Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: “Ayasofya’da her adımı bilimsel hassasiyetle atıyoruz”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy: “Ayasofya’da her adımı bilimsel hassasiyetle atıyoruz”

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nde Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı restorasyon çalışmalarında yeni aşamaya geçiliyor. Statik analizlerle güçlendirme ihtiyacı belirlenen mihrap yönündeki doğu yarım kubbede çelik çalışma platformu kurulacak; mozaik, kalem işi ve mermer yüzeyler koruma altına alınırken ibadet ve ziyaret geçici düzenlemelerle devam edecek.

Eylül 11, 2026 - 11:01

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi’nin korunması ve gelecek nesillere güvenle aktarılması amacıyla yürütülen restorasyon, konservasyon ve güçlendirme çalışmalarında yeni bir aşamaya geçiliyor. Ana kubbedeki uygulamalar planlanan takvim doğrultusunda sürerken, uzmanların modelleme ve statik analizlerle güçlendirme ihtiyacı tespit ettiği mihrap bölümündeki doğu yarım kubbede de çalışmalar başlayacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, Bilim Heyeti ile Koruma Kurulunun karar ve denetimleri doğrultusunda yürütülen çalışmalar kapsamında doğu yarım kubbeye güvenli erişim sağlayacak çelik çalışma platformu kurulacak. Çalışmalar sırasında Ayasofya’daki ibadet ve ziyaret akışı oluşturulacak geçici düzenlemelerle sürdürülecek.

Ana Kubbede Mozaik Konservasyonu Sürüyor

Ana kubbe için kurulan çelik platform üzerinde mozaik konservasyon çalışmalarına devam ediliyor. Çalışma iskelesinde toz temizliğinin yanı sıra mozaik yüzeylerinin korunması amacıyla “facing” olarak adlandırılan, yüzeylerin geçici biçimde bezle desteklenmesi uygulaması gerçekleştiriliyor.

Ana kubbenin üzerinde geçici çelik çatı kurulumu tamamlanırken kurşun kaplamaların kontrollü biçimde açılmasına yönelik çalışmalar da sürüyor.

Doğu Yarım Kubbede Güçlendirme İhtiyacı Belirlendi

Uzmanlar tarafından gerçekleştirilen modelleme ve statik analizlerde doğu yarım kubbenin güçlendirilmesi gerektiği tespit edildi. Yapısal güçlendirmeyle birlikte yarım kubbenin iç yüzeyindeki mozaik ve kalem işi bezemelerde konservasyon çalışmaları yürütülecek.

Doğu yönündeki mihrap duvarında bulunan mermer yüzeylerde de temizlik, konservasyon ve onarım gerçekleştirilecek. Uygulamaların güvenli ve kontrollü yürütülebilmesi için doğu yarım kubbenin iç yüzeyine erişim sağlayacak çelik çalışma platformunun kurulumuna başlanacak.

Özgün Mihrap, Minber ve Zemin Koruma Altına Alınacak

Platform kurulumu öncesinde çalışma alanının sınırları oluşturulacak. Yapının iç mekândaki görsel bütünlüğünü korumak amacıyla özel baskılı brandalar hazırlanırken, ibadetin devam edebilmesi için geçici mihrap ve minber yerleştirilecek.

Çalışma alanındaki özgün mihrap ve minber başta olmak üzere tarihî mimari elemanlar fiziki koruma sistemleriyle güvence altına alınacak. Platform imalatı için gerekli sınırlı noktalardaki ahşap seki ve mermer döşemeler uzman restoratörlerin gözetiminde kontrollü ve kısmi olarak sökülecek. Bölgede bulunan avizelerin sökümü de koruma tedbirleri kapsamında gerçekleştirilecek.

Özgün mermer döşemelerin yükten ve aşınmadan korunması amacıyla çok katmanlı yükseltilmiş döşeme sistemi oluşturulacak. Platform kurulmadan önce zemin yükleme ve titreşim testleri yapılarak uygulamanın güvenliği bilimsel veriler üzerinden kontrol edilecek.

Hazırlıkların ardından Bilim Heyeti ve Koruma Kurulu tarafından onaylanan proje doğrultusunda ana platform sistemi kurulacak. Platform malzemelerinin taşınması ve montajında tarihî dokuyu koruyacak yöntemler ve uygun iş ekipmanları kullanılacak.

