türkiye’yi artık Erdoğan değil, o bürokratik çete yönetiyor. Bugüne kadar kral çıplak diyordum. Bu saatten sonra diyorum ki, kral tutsak! Kral tutsak! Kral tutsaktır diyorum.” dedi.

Demokratik Rekabet ve Bürokratik Vesayet Eleştirisi

Muhalefet, medya, iş dünyası ve sivil toplum üzerindeki baskıların arttığını savunan Dervişoğlu, demokratik rekabetin zayıflatılmak istendiğini öne sürdü.

Dervişoğlu, “Muhalefetin muhtemel cumhurbaşkanı adayları ya tutuklanmakta ya da sindirilmekte, özgür medya ve iş dünyası üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir baskı kurulmakta, sivil toplum susturulmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Kamu görevlilerinin siyasi iktidara değil hukuka karşı sorumlu olması gerektiğini belirten Dervişoğlu, “Demokrasilerde siyasetçi yetkisini milletten alır, hesabını millete verir. Kamu görevlisi de kendisini atayanın şahsına değil, hukuka ve kamuya karşı sorumludur.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerinden bürokratik vesayet eleştirisini sürdüren Dervişoğlu, “Eğer Erdoğan’a seçimi kaybettirecek bütün aktörleri, bürokrasisi teker teker temizliyor ve Erdoğan’ın yolunu açıyorsa; Erdoğan’ı yeniden cumhurbaşkanı olarak halk mı seçmiş olacak, yoksa bürokrasi mi?” sorusunu yöneltti.

“Mehmetçiğin Aramco'nun Lejyoneri Yapılmasına Hayır Diyoruz”

Türkiye'nin dış politika ve güvenlik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, Suudi Arabistan ile ilişkilere ve konuşmasında “Mekke anlaşması” olarak nitelendirdiği düzenlemeye karşı çıktı.

Dervişoğlu, “İktidar sahiplerinin gözünde savaşın da barışın da kıymeti, koltuklarını korumaya ne kadar yaradığıyla ölçülmektedir. Şehit kanına ve vatan toprağına, bir makam arabası, bir özel sekreter, bir makam koltuğu kadar değer verilmemektedir.” ifadelerini kullandı.

Türk askerinin görev alanlarına ilişkin itirazını dile getiren Dervişoğlu, “İşte bu sebeple Mehmetçiğin Aramco’nun lejyoneri yapılmasına hayır diyoruz, Mekke anlaşmasına hayır diyoruz.” dedi.

“İktidar İçinde Bir İktidar, Devlet İçinde Bir Devlet Vardır”

Türkiye'de siyasi ve bürokratik güç merkezlerinin birbirinden ayrıştığını öne süren Dervişoğlu, mevcut yapının sürdürülebilir olmadığını savundu.

Dervişoğlu, “Bugün siyaset içinde bir siyaset vardır, yönetim içinde bir yönetim vardır. İktidar içinde bir iktidar, devlet içinde bir devlet vardır. Bu kaderin üstünde bir kader değildir. Bu, Erdoğan’ın düşüşüdür!” diye konuştu.

İktidarın kendi içindeki sorunların ülke yönetimini etkilediğini belirten Dervişoğlu, “Vesayete karşı gelip, daha beter bir vesayet; yıkımın üstüne gelip, daha beter bir yıkım; krizden sonra gelip, daha beter bir kriz; ayrımcılığın üzerine gelip daha beter bir ayrımcılık bıraktılar.” dedi.

Yolsuzluk İddialarının Araştırılması İçin TBMM'yi İşaret Etti

Kamu yönetimindeki usulsüzlük iddialarının kapsamlı biçimde araştırılmasını isteyen Dervişoğlu, sorumluların siyasi konumlarına bakılmaksızın ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.

Dervişoğlu, “Herkes yok olmadan bu düzenek durdurulmalıdır. Bu bünye kendi içinde iyileşemez. Siyasetin, bürokrasinin, atanmışın, seçilmişin içinde, bu soygunun neresinde kim varsa ortaya çıkarılmalıdır.” dedi.

Araştırma ve hesap verme süreçlerinin TBMM çatısı altında yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, “Bunun adresi de harp yönetmiş, sulh kararı vermiş, bir devlet kurmuş bu Gazi Meclis’tir!” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin çok partili hayata geçiş sürecine atıfta bulunan Dervişoğlu, “1950 yılında tek parti iktidarı, millî meşruiyetini yitirdiğini gördü ve iktidarı sandıkla milletin iradesine teslim etti. Bugün devletin makamlarında oturanlar o dersi tekrar tekrar okumalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

İktidar milletvekillerine ve kamu görevlilerine seslenen Dervişoğlu, “Yüklenmeniz gereken sorumluluğu üstlenin! Yarın tarih bu günleri yazarken, yalnızca soyanların değil, susanların adını da yazacaktır.” dedi.

“Ne Töremizden Ne Türklüğümüzden Ne de İnsanlığımızdan Vazgeçeceğiz”

Türkiye'nin siyasi ve toplumsal sorunlarının çözümünde ilkeli bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirten Dervişoğlu, siyasi mücadelelerinin temelinde hukuk, millî egemenlik ve toplumsal değerlerin bulunduğunu ifade etti.

Dervişoğlu, “İşte bu çürümüşlüğün karşısında, insanlığını muktedir olmakla değiştiren bu makam müptezelliğine karşı muzaffer olmanın ilk şartı ona benzememektir. Ne töremizden ne Türklüğümüzden ne de insanlığımızdan vazgeçeceğiz.” dedi.

Konuşmasının sonunda Orhun Yazıtları'na yeniden atıfta bulunan Dervişoğlu, “Milletin alın terine uzanan el töreye uzandı; bozamayacak! Devletin egemenliğini İmralı’nın kabulüne bağlayan el ‘il’e uzandı; bozamayacak!” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, “O emekli öğretmenin hakkını soracak olan biziz! Şehit anasının evladının kanını pazarlığa düşürtmeyecek olan biziz! Vurguncular da duysun, İmralı yolcuları da duysun: Üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe Türk milletinin ilini ve töresini kimse bozamaz! Bozamadılar, bozamayacaklar! İYİ Parti buradayken bozdurmayacağız!” dedi.

“Siyaseti Bir Halkla İlişkiler Kampanyası Olarak Görmüyorum”

Siyasi yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, kamuoyunda gündeme gelen tartışmalar yerine Türkiye'nin temel sorunlarına odaklandığını belirtti.

Dervişoğlu, “Ben, dünya makamları için kimseyle pazarlık yapmadım, yapmam. Ben, memleket hayrına olduğunu düşündüğüm bir konuyu birileri rahatsız olur korkusuyla konuşmaktan vazgeçmedim, vazgeçmem.” ifadelerini kullandı.

Siyasetin iletişim kampanyalarına indirgenmesine karşı olduğunu belirten Dervişoğlu, “Ben dijital platformlarda tiyatral yeteneklerini sergileyen bir performans sanatçısı değilim. Siyaseti bir halkla ilişkiler kampanyası olarak görmüyorum. Ajansların yönettiği bir ürün olmayı reddediyor, Türkiye’nin meselelerini ciddiyetle konuşuyorum. Böyle yapmaya da devam edeceğim.” dedi.

7 Kasım'da Trabzon'da Miting Düzenlenecek

İYİ Parti'nin siyasi çalışmalarına devam edeceğini belirten Dervişoğlu, 7 Kasım 2026 Cumartesi günü Trabzon'da düzenlenecek mitinge katılacağını açıkladı.

Dervişoğlu, “Hafta sonu 7 Kasım Cumartesi günü Trabzon’da olacağım. Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve ihanete bayrak açacağız! Tüm vatandaşlarımızı mitingimize davet ediyorum.” ifadelerini kullandı.

COP31 İçin İYİ Parti'nin İklim Manifestosu Açıklanacak

Konuşmasının son bölümünde iklim değişikliği konusuna da değinen Dervişoğlu, Antalya'da düzenleneceğini belirttiği Birleşmiş Milletler COP31 İklim Zirvesi kapsamında partisinin iklim politikalarını kamuoyuyla paylaşacağını duyurdu.

Dervişoğlu, “Hem dünyanın hem de ülkemizin her geçen gün daha da yakından hissettiği iklim değişikliği konusu, BM kapsamında COP31 platformuyla bu yıl Antalya’mızda ele alınacak.” dedi.

İYİ Parti'nin iklim değişikliğiyle mücadeleye ilişkin hazırlıklarını açıklayacağını belirten Dervişoğlu, “COP31 Zirvesi başladığında İYİ Parti iktidarında ülkemizin iklim değişikliğine nasıl hazırlanacağını manifestomuzla kamuoyuna ilan edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Partisinin Türkiye'yi yönetmeye hazır olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, “İYİ Parti, iklim değişikliği dahil, tüm konularda Türkiye’yi yönetme ve Türk milletini müreffeh bir geleceğe taşımaya hazırdır.” dedi.

Siyasi mücadelelerini sürdüreceklerini belirten İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, konuşmasını “İsteyen, yapay gündemlerle kendine yol açmakla meşgul olabilir. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Bu mücadeleyi, ta ki bu ülkenin hakiki kurtuluş güneşi bu büyük milleti ışıtana kadar, son nefese, son nefere kadar da sürdüreceğiz. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.” sözleriyle tamamladı.