KBRN Uzmanı Sümeyra Uçar: “Zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirme planı uygulanabilir askeri seçenek değil”
KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer) Tehditleri Uzmanı Sümeyra Uçar, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü için kaleme aldığı analizde, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının askeri operasyonla ele geçirilmesi senaryosunu teknik, lojistik, stratejik ve KBRN riskleri açısından değerlendirdi. Uçar, böyle bir girişimin teoride tartışılabileceğini ancak sahada “fantastik bir bilim kurgu senaryosuna daha yakın” göründüğünü belirtti.
KBRN Tehditleri Uzmanı Sümeyra Uçar, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının askeri bir operasyonla ele geçirilmesi ihtimalini değerlendirdi. Uçar, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü için kaleme aldığı yazıda, söz konusu senaryonun yalnızca askeri değil, teknik, lojistik, stratejik, politik ve KBRN kriz yönetimi boyutlarıyla ele alınması gerektiğini ifade etti.
Uçar, İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının tek bir yeraltı kompleksinde toplanmış olabileceğine ilişkin analizlerin ilk bakışta askeri operasyon ihtimalini teorik olarak gündeme getirdiğini belirterek, “Çok katmanlı bir analiz yapıldığında ise söz konusu operasyonun gerçekçi bir seçenek olmaktan ziyade sınırları son derece zorlayacak bir ihtimal hatta pratikte ‘uygulanamaz’ bir senaryo olduğu ortaya çıkmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Uranyum İran’ın müzakere gücünün merkezinde yer alıyor”
Açık kaynaklı değerlendirmelere göre İran’ın yaklaşık 400-450 kilogram seviyesinde yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş uranyuma, ayrıca yüzde 20 seviyesinde yüzlerce kilogram ve daha düşük zenginlik oranlarında tonlarca materyale sahip olduğuna dikkat çeken Uçar, yüzde 60 zenginlik seviyesinin silah sınıfı kabul edilen yüzde 90 seviyesine oldukça yakın olduğunu kaydetti.
Uçar, bu materyalin yalnızca teknik bir nükleer unsur olmadığını vurgulayarak, “Bu nedenle söz konusu materyaller yalnızca teknik bir nükleer unsur değil aynı zamanda İran’ın müzakere gücünün merkezinde yer alan stratejik bir kaldıraçtır.” ifadesini kullandı.
Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı Rafael Grossi, İran’ın yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş uranyumunun önemli bir bölümünün İsfahan’daki tünel kompleksinde bulunmasının muhtemel olduğunu söyledi. Grossi, “Yaygın varsayım materyalin hâlâ orada olduğu yönünde.” açıklamasında bulundu.
“Bu, ele geçirilen mühimmatın hızla tahliye edilmesi değildir”
Uçar, zenginleştirilmiş uranyumun fiziksel yapısının klasik askeri hedeflerden farklı bir kategori oluşturduğunu belirtti. Materyalin büyük bölümünün uranyum hekzaflorür, yani UF₆ formunda depolandığı varsayımının taşınabilirlik açısından bazı avantajlar sunsa da bu avantajların yalnızca kontrollü endüstriyel süreçlerde geçerli olduğunu ifade etti.
UF₆’nin özel silindirlerde ve yüksek güvenlik standartlarına sahip taşıma konteynerlerinde muhafaza edildiğini aktaran Uçar, “Bunlar sıradan konteynerler değildir.” değerlendirmesini yaptı. Uçar, bu sistemlerin darbe, yangın ve basınca dayanıklı olacak şekilde tasarlandığını, kalın metal gövdeli olduklarını ve çoğu zaman 10 tonun üzerinde ağırlığa sahip bulunduklarını belirtti.
Uçar, “Burada söz konusu olan materyal ele geçirilen bir mühimmatın veya dokümanın hızla tahliye edilmesi değildir. Aksine son derece ağır, hassas ve riskli bir nükleer materyalin, kontrollü koşullar altında yerinden çıkarılması ve taşınmasıdır.” ifadelerini kullandı.
Operasyonun günler sürebileceği vurgusu
Analizde, böyle bir operasyonun birkaç saatlik bir müdahale olarak görülemeyeceği, ağır yüklerin taşınmasının vinç sistemleri, özel platformlar ve koordineli lojistik altyapı gerektireceği belirtildi. Uçar, bu nedenle operasyonun sahada uzun süreli hâkimiyet gerektirebileceğini kaydetti.
New York Post’un haberinde de ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki yaklaşık 1.000 pound, yani 450 kilogram uranyumu ele geçirmek için yüksek riskli bir baskın seçeneğini değerlendirdiği öne sürüldü. Haberde emekli General Joseph Votel’in, “Bu hızlı bir gir-çık işi değil.” sözlerine yer verildi.
Washington Post’un aktardığı değerlendirmelerde ise planın, nükleer materyalin çıkarılması için ağır ekipman ve destek personeli gerektirebilecek çok kapsamlı bir operasyon anlamına geldiği belirtildi. Haberde Mick Mulroy’un, “Bu, tarihteki en büyük ve en karmaşık özel operasyonlardan biri olabilir.” değerlendirmesi aktarıldı.