Mozaiklerden Mermerlere Kapsamlı Konservasyon

Çelik platform tamamlandıktan sonra ikinci aşamaya geçilecek. Platform üzerinde doğu yarım kubbe seviyesine güvenli erişim sağlayacak çalışma iskelesi ile restorasyon uygulamalarında kullanılacak ek çelik sistemler kurulacak.

İç mekân estetiğinin korunması için çalışma alanlarına cephe ve kubbe görsellerinin bulunduğu özel baskılı brandalar yerleştirilecek. Hazırlıkların tamamlanmasının ardından doğu yarım kubbede yapısal güçlendirme ile mozaik, kalem işi ve mermer yüzeylerin konservasyonuna başlanacak.

Yarım kubbenin taşıyıcı sistemi güçlendirilecek, mermer yüzeylerde temizlik ve onarım yapılacak, uygun olmayan beton mermer dışlıklar yapıdan uzaklaştırılacak. Mozaikler ise ayrıntılı biçimde belgelenerek konservasyon çalışmalarına alınacak.

Kurulacak platform, restorasyon ekiplerine güvenli çalışma alanı sağlarken Ayasofya’daki ibadet ve ziyaret akışı da oluşturulacak geçici düzen içerisinde devam edecek.

Bakan Ersoy: “Doğu Yarım Kubbede Yeni Bir Aşamaya Geçiyoruz”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Ayasofya’daki çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda ilerlediğini belirtti.

Ersoy, ana kubbedeki güçlendirme ve konservasyon uygulamaları devam ederken doğu yarım kubbede yeni aşamaya geçileceğini açıklayarak, “Mozaik, kalem işi ve mermer yüzeylerdeki konservasyon ile yapısal güçlendirme uygulamalarının güvenle yürütülebilmesi için doğu yarım kubbeye erişim sağlayacak çelik çalışma platformunun kurulumuna başlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Çalışmaların denetimine ilişkin Ersoy, “Bilim Heyetimiz ve Koruma Kurulumuzun denetiminde ilerleyecek çalışmalar boyunca ibadet ve ziyaret akışı da gerekli geçici düzenlemelerle devam edecek.” dedi.

Ersoy, Ayasofya’nın özgün dokusunun korunmasına vurgu yaparak, “Her adımı bilimsel hassasiyetle atıyor, dünya kültür mirasının bu eşsiz eserini özgün dokusuyla koruyoruz.” açıklamasında bulundu.

Doç. Dr. Ökten: “Ana Kubbenin Yarım Kubbelerle Birlikte Güçlendirilmesine Gerek Görüldü”

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi Bilim Heyeti Üyesi İnşaat Mühendisi Doç. Dr. Mehmet Selim Ökten, sayısal modelleme ve analizlerin güçlendirme ihtiyacını ortaya koyduğunu belirtti.

Ökten, “Yapılan sayısal modellemeler ve analizler neticesinde elde edilen sonuçlara göre ana kubbenin yarım kubbelerle birlikte güçlendirilmesine gerek görülmüştür. Bu işlemleri ve restorasyon müdahalelerini güvenli ve usulüne uygun olarak gerçekleştirebilmek için bahsi geçen iskele sistemi planlanmış ve membran kaplamalı koruyucu kubbe sistemi kurulmuştur.” dedi.

Prof. Dr. Yalçın: “Modern Bilgi ve Teknolojilerin Işığında Güçlendirme Amaçlanıyor”

Bilim Heyeti Üyesi Sanat Tarihçisi Prof. Dr. Asnü Bilban Yalçın da Ayasofya’nın yaklaşık bin 500 yıllık tarihinde statik sorunlar nedeniyle Bizans ve Osmanlı dönemlerinde çeşitli onarımlar geçirdiğini kaydetti.

Yalçın, “Başlatılan bu geniş kapsamlı restorasyon çalışmaları, modern bilgi ve teknolojilerin ışığında, yapının statik anlamda güçlendirilmesini amaçlamaktadır. Hem uzun geçmişinde hem de Cumhuriyet tarihimizde bir ilk olan bu çalışmalarla kubbe, yarım kubbeler ve eksedraların güçlendirilmesi planlanmıştır.” ifadelerini kullandı.

Kurulan iskelelerin araştırmalara da imkân sağlayacağını belirten Yalçın, “Bu sayede yapının günümüzde hâlâ bilinmeyen bazı noktaları anlaşılabilecek ve gerekli önlemler alınabilecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

1847 Öncesindeki Bezeme Katmanları Araştırılacak

Bilim Heyeti Üyesi Mimar Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, doğu yarım kubbedeki restorasyon ve konservasyon kapsamında mevcut bezemelerden önceki tarihî katmanların da araştırılacağını açıkladı.

Diker, “Mevcut bezemeleri 1847-49 Fossati onarımları sırasında yapılmış olan yarım kubbenin yüzeyinde, 1847 öncesindeki varlığını tarihî görsel verilerden bildiğimiz Klasik Osmanlı döneminde yazılmış olan ayetin varlığı sorgulanacaktır.” dedi.

Yapılacak raspa çalışmalarına dikkati çeken Diker, “Bu ayetin mevcudiyeti saptanırsa Ayasofya’nın Klasik Osmanlı dönemindeki cami görünümüne dair çok önemli bir katman dünya kültür envanterine yeniden kazandırılabilecektir.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Güleç: “Mozaik ve Göbek Yazısının Korunmasını da Sağlıyor”

Bilim Heyeti Üyesi Malzeme Bilimci/Kimyager Prof. Dr. Ahmet Güleç, kurulan platform ve iskele sisteminin statik çalışmaların yanı sıra kubbe içindeki mozaikler ile göbek yazısının korunmasına katkı sağladığını belirtti.

Güleç, “Platform üstüne kurulmuş olan ek iskele ile kubbe iç yüzeyinin tamamına ulaşılmış ve mozaik yüzeylerinde gerekli kontroller ile temizlik ve koruma çalışmalarına başlanmıştır.” dedi.

Ana kubbenin kurşun örtüsü kaldırıldığında yapı malzemelerinden örnekler alınacağını belirten Güleç, “Ayasofya’nın cephelerinde olduğu gibi, buradan da harç, sıva ve benzeri yapı malzemelerinden örnekler alınarak analizleri yapılacak ve koruma uygulamasında kullanılacak harç ve sıvaların içerikleri belirlenecektir.” açıklamasında bulundu.

Güleç, “Böylece Ayasofya statik olarak güçlendirilirken hem yapı malzemeleri hem de kubbe içi süsleme elemanları sağlıklı hâle getirilecektir.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Binan: “Hedef Ayasofya’yı Belirli Bir Döneme Geri Döndürmek Değil”

Bilim Heyeti Üyesi Mimar Prof. Dr. Can Şakir Binan ise Ayasofya’nın yaklaşık bin 500 yıllık tarihinin izlerini aynı yapı üzerinde taşıdığını belirterek koruma çalışmalarının özgünlük ve bütünlük ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Binan, “Ayasofya, yaklaşık bin beş yüz yıllık tarihinin izlerini aynı yapı üzerinde taşıyan, yalnızca Türkiye’nin değil insanlığın ortak hafızasının en önemli anıtlarından biridir. Bu nedenle Ayasofya’da koruma, herhangi bir yapının restorasyonundan farklı olarak, olağanüstü dikkat ve sorumluluk gerektiren bir süreçtir.” dedi.

UNESCO Dünya Mirası statüsünün gerektirdiği koruma yaklaşımına işaret eden Binan, “Yapısal güvenliğin sağlanması elbette önceliklidir; ancak bu gereklilik, mozaiklerden kalem işlerine, mermer kaplamalardan tarihsel onarım izlerine kadar Ayasofya’yı Ayasofya yapan bütün değerlerin korunmasıyla birlikte ele alınmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Müdahalelerin bilimsel araştırma ve ayrıntılı belgelemeye dayanması gerektiğini belirten Binan, “Buradaki hedefimiz Ayasofya’yı belirli bir döneme geri döndürmek değil; bin beş yüz yıllık yaşamının oluşturduğu eşsiz çok katmanlı kimliği, özgünlüğü ve bütünlüğüyle koruyarak geleceğe taşımaktır. Çünkü Ayasofya’da koruduğumuz yalnızca büyük bir mimarlık eseri değil, insanlığın ortak kültürel mirasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI