İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay: “İklim Krizine Karşı Sihirli Kelime Verimlilik”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Gaziantep’te düzenlenen “COP31’e Doğru: Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu” programında iklim kriziyle mücadelede yerel yönetimlerin sorumluluklarını değerlendirdi. Karbon emisyonlarının azaltılması, dirençli şehirlerin oluşturulması ve gerçekçi eylem planlarının hazırlanması gerektiğini belirten Tugay, enerji ve su kaynaklarının verimli kullanılmasının önemine dikkat çekti. İzmir’in karbon nötr hedefi için 20 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı hesaplandığını açıklayan Tugay, iklim krizinin yalnızca finansman ve mevzuat değil, aynı zamanda toplumsal bir kültür meselesi olduğunu vurguladı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen “COP31’e Doğru: Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu” programında iklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerin üstlenmesi gereken sorumlulukları anlattı. Karbon emisyonlarının azaltılması ve şehirlerin iklim krizinin etkilerine karşı dirençli hale getirilmesinin iki temel öncelik olduğunu belirten Tugay, “Bizler yeni enerji yatırımları ya da su yatırımları için kaynak arıyoruz ama ben sihirli kelimenin ‘verimlilik’ olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi Vakfı (WALD), Birleşmiş Milletler, Sıfır Atık Vakfı, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ve UCLG-MEWA iş birliğiyle düzenlenen programda, COP31 sürecine yerel yönetimlerin katkılarının artırılması ele alındı.
Programın “İklim Eylemi için Yerel Liderlik ve Çok Düzeyli İklim Yönetişimi” başlıklı Üst Düzey Belediye Başkanları Oturumu’nda konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, iklim krizinin yalnızca geleceğe ilişkin bir tehdit olmadığını, mevcut koşullarda doğrudan etkileri hissedilen bir sorun haline geldiğini ifade etti.
“Karbon Emisyonunu Azaltmalı ve Dirençli Şehirler Oluşturmalıyız”
İklim kriziyle mücadelede yerel yönetimlerin iki temel görevi bulunduğunu belirten Tugay, emisyon azaltımının yanında mevcut iklim koşullarına uyum sağlayacak politikaların da hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Tugay, “Biri karbon emisyonunu azaltma, ikincisi iklim krizi kaynaklı problemlere karşı şehirlerimizin uyumunu sağlamak ya da başka bir anlamıyla dirençli şehirler oluşturmak. Karbon emisyonunu azaltmak için bir şeyler yapmamız lazım ama bir de yaşadığımız çok fazla sorun var; bunlarla ilgili de bir adaptasyon programımızın olması lazım.” ifadelerini kullandı.
Atmosferde birikmiş karbonun etkilerinin kısa sürede ortadan kalkmayacağına dikkat çeken Tugay, şöyle devam etti:
“Bugün sihirli bir değneğimiz olsa ve karbon emisyonunu sıfırlasak bile mevcut karbonun ve onun sebep olduğu ısınmanın etkilerinin geri dönmesi için kimileri 30, kimileri 50 yıl gerektiğini söylüyor. Ben 59 yaşındayım. Bu, benim için iklim krizinin bitme ihtimali yok demektir. Bizim gibi yaşlarda olan herkes için aynı durum geçerli. Biz artık bu şartlarda yaşamayı öğrenmek ve gerekeni yapmak zorundayız.”
“Mutlaka Gerçekçi Eylem Planlarımız Olmalı”
İklim krizinin ortaya çıkmasında insan faaliyetlerinin belirleyici rol oynadığını ifade eden Tugay, fosil yakıt kullanımı, aşırı tüketim ve atık yönetimindeki sorunların mevcut tabloyu ağırlaştırdığını belirtti.
Tugay, “Fosil yakıtların kullanımıyla beraber 150 yılda dünya bu hale geldi ve bundan biz sorumluyuz. Aşırı tüketerek de ürettiğimiz atığı doğru yönetemeyerek de biz sorumluyuz. Madem bu dünyayı biz bu hale getirdik, bizden sonraki nesiller ve dünyadaki tüm canlılar için mutlaka karbon emisyonu azaltım programlarını uygulamalıyız.” dedi.
Yerel yönetimlerin öncelikli sorumluluğunun şehirleri, insanları ve doğal yaşamı iklim krizinin etkilerine hazırlamak olduğunu vurgulayan Tugay, sürdürülebilir enerji, iklim, ulaşım ve yeşil şehir planlarının uygulanabilir hedeflere dayanması gerektiğini kaydetti.
Tugay, “Ancak yerel yöneticilerin daha öncelikli görevi; şehirleri, insanları, doğayı mevcut şartlarıyla iklim krizinin etkilerine hazırlamak ve adaptasyon programı uygulamaktır. Ne durumda olduğumuzu net görmeliyiz, mutlaka gerçekçi eylem planlarımız olmalı. Sürdürülebilir enerji iklim eylem planları, yeşil şehir eylem planları, ulaşım planları gibi tüm çalışmalara içselleştirilerek başlanması gerektiğini düşünüyorum. Bunların mutlaka katılımcı süreçlerle hazırlanması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“İklim, Bir Kültür Konusudur”
İklim değişikliğiyle mücadelede yalnızca yasal düzenlemelerin ve mali kaynakların yeterli olmayacağını belirten Tugay, toplumun bütün kesimlerinin ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getirdi.
İklim bilincinin bireylerden kamu kurumlarına, özel sektörden üniversitelere kadar geniş bir katılımla oluşturulması gerektiğini ifade eden Tugay, iklim krizine karşı mücadelenin öncelikle bir kültür meselesi olduğuna dikkat çekti.
Tugay, “Her bir insanımıza düşen görevler var ama bu işi yönetenlere de düşen önemli görevler var. Sadece yönetenlerin vereceği kararlarla bunların düzeleceğini düşünmek de gerçekçi değil. Vatandaşların aktif olarak parçası olduğu çalışmalar yapmamız gerekiyor.” diye konuştu.
“İzmir’in Karbon Nötr Hedefi İçin 20 Milyar Dolar Gerekiyor”
İklim değişikliğiyle mücadelede su, gıda ve enerji güvenliğinin öncelikli başlıklar arasında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tugay, altyapı yatırımlarının finansmanında karşılaşılan güçlükleri de gündeme taşıdı.
Dünya genelinde 2040 yılına kadar yapılması gereken altyapı yatırımları için 106 trilyon dolarlık kaynak ihtiyacından söz edildiğini aktaran Tugay, İzmir'in karbon nötr hedefi için yapılan hesaplamaları paylaştı.
Tugay, “Yatırım için, projeler için paraya ihtiyaç var; doğru. 2040’a kadar dünyada yapılması gereken altyapı yatırımları için toplam 106 trilyon dolar gerektiği söyleniyor. Biz de İzmir’de karbon nötr olmamız için bir hesap yaptık ve 20 milyar dolar çıktı. Bunlar çok büyük paralar. Kimsenin bunun altından kalkabilmesi mümkün değil.” ifadelerini kullandı.
“Yatırım-Fayda Dengesini Çok İyi Gözetmeliyiz”
Yerel yönetimlerin yatırım kararlarında maliyet, uygulanabilirlik ve sağlanacak faydayı birlikte değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Tugay, büyük finansman kuruluşlarıyla belediyelerin proje ölçekleri arasında farklılıklar bulunduğuna işaret etti.
Tugay, “Yerel yöneticilere düşen sorumluluk, projelerimizi önceliklendirirken fizibilitesini, verimliliğini, yatırım-fayda dengesini çok iyi gözeterek yapmak. Yatırım bankaları büyük ölçekli projelere finansman sağlama eğiliminde. Oysa yerel yönetimlerin çoğu da küçük veya orta ölçekli projeler hazırlama eğiliminde.” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İLBANK'ın SURFF girişimine de değinen Tugay, platformun belediyelerin proje geliştirme ve finansmana erişim süreçlerine katkı sunabileceğini belirtti.
Tugay, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İLBANK’ın SURFF adlı Türkiye’de çok yeni bir girişimi, platformu var. Burada hem yerel yönetimlere proje hazırlamada destek olunacak hem de ülkeler platformuyla yatırım bankalarının doğru şekilde görmesi sağlanacak. Bu, yerel yöneticiler için bence çok önemli bir fırsat.” açıklamasında bulundu.
“Sihirli Kelime Verimlilik”
İklim politikalarında yeni yatırımlar kadar mevcut kaynakların etkin kullanılmasının da önem taşıdığını vurgulayan Tugay, enerji ve su verimliliğinin yerel yönetimlerin temel çalışma alanları arasında bulunması gerektiğini söyledi.
Tugay, “Bizler yeni enerji yatırımları ya da su yatırımları için kaynak arıyoruz ama ben sihirli kelimenin ‘verimlilik’ olduğunu düşünüyorum. Yerel yönetimlerin önce kendi kurumlarıyla ve şehirdeki tüm ilgili kurumlarla beraber enerji verimliliği üzerine çalışması lazım.” dedi.
Sanayi kuruluşlarının enerji tüketimindeki payına dikkat çeken Tugay, enerji verimliliği politikalarının sanayicilerle iş birliği içerisinde geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Tugay, “Enerjiyi en fazla tüketenler sanayicilerdir ve sanayicilerle oturulması lazım, sanayicilerle enerji verimliliği konusunda çalışılması lazım. Su verimliliği konusunda da mutlaka çiftçilerle çalışılması lazım.” ifadelerini kullandı.
“İzmir’de Çiftçilere Verimli Sulama Desteği Sağlıyoruz”
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin tarımsal sulamada su tasarrufunu artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirten Tugay, çiftçilerin daha verimli sulama yöntemlerine geçişinin desteklendiğini açıkladı.
Tugay, “Biz bu konuda İzmir’de çok yoğun çaba gösteriyoruz. Çiftçilerimizin daha iyi sulama teknikleriyle daha verimli su kullanımlarını sağlamak için çok fazla destek sağlıyoruz.” diye konuştu.
Enerji ve su verimliliği çalışmalarının SURFF girişimiyle birlikte değerlendirilmesi ve katılımcı yönetim anlayışıyla yürütülmesi gerektiğini kaydeden Tugay, İzmir'de oluşturulan vatandaş meclislerine de değindi.
Tugay, “İzmir’de her ilçede ayrı bir vatandaş meclisi ve onlardan da bir il vatandaş meclisi oluşturduk. Gençlik meclisi, kadın meclisi var ve bunlar sadece iklim için… Buraların çok olumlu sonuçları olacağına inanıyorum.” dedi.
“Kuraklık En Ağır ve Keskin Problemlerden Biri”
Konuşmasının son bölümünde iklim krizinin günlük yaşam üzerindeki etkilerini değerlendiren Tugay, kuraklık, aşırı sıcaklıklar, orman yangınları ve tarımsal üretimde yaşanan güçlüklerin giderek daha fazla hissedildiğini ifade etti.
Tugay, “İşin ciddiyetinin ne olduğuna dair sonuçları aslında herkes yaşıyor. Kuraklık en ağır ve keskin problemlerden biri. Sıcaklık dalgaları ile beraber yaşanan büyük orman yangınları var. Tarım yapan insanlar anormal iklim şartlarından dolayı aşırı stres altında. Şehirdeki insanlar da iklim krizinin dolaylı etkilerini yaşıyor.” açıklamasında bulundu.
Avrupa'da yaşanan aşırı sıcak hava dalgalarının şehirlerin hazırlık düzeyindeki eksiklikleri ortaya koyduğunu belirten Tugay, özellikle Orta Avrupa'da daha önce görülmeyen sıcaklıklarla karşılaşıldığını söyledi.
Tugay, “Özellikle Orta Avrupa, hayatında görmediği kadar aşırı sıcak hava dalgalarını gördü. O kadar hazırlıksızlardı ki klima sistemleri yeterli değildi. Tam rakamı hiç kimse bilmiyor ama çok sayıda insan aşırı sıcak hava dalgaları nedeniyle hayatını kaybetti. Aynı şey dünyanın her tarafında yaşanıyor.” ifadelerini kullandı.
İklim krizinin yalnızca çevresel etkilerle sınırlı olmadığını, toplum sağlığı ve psikolojik koşullar üzerinde de sonuçlar doğurduğunu belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Hava kirliliğini de bununla bağlantılandırabiliriz. Toplumun artan stresini de kesinlikle küçümsememek gerekir.” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.