“İran bunu egemenliğine doğrudan tehdit sayacaktır”
Uçar, İran’a yönelik böyle bir girişimin yalnızca teknik boyutla sınırlı kalmayacağını vurguladı. Operasyonun başlaması halinde Tahran’ın bu adımı egemenliğine doğrudan tehdit olarak değerlendireceğini belirten Uçar, krizin yalnızca İran ile sınırlı kalmayabilecek bölgesel sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
Uçar, operasyon süresinin uzaması durumunda İran’ın veya bölgedeki müttefik aktörlerin karşı saldırı kapasitesinin ciddi bir değişken haline geleceğini belirtti. Uçar, hedef bölgeye yönelik füze saldırıları, asimetrik müdahaleler veya bölgesel gerilimi tırmandıracak adımların operasyonu stratejik açıdan sürdürülemez kılabileceğini kaydetti.
KBRN riski: “Operasyon alanı kimyasal tehdit bölgesine dönüşebilir”
Analizde, KBRN risklerinin senaryoyu daha da kırılgan hale getirdiği vurgulandı. Uçar, uranyum hekzaflorürün çevresel koşullarda açığa çıkması halinde nemle reaksiyona girerek hidrojen florür, yani HF gazı oluşturduğunu belirtti.
HF gazının son derece toksik ve aşındırıcı olduğunu ifade eden Uçar, “Özellikle kapalı alanlarda hızla ölümcül konsantrasyonlara ulaşabilmektedir.” değerlendirmesini yaptı. Uçar, askeri operasyon sırasında konteynerlerin zarar görmesi ya da kontrolsüz açığa çıkma yaşanması halinde operasyon alanının anında kimyasal tehdit bölgesine dönüşebileceğini kaydetti.
Radyolojik riskin alfa parçacıkları nedeniyle dış maruziyet bakımından daha düşük görünebileceğini belirten Uçar, partikül formda solunma veya iç kontaminasyon durumunda ölümcül ve uzun vadeli etkilerin ortaya çıkabileceğini ifade etti. Uçar, “Bu bağlamda operasyon yalnızca askeri bir müdahale olmaktan çıkacak, potansiyel bir KBRN krizine dönüşebilecektir.” dedi.
“İran gerçekten uranyumu tek bir lokasyonda mı tutuyor”
Uçar, senaryonun en temel belirsizliklerinden birinin İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu gerçekten tek bir lokasyonda tutup tutmadığı olduğunu belirtti. Nükleer programların doğası gereği yüksek değerli materyallerin dağıtılmış, gizli ve gerektiğinde hızla taşınabilir şekilde yönetilebildiğini kaydetti.
Uçar, sınırlı zaman dilimine ait uydu görüntülerine dayanarak tüm stokların tek bir yerde bulunduğunu varsaymanın analitik açıdan zayıf bir çıkarım olduğunu belirtti. İran’ın materyalin bir kısmını daha önce farklı lokasyonlara taşımış veya paralel depolama yapıları kullanmış olabileceğini ifade etti.
Bulletin of the Atomic Scientists tarafından yayımlanan analizde, İran’ın Haziran saldırılarından önce yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun önemli bölümünü, hatta tamamını İsfahan’a transfer etmiş olabileceği değerlendirildi. Analizde, 9 Haziran 2025 tarihli uydu görüntülerinde İsfahan’daki yeraltı kompleksinin güney tünel girişi önünde konteyner yüklü bir kamyon görüldüğü belirtildi.
“Hedef seti dahi belirsiz hale gelebilir”
Uçar, İran’ın 12 Gün Savaşı sırasında materyalin güvenli şekilde başka bir ülkeye nakledildiğini dile getirdiğini hatırlatarak, bu ihtimalin operasyon planlamasını daha da belirsiz hale getirdiğini kaydetti. Uçar, “Eğer durum gerçekten böyleyse, operasyonun hedef seti dahi belirsiz hale gelecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Analizde, tüm unsurlar birlikte değerlendirildiğinde zenginleştirilmiş uranyumun askeri operasyonla ele geçirilmesi senaryosunun teorik düzeyde tartışılabileceği ancak pratikte başarıyla sonuçlanma ihtimalinin son derece düşük olduğu vurgulandı.
Uçar, bu tür bir girişimin “teknik hem de stratejik açıdan son derece karmaşık, yüksek riskli ve çok sayıda değişkene bağlı” olduğunu belirterek, “Daha açık bir ifadeyle, bu senaryo ancak ‘belirli varsayımların kusursuz şekilde gerçekleştiği’ bir çerçevede anlam kazanmaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Diplomatik araçlar daha sürdürülebilir yaklaşım”
KBRN Tehditleri Uzmanı Sümeyra Uçar, mevcut koşullar altında böyle bir operasyonun uygulanabilir bir askeri seçenek olmaktan uzak olduğunu belirtti. Uçar, “Bu nedenle söz konusu operasyon, mevcut koşullar altında değerlendirildiğinde, uygulanabilir bir askeri seçenekten ziyade fantastik bir bilim kurgu senaryosuna daha yakın görünmektedir.” değerlendirmesini yaptı.
Uçar, uluslararası sistemin gerçekleri, nükleer materyalin fiziksel özellikleri ve KBRN riskleri birlikte ele alındığında rasyonel stratejinin askeri ele geçirme girişimi yerine nükleer kapasitenin sınırlandırılması ve denetlenmesine odaklanan diplomatik araçlar üzerinden şekillenmesi gerektiğini kaydetti.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI