İYİLİK YAP DENİZE AT; BALIK BİLMEZSE CUMHA BİLİR!

İYİLİK YAP DENİZE AT; BALIK BİLMEZSE CUMHA BİLİR!

cumha.com.tr, CUMHA Cumhur Haber Ajansı abonesi olan tarafsız bir haber platformudur. Köşe yazıları bölümünde yayımlanan içerikler, yazarların şahsi görüş ve değerlendirmelerinden oluşur. Platform, her görüşten yazara alan açan çok sesli yayın anlayışıyla farklı fikirlerin özgürce ifade edildiği tarafsız bir yayın zemini sunar.

Ekim 11, 2026 - 10:38

Merhametin unutulmadığı, iyiliğin karşılıksız bırakılmadığı bir memlekete dair…

“İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir.”

Kadimden beri dillerde dolaşan bu hikmetli söz, insanın insana karşı taşıdığı mesuliyeti, merhametin ulviyetini ve karşılık beklemeden yapılan iyiliğin kıymetini anlatır. Lâkin bu defa birileri, denize atılan iyilikleri hatırlamakla kalmadı; onları bulup çıkardı, görünür kıldı ve mükâfatlandırdı.

CUMHA Haber Ajansı öncülüğünde düzenlenen 7. Merhamet ve Emek Ödül Töreni, işte tam da bu düsturun ete kemiğe bürünmüş hâliydi. Öyle ki artık gönül rahatlığıyla diyebiliriz: “İyilik yap denize at; balık bilmezse CUMHA bilir!”

Kim bilir, nice insan yaptığı iyiliğin bir gün hatırlanacağını dahi düşünmeden yaşadı. Kimi bir yetimin başını okşadı, kimi bir garibin yükünü hafifletti, kimi de kimsenin görmediği bir köşede insanlığın haysiyetini muhafaza etti. Onlar için mükâfat değil, bir gönle dokunabilmekti asıl mesele. Ne var ki iyilik, bazen sessizliğe mahkûm edilse de er ya da geç bir vicdanda yankısını buluyordu.

Kimi, bulduğu altını sahibine teslim ederek dürüstlüğün hâlâ yaşadığını gösterdi. Kimi camiyi temizleyerek ibadethanesine hizmet etti. Kimi, bir şehit ailesine ücretsiz döner ikram ederek vefanın yalnızca sözden ibaret olmadığını ispatladı. Kimi de simit satarak evinin rızkını kazanmaya çalışan bir çocuğun, kendi imkânlarıyla sokak hayvanlarını doyurmasına vesile olan merhametiyle gönüllere dokundu.

Bunlar, bir ödülün ötesinde, insanlığın hâlâ tükenmediğinin nişaneleriydi.

Belki de nice iyilik, bu memlekette görülmeden yapıldı; bilinmeden unutuldu. İyilik edenler, yaptıklarının karşılıksız kalmasına alıştı. Hatta kimi zaman iyiliklerinin gün gelip kendi aleyhlerine kullanılacağını bile bile yine de ellerini uzattılar. Çünkü merhamet, her insanda aynı surette tecelli etmese de onu taşıyan gönülde yaşamaya devam eder.

İşte bir iyilik, bir gün kameralara takıldı. Bir başka iyilik, bir vicdanın dikkatinden kaçmadı. Ve CUMHA Haber Ajansı, bu iyilikleri yalnızca haberleştirmekle kalmayıp sahiplerini ödüle lâyık gördü.

Zira bazı emekler alkışlanmayı değil, hatırlanmayı bekler. Bazı insanlar ise hayatın bütün hoyratlığına rağmen iyilikten vazgeçmemeleriyle takdiri hak eder.

Ben de bu vesileyle Muhammet Enes’e hakettiği ödülü verirken şu sözleri dile getirdim:

“Kim bizim merhamet damarımızı kurutmak isterse istesin, biz inadına yeşereceğiz! İnadına iyiliği hatırlayacak, inadına emeğin hakkını teslim edecek, inadına merhameti yaşatacak ve ödüllerimizi dağıtmaya devam edeceğiz. Çünkü bu topraklarda iyilik, birkaç nankörün gölgesinde kuruyup gidecek kadar âciz değildir.”

Haksız mıydım?

Söyleyin, hangimiz yaptığımız iyilik yüzünden incinmedik? Hangimiz hayrına koştuğumuz birinden şer görmedik? Hangimiz bir vakit başımızı iki elimizin arasına alıp “Ben bunu hak edecek ne yaptım?” diye sormadık? Hangimiz bir vefasızlık karşısında içimizi Allah’a döküp, “Ben seni Allah’a havale ediyorum.” demedik?

İnsan bazen en samimi niyetinden yara alır. En temiz duygusuyla uzattığı el, bir gün kendisine uzanan bir haksızlığın sebebi olur. İyilik ettiği kapıdan incinerek çıkar; merhamet gösterdiği gönülden kırılarak döner. Ve nihayetinde kendi kendine şu suali sorar: “Bunca yaşanmışlıktan sonra bir daha iyilik etmeye değer mi?”

İşte asıl imtihan da burada başlar.

İyiliğin kıymetini bilmeyenler var diye iyilikten vaz mı geçelim? Birileri vefasız çıktı diye vefayı mı terk edelim? Birileri merhameti istismar etti diye gönlümüzün kapısına kilit mi vuralım?

Hayır!

İyiliğimizin karşılığını her zaman insanlardan alamayabiliriz; lâkin bu, iyilikten vazgeçmemiz için bir sebep değildir. Zira iyilik, yalnızca karşımızdakinin kim olduğunu değil, bizim kim olduğumuzu da gösterir.

Elbette her iyiliğin karşılığında boynumuzu eğmek, her nankörlüğe sine germek mecburiyetinde değiliz. Merhamet, insanın kendisini tüketmesi demek değildir. İyilik etmek, istismar edilmeye razı olmak da değildir. Lâkin yaşadığımız kırgınlıkların, içimizdeki insanlığı öldürmesine de müsaade etmemeliyiz.

Ayaklarımız iyilik yolunda yara alsa da yeniden yürümeyi öğrenmeliyiz. Dallarımız kırılsa da köklerimizi muhafaza etmeliyiz. Birileri merhametimizi kurutmaya çalışsa da biz inadına yeşermeliyiz.

Çünkü bu toprakların merhamete, vefaya, alın terine ve karşılıksız iyiliğe ihtiyacı var. Çünkü bir çocuğun sokak hayvanlarını doyurması da bir şehit ailesine uzanan el de bir camiyi temizleyen sessiz emek de bu memleketin manevi hazinesidir.

Ve o hazineyi muhafaza etmek, yalnızca iyilik edenlerin değil, iyiliği görenlerin de vazifesidir.

CUMHA Haber Ajansının yedincisini düzenlediği Merhamet ve Emek Ödül Töreni, bana göre işte bu vazifenin bir tezahürüydü. Görünmeyeni görünür kılmak, unutulanı hatırlamak, sessiz kalanın sesini duyurmak ve iyiliğin hâlâ bu memlekette karşılık bulduğunu göstermek…

Emeğe, merhamete ve iyiliğe kıymet veren CUMHA Haber Ajansına; bu anlamlı organizasyonda alın teri döken herkese gönülden teşekkür ediyorum.

Varsın iyiliğimizden incinelim; yeter ki insanlığımızdan eksilmeyelim. Varsın dallarımız kırılsın; yeter ki kökümüz merhametten kopmasın.

Ve unutulmasın:

İyilik yap denize at… Balık bilmezse Hâlık bilir. Ama bazen bir haber ajansı çıkar, o iyiliği bulur; sahibini bulur ve bütün memlekete hatırlatır.

Balık bilmezse CUMHA bilir!

Sevdikleriniz için hoş kalın